T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/663 KARAR NO: 2026/516 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 17/11/2022 NUMARASI: 2020/401 Esas - 2022/711 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/663 KARAR NO: 2026/516 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 17/11/2022 NUMARASI: 2020/401 Esas - 2022/711 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesi özetle; 10/05/2017 tarihinde... metrobüs durağı D-100 kuzey yan yolda otobüs durağında otobüs beklemekte olan müvekkiline plakası belirlenemeyen bir aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasın sonucu müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını ve kalıcı maluliyet meydana geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı tazminatı ve 800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL'nin sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından talep edilen maluliyete konu tazminat tutarı olan 13.735,00-TL'nin 30/06/2020 tarihinde müvekkili kurum tarafından ödenmiş olduğundan açılan davanın konusuz kalması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin başvuru sahibine ibraname mukabilinde ödemede bulunarak kazadan kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, 01/06/2015 tarihli Trafik Genel Şartları gereği sağlık gideri teminatından ...'nın sorumlu olduğunu, bakıcı giderinin sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili kurum tarafından aldırılan bilirkişi raporunda yaralanan davacının cep bölgesinde otobüs beklerken yerde gördüğü bir maddeyi merak ederek kaldırımdan dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde inmesi nedeniyle kazada %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulü ile; 78.088,59-TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.555,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 81.643,59-TL'nin temerrüt tarihi olan 17/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüerya hesaplamasını kabul etmediklerini, tahsilata en yakın verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin taksici olup emsal ücret araştırması yapılmadığını, maluliyeti kabul etmediklerini, geçici ödeme talepleri olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...’nın geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderlerine ilişkin sorumluluğu olmadığını, bakıcı giderinin sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini, bundan ötürü sorumluluğun da ...'ya ait olduğunu, davacıya ... tarafından geçici iş görmezlik ödeneği ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiğini, ... tarafından ödeme yapılmış ise bunun mahsubu gerektiğini, hesaplamada 1.8 teknik faiz indirimi uygulanması gerektiğini, davacıya davadan önce ödeme yapıldığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında KTK 111 gereği bakiye sorumlulukları kalmadığının görüleceğini, kusur konusunda çelişkilerin giderilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 10/05/2017 tarihinde, plakası belirlenemeyen bir aracın, otobüs durağında otobüs beklemekte olan davacıya çarpması sonucu yaralanan davacının sürekli ve geçici iş göremezlik ile bakıcı zararının tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.26/09/2022 tarihli trafik bilirkişi raporuna göre, plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, yaya olan davacının ise kusursuz olduğu bildirilmiştir. Bu durumda kusur raporu ile soruşturma dosyasındaki olay tutanağının birbiri ile örtüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna itibar edilmiş olmasında usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre; maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesi nce hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararlarının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden, davalının geçici iş göremezlik tazminatından ve geçici bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler.Somut uyuşmazlıkta; Davalı vekili istinaf dilekçesinde ibranameden bahsetmiş ise de dosyada bulunan hasar dosyası ekinde ibranameye rastlanmamış, davalının hasar dosyası kapsamında davacının %5 maluliyeti ve %50 kusuru bulunduğu kabulü ile aktüerya hesabı yaptırarak, davacı hesabına 30/06/2020 tarihinde 13.750,00 TL ödemede bulunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yapılan ödemenin güncellenmiş değerinin mahsubu ile bakiye tazminatın hesaplandığı görülmüştür. Dosyada taraflar arasında yapılan bir ibraname mevcut olmadığından KTK'nın 111.maddesinin uygulanamayacak ancak yapılan ödeme güncelleme yapılarak hesaplanan tazminattan mahsup edilecektir. Bu nedenle ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılamasına gerek bulunmadığından aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecek olup, hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına, karar tarihine en yakın veriler esas alınarak hesaplama yapılmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği, aktüer hesaplamanın yanlış yapıldığı ve güncel verilerin değerlendirilmediği yönündeki istinaflar yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). ...'dan gelen 26/05/2021 tarihli yazı cevabına göre; davacıya geçirdiği trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği bildirildiğinden, bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde değildir.Dosyada mübrez ... Arşiv Daire Başkanlığı'nın 14/04/2021 tarihli yazı cevabında davacının 10/05/2017 tarihli kaza esnasında sigortalılığının bulunmadığı belirtilmiş olup, Hizmet Döküm Cetveli' nde en son prim ödeme tarihinin 2015/11 olduğunun tespit edildiği, ... kaydında şoförlük yaptığına dair bir kayıt bulunmadığı, dosyaya davacının olay tarihindeki aylık net ücretini ve taksicilik yaptığını ispata elverişli maaş bordrosu, ... Hizmet Döküm Cetveli, işveren bilgisi veya oda kaydı vb. başka bir belge sunulmadığından, davacının aylık ücretinin brüt asgari ücret düzeyinde olduğu, buna göre davacının aylık net gelirinin de yine asgari ücret düzeyinde olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik olmadığından gelire yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesince esas hakkında karar verilmiş olup, bu aşamadan sonra geçici ödeme talep edilmesi mümkün olmadığından, bu yöndeki talep değerlendirilmemiştir. Bu nedenlerle; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı ve davalı vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.577,07 TL harçtan peşin alınan 1394,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.182,81 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/03/2026