TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/01/2024 NUMARASI : 2023/291 Esas, 2024/17 Karar DAVANIN KONUSU: Ayıplı iş bedeli/ bakiye iş bedeli KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan…
T.C İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/554 KARAR NO : 2025/1453 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/01/2024 NUMARASI : 2023/291 Esas, 2024/17 Karar DAVANIN KONUSU: Ayıplı iş bedeli/ bakiye iş bedeli KARAR TARİHİ : 11/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı iş bedeli alacağının tahsili, karşı dava; bakiye iş bedeli alacağının tahsili talebine ilişkin olup; mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı iş sahibi vekili; davacının dikilmiş hazır 18.910 parça ürünü (elbise-konfeksiyon) davalıya taş baskı yapılması için teslim ettiğini, davalının yaptığı taş baskıda phthalates (kanserojen) maddesinin olduğunun testlerde ortaya çıktığını, durumun derhal davalıya bildirildiğini, ancak sonuç alınamayınca; bu sefer Bakırköy 40. Noterliği'nin 01/11/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeden dönüldüğünün ve zararın ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının olumlu bir cevap vermediğini, davalının insan sağlığına zararlı malzeme kullanmasından dolayı ihbar süresine bağlı olmaksızın meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğunu, kaldı ki davacının süresinde derhal durumu davalıya ihbar ederek sözleşmeden döndüğünü davalıya bildirdiğini, davalı yanca işin ayıplı yapılmasından dolayı ürünler ihraç edilemediği gibi iç piyasada da satılmasının mümkün olmadığını, ürünlerdeki bu ayıbın tadilat ile giderilmeyeceğini, yapılan iş ile ilgili davacının kabule zorlanamayacağını, dava konusu 18.910 adet elbise kullanılamaz halde bulunduğundan ve satışı mümkün olmadığından; bu ürünler için harcanan 49.000,00 TL kumaş bedeli ve 9.000,00 TL parça baskı bedelinin; davacı iş sahibine iadesinin gerektiğini, ürünlerin talep halinde davalıya iade edilebileceğini belirterek; fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmeden dönme taleplerinin kabulü ile, dava konusu 18.910 adet elbise için kullanılan 49.000,00 TL kumaş bedeli ve 9.000,00 TL parça baskı bedeli olmak üzere toplam 58.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı yüklenici vekili; davacı iş sahibi firmanın verdiği numuneye göre, atölyece tedarik edilen malzeme ile “şahit numune” hazırlandığını ve davacı firmanın onayına sunulduğunu, bu numunelerin yalnızca davacı şirket için ve şahit numuneye göre hazırlanan ürünler olduğunu, şahit numune için gerekli olan hammadde, aksesuar ve malzemenin ithalatçı firmalardan tedarik edildiğini, davalı firmanın, tedarik ettiği malzemeyle hazırladığı şahit numunenin, davacı firma yetkilisi ... tarafından onaylanması ile şahit numuneye göre seri üretime geçildiğini, davalı firmanın, kullandığı malzemenin %0,1 oranında kanserojen madde içerdiğini bilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacı firma tarafından, sipariş tarihine kadar, davalı firmaya hangi maddelerin kullanılmayacağı ile ilgili bir uyarı veya bildirim de yapılmadığını, şahit numunenin onaylanmasından önce test yapılmasının tamamen davacı firma sorumluluğunda olan bir yükümlülük olduğunu, davalı firmanın örnek taş baskı ve fiyatın onaylanması üzerine seri üretime geçtiğini, aksi takdirde sipariş teklifinde belirtilen özellikler üzerinden alıcının onayını almadan seri üretime geçilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı firma tarafından hazırlanan taş baskı ve nakış numunelerinin, üretimden önce davacı firmanın yetkilisine teslim edildiğini ve 2 gün sonra fiyat ve ürün onayı ile seri üretime geçildiğini, davacı firmanın ilk ürün gönderme tarihinin 26/09/2017 ve son gönderdiği ürünün ise 10/10/2017 tarihli olduğunu, davacının sunulan şahit numuneye göre üretime onay verdikten sonra, ürünleri kabul etmeyerek asıl kusurlu taraf olduğunu, bu sebeple davalı firmadan kumaş ve parça baskı bedeli talep edebilmenin yasal koşullarının bulunmadığı gibi anlaşılan ve onaylanan fiyat üzerinden davalıya olan borcunu ödemesinin gerektiğini, sözleşme ifa edildikten sonra, sözleşmeden caymanın belli şekle ve süreye bağlandığını, ihbara konu malın son kısmın 18/10/2017 tarihinde muhatap firma yetkilisine teslim edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, malın teslim tarihinden itibaren 13 gün sonra ayıplı çıktığını belirttiğini, ancak 26/10/2017 tarihine kadar müvekkili firmaya usulüne uygun biçimde ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı dava olarak; süresinde karşı davacı firmanın yetkilisi tarafından onaylanan şahit numuneye uygun imal edilip teslim edilen ürünlerle ilgili davacı yüklenici firmaya üretim aşamasında ve yasal sürede bir ayıp ihbarının yapılmaması nedeniyle eser sözleşmesinden doğan 51.321,74 TL alacağının; ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; “şahit numune”nin şekli anlamda bir inceleme için gönderilen bir numune olduğunu, yani rengi, görüntüsü, ölçüsü v.s. nin kontrolü için verilen bir numune olduğunu, şahit numunenin laboratuvara gönderilmeyeceğini, şahit numuneye onay verilmesinin; davalarla bir ilgisinin bulunmadığını, ayrıca şahit numuneye onay verildiğinin de gerçek olmadığını, ihraç edilecek ürünün kanserojen madde içermesinin kontrolü açısından üretimin bir aşamasında bir numune alınarak laboratuvara verildiğini, bunun şahit numune olmadığını, bu ürünün banttan alındığını, bazen de ihracattan hemen önce yapıldığını, bazen ürün devam derken bazen üretim bitince alınıp laboratuvara, bazen de ilk çıkan işte numunenin alınarak laboratuvara verildiğini, bunun mantığının da davacı şahit numune ile üretimde kullandığı maddelerin farklı olmasını önlemek olduğunu, çünkü üretimde şahit numuneden farklı madde kullanılabileceğini, bunu bilmenin mümkün olmadığını, eğer daha önce bir firmayla çalışılmış ise firmaya güveniliyorsa şahit numunenin de laboratuvara gönderilebileceğini, laboratuvar sonuçlarını almanın üretimin bir parçası olmadığını, yani laboratuvar sonucuna göre üretime geçilmeyeceğini, üretilen maldan numune alınarak laboratuvara gönderileceğini, davalının üretimde insan sağlığına zararlı madde kullanamayacağını, insan sağlığına zararlı madde kullanılamaz diye davacıya talimat verilmesine de gerek olmadığını, insan sağlığına zararlı madde içeren üretimin ayıplı üretim olduğunu, ayıplı üretimin yapılmaması için ayrıca bir talimata da gerek olmadığını, davalıya ayıp ihbarının derhal yapıldığını, ihbar tarihinin ayıp ihbar tarihi olmadığını, ihbarın daha önce yapıldığını, görüşmelerle yapıldığını, sonuç alınamayınca noterden ihtar çekildiğini, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını tanıkla ispatlayacaklarını, karşı davalının Borçlar Kanunu 475/1 maddesine göre sözleşmeden dönme hakkını kullanmış olduğundan; karşı davacının sözleşmenin bedelini istemesinin mümkün olmadığını, davalının karşı davada belirttiği alacak miktarını da kabul etmediklerini, eğer iş ayıplı olmasa idi bile davalıya belirtilen kadar rakam ödenmeyeceğini, daha düşük fiyata anlaşıldığını, belirterek, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, 31/10/2019 tarih, 2017/1048 Esas, 2019/1164 Karar sayılı karar ile; davacının dikilmiş hazır 18.910 parça ürünü (elbise-konfeksiyon) davalıya taşbaskı yapması için teslim ettiği, davalının yaptığı taş baskıda phthalates (kanserojen) maddesinin olduğunun yapılan testlerde ortaya çıktığı, bilirkişi raporunda da yapılan teknik incelemede, davalının iş yerinde bulunan 18.910 adet ürüne ait kesilmiş kumaş parçalarının, davalı yanca taş baskı yapılan kısımlarında, % 0,1 kabul limitinin üzerinde insan sağlığına zararlı madde olan fitalat içerdiğinden; ayıplı olduğu,ayıbın davalının kusuru sonucu oluştuğu, kumaşta fitalat ayıbının, test yapılarak anlaşılabilecek bir ayıp olduğu, davacının muayene ve ayıp ihbarını işin olağan sürecine göre, süresinde yaptığı, dava konusu 18.910 adet ürüne ait kumaş parçalarının insan sağlığına zararlı kanserojen fitalat maddesi içerdiğinden; piyasada değerlendirilemeyeceği, tamir ile de düzeltilemeyeceğinin tespit edildiği, bu tespitler yönünden bilirkişi raporuna itibar edildiği, bilirkişi raporunda davacının zararının 142.219,72 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince davalıya gönderilen Bakırköy 40. Noterliği'nin ... yevmiye nolu, 01/11/2017 tarihli ihtarnamesinde, davacı tarafın ürünlerin taşbaskı nedeniyle ayıplı olduğunun, satılması ve onarılmasının mümkün olmadığının, bu nedenle sözleşmeden dönüldüğünün belirtildiği ve 49.000,00 TL kumaş bedeli ile 9.000,00 TL parça baskı bedeli olmak üzere toplam 58.000,00 TL'nin ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiği, aynı ihtarnamede ürünlerin kullanılamaması nedeniyle davalıya iade edebileceğinin de