T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/06/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...-T.C. Kimlik no:... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...... DAVANIN KONUSU : İtirazı…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 15/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/06/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...-T.C. Kimlik no:... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sipariş üzerine terlik üretim işi ile meşgul olduğunu, 2023 yılında taraflar arasında ticari ilişki başladığını, müvekkilinin davalı tarafın siparişi üzerine binlerce çift otel terliği üreterek davalı tarafa teslim ettiğini, işbu ticaretin sonu olarak da müvekkilinin davalı tarafa 8 adet fatura kestiğini, işbu faturalara davalı tarafından herhangi bir itiraz olmadığını, kesilen 8 adet faturadan 6 tanesinin bedelinin ödendiğini, davalı tarafa en son ödemeyi 23/06/2023 tarihinde 20.000-TL olarak yapılsa da 16/06/2023 tarihli ... ve 20/06/2023 tarihli ... iki fatura bedeli olan 85.556,00-TL ödemeyi yapmadığını, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmediğini fakat ödeme işleminin de süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, davalı tarafın tüm ihtarlarına rağmen borcunu ödememiş olduğundan dolayı kendisi hakkında ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçildiğini; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi ile 16/06/2023 tarihli ... ve 20/06/2023 tarihli ... iki fatura bedeli olan 85.556,00-TL ödemeye dayalı alacak talep edildiğini, öncelikle davacı tarafın belirttiği her iki faturanın da fatura numarasının aynı bulunduğunu, bu kapsamda uyuşmazlığa konu tek bir fatura mı yoksa iki farklı fatura mı olduğunun tespit edilemediğini, söz konusu durumun taraflarınca anlaşılamadığını, dava değerinin netleştirilmesi gerektiğini ve söz konusu durumun davacı tarafa açıklatılması gerektiğini, işbu ilamsız icra takibine ilişkin olarak gönderilen ödeme emrine karşı yasal süresi içinde itirazlarının sunulduğunu, davalı şirketin, itirazlarında haklı olduğunu davacı tarafın aksi yöndeki iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde borca itirazlarının haklılığının ortaya çıkacağını, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili şirkete teslim edilen herhangi bir ürün bulunmadığını, dava konusu ödeme emrinde 85.556,00-TL tutarındaki borcun sebebi "Baskılı lüks elyaf otel terliği" ile "Taban havlu lüx elyaf otel terliği, Çift kat havlu otel terliği" olarak gösterildiğini, ancak ödeme emrinde bahsi geçen ürünlerin, davacı tarafından müvekkili şirkete teslim edilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte; faturanın varlığı, malların alıcıya teslim edildiği anlamına gelmediğini, malın teslim edildiğine ilişkin ispat yükünün satıcı tarafta olduğu açık olup davacının bu iddiasını ancak yazılı delil ile ispat edebilmesinin mümkün olduğunu, somut ihtilafta davacı tarafın, fatura dayanağı malların müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin hiçbir belgeyi dosyaya sunamadığını ve bu iddiasını kanıtlayamadığını, emsal Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere, dava konusu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasının malın teslim edildiğini ispat etmediğini, ayrıca davacı tarafından sunulan "Whatsapp" konuşmalarının müvekkiline ait olmadığını, bununla birlikte kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işbu "Whatsapp" konuşmalarında faturalara konu edilen ürünlerin teslim edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığını, bu minvalde söz konusu konuşmaların tamamına itiraz ettiklerini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, söz konusu faturaların müvekkili şirkete tebliğ olmuşsa bile bu faturalara itiraz edilmemiş olmasının da yine malın teslim edildiğini göstermeyeceğini, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir akdi ilişki de bulunmadığını, davalı şirketin dava konusu borç açısından davacı tarafından temerrüde düşürülmediğini, dolayısıyla huzurdaki davanın salt bu sebeple bile reddedilmesi gerektiğini, bu sebepten ötürü davacı alacaklının başlatmış olduğu icra takibi açısından asıl alacağa faiz işleterek davalı şirketten talep edebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafından da belirtilen taraflar arasındaki cari hesaba istinaden müvekkilinin tüm ödemeleri eksiksiz yaptığını, bu ödemelere ilişkin olarak ise; müvekkilinin avans ödeme olarak davacıya toplamda 250.075,30- TL tutarında kumaş ham madde ve iki adet dikiş makinesi teslim ettiğini, davacı tarafın müvekkilinden alacaklı değil tam aksine müvekkiline borçlu olduğunu, Whatsapp konuşması tahtında; davacının 58.344,00 TL tutarında borcu kaldığını belirtir bir tabloyu müvekkili ile paylaştığını, bu minvalde müvekkilinin ise 07/07/2023 tarihinde 20.