2. Ceza Dairesi 2022/16130 E. , 2023/32 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi(Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesi) SUÇ :Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 18.06.2013 tarihli ve 2013/14033 Esas, 2013/16368 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2022 tarihli ve KD-2022/130289 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza
**2. Ceza Dairesi 2022/16130 E. , 2023/32 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi(Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesi) SUÇ :Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 18.06.2013 tarihli ve 2013/14033 Esas, 2013/16368 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2022 tarihli ve KD-2022/130289 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Hüküm tarihinde aynı yargı çevresinde bulunan cezaevinde başka suçtan hükümlü olması nedeniyle kendiliğinden duruşmaya gelme olanağı bulunmayan ve 16.02.2011 tarihli duruşma zaptına göre duruşmadan bağışık tutulma talebi de olmayan sanığın, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son oturumda hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla CMK'nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerektiğinden bahisle onama ilâmının kaldırılmasına ve sanık hakkındaki mahkumiyet kararının bozulmasına ilişkindir. II. GEREKÇE 1. Sanık hakkındaki hükümlülük bilgilerinin UYAP ortamında incelenmesi neticesinde sanığın, 12.03.2010 - 26.05.2011 tarihleri arasında ... 2 Nolu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu, sanığın hazır bulunmadığı 03.03.2011 tarihli duruşmada yargılamanın bitirilmesiyle hüküm kurulduğu belirlenmiştir. 2. Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.” Hükmünü amirdir. Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin ikinci fıkrasında; “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.”, 194 üncü maddenin ikinci fıkrasında; “Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.”, 195 inci maddenin birinci fıkrasında; “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.”, 200 üncü maddenin birinci fıkrasında; “Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.”, 204 üncü maddenin birinci fıkrasında; “Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.” Şeklinde gösterilmiştir. 3. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, sanık üzerinde bir yükümlülük arz etmekle birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90 ıncı maddesinin son fıkrasına göre onaylamakla iç hukuk mevzuatına dâhil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir. 4. Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir inisiyatifinin olmadığının kabulü hâlinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir. 5. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15.06.1992, § 49-50; Artico/İtalya, B. No: 6694/74, 13.05.1980 § 33; Sejdovic/İtalya, B. No: 56581/00, 01.03.2006 § 81 kararlarında, sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabileceği belirtilmiş olup, buna göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesi de ancak bu hususu açıkça söylemesiyle mümkün olacaktır. 6. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.01.2017 tarihli ve 2017/449 Esas, 2017/32 Karar sayılı kararı ile 03.04.2018 tarihli ve 2018/851 Esas, 2018/144 Karar sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır. 7. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; hüküm duruşmasında ... 2 Nolu L Tipi Kapalı ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak görünen sanığın hüküm duruşmasında hazır bulunma hakkının ihlâl edilmesi suretiyle Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36 ncı maddesine, AİHS'in "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6 ncı maddesine ve 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 18.06.2013 tarihli ve 2013/14033 Esas, 2013/16368 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Başkaca yönleri incelenmeyen ... Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2011 tarihli ve 2010/305 Esas, 2011/117 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2023 tarihinde karar verildi.