T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1577 KARAR NO: 2026/479 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/09/2024 NUMARASI: 2022/557 Esas - 2024/708 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müza…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1577 KARAR NO: 2026/479 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/09/2024 NUMARASI: 2022/557 Esas - 2024/708 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.10.2012 tarihinde saat 02:45 sıralarında davacıların murisi ve desteği müteveffa Yolcu .........'ın, sevk ve idaresindeki ...plakalı aracı ile D-100 Güney Yol üzerinde Kadıköy istikametinden Kartal istikametine doğru seyri esnasında ...... Köprüsünü geçtikten sonra trafik dubalarına çarptığını, çarpmanın etkisiyle aracın savrulup çelik bariyere çarparak durduğunu, aynı istikamette ve orta şeritte seyreden ... idaresindeki ... plakalı aracın, önünde çelik bariyerlere çarparak kaza yapmış olan ...plakalı bu araca çarpmamak için direksiyonunu sağa kırdığını, ancak aracın sol arka kısmına aynı istikamette sağ şeritte seyreden ..........Genel Müdürlüğüne kayıtlı ...idaresindeki ... plakalı ... otobüsünün sol ön kısmının çarptığını, bu çarpma sonucunda savrulan ... plakalı ... otobüsünün ...plakalı aracın sol ön kapı kısmına çarptığını ve bu çarpma sonucu Yolcu .......'ın çok ağır şekilde yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede 29.10.2012 tarihinde yaşamını yitirdiğini, geriye ise eşi ... ve henüz dört aylık oğlu ...'ın kaldığını, bu sebeple huzurdaki davanın ikame edildiğini, ... sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın ... poliçe no ile ...A.Ş tarafından, ... idaresindeki ... plakalı aracın ... poliçe no ile ...A.Ş tarafından, ... adına kayıtlı ...idaresindeki ... plakalı ... Otobüsü ise ...poliçe no ile ...A.Ş tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında sigortalandığını, ceza yargılaması sonunda davalı ...'in olayın meydana gelmesinde tam kusurlu bulunup 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını, davalı sigorta şirketlerinin müvekkilinin uğradığı maddi zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile, ...A.Ş'den başvuru tarihinden, ...AŞ'den dava tarihinden, ... ve ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, şimdilik ... için 5.000-TL ve ...için 5.000-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ... ve ...'ın her biri için 30 bin TL manevi tazminatın da davalılardan ... ve ...'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; ceza yargılamasında olayın oluş biçimi mahkemece yeterli ölçüde değerlendirilmeyerek müvekkili hakkında tali kusurlu olduğundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiğini ve bu cezanın ertelendiğini, davacı tarafça kazanın kazanç kapısı gibi görülerek manevi tazminat talebinde bulunulduğu, zenginleşmeye sebebiyet verecek nitelikte olan manevi tazminat talebinin tamamını reddettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın müvekkili araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu varsayımına dayandırıldığı, ceza davasının henüz kesinleşmediği, istenilen tazminatın hem haksız, hem fahiş olduğu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; davayı ve müvekkili şirket sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, ... plaka sayılı aracın, müvekkili şirket nezdinde ...poliçe numaralı 17/01/2012-2013 vade tarihleri olmak üzere karayolları zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin, sigortalının kazadaki kusuru oranında ve maddi zararın varlığı ispat edildiği takdirde maddi zarardan sorumluluğunun söz konusu olduğunu, davacı yanın kaza tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu, davanın reddi gerektiğini, aksi takdirde temerrüt tarihinden yasal faize hükmedilmesini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların, müteveffanın sürücüsü olduğu aracın mirasçıları olmakla dava haklarının bulunmadığını, tarafların kusur oranlarının tespiti gerektiğini, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle tespit edilmesi gerektiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "A-Ana dava olan maddi tazminat davası yönünden; 1-Davacıların davasının kabulü ile, Davacı ... için 275.480,81-TL, ...için 64.521,22-TL destekten yoksunluk tazminatının davalı sigorta şirketlerinden (Davacı Anne İçin 193.590,00-TL, Davacı Mehmet Sabri İçin 26.730,00-TL olmak üzere toplam 220.320,00-TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren; diğer davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 25/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, B-Birleşen dava olan manevi tazminat davası yönünden; 1-Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; Davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ...için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili ile davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili kurum ... şoförünün kusuru olmadığını, ... sürücüsü kazaya sebebiyet vermediğini, ... şoförünün kusurlu olduğu varsayımıyla yazılan bilirkişi raporuna ve bu rapora dayanılarak hazırlanan aktüerya raporuna, şoförün %100 kusurlu kabul edilerek verilen tazminat kararına tüm itirazlarını da tekrarladıklarını, davacı vekilinin hatalı ve hukuka aykırı ıslah dilekçesi talebi üzerinden haksız ve hatalı kararla müvekkili kurumun fahiş maddi tazminata mahkum edilmiş olup, kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, davaya konu olayla ilgili SGK tarafından herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, manevi tazminat davasının da reddini talep ettiklerini, dava konusu alacak taleplerine karşı ve hükümde verilen alacak kalemlerine karşı zamanaşımı def'ini tekrarlarla davanın reddini talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Desteğin şahsın kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin trafik sigortasının teminat dışı olduğunu, tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesine