5. Hukuk Dairesi 2024/10990 E. , 2025/6629 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1435 Esas, 2024/1458 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/364 Esas, 2021/104 Karar Taraflar arasındaki bağımsız bölümlere özgülenen arsa paylarının düzeltilerek tapuya tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Ka
**5. Hukuk Dairesi 2024/10990 E. , 2025/6629 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1435 Esas, 2024/1458 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/364 Esas, 2021/104 Karar Taraflar arasındaki bağımsız bölümlere özgülenen arsa paylarının düzeltilerek tapuya tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalıların müşterek mülkiyet ile pay sahibi oldukları İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 566 ada 55 parselde kayıtlı taşınmazdaki arsa paylarının bağımsız bölümlerinin değerleriyle orantısız olarak tespit edilmiş olduğunu, arsa paylarının yeniden düzenlenmesinin gerektiğini, müvekkilinin maliki bulunduğu konutun yer aldığı taşınmazda 22 adet bağımız bölüm olduğunu, yönetim planına göre işyeri veya ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bölümler haricinde dairelerin sadece konut olarak kullanılacağının kararlaştırıldığını, dairelere tahsis edilen arsa payları incelendiğinde aynı metraj ve şerefiyede olması gereken bağımsız bölümlere birbirinden farklı arsa payları tahsis edildiğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin maliki olduğu 19 nolu bağımsız bölüme tahsis edilen 37/1200 oranındaki arsa payının aynı katta yer alan 20 nolu komşu bağımsız bölüme tahsis edilen arsa payının 60/1200 olduğunun da göz önüne alınması gerektiğini, oransız ve hakkaniyete aykırı olan arsa paylarının yeniden düzenlemesinin talep ve dava etmiştir. 2.Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait davaya konu İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 566 ada 55 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan kat irtifakı kurulu 11 kat 22 bağımsız bölümü bulunan binadaki 3. kat 5 Nolu ve 4. kat, 7 Nolu daireler olduğunu, müvekkilinin tapuda her bir daire bakımından 30/1200 arsa payı olmak üzere toplam 60/1200 arsa yapı maliki olarak görüldüğünü, taşınmazlar her ne kadar 2 ayrı daire olarak görünse de gerçekte dublex tek daire olduklarını, müvekkiline ait taşınmazların arsa paylarına bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak tahsis edilmediğini, müvekkilinin sahip olduğu taşınmazların gerçek arsa payı ile tapuda görünen arsa payları üzerinde büyük farklar bulunduğunu, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, müvekkilinin bu davayı açmakta hukuki yararının olduğunu, tapuda 100/1200 (50/1200+50/1200) olması gerekirken oransız, hatalı ve hakkaniyete aykırı olarak (30/1200+30/1200) 60/1200 şeklinde gösterilen müvekkiline ait İstanbul ili, ..., Zühtüpaşa Mahallesi 566 ada 55 parsel de tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın 5 ve 7 Nolu bağımsız bölümlerine ait arsa paylarının düzeltilerek tapuya tesciline karar verilmesini talep va dava etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleştirilen davada davacı ...'nin İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/295 Esas sayılı dosyasında davacı olarak aynı taşınmaza ilişkin arsa paylarının düzeltilmesine ilişkin dava açtığı, asıl dosya davacısı ...'in İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/295 Esas sayılı dosyasında davanın tarafı olmasa da 19 nolu bağımsız bölümün eski maliki ... İpek'in de bu dosyada davacılar arasında bulunduğu, aynı taşınmaza ilişkin daha önce açılmış ve kesinleşen arsa payının düzeltilmesi davası olduğundan ve yargılama sonunda davanın reddi kararının istinaf incelemesi sonucu kesinleştiği anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davaların kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ve birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl davada davacı istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi 2014/295 Esas, 2016/826 Karar sayılı dosyadaki kesin hükmün cüzi halef müvekkillerini etkileyip etkilemeyeceğinin anlaşılabilmesi için müvekkillerinin dava konusu taşınmazı devraldığı tarih ve İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/295 Esas, 2016/826 Karar sayılı kararın kesinleşme tarihinin karşılaştırılması gerektiği, davacı müvekkillerinin dava konusu taşınmazı 19.12.2018 tarihinde satın almak suretiyle iktisap ettiğini, Mahkemenin usulden ret kararının dayanağı olan İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/295 Esas, 2016/826 Karar sayılı kararın ise 26.03.2019 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilleri dava konusu taşınmazı İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/295 Esas, 2016/826 Karar sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın açılmasından sonra ve fakat kesin hükmün ortaya çıkmasından önce devraldığından kesin hükmün cüzi halef müvekkillerine etkisinin kabul edilemeyeceğini; zira kesin hükmün sadece hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini devralan taraflar bakımından bağlayıcı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) madde 303/4'te de açıkça düzenlendiğini, dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hükümün, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer'i zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerli olduğunu; ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) iyiniyetle mal edinmeye ait hükümlerinin saklı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kişiler arasında çekişme olmadığından kesin hükmün sonuç doğurmayacağını, ıslaha ilişkin zorunlu harç yatırılmadığından ıslahın hükümsüz olduğunu, bu nedenle davanın bağımsız bölümlerin kullanım alanlarının mahkeme yoluyla tespit edilerek ortak giderlere katılma oranlarının tespiti talebine ilişkin olduğunu, eski maliklerce açılan davaların yeni malikleri bağlamayacağından kesin hükmün söz konusu olamayacağını bu sebeplerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek devam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıyla da kabul edilmiştir. Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı davanın tekrar yargı önüne getirtilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur. Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir. Bu itibarla, tarafları, mevzuu ve sebebi aynı olan, Devletin iştiraki, hâkimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekil yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır. Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, 4721 sayılı Kanun'un iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. Düzenlemesine göre asıl dava davacısı ...'in iyi niyetle mal edinmesi hususunda; davacının tapu, yönetim planı vs. bilgilerle, satın aldığı taşınmazın arsa payının ne kadar olduğuna ulaşma imkanın bulunduğu, kat mülkiyetinin 1996 yılında kurulduğu ve dava konusu ana taşınmazdaki bağımsız bölümü 19.12.2018 tarihinde satın almak suretiyle iktisap etmesi karşısında bu maddedeki saklı tutulan duruma girmediği, Mahkemenin kararında hata olmadığı, istinaf başvurularının ayrı ayrı yerinde olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tarafların kat maliki oldukları ana gayrimenkulde bağımsız bölümlerin arsa paylarının değerleriyle orantılı olup olmadığının tespiti ile yeni arsa paylarının tapu siciline tescili istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 66100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Asıl davada davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.