İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirketin %25 oranında paya sahip ortağı ve aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, geri kalan %50 oranında payın diğer yetkili müdür ...'a, %25 o…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/826 KARAR NO : 2026/152 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/02/2022 NUMARASI : 2018/780 Esas - 2022/92 Karar DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirketin %25 oranında paya sahip ortağı ve aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, geri kalan %50 oranında payın diğer yetkili müdür ...'a, %25 oranında payın ise davalının babası ... ...'ın gayri resmi eşi ...a ait olduğunu; davalının, müvekkili şirkete zarar verici eylem ve davranışlarının bulunduğunu; davalının babası ...'ın müvekkili şirkete herhangi bir mal satışı olmamasına rağmen müvekkili şirket aleyhine fatura ve irsaliyeye dayalı icra takibi başlattığını, takibe yapılan itiraz üzerine, İstanbul 14. ATM'nin 2016/746 E sayılı dosyasından verilen kararla müvekkili şirketin davalının babası olan ...'a 317.233 TL borçlu olduğuna ilişkin karar verildiğini, davalının babasının müvekkili şirketten gerçekte bir alacağı bulunmadığını, davalının dilekçede ayrıntılı olarak bildirilen kusurlu eylemleri nedeniyle şirketin borçlandırıldığını; İstanbul 13. ATM'nin 2015/455 E sayılı dosyasından davalı aleyhine sorumluluk davası açıldığını ve işbu dava ile yine davalı aleyhine çeşitli mahkemelerde açılan temsil ve yönetim yetkisinin kaldırılması, alacak ve sorumluluk davalarının birleştirildiğini; davalının, müvekkili şirketi babasına borçlandırdığını ve şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle 317.230 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların yersiz ve mesnetsiz olduğunu; İstanbul 14. ATM'nin 2016/746 E sayılı dosyasına konu alacağın, taraflar arasındaki düzenli ticari ilişkiden kaynaklandığını ve bu yönde karar verildiğini; müvekkilinin davalı şirketi zararlandırıcı herhangi bir işlem ve eyleminin bulunmadığını ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda davacı taraf, eldeki sorumluluk davasına konu davalı yöneticinin zararlandırıcı işlem ve eylemlerini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/746 E sayılı itirazın iptali davasına konu takibe dayanak fatura borcuna dayandırmış; işbu davada gerçekte satışı yapılmayan ancak, şirketin borçlandırılmasına sebep olan fatura ve irsaliyelerin hayali ve muvazaalı düzenlendiğini ileri sürmüştür. Anılan mahkemece yapılan yargılama sonrasında 18/10/2017 tarih, 2016/746 E ve 2017/822 K sayılı kararla davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiş; bu kez kararın istinafı üzerine, İstanbul BAM 44. HD.'nin 03/06/2021 tarih, 2020/376 E 2021/603 K sayılı kararıyla istinaf talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. İstanbul BAM 44. HD.'nin 03/06/2021 tarih, 2020/376 E 2021/603 K sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, faturalardaki muvazaa iddiasının usulüne uygun yazılı delillerle ispatlanamadığı; takibe dayanak faturaların her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, davalı-borçlu şirketin faturanın tarafı olması nedeniyle muvazaa iddiasının tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağı kuşkusuzdur. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2017 tarih, 2016/746 E ve 2017/822 K sayılı kararında, muvazaa iddiasının şirket yöneticilerine karşı açılacak sorumluluk davasında ileri sürülebileceği yönünde değerlendirme yapılmış ve eldeki dava da bu değerlendirmeye göre açılmış ise de; Davada ileri sürülen muvazaalı borçlanma iddiasının, İstanbul 14 ATM'ce verilen kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 44. HD'nin yukarıda değinilen kararında etraflıca tartışılıp değerlendirildiği; buna göre, taraflar arasındaki ticari ilişkide muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı, borcun gerçek bir borç olduğunun sübuta erdiği ve mahkemece bu konuda verilen kararın da kesinleştiği; sonuç olarak, şirket yöneticisi davalının TTK'nın 553.vd.kapsamında sorumluluğunu gerektirir zararlandırıcı herhangi bir eylem ve işleminin somut olay bakımından gerçekleşmediği kanaatine varılmakla davanın reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sorumluluk davası olduğunu, bu nedenle davalının şirkete zarar verip vermediğinin ayrıntılı alarak irdelenmesi gerekirdi.Mahkemece aşağıda belirttiğimiz hususlar dikkate alınmadığını, taraflarınca " bilirkişi incelemesi "deliline de dayanıldığını, dosyada bilirkişi incelemesi yapılmadığını, davalı, şirketi icraya vermiş olan babasından, iki defa daha (karşılığını vermeden) mal almış, babası da, ödeme almadan tekrar mal verdiğini, Mahkemeden iş bu 13. ATM'deki dava ile birleştirilmesini talep ettiklerini ancak reddedildiğini, 13 ATM'deki davada şirkete yönetim ve temsil kayyımı kayyım atandığını, bu durum, şirkette vahim derecede sorunların olduğunu ve somut suistimal şüphesinin varlığını gösterdiğini, davacı şirket davalı hakkında birçok davalar açmış iken, davalı şirketin mali mührünü kullanarak sanki babası şirkete mal satmış gibi müvekkil şirketi babasına borçlandırdığını, davacı şirket e-deftere tabi olup e-defterde davacı şirkete davalının babası tarafından kesilen faturaların kimin mali mührü ile kabul edildiğini, faturaların davalının mali mührü ile kabul edildiğini, irsaliyeler de şirketin büyük ortağı ve diğer müdürü ...’