7. Hukuk Dairesi 2012/2350 E. , 2012/5525 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 120 ada 150 parsel sayılı 1530,39 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ...; miras yoluyla gelen hakka dayanarak, davacı
**7. Hukuk Dairesi 2012/2350 E. , 2012/5525 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi katılan davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 120 ada 150 parsel sayılı 1530,39 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ...; miras yoluyla gelen hakka dayanarak, davacı ...; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve taşınmaz içinde bir kısım yerin yol niteliğinde olduğunu öne sürerek, davacı ... ise 120 ada 151 parsel sayılı taşınmazın adına eksik yüzölçümü ile tespit edildiğini, mevcut eksikliğin dava konusu 120 ada 150 parselde kaldığını ileri sürerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Yargılama sırasında Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davalı yararına edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece katılan davacı Hazine'nin davasının kısmen kabulüne, davacılar ..., ..., ... ve davalı ...'in vaki anlaşmalarının tasdikine, uzman bilirkişinin 05.12.2011 havale günlü rapor ve haritasında (A1) harfi ile gösterilen 30,89 m² yüzölçümündeki bölümün taşlık kayalık vasfı ile davacı Hazine adına tapuya tesciline,(A2) harfi ile gösterilen 138,82 m² yüzölçümündeki bölümün davalı ... adına tapuya tesciline, E (92,6 m²) ve D (72,30 m²) harfleri ile gösterilen bölümlerin miras bırakan ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 23,99 m² yüzölçümündeki bölümün davalı ... adına tapuya tesciline, (C) harfi ile gösterilen 230,07 m² yüzölçümündeki bölümün davacı ... adına tapuya tesciline, (H) harfi ile gösterilen 231,66 m² yüzölçümündeki bölümün ise paftasında yol olarak gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, katılan davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava ve temyize konu 120 ada 150 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 05.12.2011 havale günlü haritada (A2) harfi ile gösterilen 138,82 m² yüzölçümündeki bölümü, E(92,6 m²) ve D (72,30 m²) harfleri ile gösterilen bölümleri,(B) harfi ile gösterilen 23,99 m² yüzölçümündeki bölümü ile (C) harfi ile gösterilen 230,07 m² yüzölçümündeki bölümleri üzerinde tespit tarihinde adlarına tescil kararı verilen zilyet davacı ve davalılar yararına 302 Sayılı Kadastro Kanununun 1. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, aynı rapor ve haritada (H) harfi ile gösterilen 231,66 m² yüzölçümündeki bölümün ise yol olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Katılan davacı Hazine'nin taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu iddia ederek davaya katılmasına, orman bilirkişinin ise taşınmazın 1963 ve 1989 tarihli memleket haritalarında Gökbel yaylası olarak gösterilen açık alanda kaldığını belirtmesine rağmen somut olayda mera araştırması yapılmamış, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmemiştir. Ayrıca dosya içeriğine ve katılan davacı Hazine'nin iddialarına göre yerel bilirkişi ve tanık sözleri ve dinlenen tutanak bilirkişilerinin beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibarettir. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersiz olduğu gibi düzenlenen uzman fen ve ziraat bilirkişi raporları kendi içinde çelişkili, yargı denetimine kapalı ve yerel bilirkişi ile tanık sözlerini denetlemeye imkan vermeyecek nitelikte olup yetersizdir. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera(yayla) olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera(yayla) olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera(yayla) olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera(yayla) tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera(yayla) tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 32 sayılı Yasa uyarınca, Mülki Amirlikten sorulup saptanması zorunludur. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kuşkusuz 753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 32 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera(yayla) tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca yayla tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 32 sayılı Yasa uyarınca mera(yayla) tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise yayla tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede yayla tahsisi yapılmış ise yayla tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların yayla tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından yayla tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde yayla olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde yayla olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya,taşınmazın niteliğini belirtmeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, katılan davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.