DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/652 E. , 2024/1039 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No :2024/652 Karar No : 2024/1039 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-…, 2-…, … 8-… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-… 2-… Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/6359, K:2023/7336 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Trabzon Şehir Geçişi K…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/652 E. , 2024/1039 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No :2024/652 Karar No : 2024/1039 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-…, 2-…, … 8-… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-… 2-… Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/6359, K:2023/7336 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km: 0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu karar uyarınca Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan proje revizyonu nedeniyle yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan, Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Boztepe, Gazipaşa ve Esentepe Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan taşınmazların, 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek kamulaştırma işlemlerine başlanmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarih ve 79523 sayılı kararlarının, Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Gazipaşa Mahallesi, 245 ada 50 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2022/6359, K:2023/7336 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu, Diğer taraftan, acelelik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Dosyanın incelenmesinden; 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km: 0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği; daha sonra, belirtilen güzergahta Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Proje Revizyonu nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarih ve 79523 sayılı kararıyla, yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Boztepe, Gazipaşa ve Esentepe Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve dava konusu taşınmazı da kapsayan bazı taşınmazların, bu kesime ait onaylı imar planı bulunduğundan, kamu yararı kararı ve Bakan onayı alınmaksızın, 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına karar verildiği; davalı idareler tarafından, dava konusu taşınmazın, projede, Zeytinlik Caddesi Bağlantı Kavşağı kolunda kaldığının ve Trabzon Şehir Geçişi Kanunu Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Yenicuma 2 Kavşağı Zeytinlik Bağlantı Yolu Kavşak Kolu Kesimine ilişkin olarak açılmış bir davanın bulunmadığının bildirildiği; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında kısmen yol, kısmen park, kısmen konut alanında kaldığı; taşınmazla ilgili olarak, bakılan davaya konu Bakanlar Kurulu kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlanmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü Kararı doğrultusunda, Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2022/245 sayılı dosyasında açılan acele el koyma davasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenen acele kamulaştırma bedelinin yeterli ödenek bulunmaması sebebiyle bloke edilememesi üzerine acele el koyma isteminin reddine karar verildiği; ancak sonrasında taşınmaz hakkında Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2023/17 sayılı dosyası üzerinden açılan acele el koyma davasında bilirkişilerce belirlenen acele kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiği ve Mahkemenin 02/03/2023 tarih ve E:2023/17, K:2023/81 sayılı kararıyla dava konusu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği; Dava konusu taşınmazın, yol inşaat ve emniyet sahası tesis edilmesi amacıyla kamulaştırıldığı ve davalı idarelerce, özellikle yol güzergahı üzerinde bulunan taşınmazların çok hissedarlı olduğu ve bu taşınmazlara ait tapu kayıtlarında çok sayıda takyidatların bulunduğu hallerde, olağan kamulaştırma prosedürünün tamamlanmasının çok uzun zaman alması nedeniyle yol yapım bütünlüğünün sağlanamadığı göz önünde bulundurularak, kamunun gecikme nedeniyle uğraması muhtemel kayıplarının engellenmesi amacıyla acele kamulaştırma usulünün tercih edildiğinin belirtildiği; UYAP kayıtlarının incelenmesinden ise Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları güzergahının dava konusu taşınmazı kapsayan kesimine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kısmi revizyon ve değişikliklerine dair işlemlerle ilgili olarak açılmış bir davanın bulunmadığının anlaşıldığı, Proje kapsamındaki yol yapım çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanarak otoyolun bütünüyle hizmete açılmasının projenin fonksiyonelliğini artırarak kamu yararına hizmet edeceği; bu çalışmaların kesintiye uğramadan, ivedilikle tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığı, Bu durumda, davacılara ait taşınmazın, dava konusu işlemlerde belirtilen otoyol güzergahında olduğu ve projenin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü kararının uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, Davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davaya konu taşınmaz mahallinde keşif yapılmadan, yerinde inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği, BKK üzerinden 8 sene geçtikten sonra 2021 yılında yapılan "proje değişikliğine istinaden" ve "sonradan ortaya çıkan ihtiyaç sebebiyle" bağlantı yolu kavşağına isabet eden