T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/504 - Karar No:2025/1045 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2) ESAS NO : 2024/504 KARAR NO : 2025/1045 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2020/117 E-2023/588 K DAVANIN KONUSU : Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynakl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/504 - Karar No:2025/1045 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2) ESAS NO : 2024/504 KARAR NO : 2025/1045 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2023 NUMARASI : 2020/117 E-2023/588 K DAVANIN KONUSU : Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :27/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/12/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin peyzaj-çevre düzenlemesi, mevsimlik çiçek-çalı üretimi ve yeşil alanların bakımları ve park yapım işleri ile iştigal ettiğini, davalı tarafından ihale edilen 2017 yılı ..., ... ve 2018 yılı ...bakım onarım hizmet alımı ihalelerinde yüklenici firma olduğunu ve imzalanan sözleşmeler-şartnameler kapsamında belirlenen işleri eksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, müvekkili ile davalı taraf arasında 27.02.2017 tarihinde 4.774.758,52 TL (+KDV) bedelli 2017 yılı ... Hizmet Alım İşi sözleşmesinin imzalandığı ve 22.05.2017-11.06.2018 tarihleri arasında 7 adet fatura karşılığında toplam KDV dahil 5.414.016,10 TL tutarındaki faturaların düzenlendiğini, 27.02.2017 tarihinde 3.125.690,96 TL (+KDV) bedelli 2017 yılı ... Hizmet Alım İşi sözleşmesinin imzalandığı ve 22.05.2017-11.06.2018 tarihleri arasında 7 adet fatura karşılığında toplam KDV dahil 4.423.272,35 TL tutarındaki faturaların düzenlendiğini, 09.03.2018 tarihinde 395.207,50 TL(+KDV) bedelli 2018 yılı ... Bakım Onarım Hizmet Alım İşi sözleşmesinin imzalandığını ve 13.03.2018 tarihinde 1 adet fatura karşılığında toplam KDV dahil 416.540,58 TL tutarındaki faturanın düzenlendiğini, ancak, davalı şirketin, hakediş ödemelerini düzenli olarak yapmayıp, müvekkilinin haklı alacağına ulaşamayarak telafisi imkansız zararlara uğramasına sebep olduğunu, ayrıca anılan sözleşmelerin ilgili hükümleri uyarınca davalı yanın kesinleşmiş hakediş alacaklarını ... Belediyesinden tahsil edilmemesi sonucunda kendisine mali kaynak yaratmak maksadıyla kullandığı krediler sebebi ile ödeyeceği faiz, komisyon, masraf ve her türlü giderlerin müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı bu faiz ve sair giderler sebebi ile kar etme maksadı güttüğü bu işten maddi zarara uğradığını, müvekkilinin almış olduğu işin hizmet alım işi olduğundan aylık düzenli ödenmesi gereken kalemlerin bulunduğunu, hizmet işleri genel şartnamesinin 42. Maddesinde açıkça hüküm altına alınan hakediş tahakkuk iş ve işlemlerinin davalı şirketçe tamamen keyfi olarak istedikleri sürede hakedişleri yaptıklarını, anılan şartnamenin ilgili hükmünün davalı şirketçe yerine getirilmediğini, davalı ... Şirketinin, ... Belediyesi tarafından kurulmuş olduğu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olduğunu, söz konusu şartnamelere uymakla yükümlü olduğunu, keyfi bir uygulama ile müvekkilinin hakediş ödemelerini geciktirmesinin, yasal süresi içerisinde ödeme yapmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalının anılan ödemeler için hakediş ve tahakkuk işlemlerini zamanında ve tam olarak yapmaması sonucunda müvekkilinin ticari faaliyetlerinde planladığı ekonomik hedeflere ulaşamadığını, kar elde etmek maksadı ile girdiği bu işten zarara uğradığını ve dar boğaza sürüklendiğini beyan ederek, müvekkiline yapılan geç ödemeler nedeniyle uğradığı zararın fazlaya ilişkin haklar ile HMK107/2 maddeler gereğince artırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin işlemiş yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının, tahakkuk ve hakedişlerinin yasal süresi