(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3206 E. , 2008/9221 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 01.07.2000 tarihli kira sözleşmesi ile davalıya ait dairede kiracı iken 20.11.2001 tarihinde tahliye ettiğini, sözleşm…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3206 E. , 2008/9221 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 01.07.2000 tarihli kira sözleşmesi ile davalıya ait dairede kiracı iken 20.11.2001 tarihinde tahliye ettiğini, sözleşme düzenlenirken verdiği 3000 Dolar depozitonun iade edilmediğini, tahsili için giriştiği icra takibine davalının kısmi itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve % 40 İcra inkar tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir. Davalı,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ,davalının 4441,75 YTL alacak üzerinden itirazının iptaline,bu alacağın % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş ;hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda, davacı kiracı 18.1.2006 tarihli icra takibinde 3000USD depozito bedelinin tahliye tarihi olan 21.11.2001 tarihindeki YTL karşılığı olarak 4441,75 YTL asıl alacak ,7867,25 YTL işlemiş faizi olmak üzere toplam 12.309 YTL üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatmış,davalı asıl alacağı kabul ederek istenen faizi kabul etmediğini belirterek takibe kısmi itirazda bulunmuştur.Mahkemece kısa kararda “4441,75 YTL üzerinden davalının itirazının iptaline “ şeklinde hüküm kurulmasına rağmen ,gerekçeli kararda ise davanın konusunun icra takibindeki 3000 USD depozit bedelinin YTL karşılığı olan 4441,75 YTL asıl alacağa yönelik itirazın olmadığı,davalının alacağa işletilen faize itiraz ettiğinden faiz alacağı üzerindeki itirazın kaldırılmasının dava konusu olduğu kabul edilerek ,davacının tahliye tarihi olan 20.11.2001 tarihinden takip tarihi olan 18.1.2006 tarihine kadar hesaplanan faiz alacağı mahkemece 7867,25 YTL olup davanın konusunu oluşturduğu ,7867,25 YTL üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken beşeri hata sonucu rakam hatası yapıldığı mahkeme gerekçesinde açıkça yazılmış olduğundan az yukarda açıklanan gerekçe ile hükmün kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere, ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili ve infazda tereddüt yaratan mahiyette kurulan hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 2.7.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.