İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Birleşik Krallık merkezli bir şirket olan davacının 1960'lardan bu yana lüks yat üretimi ve satışında lider olduğu, davacının…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1162 Esas KARAR NO: 2025/1677 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 22/06/2021 NUMARASI: 2019/18 E. - 2021/114 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen karara karşı, temyiz yasa yoluna başvurulması ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Birleşik Krallık merkezli bir şirket olan davacının 1960'lardan bu yana lüks yat üretimi ve satışında lider olduğu, davacının üretimini yaptığı lüks yat modellerinden birinin ... adlı yatlar olduğunu, bu yatların 2010-2013 yılları arasında ... 48, 2012-2016 yılları arasında ... 40 adlı versiyonlarının üretildiğini, davacının yurtdışında ... marka tescilleri bulunduğunu, davalının Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde 2017/76176 sayılı ... ... ve 2018/00686 sayılı ... ... markasını tescil ettirdiğini, davalının ... ... adlı bir şirketin kurucu ortağı olduğunu ve bu şirketin http://www...com. adresli sitesi incelendiğinde ... da dahil olmak üzere davacıya ait ... yatlarından haberdar bulunduğunu, davalının ... sayılı markalarının davacının gerçek hak sahibi olduğu ... markası ile benzer olması nedeni ile SMKmd.6/3 ve 25/1 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı markalarının davalının kötü niyeti sebebi ile de SMK md.6/9 ve 25/1 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek, 2017/67176 ve 2018/00686 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde; İtalya'da denizcilik ve ... ile bütünleşmiş bir imaja sahip bir liman kasabası ismi olan ve "found my love in ..." şarkısıyla ünlü ...'nun ünvan, marka, model adı olarak dünyada pek çok şirket tarafından örneğin İtalyan ... ..., Ferrari'nin ... model arabası, kullanıldığını, davacının ... markası ve tekne modeliyle değil fakat sadece ... olarak bilindiği ve tanındığını, davacının dava konusu teknelerinin ilgili pazarda ... ... olarak bilindiğini, ... ibaresinin İstanbul, Ankara, Paris gibi bir yer adı olup kanunen tel başına korunacak bir hak teşkil edemeyeceği ve ayırt edici bir unsur olmaksızın tescil edilemeyeceğini, ... ... markalarındaki ... ibaresinin ana unsur olmadığını, davalının markalarında ... ibaresinin kullanmasının İtalya'daki aynı adlı liman kasabasına duyduğu sevgiden kaynaklandığını, davalının işletmesini 2016 yılında kurduğunu, davalının davacının ... markasından haberdar bulunduğunu ve ... marka yatların ..., ... gibi modellerinin satışını yaptığını, davacının gerçekte yat modeline verdiği adı marka gibi göstererek haksız talebine dayanarak yaratmaya çalıştığını, teknelerin kıç aynasının tüm dünyada gerçek ve tartışılmaz marka alanı olduğunu, davacının ... model yatlarının arkasındaki logonun ... yatları olarak kullanımı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; Davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2017/76176 sayılı ... ... ve 2018/00686 sayılı ... ... markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; marka hukukunda ülkesellik ilkesinin geçerli olduğunu, davacının dava konusu markayı Türkiye'de tanıtmadığını, bugüne kadar çok az kullandığını, kaldı ki davacının bu kullanımları yaparken ...'yu tek başına değil ... ..., şeklinde kullandığını, kullanımların pazar payı oluşturmadığını, davacının bu markaya Ülkemizde ayırtedicilik kazandırmadığını, Davacı tarafın gerçek hak sahipliğini elde edebilmesi için, bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere, ... markasını müvekkilinden önce Türkiye'de kullanmak suretiyle ayırt edici nitelikte markalaştırması ve maruf hale getirmesi gerektiğini, oysa davacının markasını Ülkemizde tescil ettirmediği gibi, kullanımının da oldukça az olduğunu, davacının markasına Türkiye de yatırım yapmadığını,Açık bir surette coğrafi bir yer adı olan ... adının ... kavramı ile özdeşleştiğini, burada unvanın coğrafi yer ile ilgili kısıtlamaların dışında kalabileceği iddialarının olsa olsa ancak bir zorlama teşkil edebileceğini, Ülkemizde davacı ... ... Ltd.'nin hiçbir şekilde “...” kasabası adıyla ilgili bağımsız bir öncelik hakkı olamayacağını,Bilirkişi raporunda tanınmışlığa ilişkin değerlendirmenin farazi ve subjektif