davaya konu taşınmazın acele kamulaştırma işlemine konu edildiği, oysaki olağan kamulaştırma usulünün terk edilmesini gerektirecek mahiyette acelelik gerektiren bir durum olmadığı, olağan kamulaştırma prosedürünün tamamlanmasının uzun zaman almasının acele kamulaştırmanın gerekçesi olamayacağı gibi vakit kaybetmek istemeyen idarelerin, istisnai bir yöntem olan acele kamulaştırma yoluna başvurmalarının keyfi uygulamalara neden olacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Davacıların iddiaları ile davalı idarelerin savunmaları değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın, 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer verilen güzergah kapsamında kalıp kalmadığı hususu ara karar ile davalı idarelerden sorularak, ara karar cevapları değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km:0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar uyarınca, Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarih ve 79523 sayılı kararıyla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan proje revizyonu nedeniyle yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan, Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Boztepe, Gazipaşa ve Esentepe Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan bazı taşınmazların, bu kesime ait onaylı imar planı bulunduğundan, 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir. 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla, bu karar uyarınca alınan Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarih ve79523 sayılı kararının, Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Gazipaşa Mahallesi, 245 ada 50 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrasında; onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek olmadığı, bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınacağı; "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Kamulaştırma" başlıklı 22. maddesinin 1. fıkrasında, "Genel Müdürlük, görev alanına giren her türlü karayolunun yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahiptir." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km:0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği; daha sonra, belirtilen güzergahta Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Proje Revizyonu nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarih ve 79523 sayılı kararıyla, yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Boztepe, Gazipaşa ve Esentepe Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve dava konusu taşınmazı da kapsayan bazı taşınmazların, bu kesime ait onaylı imar planı bulunduğundan, kamu yararı kararı ve Bakan onayı alınmaksızın, 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına karar verildiği; davalı idareler tarafından, dava konusu taşınmazın, projede, Zeytinlik Caddesi Bağlantı Kavşağı kolunda kaldığının ve Trabzon Şehir Geçişi Kanunu Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Yenicuma 2 Kavşağı Zeytinlik Bağlantı Yolu Kavşak Kolu Kesimine ilişkin olarak açılmış bir davanın bulunmadığının bildirildiği; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında kısmen yol, kısmen park, kısmen konut alanında kaldığı; taşınmazla ilgili olarak, bakılan davaya konu Bakanlar Kurulu Kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlanmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü Kararı doğrultusunda, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği; dava konusu taşınmazın, yol inşaat ve emniyet sahası tesis edilmesi amacıyla kamulaştırıldığı ve Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları güzergahının dava konusu taşınmazı kapsayan kesimine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kısmi revizyon ve değişikliklerine dair işlemlerle ilgili olarak açılmış bir davanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Proje kapsamındaki yol yapım çalışmalarının tamamlanarak otoyolun bütünüyle hizmete açılmasında kamu yararı bulunduğu, dava konusu işlemlerde belirtilen otoyol güzergahında bulunan davacılara ait taşınmazın kamulaştırılmasının projenin fonksiyonelliğini artırarak kamu yararına hizmet edeceği ve bu çalışmaların kesintiye uğramadan, ivedilikle tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davacılara ait taşınmazın, dava konusu işlemlerde belirtilen otoyol güzergahında olduğu ve projenin bir an önce tamamlanmasında kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü kararının davacıların taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 11/10/2023 tarih ve E:2022/6359, K:2023/7336 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 09/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Davalı idarelerce özellikle yol güzergahı üzerinde bulunan taşınmazların çok hissedarlı olduğu ve bu taşınmazlara ait tapu kayıtlarında çok sayıda takyidatların bulunduğu hallerde, olağan kamulaştırma prosedürünün tamamlanmasının çok uzun zaman alması nedeniyle yol yapım bütünlüğünün sağlanamadığı göz önünde bulundurularak, kamunun gecikme nedeniyle uğraması muhtemel kayıplarının engellenmesi amacıyla davaya konu projenin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu belirtilmişse de, acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 28/01/2013 tarihinde alındığı, dava konusu taşınmazın, projede, Zeytinlik Caddesi Bağlantı Kavşağı üzerinde kaldığı, Zeytinlik Caddesi bağlantısı gerekli olduğundan bu kısmın projeye daha sonra eklendiği ve dava konusu parselin, yol inşaat ve emniyet sahası tesis edilmesi amacıyla, ek