Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izle
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, "müvekkili ile davalı arasında ..., ... ve ... markalı ürünlerin satışı konusunda 24/09/2010 tarihli bir anlaşma yapıldığı, bu anlaşma gereği müvekkilinin davalıdan fatura karşılığı ürünler alıp, satmaya başladığını, ekonomik nedenlerden dolayı müvekkilinin ...' teki ticari faaliyetini yürütemediğini ve bu işyerini 10/08/2011 tarihinde kapattığını, bu konuda davalıya bilgi verildiğini ve elde kalan malların listesinin davalıya iletildiğini, müvekkilinin elinde kalan mallar satmak amacıyla ...' da faaliyet gösteren ...Şirketi ile, bu malların konsinye satış yoluyla satılması konusunda anlaştığını, müvekkili şirket yetkilisinin, ... isimli bir şahsı ile birlikte davalının işyerine giderek müvekkili ile ... Şirketi arasındaki anlaşma konusunda davalıya bilgi verildiğini ve bundan sonra ... Şirketi' nin bu malları işyerinde satması için izin verdikleri, buna rağmen davacının şikayeti üzerine 16/09/2011 tarihinde marka ihlali ve taklit iddiasıyla müvekkili tarafından satışı yapılan ürünlerin toplatıldığını, bu adreste daha evvel de davalının ürünlerinin satılmış olduğunu, davalının kötüniyetli suç uydurması sonucunda savcılık kararıyla yapılan yasaya aykırı işlem sonucunda müvekkilinin dava konusu malların satışını durdurduğunu, böylece ...' teki iş yerini kapatırken elinde kalan malların satışının engellendiğini, bundan dolayı ticari faaliyetinin sona erdiğini, el konulan malların toplam piyasa değerinin 63.376,60 TL olduğunu, müvekkilinin elinde kalan toplam 1496 adet üründen oluşan malların değerinin ise 46.785,75 TL, tüm malların toplam değerinin ise 110.571,35 TL olduğunu, davalının hukuka aykırı başvurusu üzerine savcılıkça el konulan mallar üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, ancak bunların orjinal olduklarını, 30/07/2012 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, yapılan arama ve el koyma sonucunda müvekkili şirketin işinden, gücünden olduğunu, psikolojilerinin bozulduğunu, şirketin ticari itibariyle, kişisel itibarının bir anda yerle bir olduğunu" iddia ile müvekkili şirkette bulunan 1496 adet ürünün davalıya iadesini, iade olunan malların değeri olan 110.571,35 TL' nin el koyma tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca 50.000 TL manevi tazminatın da dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı - karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle, "müvekkilinin, ... merkezli ... bir parçası olduğunu, bu grubun hissedarı ve Türkiye' de yasal hak sahibi olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında,..., ... ve ... gibi markaların da bulunduğu ürünlerin satışı konusunda mutabık kalınarak 24/09/2010 tarihli ... Sözleşmesi' nin imzalandığını, sözleşmenin amacının, bu malların ... adresinde satılması olduğunu, bu nedenle davalı tarafın başka bir yerde bu ürünleri satamayacağını, buna rağmen davalının, henüz işyeri kapanmadan 3 ay önce dava dışı bir şirket ile anlaşarak malların ...' da satışına başladığını, bundan müvekkilinin haberi olmadığını, sözleşmenin 31.maddesi gereğince tarafların birbirlerine yapacakları bildirimlerin, uyarıların noter aracılığıyla yapılmasının gerektiğini, davacının bu eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, marka hakkına tecavüzün sadece taklit ürün satılarak olmadığını, gerçek markalı ürünlerin sözleşmeye aykırı olarak başka bir yerde yetkisiz kişi tarafından satılmasının da marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, müvekkilinin marka hakkına tecavüz eylemleri konusunda araştırmalar yaptığını ve davacıya ait adreste müvekkilinin markalarını taşıyan ürünlerin satıldığının öğrenildiğini, bu nedenle yasal yollara müracaat edildiğini, el konulan malların gerçek olmalarının tecavüz olmadığı anlamına gelmeyeceğini, müvekkili ile, davacının mallarını sattığı 3.kişi şirket arasında bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, davacı tarafın sözleşmeye aykırı hareket ederek haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilinin itibarının zarara uğradığını" iddia ile, asıl davanın reddini, 150.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı - karşı davalı taraf, karşı davaya cevap dilekçesinde özetle, "müvekkilinin davalı - karşı davacı ile yaptığı ... sözleşmesinin, müvekkiline ait malların ...' te satışı konusunda anlaştıklarını ancak işler iyi gitmediği için ...' teki iş yerini kapatmak zorunda kaldığını, bu ürünlerin neler olduğunun davalıya e mail yolu ile bildirdiklerini, müvekkilinin elinde kalan malları satmak için çareler aradığını ve davalının daha evvel de ürünlerinin satıldığı İstanbul' daki mağazada bu malların da satışı için girişimde bulunulduğunu, müvekkilinin elinde kalan malları ... semtindeki bu işyerinde satacağını ve böylece stoklarını eriteceğini davalıya ve diğer bütün firmalara bildirdiğini ve davalı dahil bütün firmaların buna rıza gösterdiklerini, böylece ...' daki satışın davalı - karşı davacı şirketin bilgisi ve izni dahilinde yapıldığını, ...' teki iş yeri kapanmadan malların İstanbul' da satılmaya başladığı iddiasının doğru olmadığını, kapanış işlemleri yürütülürken Maliye Bakanlığı' nca yapılan işlemler nedeniyle bir süre geçtiğini, davalıya ait markayı taşıyan orjinal ürünlerin başka markalı ürünler yanında satılmasından dolayı davalı - karşı davacının bir zarara uğramadığını, müvekkilinin ...' teki mağazasında da aynı şekilde satış yapıldığını, davalı - karşı davacının aldatılmadığını, ticari itibarının zedelenmediğini" savunarak karşı davanın reddini istemiştir.