bildirildiği, eldeki davanın da bu miktar üzerinden açıldığı, bu durumda davacının zararının 58.000,00 TL olduğunun belirlendiği, davalı tarafın, dava konusu üretimle ilgili “şahit numune” hazırlandığı ve onaya sunulduğunu, şahit numunenin, davalı firma yetkilisi ... tarafından onaylanması ile şahit numuneye göre seri üretime geçildiği, davacının test sonuçlarını beklemeden seri üretime geçmeye onay vermesi nedeniyle kusurlu olduğunu savunduğu, bu durumda davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesine (818 sayılı BK 44) göre zarar görenin zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği, olayda; davacının üretim devam ederken test sonuçlarının geldiğini, davalıya bildirilmesine rağmen; davalının üretime devam ederek sonuçlandırdığını ileri sürdüğü, ancak davacı yanca davalıya bu yönde bir ihtaratta bulunduğuna ilişkin ispata yarar delil sunulamadığı, davacı tanıklarının bu yöndeki beyanlarına tek başına itibar edilmediği,kaldı ki test sonuçları alınmadan üretime başlanmasına onay verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda taş baskı ürünlerinde kanserojen madde kullanan davalının, kullandığı malzemelerin niteliğini araştırmak ve bilmekle yükümlü olduğu, bunu yapmayan davalının, ürünlere test yaptırmasına rağmen test sonuçlarını beklemeden üretime onay veren davacının da zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet verdiği, buna göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince davacının müterafik kusuru nedeniyle, tazminattan %20 oranında indirim yapılması cihetine gidildiği, kabul edilen davacı zararı olan 58.000,00 TL' den %20 indirim yapılarak 46.400,00 TL davacı iş sahibi zararının bulunduğu, ayıplı kumaşların davalıya iadesine karar verilmesi gerektiği, karşı davada, davalı yüklenicinin yaptığı işin ayıplı olması nedeniyle iş sahibinine teslim ettiği ürünlerin zarar gördüğü ve kullanılamaz hale geldiği nazara alındığında karşı davacının iş bedeli talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle asıl dava yönünden; asıl davanın kısmen kabulü ile 46.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek navans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ayıplı kumaşların davalıya iadesine, karşı davanın ise reddine dair verilen karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizce, 2020/315 E., 2023/208 K 22.02.2023 tarihli karar ile; davalıya taş baskı yapılması için davacı yanca gönderilen yaklaşık 18.910 adet ürünün taş baskı yapılarak davacıya parti parti teslim edildiği, son teslimat tarihinin 18/10/2017 olduğu, bu durumun her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı yanca son teslimatı yapılacak ürünlerden 3.000-4.000 tanesinin baskısı yapılmışken; üretim aşamasında alınan numune kumaşın 27/09/2017 tarihinde laboratuvara gönderildiği, TÜVRheinland tarafından hazırlanan 27/09/2017 tarihli raporda; ürünlerde kanserojen madde bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun davacı yanca yurt dışı müşteriye iletildiği, müşteri tarafından ürün üretiminin durdurulması yönünde talimat verilmesi üzerine; son teslimat ürünlerinden 3.000-4.000 tanesinin baskısı yapılmışken; laboratuvar sonucunun davalıya önce şifahen bildirildiği, sonrasında Bakırköy 40. Noterliği'nden keşide edilen 01/11/2017 tarihli ihtarname ile tüm ürünlerdeki ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsilinin talep edildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sırasında laboratuvara gönderilen 6 parça kumaş üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda taş baskı sırasında kullanılan taşta kanserojen madde olduğunun tespit edildiği, bu itibarla davacı yanca ürünlerdeki ayıp iddiasının ispatlandığı, ancak sadece son teslimattaki ürünlerdeki gizli ayıbın makul süre içinde davalı yana bildirildiği, buna karşın son teslimattan önceki ürünlerdeki ayıp ihbarı için makul sürenin aşıldığı sonucuna varıldığı, bu durumda mahkemece, dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda aynı bilirkişilerden ek rapor aldırılması ve bulunacak sonuca göre asıl ve karşı dava yönünden hüküm tesis edilmesi gerektiği şeklindeki gerekçe ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılamada Mahkemece 11.01.2024 tarihli karar ile; Asıl dava yönünden ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve 2020/315 Esas 2023/208 Karar sayılı kaldırılma ilamı doğrultusun da dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda alınan bilirkişi raporuna göre; davacının 10.10.2017 tarihli 121991 nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen 2.770 adetinin taş baskı işlemi yapıldıktan hemen sonra, süresinde, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalının yapılan taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde, kalan 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olduğu, ayıplı toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının 13.096,77 TL zararının oluştuğu, tespit edilmiş olup dosyada alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davacı tarafın davalı taraftan 13.096,77 TL zarar bedeli talep edebileceğinin anlaşıldığı, Karşı dava yönünden; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve 2020/315 Esas 2023/208 Karar sayılı kaldırılma ilamı ilamı doğrultusunda; dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak, ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda alınan bilirkişi raporuna göre; davacının 10.10.2017 tarihli 121991 nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen 2.770 adetinin taş baskı işlemi yapıldıktan hemen sonra, süresinde, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalının yapılan taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde, kalan 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olduğu, ayıplı toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının 13.096,77 TL zararının oluştuğu, bu kapsamda davalı /karşı davacının, davacı/ karşı davalıdan 38.224,97 TL alacağı olduğu tespit edildiği gerekçesi ile; asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 13.096,77 TL 'nin dava tarihi olan 15/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 38.224,97 TL 'nin karşı dava tarihi olan 13/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalının en son teslim ettiği partinin, 18/10/2017 tarih, 060762 nolu irsaliye ile 18910 adet olduğunu, eser sözleşmesinde ayıp ihbar süresinin, yüklenicinin eseri teslim ettiği tarihten başlayacağını, bilirkişinin hatalı olarak davacının yani eser sahibinin kumaşı yükleniciye teslim ettiği irsaliye üzerinden hesap yaptığını, Mahkemeninde bu hatalı raporu karara esas aldığını, davalının yani yüklenicinin en son teslim ettiği irsaliye üzerinden hesap yapılması gerektiğini, yüklenicin eseri teslim etmeden ayıp ihbar süresinin başlamayacağını, bilirkişi doğru irsaliye üzerinden hesap yapmış olsa bile ( ki doğru değil ) davalı- karşı davacının dava konusu ettiği fatura(51.321,74 TL lik fatura) içeriğinde bilirkişinin ayıplı olarak tespit ettiği 4270 adet ürünün de taş baskı bedeli bulunduğundan; bu ayıplı ürünlere ilişkin faturaya yansıtılan kısmın çıkarılması gerektiğini, yani davalı karşı davacının; bilirkişi raporuna göre ayıplı olduğu tespit edilen 4270 adet ürünün de taşbaskı bedelini tahsil etmiş olacağını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; ek raporda itirazlarının çoğunun karşılandığını, raporda asıl hatanın; ayıp ihbarının süresinde yapıldığı iddia edilen 2.770,00 adet ürüne, 1500,00 adet bizim kabulümüzde olan ürünün de eklendiğini, halbuki davalı- karşı davacının kabul ettiği 1.500,00 adet ürün de bu ürünlerin içinde olduğu halde buna ilave yapılarak 4.270,00 adet üzerinden hatalı hesaplama yapıldığını, ek raporda da; dava konusu kumaş bedeli 58.000,00 TL olarak tespit edildiğini, davacı-karşı davalının talebine göre ürün adet kumaş maliyetinin 58.000,00 TL : 18.910 adet = 3,06 TL adet maliyeti olduğu, rapordaki 2770 adete göre hesap yapılması durumunda; 8.476,20 TL kumaş maliyeti bulunduğu, buna göre davalı- karşı davacının alacağının, 42.845,54 TL olması gerektiğini, davalı- karşı davacının kabulüne göre ise; 1500,00 adet X 3,06 = 4.590,00 TL olduğunu, bu durumda; davalı-karşı davacının talep edebileceği alacağının 46.731,74 TL olduğunu, bunun için yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığını, raporda birim maliyetler belli olduğundan; talep edebilecek alacak miktarının hesap edilebilir hale geldiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı yüklenici, davalı ise taşerondur. Taraflar arasında; davacı yanca üretilen tekstil ürünlerine davalı tarafça taşbaskı yapılması konulu eser sözleşmesi akdedildiği hususu tarafların kabulündedir. Davacı iş sahibi vekili; davacının dikilmiş hazır 18.910 parça ürünü (elbise-konfeksiyon) davalıya taş baskı yapılması için teslim ettiğini, davalının yaptığı taş baskıda phthalates (kanserojen) maddesinin olduğunun testlerde ortaya çıktığını, durumun derhal davalıya bildirildiğini, ancak sonuç alınamayınca; bu sefer Bakırköy 40. Noterliği'nin 01/11/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeden dönüldüğünün ve zararın ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının olumlu bir cevap vermediğini, davalının insan sağlığına zararlı malzeme kullanmasından dolayı ihbar süresine bağlı olmaksızın meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğunu, kaldı ki davacının süresinde derhal durumu davalıya ihbar ederek sözleşmeden döndüğünü davalıya bildirdiğini, davalı yanca işin ayıplı yapılmasından dolayı ürünler ihraç edilemediği gibi iç piyasada da satılmasının mümkün olmadığını, ürünlerdeki bu ayıbın tadilat ile giderilmeyeceğini, yapılan iş ile ilgili davacının kabule zorlanamayacağını, dava konusu 18.910 adet elbise kullanılamaz halde bulunduğundan ve satışı mümkün olmadığından; bu ürünler için harcanan 49.000,00 TL kumaş bedeli ve 9.000,00 TL parça baskı bedelinin; davacı iş sahibine iadesinin gerektiğini, ürünlerin talep halinde davalıya iade edilebileceğini belirterek; dava konusu 18.910 adet elbise için kullanılan 49.000,00 TL kumaş bedeli ve 9.000,00 TL parça baskı bedeli olmak üzere toplam 58.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davalı yüklenici vekili; davacı iş sahibi firmanın verdiği numuneye göre, atölyece tedarik edilen malzeme ile “şahit numune” hazırlandığını ve davacı firmanın onayına sunulduğunu, bu numunelerin yalnızca davacı şirket için ve şahit numuneye göre hazırlanan ürünler olduğunu, şahit numunenin, davacı firma yetkilisi ... tarafından onaylanması ile şahit numuneye göre seri üretime geçildiğini, davalı firmanın, kullandığı malzemenin %0,1 oranında kanserojen madde içerdiğini bilmesinin mümkün olmadığını, 26/10/2017 tarihine kadar müvekkili firmaya usulüne uygun biçimde ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı dava olarak; süresinde karşı davacı firmanın yetkilisi tarafından onaylanan şahit numuneye uygun imal edilip teslim edilen ürünlerle ilgili davacı yüklenici firmaya üretim aşamasında ve yasal sürede bir ayıp ihbarının yapılmaması nedeniyle eser sözleşmesinden doğan 51.321,74 TL alacağının; ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 11.01.2024 tarihli karar ile; Asıl dava yönünden ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve 2020/315 Esas 2023/208 Karar sayılı kaldırılma ilamı doğrultusun da dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda alınan bilirkişi raporuna göre; davacının 10.10.2017 tarihli 121991 nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen 2.770 adetinin taş baskı işlemi yapıldıktan hemen sonra, süresinde, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalının yapılan taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde, kalan 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olduğu, ayıplı toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının 13.096,77 TL zararının oluştuğu, tespit edilmiş olup dosyada alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davacı tarafın davalı taraftan 13.096,77 TL zarar bedeli talep edebileceğinin anlaşıldığı, Karşı dava yönünden; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve 2020/315 Esas 2023/208 Karar sayılı kaldırılma ilamı ilamı doğrultusunda; dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak, ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda alınan bilirkişi raporuna göre; davacının 10.10.2017 tarihli 121991 nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen 2.770 adetinin taş baskı işlemi yapıldıktan hemen sonra, süresinde, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalının yapılan taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde, kalan 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olduğu, ayıplı toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının 13.096,77 TL zararının oluştuğu, bu kapsamda davalı /karşı davacının, davacı/ karşı davalıdan 38.224,97 TL alacağı olduğu tespit edildiği gerekçesi ile; asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 13.096,77 TL 'nin dava tarihi olan 15/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 38.224,97 TL 'nin karşı dava tarihi olan 13/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Somut olayda, davacı iş sahibi, 18.910 