Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/15943 E. , 2024/1968 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/15943 Karar No : 2024/1968 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı/ANKARA 2-… Komutanlığı / … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İl Jandarma Komutanlığı e…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/15943 E. , 2024/1968 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/15943 Karar No : 2024/1968 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı/ANKARA 2-… Komutanlığı / … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İl Jandarma Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubay Kd. Çavuş olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı başlatılan soruşturma neticesinde Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No: …, Karar No: … sayılı kararında; "...şüphelinin alınan ifadesinde, 2012 yılında Ankara Jandarma Astsubay MYO okuluna başladığını, 2014 yılında mezun olarak Karabük İl Jandarma Komutanlığına, 2016 yılında Çukurca Jandarma Komando Taburuna atandığını, Astsubaylık okuluna spor mülakatı ile girdiğini, kendisine referans olan kimsenin olmadığını, derece ile okula girdiğini, C.K.'nın ifadesinde belirtmiş olduğu Kayseri'deki evde ÖSS sınavına hazırlanmak için kaldığını, 2011 yılında kalmış olduğu evin o dönem cemâat diye adlandırılan FETÖ terör örgüne ait olduğunu bildiğini, İstanbul da sıkıntılı bir hayatı olduğunu, sınavlara hazırlanmak için Kayseride bulunan amcasının oğlunun yanına geldiğini, Kayseri de bulunan Ekol-Der dershanesinde eğitim alırken D. isimli bir şahsın evlerde daha rahat ders çalışacağımı söyleyerek kendisini bu evlerde kalmaya ikna ettiğini, kendisinin de kabul ettiğini, N.K, C.K, S.F, O.D ile beraber 6 ay kadar bu evde kaldıklarını, evde kaldığı dönemde Fethullah GÜLEN ait video izlettirildiğini, zamanın çoğunu ders çalışarak geçirdiklerini, evde kaldığı dönemde darbeye yönelik herhangi bir konuşmaya ya da toplantı geçmediğini, evde kalırken kod adının ..., olduğunu, bu kod adı D. diye bildiği şahsın verdiğini, evde kaldığı dönemde N.K.'nın ev işleri ile ilgilendiğini, N.K.'nın kod isminin Adil olduğunu, D. diye biİdiği kişinin kendisine kod ismi verirken tedbir amacı ile kod ad kullanmaları gerektiğini ve birbirlerini tanımamaları gerektiğini söylediğini, daha sonra bu evden ayrılarak S., O. ve C. ile beraber Kayseri Belediyesine yakın bir yerde FETÖ terör örgütüne ait yakın bir eve yerleştiklerini, evden mayıs ya da haziran ayından sonra ayrıldığını, ÖSS sınavı bittikten sonra Kayseri'den İstanbul iline ailesinin yanma gittiğini, Ankara da astsubaylık okulunda eğitim alırken Kayseri'de tanıştığı C.K. ile beraber cemaate ait eve gittiklerini, burada ismini Ahmet diye bildiği bir şahıs ile tanıştığını, okuldan izin alarak çıktığı dönemlerde bu eve gittiğini, bu evde dini ağırlıklı sohbetler yapıldığım ve namaz kılındığını, yine, bu evde Fethullah GÜLEN'e ait CD'ler izletilip ve kitaplar okutulduğunu, yaklaşık 2 yıl boyunca bu eve 5-6 defa gittiğini, bu evde FETÖ terör örgütü içerisinde yer alma veya onların emrine girme şeklinde bir yönlendirme yapılmadığını, 17-25/12/2013 tarihinden sonra eve gitmemeye başladığını, 2014 Haziran ayında mezun olduktan sonra da ilişkisini tamamen kestiğini, astsubaylık okulunun ilk yıllarında mesleğe başladıktan sonra himmet adı altında para istendiğini, mesleğe başladıktan sonra örgüte herhangi bir para yardımında bulunmadığını, mesleğe başladıktan sonra FETÖ terör örgüt ile herhangi bir görüşmesi olmadığını, 15/07/2016 tarihinde Çukurca'daki birliğine katılmak için Van KTM'de beklediğini, Van KTM'de beklerken darbeyi destekleyici herhangi bir talimat ve emir almadığını, darbeyi haberlerden öğrendiğini, FETÖ terör örgütüne ait evlerde kalma sebebinin İstanbul da yaşamış olduğu sıkıntılar olduğunu, cemaat evine yerleşirken örgüt adına herhangi bir faaliyette bulunma gibi bir gayesi olmadığını, tamamen ders çalışmak için bu eve gittiğini, kesinlikle FETÖ terör örgütü içerisinde yer almadığını ve faaliyette bulunmadığını beyan ettiği,..