7. Hukuk Dairesi 2022/7184 E. , 2024/746 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1446 E., 2022/1687 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/283 E., 2021/436 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edi
**7. Hukuk Dairesi 2022/7184 E. , 2024/746 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1446 E., 2022/1687 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/283 E., 2021/436 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Noter'de düzenlenen vasiyetnamenin açılması dosyası temyiz edilmiş olduğundan halen derdest olduğunu, davacının yurt dışında yaşadığını, bu nedenle tebligatı ancak aldığını, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin duruşmaya katılamadığını, açılan vasiyetnamede hukuka ve usule aykırılıklar bulunduğunu, iptalinin gerektiğini, murisin ölmeden önce hasta iken söz konusu vasiyetnameden dönmek istediğini ve pişman olduğunu söylediğini, lâkin müvekkilinin bu durumu şimdilerde öğrendiğini, murisin söz konusu vasiyetnameden döndüğüne ilişkin yine yasal mirasçı olan murisin eşinde bulunduğunu tahmin ettikleri vasiyetname/tasarruf (sözlü ya da yazılı) olabileceğini, dolayısıyla mahiyet olarak iş bu davaya konu vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, düzenlenen vasiyetnameye bakıldığında murisin akli melekelerinin yeterli olduğuna dair raporun aile hekiminden alındığı, bu rapor geçerli olmadığından itibar edilmeyeceğini, vasiyetnamenin iptali mümkün olmadığı takdirde davacının saklı payı oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacının kanunda belirtilen hak düşürücü süre içerisinde davayı açmadığını, vasiyetnamenin açılma dosyasında, davacıya 28.06.2016 tarihinde kalemde bizzat duruşma gününün tebliğ edildiğini, dava dilekçesinde yazan iddiaların hiçbirisinin gerçeği yansıtmadığını, davaya konu vasiyetnamenin muris tarafından düzenlenen tek vasiyetname olduğu, başka bir vasiyetnamenin olmadığını, vasiyetnamede açıkça murisin okuma–yazma bildiğinin yazdığı, muris dava konusu vasiyetnameyi vefatından önce tamamen kendi istek ve iradesi ile yaptığını, murisin vasiyeti yaptığı tarihte 69 yaşında olduğunu, akli melekelerinde hiçbir zafiyet bulunmadığını, buna dair gerekli sağlık raporunun da alındığını, dava konusu vasiyetin gerek şeklen gerekse esasen geçerli olduğunu, davacının saklı payının zedelenme durumunun da söz konusu olmadığını, davanın ve terditli her iki talebin de hak düşürücü süre yönünden reddini, esasa yönelik inceleme yapılacak ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin öğrenme tarihinden itibaren değil vasiyetin okunma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacağını belirttiklerini ancak İlk Derece Mahkemesince bu durumun dikkate alınmayarak hatalı karar verildiğini, öncelikle iş bu dosyada taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanması gerektiğini, taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde sağlanmadan ön inceleme duruşması yapıldığını, yerel mahkemenin usulüne uygun şekilde taraf teşkilini sağladıktan sonra vasiyetnamenin okunması dosyasını iş bu dosyanın arasına alarak kararın kesinleşme şerhini beklemek zorunda olduğunu, sonrasında ise hak düşürücü süre itirazını değerlendirmesi gerektiğini, bu noktada hak düşürücü sürenin vasiyetnamenin okunma kararının kesinleşmesinden itibaren işlediğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında, Yargıtay ilgili dairesinin görüş değişikliğine giderek 1 yıllık hak düşürücü sürenin, iptal davalarında; davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı görüşünü belirtmiş ise de bu durumu kabul etmenin mümkün olmadığını, yakın tarihe kadar olan yerleşmiş içtihatlarda kesinleşme şartı aranırken bu durumun değişmesinin uygulamada farklılığa yol açacağını, adalet ve hakkaniyet ilkelerine zarar verip belirsizliğe yol açacağını, davacı müvekkilinin tenkis talebinin de vasiyetnamenin iptaline bağlı olduğu gözetildiğinde, vasiyetnamenin iptal talebinin sonucuna göre değerlendirme yapılacağının aşikar olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetnamenin öğrenme tarihi ile iptali davasının açıldığı tarih arasında bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden ve tenkis davasında ise saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren hak düşürücü süre geçtiğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle temyiz başvurusunda bulunarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559 uncu ve 571 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.