kamulaştırma işlemlerine başlanmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü kararının 06/07/2021 tarihinde alındığı, bu kapsamda taşınmaza acele koyma talebiyle asliye hukuk mahkemesinde davanın 30/06/2022 tarihinde açıldığı, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenen acele kamulaştırma bedelinin yeterli ödenek bulunmaması sebebiyle bloke edilememesi üzerine acele el koyma isteminin reddine karar verildiği; ancak sonrasında taşınmaz hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyası üzerinden açılan acele el koyma davasında bilirkişilerce belirlenen acele kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiği ve Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dava konusu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği hususları dikkate alındığında olayda acelelik halinin bulunmaması nedeniyle, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmında ve bu acele kamulaştırma kararına dayanılarak alınan ek kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak dava konusu işlemlerin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Uyuşmazlık konusu olayda, 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km:0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, daha sonra, belirtilen güzergahta Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Proje Revizyonu nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarih ve 79523 sayılı kararıyla, yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Boztepe, Gazipaşa ve Esentepe Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve dava konusu taşınmazı da kapsayan bazı taşınmazların ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu işlemlerden 28/01/2013 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km:0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarına ilişkin olarak alındığı, 06/07/2021 tarihli davacıların taşınmazının da bulunduğu bazı taşınmazların ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü kararında ise Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında proje revizyonu yapıldığı belirtilerek ek kamulaştırma işlemlerinin anılan proje revizyonuna dayandırıldığı anlaşılmaktaysa da, davacılar tarafından, taşınmazlarının, 28/01/2013 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan güzergah haritası kapsamında bulunmadığının; davalı idareler tarafından ise, dava konusu taşınmazın Zeytinlik Caddesi bağlantı kavşak kolunda kaldığının ve anılan bağlantı gerekli olduğundan, bu kısmın projeye sonradan eklendiğinin ifade edildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu taşınmazın, 28/01/2013 tarih ve 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer verilen güzergah kapsamında kalıp kalmadığı hususu ara karar ile davalı idarelerden sorularak, ara karar cevapları değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum. KARŞI OY XXX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: ... b) Acele kamulaştırma işlemleri. ..." hükmüne; 5. maddesinde ise, " 1. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir..." hükmüne yer verilmiştir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun "İlk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu Bakanlar Kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte bulunan halinde, Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak karara bağlayacağı davalar arasında sayılmış; 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal ve tam yargı davaları ile idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakacağı hükme bağlanmıştır. Dava konusu kamulaştırma işlemine başlama kararı ile acele kamulaştırma kararı arasında 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinde aranılan biçimde maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından, birlikte dava konusu edilebilecek işlem niteliğinde olmayan dava konusu işlemlerin iptali istemine ilişkin davanın aynı dilekçeyle açılmasına olanak bulunmadığı; bunların, ayrı yargı yerlerince sonuçlandırılması gereken davalar olduğu; dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının iptali isteminin Danıştay'da görülmesi, dava konusu kamulaştırma işlemine başlama kararının iptali isteminin ise ilk derece olarak idare mahkemesince incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı, ivedi yargılama usulüne tabi olup, ivedi yargılama kapsamında bulunmayan kamulaştırma kararının ise, ayrı yargı yerlerince ve farklı yargılama usullerine tabi şekilde değerlendirilerek sonuçlandırılması gereken bir idari işlem olduğu dikkate alındığında; anılan işlemlerin iptali istemiyle birlikte dava konu edilmesi, kamulaştırma kararının yargılama usulünün ve yargı yerinin değişmesine yol açacaktır. Bu itibarla; acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile kamulaştırma kararı arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından, birlikte dava konusu edilemeyeceği, 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevinde bulunan acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle ayrı dilekçeyle Danıştayda, 2576 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca İdare Mahkemelerinin görevinde bulunan kamulaştırma kararının iptali istemiyle ayrı dilekçeyle taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde dava açılması gerektiğinden, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun olarak düzenlenmeyen dava dilekçesinin reddine karar verilmek üzere Daire kararının bozulması gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.