olduğunu, fuarların yaygınlığı hakkında yanlış bilgi verildiğini, davacının ise son 10 yılda sadece bir kez Tuzla fuarına katıldığını, başkaca fuarlara katılmadığını, Markanın sadece uzmanlaşmış tüketicilere hitap ediyor olmasının markayı ayırt edici kılmadığını, Önemli bir yat limanı ve turizm merkezi olan “...”nun bir coğrafi yer adı olduğunu ve kimsenin tekeline verilemeyeceğini, Davacı taraf tartışmasız olarak ... ibaresiyle maruf olup, ... ibaresiyle piyasa bir yana sektörde bile bilinmediğini, sektörde “...” marka, “...” ise sadece model olarak bilinmekte ve müvekkilinin de herkes gibi sadece ... bir model olarak bildiğini,Davacı tarafından 27.07.2011 tarihinde satış yapıldığı belirtilmekte, dilekçe eki 1.6 da taşıma belgesi örneği ile de bu satışın yapıldığını ispatlamaya yönelik olarak ekinde fatura örneği sunulmakta olduğunu, fatura incelendiğinde, sadece model kısmında "... 48" yazdığını, yani davacının Ülkemizde ve hatta dünyada bilinen markasının ... değil “...” olduğunu, ... ise bir süre önce ürettiği yatlardan bir kısım modelinin adı olduğunu,Kötüniyet iddiasının kabul edilemeyeceğini, aynı sektörde yer almanın başlıca kötüniyet göstergesi olamayacağını,Yapılan yargılama sırasında, davacı yanın marka tesciline ilişkin tüm belge ve evraklarının Birleşik Krallık Fikri Mülkiyet Ofisinden ve EUP)O den istenilmesini talep etmiş olmasına karşın, sadece davacı yanın sunumu ile yetinildiğini, bu belgelerin ilgili ülke kurumlarından celbedilmemiş gerçekliği ve geçerliliği araştırılmamış olmakla, ayrıca eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş bulunduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 08/07/2024 tarihli, 2021/1501 Esas 2024/1305 Karar sayılı kararıyla; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, Davanın kısmen kabulüne, Davalı adına tescilli 2017/76176 sayılı ... ... ve 2018/00686 sayılı ... ... markalarından, 2017/76176 sayılı markanın 12 nci sınıfta "Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç)” ve 35 nci sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "...Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç) ...” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)"; ... sayılı markanın 37 nci sınıfta "Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri” ve 39 ncu sınıfta "Deniz taşımacılığı hizmetleri; deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri; tekne barındırma hizmetleri” bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.05.2025 tarihli, 2024/5352 Esas- 2025/3567 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının “...” yatlarının Türkiye'de ilgili çevrede tanıtımı için 2011, 2014, 2015 yıllarında bir çaba harcandığı ve “...” yatlarının ilgili çevrede davacı ile ilişkilendirilerek, davacıya ait bir marka olarak duyulmuşluğunun ya da fark edilmişliğinin bulunabileceği yolunda görüş bildirildiği, nitekim dosya kapsamında sunulan yurt dışı tecil belgeleri ile fotoğraf ve dergi, gazete eklerinden davacının “...” markasını 2011, 2014 ve 2015 yıllarında kullanmış olduğu ve buna ilişkin yayınların Türkiye'de yayın yapan dergi ve gazetelerde yayınlandığı, yine 2011 yılında Pendik Marina’da davacıya ait “...” yatının sergilendiği, buna göre davacının yat ve yat hizmetleri konusunda “...” markasında öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğu, davalının da yat tamiri hizmetleri alanında ticari faaliyet gösterdiği, bu kapsamda dosya içerisindeki belgelerden de www.sahibinden.com sitesi kayıtları incelendiğinde 15.06.2019 tarihinde davacıya ait 2005 yılı yapımı “...” modeli yat ve yine davacıya ait 2000 yılı yapımı “... 28” model yat için ilan verdiği, davacıya ait “...” yatının ikinci el satışını da gerçekleştirdiği, yani davacıya ait “...” markası ile davalıya ait dava konusu “... ...” markalarında “...” ibaresinin asıl unsur olduğu, “...” ibaresinin ... anlamına gelen hizmet türünü belirttiği, davacının “...” markası üzerinde davalıdan çok önceki bir tarihte gerçek hak sahibi olduğu, davalının “...” markasının davacıya ait olduğunu bildiği halde aynı hizmet türüne ilişkin ek yaparak kendi adına tescil ettirmesinin dürüstlük kurallarına aykırılık taşıdığı ve kötüniyetli olduğu, tescillerin kötüniyetli olması sebebiyle markaların tescilli tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği" gerekçesiyle, Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ise davanın reddini talep etmiştir. Usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE; Dava, davalı adına tescilli 2017/76176 numaralı ... ... ve 2018/00686 numaralı ... ... markalarının hükümsüzlüğüne ilişkindir.Davacı vekili davacı şirketin Birleşik Krallık merkezli bir şirket olduğunu, 1960'lardan beri Yat üretimi ve satışında lider bir firma olduğunu, 2010-2013 yılları arasında ... 