içinde yapılmayarak hakediş ödemelerinin de zamanında yapılmadığı ve bu sebeple uğradığı zararı tazmin isteği ile davayı açtığını, dolayısıyla iddia olunan alacak miktarının tam olarak belirlenebileceğini, dava konusu yapılan alacağın belirsiz alacak davası açılarak talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, kısmi alacak davasına konu edilebileceğini, zaman aşımı definde bulunulduğunu, Ankara İli sınırları içerisinde bulunan parklar, refüjler, yan bantların yeşil alanları, piknik alanları, rekreasyon alanları, mezarlıklar, havuzları ve göletler ile belediye ait tesislerin bitkisel, inşaat, tesisat, elektrik bakım ve onarım işi bünyesinde bulunan Bakım, Onarım, Hizmet Alımına ait sözleşme kapsamında toplam 696 adet mahalde bitkisel, yapısal, tesisat, elektrik, bakım, onarım hizmet işlerinin ... Belediyesinden ihale ile alan müvekkilinin bu işlerin bir kısmını alt yüklenici olarak davacı şirkete verdiğini, müvekkili ile ... Belediyesi Başkanlığı arasında 20.01.2016 tarihli sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeye bağlı olarak davacı şirket ile müvekkili arasında 2017 yılı ... hizmet alımı işine ait 27.02.2017 tarihli sözleşmenin, 2017 yılı ... hizmet alımı işine ait 27.02.2017 tarihli sözleşmenin ve 2018 yılı ... bakım onarım hizmet alımı işine ait 09.03.2018 tarihli sözleşmenin imzalandığını, anılan sözleşmelerin ödeme koşulları başlıklı 5. Maddesinde ödeme koşullarının düzenlendiğini, davacının, tahakkuk ve hakedişlerinin yasal süresi içinde yapılmayarak hakediş ödemelerinin de zamanında yapılmadığına dair iddiasının yerinde olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında düzenlenen hakediş tarihlerinin, müvekkili şirketin ... Belediyesi için düzenlediği hakediş tarihlerinin aynı olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... Belediyesine düzenlenen faturaların, davacı şirketin müvekkili şirkete düzenlediği faturaların tarihlerini takip eden gün düzenlenen faturalar olduğunu, tahakkuk ve hakedişlerin süresi içerisinde yapılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı şirketin tacir olduğu, tarafların geleceği görerek ve alınması gereken önlemleri önceden tespit ederek hareket etmesinin gerektiğini, nitekim müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesi ile tahakkuk ve ödemelerde yaşanabilecek muhtemel olumsuzlukların öngörüldüğü ve açıkça hüküm altına alındığını, bir başka ifadeyle sözleşmenin 5. Maddesi ile şirketin, geç ödeme, kaynak oluşturma, kredi kullanma gibi her türlü olumsuzlukları geri dönüşü olmayacak şekilde kabul ettiğini, doğacak zararlara razı olduğu ve her türlü giderleri ödemeyi kabul etmiş olduğunu, bu cümleden olmak üzere de, işbu davanın yasal dayanağının bulunmadığını, davacı şirketin bankalara ödediği faiz dekontlarının bu davada delil olma niteliğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin, davalı şirketten, mali kaynak yaratmak amacıyla bankalardan/finans kurum ve kuruluşlarından kredi kullanması için talepte bulunmadığı gibi, müvekkili şirketin ... Belediyesine bağlı olduğunu davacı şirketin bildiğini, müvekkili şirketin, asıl işverenden hakediş bedellerini alır almaz, davacı şirkete ödemelerini gecikmesizin yerine getirdiğini, davacının tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini, müvekkili şirkete keşide edilmiş bir ihtamame olmadığından davacı şirketin, dava konusu yaptığı alacağın işlemiş ve işleyecek faizleri ile birlikte talebinin yasal olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Belediye Başkanlığı vekili ; ... Limited Şirketinin belediyeden ayrı bir tüzel kişiliğinin ve idari yapısının bulunduğunu, anılan şirketin özel bütçesi ve tüzel kişiliği olması sebebiyle idari ve adli yargı organları nezdinde temsil edildiğini, davaya konu alacaklarda ... Belediye Başkanlığının sorumluluğunun bulunmadığını, davacı şirkete