hatalı olduğunu, konu olayda vefat eden kişinin aynı zamanda araç sürücüsü olmakla, trafik sigortası teminatı kapsamında olmayan işbu zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, şirketleri nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %25 kusurlu olarak tespit edildiğini ancak Mahkeme nezdinde kurulan hükmün %100 üzerinden kurulduğunu, hükmün icrasında tereddüde yer bırakmamak adına kusurları oranında hüküm kurulmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 30/06/2022 tarih, 2020/1677 Esas ve 2022/1435 Karar sayılı kararı ile " ..Dosya kapsamından, davacı taraf, zarar gören 3. kişi sıfatıyla destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmaktadır. Davacının talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacının ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacıya yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyecektir (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca). Bu durum karşısında; davacının, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan zarar giderim talebi nedeniyle, davacı desteğinin kazadaki kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, kazaya karışan desteğin sürücüsü olan aracın ZMSS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğu gözetilerek değerlendirme yapılması gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/5931 E. ve 2020/4962 K.,2019/4044 E. ve 2019/5046 K. sayılı kararlarında "KTK'nın 88. maddesindeki "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesi ile birden fazla kişinin zararı tazminle yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumluluk ilkesi benimsenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 61. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 51.) maddesindeki "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine göre de, zarar gören 3. kişi konumunda olan davacı zararın tamamını, isterse sorumluların hepsinden isterse bir kısmından isteyebilir. Davacı, açıkça kusur oranında sorumluluğa karar verilmesini istemediğine göre, davacının desteğinin de kusurunun bulunması davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Mahkemece; zarar gören 3. kişi konumunda olan davacıların maddi zararının belirlenmesinde, desteğin kazadaki kusurunun davacılara yansımayacağı; KTK'nun 88. maddesindeki müteselsil sorumluluk ilkesinin sonucu olarak, kazaya karışan karşı araç sürücüsünün kazadaki kusurunun da davacıların sıfatı nedeniyle davacılara yansıtılamayacağı hususları gözönünde bulundurularak, herhangi bir kusur indirimi yapılmaksızın hesaplanan tazminatın hüküm altına alınması gerekirken davalı sürücünün kusur oranına göre belirlenen tazminata karar verilmesi doğru olmamıştır" şeklinde karar verilerek karşı araç sürücüsünün tazminatın tamamından müteselsilen sorumlu olacağı vurgulanmıştır. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/5931 E. - 2020/4962 K. ve 2019/4044 E. - 2020/5046 K. sayılı kararları).Bu doğrultuda davacıların, zarar gören 3. kişi sıfatına dayanan tazminat talebi nedeniyle, desteğin kazadaki kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, kazaya karışan karşı aracın sürücüsü , maliki ve iki aracın ZMMS Sigortacısı olan davalıların müteselsilen zararından tamamından sorumlu olduğu, dava dilekçesinde de kusur oranında değil müteselsilen tazminat talep edildiği gözetilerek değerlendirme yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin kabul görmüş pay esasına göre "çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edildiği; Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalı olduğu; Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak payların düşeceği, Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun paylarının destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılarak, anne ve babaya verilmeyeceği; Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payının artacağı; Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payının diğerine aktarılacağı, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminatın bu ilkelere göre hesaplanmasının" benimsenmiştir.Somut uyuşmazlıkta Uyap sisteminden alınan desteğin nüfus kayıtlarından müteveffanın babası daha önce ölmüş olmakla beraber annesinin sağ olduğu halde aktüerya hesabında sağ olan anneye pay ayrılmaksızın hesaplama yapılmış olması ve pay hesabının Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin kabul görmüş esaslarına göre yapılmamış olması doğru olmamıştır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Daire kararımız ile desteğin kusurunun davacılara yansıtılması ve kusura göre sorumlu olunmasına ilişkin istinaflar hakkında esastan değerlendirme yapılarak karar verilmesi nedeni ile aynı yöne değinen istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davalı ... tarafından verilen istinaf dilekçesinde temerrüt tarihi ve faizin türüne, davalı ... vekili tarafından da zamanaşımı ve sigorta şirketleri tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına ilişkin istinaf talebi bulunmadığından karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Ödeme iddiası her zaman ileri sürebilir ise de davalı ... vekili ödemeyi ispat eder yazılı belge sunulma -dığından bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yargılama sırasında SGK'dan gelen yazı cevabında rucuya tabi peşin sermeye ödemesi yapılmadığı anlaşılmakla bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı ... vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu nedenlerle; davalı ... vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekili ile davalı ... A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 23.225,54 TL TL harçtan peşin alınan 5.806,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.419,16 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 25.274,84 TL harçtan peşin alınan 6.421,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.853,05 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2026