48 ve 2012-2016 yılları arasında ... 40 isimli yat modelleri ürettiğini, yurt dışında ... markalarının tescilli sahibi olduğunu, ... markasının gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, davalının davacıya at yatların ikinci el satışını yaptığını, ... markasından haberdar olduğunu, tescilin kötü niyetli olduğunu belirterek, davaya konu markaların hükümsüzlüğünü talep etmiş davalı; ... kelimesinin bir kasaba ismi olduğunu, hatta bu isimle meşhur bir şarkı olduğunu, davacının esas markasının ... markası olduğunu, ... yatları olarak kullanımı bulunmadığını savunmuş, bilirkişi heyetince sunulan raporda; davalı adına tescilli davaya konu markalardaki ... ibaresinin hizmetin türünü belirtip tali unsur olduğu, esas unsurun ... ibaresi olduğu, davacının ... markası üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı markalarının Türkiye'de tescilinin bulunmadığı görülmektedir.6769 SMK kanunu uyarınca marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur.Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve dava dosyasına sunulu deliller değerlendirildiğinde; dosya kapsamında sunulan yurt dışı tecil belgeleri ile fotoğraf ve dergi, gazete eklerinden davacının “...” markasını 2011, 2014 ve 2015 yıllarında kullanmış olduğu ve buna ilişkin yayınların Türkiye'de yayın yapan dergi ve gazetelerde yayınlandığı, yine 2011 yılında Pendik Marina’da davacıya ait “...” yatının sergilendiği, buna göre davacının yat ve yat hizmetleri konusunda “...” markasında öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğu, davalının da yat tamiri hizmetleri alanında ticari faaliyet gösterdiği, bu kapsamda dosya içerisindeki belgelerden de www.....com sitesi kayıtları incelendiğinde 15.06.2019 tarihinde davacıya ait 2005 yılı yapımı “...” modeli yat ve yine davacıya ait 2000 yılı yapımı “... 28” model yat için ilan verdiği, davacıya ait “...” yatının ikinci el satışını da gerçekleştirdiği, yani davacıya ait “...” markası ile davalıya ait dava konusu “... ...” markalarında “...” ibaresinin asıl unsur olduğu, “...” ibaresinin ... anlamına gelen hizmet türünü belirttiği, davacının “...” markası üzerinde davalıdan çok önceki bir tarihte gerçek hak sahibi olduğu, davalının “...” markasının davacıya ait olduğunu bildiği halde aynı hizmet türüne ilişkin ek yaparak kendi adına tescil ettirmesinin dürüstlük kurallarına aykırılık taşıdığı ve kötüniyetli olduğu, tescillerin kötüniyetli olması sebebiyle markaların tescilli tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaatiyle, davanın kabulüne, davacının yat ve yat hizmetleri konusunda “...” markasında öncelikli ve gerçek hak sahibi olması ve davalı markalarının kötüniyetli tescili nedeniyle davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜNE,2-Davalı adına tescilli 2017/76176 sayılı ... ... ve 2018/00686 sayılı ... ... markalarının tüm sınıflarda HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,3-Karar kesinleştiğinde TPMK'ya bildirilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 571,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, Davacı vekiline avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/c-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL harç, 600,00 TL, tebligat ve müzekkere masrafları, 3.200,00 TL ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.844,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/d-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 556,10 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf ve temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/c-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.107,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 932,50 TL posta gideri, olmak üzere toplam 3.040,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesinde bir duruşmaya katıldığından 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2025