geç ödemelerden, sorumluluğun belediyeye ait olduğu iddiasını kabul etmediklerini, nispilik ilkesi uyarınca borç ilişkisi kimler arasında kurulmuş ise ancak onlar arasında hak ve borçlar doğurduğunu, kural olarak hiç kimse iradesi dışında borç altına sokulamayacağı gibi iki kişinin kendi aralarındaki karşılıklı beyanları ile üçüncü kişinin borç altına sokulması mümkün olmayacağından davalı şirketin iddialarının kabul etmediklerini beyan ederek, belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davanın reddinin gerektiğini, ihbarın yasal koşullarının bulunmadığını, müvekkili idare açısından yersiz ve mesnetsiz yapılan ihbarı kabul etmediklerini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; "Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı davacı tarafça edimin ifasının akabinde davalı tarafça yapılan ödemelerin gecikmesinden kaynaklı oluşan zarara ilişkin alacak istemine talebidir. Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/11/2019 tarih ve 2019/886 Esas, 2019/421 Karar sayılı görevsizlik kararı ile gönderilen dava mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı, ifası, fatura ve ödemelerin taraf defterlerine ne şekilde kayıtlandığı, davacının oluşan zararı bulunup bulunmadığı hususunda , dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ; Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olduğu, davalı şirkete ait ticari defterlerin, usulüne uygun tasdik ettirilip işlendiği, birbiri ile uyumlu olduğu, davaya konu toplam 15(onbeş) adet fatura ve fatura içeriklerine davalı şirketin 8 günlük yasal süresi içerisinde bir itirazının olduğunu gösterir herhangi bir belgeye dosyasında rastlanmadığı, hakediş raporları cetvelinden de görüleceği üzere tüm fatura ve fatura içeriklerinin davalı şirketçe teslim alındığı, davaya konu fatura ve fatura bedelleri ile ilgili olmak üzere davalı şirketin ilgili vergi dairesine gerekli beyannameleri verdiği ve ticari defterlerde muhasebe kayıtlarının yapıldığı, muhasebe kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davacı şirketin işbu dava dilekçesindeki; davalı yanın kesinleşmiş hakediş alacaklarını ... Belediyesinden tahsil edilmemesi sonucunda kendisine mali kaynak yaratmak maksadıyla kullandığı krediler sebebi ile ödeyeceği faiz, komisyon, masraf ve her türlü giderlerin müvekkili tarafından karşılandığı şeklindeki iddiası ile ilgili olarak herhangi bir somut belgeye dosyasında rastlanmadığı, davacı şirketin, kesinleşmiş hakediş alacaklarının zamanında ödenmemesinden dolayı uğradığı zararın hesaplanabilmesine ait somut herhangi bir bilgi ve belgeye dosyasında rastlanmadığından iddia edilen zararın hesaplanamadığı, davacı şirketin düzenlemiş olduğu faturalar ile ilgili hakedişlerin düzenlenip onaylanması gibi iş ve işlemlerde davalı şirketin herhangi bir gecikmesinin olmadığı ancak hak edişlerin düzenlendikleri tarihler ile onaylandıkları tarihler arasında 194 güne ulaşan gecikmeler bulunduğu, düzenleme ile onay tarihleri arasında sürekli uzayan gecikmeler mevcut olsa da, davalı tarafça davacıya ödeme yapılabilmesi için davacının fatura düzenlemiş olması gerektiği, fatura düzenleme tarihleri ile hakedişlerin onaylanma tarihleri arasında ise bir gecikmenin mevcut olmadığı, bu nedenle hakedişlerin gecikmeli şekilde onaylanmasında davalı yana sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığı, ve yine ... Belediyesi tarafından davalıya yapılan hakediş ödemelerinde gecikmeler olması nedeniyle, davalının da davacıya yaptığı hakediş ödemelerinde gecikmeler meydana geldiği, ancak davalı ... ile ... Belediyesi arasındaki sözleşme ve ekleri ile davanın tarafları arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında, davalının ... Belediyesinden tahsilat yaptıkça davacıya ödeme yapacağı hususunun taraflarca kararlaştırılmış olduğunun da kabulü gerektiği, bu durumda