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını, ancak kalan 38.344,00 TL meblağın hiçbir şekilde müvekkili ile ilgisi bulunmadığını, söz konusu bakiye borca itiraz ettiklerini, davacının huzurdaki davaya konu ettiği son iki fatura borcunun gerçeği yansıtmadığını, söz konusu durumun ise tarafların ticari defterleri, bilirkişiler marifetiyle incelendiğinde ortaya çıkacağını, davacı tarafa huzurdaki davanın konusunu oluşturan icra takibindeki tutar hariç önceki faturalara ilişkin olarak tüm ödemelerin yapıldığını, işbu ödemeler dahi davalı şirketin kötü niyetli olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, bu durumda davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatının da mahkeme tarafından reddi gerektiğini, İcra İflas Kanun tarafından icra inkar tazminatı için ayrı ayrı aranan iki koşul olan haksız ve kötü niyet somut olayda mevcut olmadığından mütevellit davalı şirketin kendi kayıtlarına dayanarak itiraz hakkını kullandığını savunarak davanın reddi ile davacının %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde sunulan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığının kanıtlandığını, nitekim tarafların ticari defter ve kayıtlarının dava ve konusu edilen iki adet fatura bakımından BA-BS formlarıyla ve takip talebinde yer alan asıl alacak miktarı ile uyumlu olduğu, bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; ... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla itiraza uğrayan alacak miktarı olan 85.556,00-TL'nin %20 sine tekabül eden 17.111,2-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, söz konusu bakiye borca itiraz ettiklerini, davacının huzurdaki davaya konu ettiği son iki fatura borcunun gerçeği yansıtmadığını, söz konusu durumun ise ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, davacının sunduğu "Whatsapp" yazışmalarındaki telefon numarasının müvekkiline ait olmadığını, müvekkiline ait olmayan bir telefon numarası ile müvekkilinin 85.556,00-TL ödemesine karar verilmesinin ise hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, davacı tarafından sunulan "Whatsapp" mesajlarını kesinlikle müvekkilinin göndermediğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da delili sunmak isteyen kişinin, delil olarak sunulmak istenen Whatsapp konuşmasının tarafı olmalı ve yazışma kaydının kendisi tarafından alınmış olması gerektiğini, somut olayda ise davacı tarafın iddia ettiği "Whatsapp" konuşmasının karşı tarafının müvekkili olmadığını, bu minvalde müvekkilinin, konuşmanın tarafı olarak bulunmadığını, söz konusu konuşmaların işbu davada delil olarak nitelendirilmemesi gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre "Whatsapp" mesajlarının kesin delil olarak nitelendirilmediğini, bu minvalde davacının davasını ispat edemediğini, davanın reddi gerekmekte iken davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, her ne kadar davacının, davasını "Whatsapp" konuşmalarına dayandırmış olsa da, söz konusu yazışmaların üzerinde herhangi bir oynama yapılıp yapılmadığının taraflarınca bilinemediğini, davacının sunduğu "Whatsapp" yazışmaları dair ekran görüntülerinin fotoşok, foto manipülasyon yapılıp yapılmadığı konusunun ise açıklığa kavuşturulması gerektiğini, söz konusu yazışmaların müvekkiline ait olduğunu bir an düşünecek olsa bile müvekkilinin davacıdan bu denli yüksek miktardaki bir meblağın salt "Whatsapp" mesajlaşması ile müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olacağını, müvekkiline ait olmayan bir telefon numarası ile içeriğinden ne olduğu anlaşılmayan bir mesajlaşmadan ötürü bu miktardaki bir paranın müvekkilinden alınmasının kabul edilemeyeceğini, işbu davanın senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, davacı tarafa huzurdaki davanın konusunu oluşturan icra takibindeki tutar hariç önceki faturalara ilişkin olarak tüm ödemelerin yapıldığını, işbu ödemeler dahi davalı şirketin kötü niyetli olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, İcra İflas Kanunu tarafından icra inkar tazminatı için ayrı ayrı aranan iki koşul olan haksız ve kötü niyet somut olayda mevcut olmadığından mütevellit davalı şirketin kendi kayıtlarına dayanarak itiraz hakkını kullandığını, haksız bir itirazdan söz etmenin mümkün olmadığını, kötü niyet ve haksız şartları birlikte meydana gelmediğinden ötürü davacının icra inkar tazminatı talebinin de hukuki dayanaktan yoksun ve geçersiz olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, satış sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, icra takibine konu 16/06/2023 tarihli ... ve 20/06/2023 tarihli ... nolu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğunun sabit olmasına, bu faturalardan kaynaklı borcun ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediğine göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 5.844,33 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.461,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.383,23 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.15/01/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.