11. Ceza Dairesi 2011/3673 E. , 2013/3023 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununa aykırı davranmak HÜKÜM : 213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 5237 sayılı TCK.nun 62/1. maddeleri gereğince 10 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılması, 51/1-6-7. maddesi gereğince erteleme I-213 sayılı Yasanın 139. maddesine göre incelemenin işyerinde yapılması gerektiği, ticari faaliyetine devam ettiği anlaşılan sanığa, defter ve belgelerin ibrazı için çıkartılan tebligatın 14.06.2006…
**11. Ceza Dairesi 2011/3673 E. , 2013/3023 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi usul kanununa aykırı davranmak HÜKÜM : 213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 5237 sayılı TCK.nun 62/1. maddeleri gereğince 10 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılması, 51/1-6-7. maddesi gereğince erteleme I-213 sayılı Yasanın 139. maddesine göre incelemenin işyerinde yapılması gerektiği, ticari faaliyetine devam ettiği anlaşılan sanığa, defter ve belgelerin ibrazı için çıkartılan tebligatın 14.06.2006 günü işyerinde oğluna yapılmış olması karşısında; hesapların dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı Yasanın 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin incelemeyi yapan vergi denetmeninden sorulması, işyeri dışında inceleme yapılmasına ilişkin bir tespiti varsa belgesini dosyaya ibrazının istenmesi aksi takdirde, yapılan tebligatın hukuki geçerliliğinin bulunmayacağı da gözetilerek vergi inceleme raporunda sanığın kayıtlarına işlemediği ve vergi incelemesi için ibraz etmediği, değişik şirketler tarafından sanığın sahibi bulunduğu Çınardibi büfe adına düzenlendiği iddia edilen faturaları düzenleyen şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmadan, faturalar kapsamındaki malların kime teslim edildiği, mal bedellerinin nasıl ödendiği, gerçekten bu şirketler tarafından sanığa bir mal satışı yapılıp yapılmadığı araştırılmadan eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi, II- Kabul ve uygulamaya göre de; 1- 213 sayılı VUK’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan 359/a-2. maddesinde yüklenen suçun cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis olarak öngörüldüğü ve 5728 sayılı Yasanın 276. maddesi ile yapılan değişiklikle 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde asgari ücret esasından vazgeçildiği, ayrıca hükmolunan hapis cezasının ertelenmesinin her iki düzenlemede de mümkün olduğu gözetilip buna göre kararın gerekçe bölümünde 01.06.2005 günü yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri olaya uygulanarak bulunacak sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün tayini gerekirken, somut karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 ve 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi içindiğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de gözönünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.05.2001 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyaının varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış ve defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; 2003 ve 2004 takvim yıllarında aldığı bir kısım faturaları vergi incelemesine esas olmak üzere vaki istem üzerine merciine teslim etmediğinden bahisle eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılan sanık hakkında düzenlenen vergi suçu raporunda somut bir zarara yer verilmediği cihetle sanığın vaki eylemi nedeniyle CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gözetilmeden, hükmolunan kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında katılan idarenin zararını karşılamaması nedeniyle koşulları bulunmadığından bahisle yazılı şekilde CMK’nun 231. maddesinin uygulanmaması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.