davacın taleplerinin yerinde olmadığı, yönünde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre, geç ödemede davalının kusuru bulunmadığı ve davacının davasının ispat eder belge sunamadığı anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin uygulanmasında 4734 ve 4735 sayılı yasaların uygulanması gerektiği halde kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı karar verildiğini, davalının kamu imtiyazlarını kullanarak tamamen keyfi ve hukuka aykırı şekilde müvekkilini zarara uğrattığını, HİGŞ'nin 42 maddesinde açıkça düzenlendiği halde davalının tahakkuk ve hakedişleri yasal süresinde değil istedikleri sürede yaptığını, bu nedenle müvekkilinin ağır zarara uğradığını ve hakedişleri yapan ve ödeme yapacağı zaman fatura düzenlenmesini isteyen ve bu sureleri yarım yıla kadar uzatanın davalı olduğunu, buna rağmen müvekkilinin fatura düzenlemediğinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, bir birleriyle ve kendi içinde çelişen bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmasının maddi gerçeğin aydınlatılmadığını gösterdiğini, ... Belediyesinin her ayanı 31'inde hakediş raporlarını düzenleyerek davalıya her ay düzenli olarak ödeme yaptığını, talep ve itirazlar değerlendirilmeden ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde bilirkişi raporlarının hükme esas olduğunun belirtilmesi dışında bir gerekçe bulunmadığını, müvekkilinin uğradığı zararın somut olarak ispat edilip edilmediğinin tespitinin mahkemeye ait olduğunu, bilirkişilerin görevini aşarak bu hususta beyan bildirmesinin hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine, 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Eldeki davanın, arabuluculuğa başvurulmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesinde 04/11/2019 tarihinde açıldığı, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07/11/2019 tarih 2019/886 E., 2019/421 K. sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği, dosyanın iş bu mahkemede 25/02/2020 tarihinde esas aldığı, davacı vekili tarafından sunulan 06/01/2020 tarihli dilekçe ekindeki arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa başvuru tarihinin 26/11/2019 olduğu, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından, bu itibarla dava açılmadan önce arabulucuya başvuru şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava şartının görevsizlik kararından sonra tamamlanmasının da mümkün olmadığı anlaşıldığından, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. (Yargıtay 6 H.D 2024/3201 E- 2024/4336 K, 2022/4534 E-2023/3417 K, 2023/526E-2023/583 K.vb.) HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2023 tarih ve 2020/117 E-2023/588 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın 6100 sayılı HMK.'nın 114/2 maddesi delaletiyle ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 ve 6102 sayılı Kanunun 5/A-1 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle, usulden REDDİNE, 4-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL nin mahsubu ile fazladan alınan 444,62 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/3, 7/2 ve 13/1 maddeleri gereğince 1.600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 7- Davalı tarafından yapılan 2.750 TL bilirkişi giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-HMK. 333. maddesi uyarınca artan gider ve delil avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 9- Arabuluculuk sonucunda taraflar anlaşamadıklarından, arabuluculuk yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca Bakanlık bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, İstinaf İncelemesi Yönünden: 10-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 180,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 256,00 TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 1.425,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip