Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.03.1993-01.11.2002 tarihleri arasında davalının alt işvereni olan şirketlerde kesintisiz çalıştığını, istifa ettirilip 02.11.2002 tarihinde davalı tarafından kadroya alınarak çalışmaya devam ettiğini, 19.08.2022 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkili tarafından açılan işe iade davasında davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin 25.07.2023 tarihindeki başvurusu üzerine işe iade edilmeyerek 17.08.2023 tarihinde ödemeler yapıldığ
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.03.1993-01.11.2002 tarihleri arasında davalının alt işvereni olan şirketlerde kesintisiz çalıştığını, istifa ettirilip 02.11.2002 tarihinde davalı tarafından kadroya alınarak çalışmaya devam ettiğini, 19.08.2022 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkili tarafından açılan işe iade davasında davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin 25.07.2023 tarihindeki başvurusu üzerine işe iade edilmeyerek 17.08.2023 tarihinde ödemeler yapıldığını, 17.08.2023 tarihinin fesih tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir KARAR: Uyuşmazlık, davacının alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı asıl işveren bünyesindeki kıdeme esas süresine eklenip eklenemeyeceği ve buna göre davacının kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacakların hesaplanma yöntemi noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.