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği, davacının beyanları ile takipsizlik kararında tespit edildiği üzere 17-25 Aralık sürecinden önce eğitim almak ve barınmak maksadıyla örgüte ait evlerde kaldığı, 17-25 Aralık sürecinden önceki bu eylemleri dışında kamu görevlisinden beklenilen güven ve sadakat duygusunu sarsacak şekilde daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğine dair başkaca bir tespit ve veri bulunmadığı, örgütün kriminalize olduğu 17-25 Aralık sürecinden önce eğitim almak ve barınmak maksadıyla örgüte ait evlerde kalması dışında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatını gösteren başkaca bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerde dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idareler tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, davacının savcılıktaki ifadesinde örgütle irtibatına ilişkin beyanlarda bulunduğu, yürütülen hizmetin özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda işlemin, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek tesis edildiği, FETÖ/PDY terör örgütüne iltisakı veya irtibatı bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. madde hükmü uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, Hakkari İl Jandarma Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubay Kd. Çavuş olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No: ..., Karar No: ... sayılı kararıyla davacının örgüte ait dershanelerde eğitim almak ve barınmak maksadıyla örgütün evlerinde kalması dışında FETÖ terör örgütü üyesi olduğunu gösterir somut herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına kararı verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemede, davacı hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 02/05/2023 tarih ve Soruşturma No:…, E: …, İd.Say. … sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih, E…., K… sayılı kararıyla; "...sanığın soruşturma ile kovuşturma aşamasında mahkememizdeki beyanında açıkça görüleceği üzere kendiliğinden gelerek örgüt içerisinde bulunduğu süre zarfında tanıdığı örgüt mensuplarına yönelik teşhis ve beyan işleminde bulunduğu, örgüte katılım süreci ile ilgili bildiklerini anlattığı anlaşılmakla 5237 Sayılı TCK'nın 221/4-1. cümlesi sanığın hukuki durumuna uygun görülmüş, sanık hakkında anılan etkin pişmanlık hükmü uygulanmış ve 5271 sayılı CMK'nın 223/4-1.a maddesi gereğince ... " ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemede anılan kararın kesinleşmediği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan ceza soruşturması neticesinde verilen kovuşturmaya ve ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar, Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifade tutanağı ve davacının savunma istem yazısı üzerine idareye sunduğu savunması incelendiğinde; davacının Kayseri'de bulunan FETÖ/PDY terör örgütüne ait evde ÖSS sınavına hazırlanmak için kaldığını, 2011 yılında kalmış olduğu evin o dönem cemâat diye adlandırılan FETÖ terör örgüne ait olduğunu bildiğini, sınavlara hazırlanmak için Kayseride bulunan amcasının oğlunun yanına geldiğini, Kayseri de bulunan Ekol-Der dershanesinde eğitim alırken D. isimli bir şahsın evlerde daha rahat ders çalışacağımı söyleyerek kendisini bu evlerde kalmaya ikna ettiğini, kendisinin de kabul ettiğini, N.K, C.K, S.F, O.D ile beraber 6 ay kadar bu evde kaldıklarını, evde kaldığı dönemde Fethullah Gülen'e ait video izlettirildiğini, zamanın çoğunu ders çalışarak geçirdiklerini, evde kalırken kod adının ... olduğunu, bu kod adı D. diye bildiği şahsın verdiğini, D. diye biİdiği kişinin kendisine kod ismi verirken tedbir amacı ile kod adı kullanmaları gerektiğini ve birbirlerini tanımamaları gerektiğini söylediğini, daha sonra bu evden ayrılarak S., O. ve C. ile beraber Kayseri Belediyesine yakın bir yerde FETÖ/PDY terör örgütüne ait yakın bir eve yerleştiklerini, evden mayıs ya da