Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ------sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, davacının söz konusu takibe konu bonodan dolayı hiçbir borcu bulunmadığını, yapılan takibin haksız ve mesnetsiz olduğunu, takibe konu bononun, kambiyo senedi vasfına haiz olmadığını, icra müdürlüğüne sunulan takibe konu bonoda TTK 776. Maddesinde sayılan bononun zorunlu unsurlarından olan " Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, " unsurunu ihtiva etmediği
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İtalyan vatandaşı olduğunu, ülkesinde tekstil sektöründe uzun yıllardan bu yana faaliyet göstermekte olan bir iş adamı olduğunu, müvekkilinin kendi ülkesinde bir marka olan aile firması ... Firması bünyesinde hayatını sürdürdüğünü, bu ali firması ile ... Markasını oluşturduğunu, müvekkilinin bu tecrübesi ile yeni bir girişimde bulunarak tekstil malzemelerinin dağıtım ihracat ve piyasaya sürülmesi faaliyetlerini konu alan ... ünvanlı şirketin İtalya da kurulması işlemini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin girişimcilik faaliyetleri amacı doğrultusunda yurtdışı pazarına tekstil ürünlerini ihraç ve dağıtım için pazar araştırması kapsamında, İtalyan ve Türk Pasaportu hamili olan aynı zamanda İran vatandaşı olan davalı şirketin ortağı ... ile tanıştığını, ve ... ve ...isimlerini kullanarak Türkiye de ticari işletme kurmak üzere anlaştıklarını, ve Türkiye de isim değişikliği sonucu davalı ... Şirkiti'ni kurduklarını, müvekkilinin iş bu kurulan şirketin %50 pay sahibi olup, diğer %50 lik kısman %35'i ...'e ve %15'i eşi ...'e olarak paylaştırıldığını, ortaklardan ...'in Türkiye'de ikamet etmesi sebebi ile şirketin buradaki işlerinin kolay devam etmesi düşüncesi ile ve şirketin kuruluş amacındaki Türkiye ve İran başta olmak üzere Ortadoğu pazarına yapılacak ihracat görüşmelerini bizzat yürütebilmesi için şirketi temsil ve imzaya yetkili kişi olarak atandığını, davalı şirketin ürünlerini sergileyeceği ve satışa sunacağı ilk mazasını ... adresinde açtıklarını, bu mağazanın kurulum ve mimarı işlerini üstlenen firmaya 79.000.EURO luk ödemeyi müvekkilinin kendi şahsi hesabından ödediğini, ayrıca bu mağazada sergilenip satılacak ürünlerin tedariği için müvekkilinin İtalya da bulunan bir firma ile anlaştığını ve müvekkili tarafından aynı mağaza açılışında olduğu gibi bu siparişlerin ödemesini müvekkilinin şahsi hesabından ödediğini, müvekkilinin davalı şirketin kurulduğu andan ortakları ile irtibatın tamamen kesilmesi anına kadar şirketin devamı ve kurulumunda amaçlanan faaliyetin gerçekleşebilmesi için gerekli tüm özveriyi gösterdiğini, ayrıca müvekkilinin zararının sadece bununla ibaret olmadığını, müvekkilinin yallar zarfında dünyada tek olan ve fiyatı ile büyük değere sahip parçalardan oluşan bir kol saati koleksiyonunun sahibi olduğunu, bu tutkusunu davalı şirketin ortağı ile paylaştığını, diğer ortağında aynı tutkuyu müvekkili ile paylaştığını ve oğlu olan ...'in Türkiyete saat sektöründe çalıştığını saat markası ... firmasının ... ofisinin ortağı olduğunu belirtmesi üzerine taraflar yeni kurulmuş olan şirketlerine , açılmış olan mağazalarına ve ticaretlerine sermaye yaratması bakımından müvekkilin şahsi mal varlığı olan ve yaklaşık 1 milyon Avro değerindeki saatlerinin satış ve pazarlama faaliyetlerinin yapılması hususunda anlaştıklarını, satış ve pazarlanması yapılacağı söylenen müvekkilinin şahsi mal varlığı olan saatlerin 3 aylık süre içinde satılacağı ve gelirinin müvekkilinin hesabına ve ortak oldukları şirket hesabına kaydedileceği, satılmaması halinde saatlerin iade edileceği hususunda anlaştıklarını, ancak bu anlaşmanın hiçbir zaman gerçekleşmediğini ve müvekkilinin 1 milyon avro bedelden yüksek olan şahsi mal varlığından olduğunu bu konu hakkında ... CBS ... sayılı soruşturma dosyasında davalı şirketin ortakları hakkında yaptıkları şikayet sonucu ceza soruşturmasının devam ettiğini, müvekkili ile ortakları arasında devam eden ceza soruşturma dosyası ve ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesinin aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırdığını, aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin %50 ortağı olan müvekkilinin şirketin kurulduğu günden bu yana hiçbir maddi manevi menfaatine hizmet etmemiş ve aksine oldukça büyük zararına sebep olmuş ortaklığın tek care olarak feshedilmesi gerektiğini, müvekkilinin şirket hakkında bilgi alma ve inceleme hakları diğer ortaklar tarafından engellendiğini müvekkilinin şirket kurulduğu günden bu yana şirket ticari defter ve veya kayıtları ile ilgili hiçbir bilgi ve belge görememiş , şirkete adına tutulan gerçek iş gerek dış ticari kayıtlarından hiç haberdar olmadığını, müvekkili ile ortaklarının uzun zamandır görüşmediğini, 23/11/2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde, müvekkilinin de ismi anılarak ortakların toplantıya katıldığı ve şirketin adres değişikliğine karar verildiği belirtilmiş ve müvekkilinin ismine de imza açıldığını, oysa o tarihlerde müvekilinin ortakları ile zedelenen ilişkileri nedeni ile görüşmediğini, müvekkilinin davalı şirketin ana sözleşmesine aykırı olarak genel kurul toplantısına çağırmayarak müvekkilinin yokluğunda kendi imzasına yer verilerek genel kurul toplantısı yapıldığını, beyan ederek davalı şirketin haklı sebeple feshine, mahkemece şirketin feshine karar verilmez ise öngörülen ortaklıktan çıkma ile müvekkilinin güncel ekonomik değerlere göre belirlenecek ortaklık payının ödenmesi ve devamındaki hükümlerin uygulanması taleplerinin kabulüne karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.