10. Hukuk Dairesi 2009/11954 E. , 2011/2781 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :91-172 Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcamalardan oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafın…
**10. Hukuk Dairesi 2009/11954 E. , 2011/2781 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :91-172 Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcamalardan oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı Kurum, 1980 – 1986 yılları arasında marangozhanede, 1989 – 2003 yılları arasında davalı şirkete ait dokuma fabrikasında “hallaç” ve “penya” tabir edilen iplik imal işleri yaparken yakalandığı iddia edilen meslek hastalığı (Mesleki Bronşiyal Astım) sonucu %10,3 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı işçi Haydar Tınaz’a bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi uyarınca, davalı işverenden rücuan tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece, “...davacının yakalanmış olduğu astım rahatsızlığının davalının işyerinde çalışmasından dolayı olduğuna dair illiyet bağı kurulamaması ve işverenin herhangi bir kusurunun olmadığının tespit...” edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Gerek 506 sayılı Kanun’un 18 ve gerekse 5510 sayılı Kanun’un 14’üncü maddeleri uyarınca; işverenlerin meslek hastalığından sorumlu tutulabilmesi için, sigortalının bu işverenlerin hizmetinde çalışırken meslek hastalığına tutulduğunun ve meslekte kazanma güç kaybının bu hastalıktan kaynaklandığının tespiti, eski işinden fiilen ayrılma zamanı ile hastalığın meydana çıkması arasında, hastalık için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nde belirlenen süreçten (yükümlülük süresinden) daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Ancak meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelemesi ile kanıtlandığı hallerde, yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. Burada önemli olan hastalığı belirleyen rapor tarihi değil, tıbbi verilere göre hastalığın ortaya çıktığı tarihtir. Davaya konu somut olayda; işyerindeki çalışma koşulları, meslek hastalığı için öngörülen yükümlülük süresi ve buna ilişkin yapılan Kurum işlemleri araştırılmadığı gibi, Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunu düzenleyen inşaat ve makine mühendisi bilirkişilerin sigortalıda oluşan meslek hastalığında uzmanlığından da söz edilemez. Bu nedenle, hastalık için öngörülen yükümlülük süresi ve yükümlülük süresi yönünden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karar ve onayı ile meslek hastalığının tespiti yönünden davalı Kurum tarafından yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmeli, sigortalının yapıldığı iddia edilen periyodik muayenelerine ilişkin belgeler ile çekilen grafileri getirtilmeli, gerekirse çalışma yerlerinde keşif yapılarak işyerindeki çalışma koşulları belirlenmeli, sigortalının yaptığı işin özellikleri, yakalandığı meslek hastalığına yol açan etkenler ve buna göre meslek hastalığı ile davalı şirkete ait işyerindeki çalışma koşulları yönünden hastalığın oluşması ve ilerlemesi bakımından illiyet bağı olup olmadığı, uygun neden sonuç ilişkisinin tespiti halinde işverenin kusur payı, aralarında sigortalıda oluşan meslek hastalığı konusunda uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı ehil bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.