haziran ayından sonra ayrıldığını, ÖSS sınavı bittikten sonra Kayseri'den İstanbul iline ailesinin yanına gittiğini, Ankara'da astsubaylık okulunda eğitim alırken Kayseri'de tanıştığı C.K. isimli şahıs ile beraber cemaate ait eve gittiklerini, burada ismini Ahmet diye bildiği bir şahıs ile tanıştığını, okuldan izin alarak çıktığı dönemlerde bu eve gittiğini, bu evde dini ağırlıklı sohbetler yapıldığını ve namaz kılındığını, yine, bu evde Fethullah Gülen'e ait CD'ler izletilip ve kitaplar okutulduğunu, yaklaşık 2 yıl boyunca bu eve 5-6 defa gittiğini, bu evde FETÖ terör örgütü içerisinde yer alma veya onların emrine girme şeklinde bir yönlendirme yapılmadığını, 17-25/12/2013 tarihinden sonra eve gitmemeye başladığını, 2014 Haziran ayında mezun olduktan sonra da ilişkisini tamamen kestiğini, astsubaylık okulunun ilk yıllarında mesleğe başladıktan sonra himmet adı altında para istendiğini, mesleğe başladıktan sonra örgüte herhangi bir para yardımında bulunmadığını, mesleğe başladıktan sonra FETÖ/PDY terör örgüt ile herhangi bir görüşmesi olmadığını, 15/07/2016 tarihinde Çukurca'daki birliğine katılmak için Van KTM'de beklediğini, Van KTM'de beklerken darbeyi destekleyici herhangi bir talimat ve emir almadığını, FETÖ/PDY terör örgütüne ait evlerde kalma sebebinin İstanbul'da yaşamış olduğu sıkıntılar olduğunu, cemaat evine yerleşirken örgüt adına herhangi bir faaliyette bulunma gibi bir gayesi olmadığını, tamamen ders çalışmak için bu eve gittiğini belirttiği görülmüştür. Diğer taraftan; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih, E…., K… sayılı kararında; "...FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde Jandarma mahrem yapılanmasında faaliyet yürüten sözde Marmara Bölge Temsilcisi olan N.K. isimli şahıstan elde edilen verilerde sanık hakkında da verilerin bulunduğu, veri inceleme raporunun şahıs dosya içerik bilgileri bölümünde Muhammet Eraslan isimli şahsın kimlik görev yeri ve SGK bilgileri gibi verilerin olduğu, sanık hakkında veri girişi bulunduğu, bu dosyaların Jandarma Okullar Komutanlığına bağlı askeri okullarda 2012-2016 yılları arasında öğrenim gören örgütsel tabirle öğrenci konumunda olan jandarma personelinin örgütsel faaliyetlerine ilişkin mahrem sorumlular tarafından tutulduğu anlaşılan görüşme, toplantılara gelip gelmeme, devir bilgileri ve bunlara ilişkin notların tutulduğu dosyalar olduğu, ilgili materyalin yapılan incelemesinde sanık ile Jandarma Astsubay Meslek Yüksekokulu'nda çok kez örgütün mahrem imamlarıyla görüşme kaydının bulunduğunun anlaşıldığı, Ankesör Büfe Sorgu Raporu incelendiğinde, sanığın kullanımında olduğu değerlendirilen … numaralı gsm hattının sabit ankesörlü hatlardan ardışık aranma kaydının olduğu, sanığın 25/10/2014 tarihinde Cumartesi günü … numaralı hat kullanıcısı astsubay rütbesi olan C.G ile Karabük'ten ardışık arandığı, sanığın kullanımında olduğu değerlendirilen … numaralı gsm hattının sabit ankesörlü hatlardan ardışık aranma kaydının olduğu, 27/10/2013 tarihinde Pazar günü, 31/05/2014 tarihinde Cumartesi günü … numaralı hat kullanıcısı astsubay rütbesi olan C.K. ile Ankara'dan ardışık arandığı, sanığın kullanımında olduğu değerlendirilen 0536... .. 41 numaralı gsm hattının sabit ankesörlü hatlardan ardışık aranma kaydının olduğu, 23/09/2012 tarihinde Pazar günü … numaralı hat kullanıcısı üsteğmen rütbesi olan M.A.B. ile Ankara'dan ardışık arandığı anlaşılmıştır..." tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmalar sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına ve ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının örgüte ait evlerde kalarak ÖSS sınavına hazırlanmasının, örgüte ait evde kaldığı dönemde sohbet toplantılarına katılmasının, kendisine örgüt tarafından kod adı verilmesinin, mesleğe başladıktan sonra kendisinden himmet istenmesinin, sabit/ankesörlü hatlardan ardışık arama kayıtlarının bulunmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 28/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.