11. Hukuk Dairesi 2021/4197 E. , 2022/8127 K. MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.12.2017 tarih ve 2015/356 E- 2017/1212 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.04.2021 tarih ve 2018/2397 E- 2021/766 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenm…
**11. Hukuk Dairesi 2021/4197 E. , 2022/8127 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.12.2017 tarih ve 2015/356 E- 2017/1212 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.04.2021 tarih ve 2018/2397 E- 2021/766 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, eşinden ayrı olan müvekkilinin maddi yönden sıkışınca davalılardan çeşitli miktarda 3 ayda bir % 10, yıllık % 40 tutarında faizle döviz bazında borç para aldığını ve bunun sürekli devam ettiğini, müvekkilinin anapara borçlarına fazlasıyla faiz ödediğini, davalıların istediği faizleri ödeyemeyince davalıların tehdidiyle 31/12/2014 vadeli 11.500-Euro bedelli ve 15/06/2014 düzenleme tarihli 31/12/2014 vadeli 37.000 USD bedelli lehdarı ... olan iki adet senedi imzalamak zorunda kaldığını, bu senetlerde yazıların üzerinden geçildiği, karalandığı, düzeltme yapıldığı, müvekkilinin baskı altında kaldığının açık göstergesi olduğunu, dosyaya sunulan ses kaydına göre müvekkilinin evini kurtarmak için senetleri baskı altında imzaladığının açık göstergesi olduğunu, davalı ...’in lehdarı olduğu senedi, eşi ...'e ciro ettiğini, ...'in de kendisinden önce ciranta olan ...'i borçlu göstermeksizin İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1786 E sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, davalıların evli olması, zorla senet imzalatma ve tefecilik suçunu birlikte işlemeleri nedeniyle sadece ciranta aleyhine değil lehdar aleyhine de menfi tesbit davası açtıklarını, her iki davalının birlikte hukuka ve ahlaka aykırı işlemi yaparak könütiyetli davrandığını ileri sürerek İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1786 sayılı dosyasına konu senetler nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, % 40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının tefecilik iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı ile davalılar arasında arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu, davacının maddi zorluğu nedeniyle borç para verdiklerini, davacının da ödediğini, davacının son yıllarda çeşitli bahanelerle davalılardan döviz bazında borç para istediğini, ancak davacının faiz iddiasının doğru olmadığını, davacının icra takibine konu borcunu ödememek için iftira attığını, icraya konulan senetlerin davacı tarafından kendi isteğiyle imzalandığını, davacı aleyhine yapılan icra takibinin kesinleştiğini, takibe itiraz süresi içinde ne imzaya ne de borca itiraz etmediğini, davacının müvekillerinin rızası dışında aldığı ses kaydının yasal delil olamayacağını, ayrıca sözkonusu kayıtta davacının baskı altında tutan bir durumun olmadığını, davacının kötüniyet tazminat talebinin usul ve kanuna aykırı olduğunu savunarak davanın reddine ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davada ispat yükünün kambio vasfındaki senetlere karşı borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerinde olduğu, davacının tanık, ses kaydı, savcılık soruşturma dosyası ve diğer tüm delillere dayandığı ancak açıkça yemin deliline dayanmadığı, davacı, davaya konu senetlerin kendisine zorla ve tehditle imzalatıldığı iddiasında bulunduğundan söz konusu tehdit ve ikrah iddiaları hususu maddi vakıa olup tanık dinlenmesi mümkün olduğundan davacı tanıklarının dinlendiği, davacı tarafın ses kaydı delilinin davalıların özel yaşamı olan evlerinde ve davalıların izni olmaksızın oluşturulduğu, bu şekilde oluşturulan delilin HMK’nın 189. maddesi gereği hukuka aykırı olacağı, kaldı ki söz konusu ses kaydının dökümünün incelendiği ve davaya konu senetlerin zorla ve tehditle imzalatıldığı hususunda bir kanaat uyandırmadığı, davaya konu senetlerin para cinsinin TL olarak düzenlendiği, daha sonra üzerinin çizilmesi suretiyle USD ve EURO para cinsine çevrildiği ve fakat bu değişikliğin davacı parafını taşımadığı, senetlerde TL para cinsinin EURO ve USD para cinsine çevrilmesinin tahrifat olarak kabul edilmesi gerektiği düşünülmüşse de gerek dava dilekçesinde gerek yargılamada, gerekse de davacı vekilinin 23/02/2016 tarihli dilekçesinde ve özellikle 24/02/2016 günlü duruşmada davacı beyanlarından, davacı tanığı ...'un anlatımlarından taraflar arasında dövizle borç ilişkisinin bulunduğu, bonoların EURO ve USD para cinsi olarak düzenlendiğinin davacı tarafça kabul edildiği, bu durum karşısında da her ne kadar davaya konu senet metninde TL olan para cinsinin üzeri çizilerek EURO ve USD olarak değiştirilmiş ve bu değişikliğin davacının parafını taşımadığı görülmüş ise de davacının beyanlarından bu değişikliklerin davacının bilgisi, açıkça itirazı olmaksızın yapıldığı kabul edilerek davaya konu senetlerde netice olarak herhangi bir tahrifat olmadığının anlaşıldığı, davalıların tefeci oldukları yönündeki iddia, Yargıtay kararları gereği ancak tefecilik suçundan verilen bir mahkumiyet hükmü ile ispat edilmesi gereken bir iddia olup bu yöndeki suçlamalar için yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği ve itiraz üzerine bu kararın kesinleştiği, davacının dava konusu senetleri ödediği konusunda herhangi bir belge sunmadığı, ödeme iddiasının ancak kesin delillerden olan yemin ile ispat edilebileceği ancak davacının açıkça yemin deliline dayanmadığı, senetlerin tehditle imzalatıldığı konusunda ise zaten yemin teklif edilemeyeceği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın ve koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının senetlerdeki imzayı inkar etmediği, senetlerin zorla, tehdit ve korku ile alındığını, davalıların tefecilik yaptığını iddia ettiği ancak dosyaya yansıyan delil durumu, ceza soruşturma dosyasındaki KYOK kararı, tanık beyanlarına göre bu iddianın ispatlanamadığı, ilk derece mahkemesinin davacının delil olarak sunduğu ses kaydını hukuka aykırı delil olarak kabul etmesi ve kabulü halinde ise içeriği itibarı ile de senedin zorla ve tehditle alındığına yönelik kanaat oluşturmadığına yönelik gerekçesinin yerinde olduğu, davacı dava dilekçesinde, senetlerde yazıların üzerinden geçildiğini, karalandığını, düzeltme yapıldığını belirttiği, senetteki USD ve EURO yazıları yönünden açıkça tahrifat iddiasında bulunmadığı, öninceleme duruşmasında bu iddiayı ileri sürdüğü, ancak davacı asilin 24.02.2016 tarihli duruşmadaki ifadesinde bonoların; "11500 Avro ve 37 bin Dolar bedelli bonolar" olduğunu, senet tanzim edilirken yanlarında başka hiçbir tanığın olmadığını açıkça beyan ettiği, dava dilekçesinde de döviz bazında borç alındığının yer aldığı, bu durumda ilk derece mahkemesinin davacının aşamalardaki beyanları ve kabulü de dikkate alınarak senedi değerlendirilmesinin yerinde olduğu, senetteki rakamlar değiştirilmeksizin üzerinden birden fazla kez geçilmesinin yahut "37 bin" yazısında "bin" yerine "000" yazılmasının senedin geçerliliğine etkisinin olmadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.