T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1112 Esas KARAR NO : 2025/1359 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 15/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ortaklıktan çıkartılması istenen ... i…
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1112 Esas KARAR NO : 2025/1359 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 15/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ortaklıktan çıkartılması istenen ... ile ilgili Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... Karar sayılı dosyasından şirket ortağı yönünden dava açılmış olup mahkemece şirket ortağının değil şirketin dava açması gerektiği bu nedenle aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine yönündeki kararı neticesinde işbu davayı şirkette sermayesi %66,7 olan, şirketin müdürü olan ve temsilde tek yetkili ortağı ...'nun onayı ile açıldığını, şirket ortağı ...'in şirketin tasfiyesi yönünde açtığı Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas (Yeni Esas:... E. ) sayılı dosyanın hala derdest olduğunu, 12.03.2021 tarihinde müvekkil şirkete denetim ve onay kayyımı atandığını, davacı müvekkil şirketin %66,67 ile en büyük hissedarı ve tek yetkilisi ... sonradan istisnai yolla Türk vatandaşı olup altın ticaretini yapmak üzere ülkemize geldiğini, Türk vatandaşı olmuş ve davalı şirketi kurmuş olup şirketin hala yetkili müdürü ve resmiyette büyük pay sahibi aslında ise tamamının sahibi olduğunu, müvekkilinin öncelerde bu kişilerden kurtulmak için şirketin tasfiyesini istediğini ve Bakırköy ... ATM ... Esas sayılı dosyasında da tasfiyenin gerçek çözüm olacağını beyan etmişse de sonrasında yaşananlar bu karardan vazgeçmesine neden olduğunu, hiçbir suretle şirketten devirle ilgili kendisine ödeme yapılmamakla birlikte davalının payının şirkete bila bedel devredilmesini sağlamak üzere mahkemeye başvurma zorunluluğu doğduğunu, feshin son çare olma ilkesi ve kamu düzeni de gözetilerek şirketin faaliyetini tıkayan ve genel kurula katılım göstermeyen ve karar alınmasını engelleyerek şirketin faaliyetlerini tıkayan şirket ortağı ...'in izah edilen bir çok nedenden ötürü şirketten çıkartılmasına, bu kişiye ait olan tüm payın bilabedel şirketin diğer ortağına devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; davalının şirketin yönetiminde ağır / tek başına kusurlu olması nedeniyle şirketten lehine maddi manevi menfaat hükmedilmeksizin derhal çıkartılması talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Yargıtay tarafından bu konuda verilen kararlarda, doktrin tarafından kabul edilen bu görüşe itibar edilmemiş, iki ortaklı ve eşit paylı bir limited şirkette TTK m.621/1-h kapsamında alınmış bir genel kurul kararı bulunmadıkça, çıkarma davası açılamayacağı içtihat edilmiştir: .... HD., E. ... K. ... T. 11.4.2019‘’…. TTK'nın 640. maddesi gereğince ortaklıktan çıkarılma davası için genel kurul kararı alınması gerekmekte ise de her iki ortağın % 50'şer eşit hisseye sahip olması nedeniyle fiilen böyle bir karar alınamadığını, davalı ortağın gerek haksız rekabeti ve gerek temsil yetkisinin varlığına rağmen bunu kötüye kullanması nedeniyle haklı nedenlerin gerçekleştiğini ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkarılmasına ve paylarının müvekkili ortak tarafından iktisabına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 640. maddesine göre limited şirket ortağının diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davası açmasının mümkün olmadığı, ortakların çıkarılmayı isteyebileceğine dair bir ortaklar kurulu kararı da bulunmadığı, aktif husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.’’ .... HD., E. ... K. ... T. 13.12.2017 ‘’… 6102 sayılı TTK'nın 640/3, 621/1-h maddeleri gereğince, ağırlıklı nisap ile alınmış bir genel kurul kararının varlığının dava şartı olarak öngörülmüş olması nedeniyle, iki ortaklı limited şirketler bakımından bu şartın tahakkukunun mümkün bulunmamasından ötürü, somut davanın dinlenemez nitelikte olmasına göre, davacı şirket müdürünün vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.’’ Yargıtay uygulamasında iki kişilik limited ortaklıklar bakımından ikili bir ayrıma gidilmediğinden, ortak sayısı iki olan lirketlerde dahi, çıkarma bakımından genel kuruldan karar alınması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nun madde 616/1.h fıkrasının ve madde 621/1.h fıkrasında yer alan '' bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması'' ibaresi ile ilgili somut norm denetimi hususlarında AYM'ye başvurulduğu ancak altı aylık süre sonunda karar verilmediği dikkate alınarak HMK 144.madde uyarınca her aşamada resen dava şartları inceleneceğinden bu aşamada mevcut kanun maddeleri ve uygulama dikkate alınarak dava tarihi itibariyle çıkarma için genel kurul kararı sunulmadığı dikkate alınarak dava şartları bakımından davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Özel dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 187,8-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben karar verildi. 15/12/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır