Başvuru, vesayet davasının hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde sonuçlandırılması nedeniyle adil yargılanma hakkının, vesayet altına alınma kararı verilmesi nedeniyle evlenme hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; vesayet davasının hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde sonuçlandırılması nedeniyle adil yargılanma hakkının, vesayet altına alınma kararı verilmesi nedeniyle evlenme hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/12/2015 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1933 yılında doğan başvurucunun 1954 yılında evlendiği ve üç çocuğunun annesi olan ilk eşi 2007 yılında hayatını kaybetmiştir. Başvurucunun aynı yıl içinde gerçekleştirdiği ikinci evlilik ise boşanma kararıyla 2010 yılında sona ermiştir. Başvurucunun kızı A.Ş. tarafından başvurucunun vesayet altına alınması talebiyle 12/10/2010 tarihinde vesayet davası açılmıştır. Dava dilekçesinde; ikinci evliliğini şiddetli geçimsizlik nedeniyle sona erdiren başvurucunun yeniden evlenmek istediği, yalnızca emekli maaşı ve bir taşınmazının kirasıyla geçinmesine rağmen birlikte yaşadığı bir kadın için bankadan yüklü miktarda para çektiği, otomobilini düşük bir meblağ karşılığında sattığı, bu paralar ile birlikte yaşadığı kadının borçlarını ödediği ileri sürülmüştür. Yine başvurucunun, ikamet ettiği evi birlikte yaşadığı kadının telkinleriyle satmak istediği, söz konusu taşınmazın değerinin altında satılması durumunda başvurucunun yoksulluğa düşeceğinin açık olduğu ifade edilmiştir. İzmir Sulh Hukuk Mahkemesinin 28/4/2011 tarihli kararıyla davanın reddine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucunun tek başına yaşadığı, sağlık raporlarından anlaşıldığı üzere herhangi bir akıl hastalığının bulunmadığı, kazanımlarıyla ilgili tasarruf edebilmeyi haiz olduğu ve kısıtlanmasını gerektiren somut ve inandırıcı delillerin bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/3/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında; başvurucunun mal varlığını kötü yönettiği, kendisini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan davranışlarda bulunduğu, bu durumda davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Dava dosyasının devredildiği İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde verilen 7/2/2013 tarihli kararla davanın kabulüne, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi gereğince başvurucunun vesayet altına alınarak kısıtlanmasına ve başvurucunun kızı A.Ş.nin vasi olarak atanmasına karar verilmiştir. Kararda, Yargıtayın bozma kararında belirttiği gerekçelere yer verilmiştir. Anılan karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/10/2015 tarihli kararıyla onanmıştır.Nihai karar 27/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4721 sayılı Kanun'un "Kısıtlılar hakkında" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez." 4721 sayılı Kanun'un "Mahkemeye başvurma" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının evlenmesine izin verebilir." 4721 sayılı Kanun'un "Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Savurganlığı, ... kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır." 4721 sayılı Kanun'un "Kamu vesayeti" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukuk mahkemesidir." 4721 sayılı Kanun'un "Vasi ve kayyım" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür." 4721 sayılı Kanun'un "Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır.Vasi, yönetimle ilgili hesap tutmak ve vesayet makamının belirlediği tarihlerde ve her hâlde yılda bir defa hesabı onun incelemesine sunmakla yükümlüdür.Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip ise, hesabın hâkim tarafından incelenmesi sırasında olanak ölçüsünde hazır bulundurulur." 4721 sayılı Kanun'un "Şikayet ve itiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir.Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir. " 4721 sayılı Kanun'un "Vesayet makamından" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir: Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması, Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi, ..."