Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetleri personeli olan başvurucu hakkında personel güvenlik incelemesi işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetleri personeli olan başvurucu hakkında personel güvenlik incelemesi işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Muvazzaf subay statüsünde görev yapan başvurucu hakkında ahlak dışı davranışlarda bulunduğu iddiasıyla yapılan ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmıştır. Bu kapsamda Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri tarafından 30/1/2013 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmıştır. İfade alma işlemi esnasında başvurucuya genel olarak bir kısım personel ile olan ilişkileri sorulmuştur. İdari tahkikat sonucunda başvurucu, içinde bulunduğu ahlaki durumun istihbarata karşı koyma zafiyeti taşıdığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ve kendisinin itibarını zedelediği gerekçesiyle -personeli güvenlik açısından belirli bir dönem takip ve kontrol altında tutmayı amaçlayan bir tedbir olan- personel güvenlik incelemesi (PERGİN) kapsamına alınmıştır. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) 2/1/2014 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; ifadesinin alınması sürecinde kendisine suçlu muamelesi yapıldığını, yasak sorgu yöntemleriyle iradesinin sakatlandığını ve hukuka aykırı şekilde elde edilen delillere dayalı olarak işlem yapıldığını ileri sürmüştür. Başvurucu, iki personelin araç içinde cinsel birliktelik yaşamasına yardım ettiğine ve bir personel ile aşırı samimi olduğuna ilişkin dedikoduya dayalı soyut iddialarla suçlandığını belirtmiştir. Başvurucu, mesleki sicilinin olumlu olduğunu ve herhangi bir ahlaki zafiyetinin bulunmadığını ifade etmiştir. AYİM Üçüncü Dairesinin 9/10/2014 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun personel ile ilişkilerinde uygunsuz eylemlerde bulunduğunun ve ahlaki durumunun TSK'nın ve kendisinin itibarını zedelediğinin anlaşıldığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Kararda, başvurucu ile yapılan görüşmelerde bir kısım iddianın ikrar edildiği ve tevilli anlatımlarla bu durumun teyit edildiği belirtilerek tesis edilen işlemin gerekli ve ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca AYİM kararında, istihbarat çalışması sonucunda elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde hukuka aykırı bir durum olmadığı ifade edilmiştir. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 15/1/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 7/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka yer vermiştir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 23-39; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 20-33; Mehmet Çakır, B. No: 2014/5121, 16/2/2017, §§ 19-27).