ın bilgisi dışında, davalı ve babasına çalışan ... tarafından imzalandığını, mali mühür ve irsaliyeler ile ilgili bu hususlar İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/746 Nolu Dosyanın 27 Eylül 2017 tarihli Bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, dava dilekçemizin Ek-4 bölümünde Bilirkişi Raporunu ibraz ettiğini, şirkette ayrılık ve ihtilaf yaşandığı ve davalı tek imzaya yetkili müdür olduğu için istediği elemanları şirketten SGK’lı göstermekte, fakat gerçekte onları kendi şahsi işlerinde veya babası ... ...’ın şahıs firmasının işlerinde çalıştırdığını, irsaliyeleri imzalayan ...’ün gerçekte şirkette çalışmadığı ve davalının babası ...’ın elemanı olduğu, davalı hakkında davacı şirketçe İstanbul 13. ATM'de 2015/455 E. ile açılan sorumluluk davasının 14.12.2017 tarihli duruşmasında dinlenen tanıklarımızın beyanları ile de sabit olduğunu, tanıklar ... ve ..., ...’ün ... ve ...’ın elemanı olduğunu beyan ettiklerini, davalının babası ... ...'ın davacı şirket aleyhine başlattığı İstanbul 27.İcra Müdürlüğü ... Nolu icra takibine karşı tarafımızca usulsüz tebligatla ilgili İstanbul 2.İcra Mahkemesinde şikayette bulunulduğunu, mahkemece şikayetinin kabul edildiğini, çünkü ödeme emri, davalı tarafından davacı şirketten SGK’lı gösterilen, ama gerçekte müvekkil şirkette çalışmayan, davalı ve babasının başka şirketlerdeki işlerini yapan ... tarafından alınmış ve şirketin diğer müdürü ...’a haber verilmeden takip kesinleştirildiğini, dava dilekçemizin Ek-2 bölümünde İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1439 Nolu dava dilekçesi ve Mahkeme kararı ibraz edildiğini, davalı hakkında açılan tüm bu davalar, şirkete 13. ATM'ce kayyım atanması, hakkında birçok dava devam ederken davalını babasının şirkete kestiği faturaları mali mührü kullanarak kabul etmesi, irsaliyeleri imzalayan ...'ün gerçekte şirkette çalışmadığına ilişkin tanık beyanları, tüm bunlar, davalının şirketi babasına borçlandırdığını, babasının şirkete mal satmadığını, davanın haklı olduğu göstermekte olup dosyada bilirkişi incelemesi ve gerekli irdeleme yapılmadan karar verildiğini de beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu zardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirkette dava dışı ... %25, davalı ... %25 ve dava dışı ... %50 oranında ortaktır.Davalı, davacı şirketi münferit imza ile şirketi temsile yetkili müdürüdür. Davacı tarafça, davalının babası ...'ın davacı şirkete herhangi bir mal satışı olmamasına rağmen şirketi borçlandırarak zarara uğrattığı iddiasıyla şirketin uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Şirket tarafından yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için limited şirket yönünden TTK'nın 618/3-c maddesi uyarınca genel kurul kararı alınması gerekir. Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda 6102 sayılı TTK’nın 618/3-c maddesi hükümleri dairesinde şirket tarafından şirket yöneticisine karşı sorumluluk davasının açılabilmesi için limited şirket genel kurulunda karar alınması (tamamlanabilir) dava şartı olup, mahkemece öncelikle davacı şirket genel kurulunca bu yönde karar alınıp alınmadığı hususunun değerlendirilerek şayet bir genel kurul kararı alınmamış ise HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davacı şirkete bu hususta kesin mehil verildikten sonra bu yönde bir genel kurul kararının ibrazı halinde işin esasına girilerek bir karar verilebilir(Yargıtay 11. HD'nin 01/12/2021 Tarih ve 2020/6333 E. - 2021/6754 K. Sayılı ve 26/11/2019 Tarih ve 2018/2242 E. - 2019/7531 K. Sayılı kararları).Eldeki dava dosyasında, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulu kararına dosyada rastlanılmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince yönetici hakkında sorumluluk davası açılması için dava şartı olan genel kurul kararını sunması, bu yönde alınmış bir karar yoksa karar alınması için HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca kesin süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekir.Ayrıca dava yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası olup, muvazaa hukuksal nedenine dayalı bir dava değildir. Bu halde, dava konusu zararlandırıcı işleme konu faturanın kabul edilmesi şeklindeki eylemin yöneticinin sorumluluğuna ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince İstanbul BAM 44. HD'nin kararına dayanılarak borcun gerçek bir borç olduğu kabul edilmiş ise de, mahkemenin dayandığı mahkeme kararı dava dışı üçüncü kişinin şirkete karşı açtığı alacak istemine ilişkin olup, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin davada borcun gerçek bir borç olduğunun kabul edilmesi için yeterli değildir. Bu durumda yukarıda belirtilen dava şartı eksikliğinin giderilmesi halinde ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026