adet tekstil ürününü davalı yana taş baskı yapması için teslim ettiği, davalı yüklenicinin de, taş baskı işlerini tamamlayıp ürünlerin tamamını davacı iş sahibine gönderdiği, ancak davacı yanın ürünleri test edilmesi için ... gönderdiği bu kurum tarafından hazırlanan 27/09/2017 tarihli raporda; ürünlerde kanserojen madde bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun davacı yanca yurt dışı müşteriye iletildiği, müşteri tarafından ürün üretiminin durdurulması yönünde talimat verilmesi üzerine; son teslimat ürünlerinden 3.000-4.000 tanesinin baskısı yapılmışken; laboratuvar sonucunun davalıya önce şifahen bildirildiği, sonrasında Bakırköy 40. Noterliği'nden keşide edilen 01/11/2017 tarihli ihtarname ile tüm ürünlerdeki ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsilinin talep edildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sırasında laboratuvara gönderilen ürünlerin de aynı şekilde kanserojen madde içerdiklerinin tespit edildiği, son ürün teslim tarihinin 18.10. 2017 tarihi olduğu, bu durumda davacı yanın süresinde ayıp ihbarında bulunmadığının kabulünün mümkün olmadığı, Dairemizin bir önceki kaldırma kararındaki "dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda aynı bilirkişilerden ek rapor aldırılması ve bulunacak sonuca göre asıl ve karşı dava yönünden hüküm tesis edilmesi gerektiği şeklindeki" kararının maddi hata sonucu verildiği kanaatine varıldığı, davacı yanın ürünlerinin davalıya tesliminden sonra davalı yüklenicinin uyguladığı taş baskı işleminden sonra kanserojen madde içerdiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı yana yükletilecek hiç bir kusur olmadığı, bu işlem neticesinde davacı yanın davalı yana işlemesi için verdiği ürünlerin kumaş ve dikim parasının, bu ürünlerin artık piyasaya sürülmesinin kamu güvenliği ve toplum sağlığı açısından mümkün olmadığı, bu gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açacak hale gelen ürünlerde, davacı iş sahibinden süresinde ayıp ihbarında bulunmasının dahi beklenemeyeceği, davalı yüklenicinin kusuru sonucu oluşan zarara katlanması gerektiği gibi, bakiye iş bedelini de talep edemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece yazılı gerekçe ile asıl dava ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE 3-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/01/2024 tarih ve 2023/291 Esas, 2024/17 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,4-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile, 58.000,00 TL'nin ihtar tarihi 01.11.2017 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5- Karşı davanın REDDİNE, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN Asıl dava yönünden;1-Alınması gereken 3.961,98-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 990,50-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.971,48 TL harcın karar harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR İRADINA,2-Dava ilk açılış harç gideri olan 1.026,50-TL'nin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,3-Davacı tarafından yapılan müzekkere, tebligat, keşif harcı ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.157,80-TL'nin DAVALIDAN ALINARAK DAVACI YANA VERİLMESİNE,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Karşı dava yönünden; 1-Karşı davacı tarafından yatırılan 14,50 TL peşin harç ile 862,00 TL tamamlama harcı toplamı 876,50 TL' den , alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 261,10 TL harcın KARŞI DAVACIYA İADESİNE, 2-Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,3-Davacı-karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00 -TL vekalet ücretinin KARŞI DAVACIDAN ALINARAK, KARŞI DAVALIYA VERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Asıl dosya davacısı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde kendisine İADESİNE,2-Alınması gereken 3.505,99 TL nispi karar ve ilam harcından karşı davacı tarafça peşin olarak yatırılan 855,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.650,79 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3- Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 427,60 istinaf başvuru harcı bedeli ile 136 TL tebligat giderinin , karşı davalıdan alınarak, karşı davalıya verilmesine ,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5- İstinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere11/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.