Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/2594 E. , 2024/5016 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/2594 Karar No : 2024/5016 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Genel Müdürlüğü DAVALILAR VEKİLİ: Av. .. İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İ
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/2594 E. , 2024/5016 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/2594 Karar No : 2024/5016 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Genel Müdürlüğü DAVALILAR VEKİLİ: Av. .. İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Emniyet amiri olarak görev yapan davacı, ... Emniyet Müdürlüğü ... Şube Müdürlüğü emrinde görev yapmakta iken, M. K., A. Ş. Ç.(iki kez), H. N., N. D., İ. T., H. Ç. isimli şahısların dinlenmesine yönelik mahkeme kararlarının, iletişimin dinlenmesini gerektirecek yeterli bilgiler/emareler olmaksızın, eksik ve gerçek dışı bilgiler ileri sürülerek aldırılmasından sorumlu olduğundan bahisle eylemine uyan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesinde yer alan; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" hükmü uyarınca yedi (7) kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince idarenin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması nedeniyle dosyanın bu bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince, Danıştay İkinci Dairesinin 27/09/2021 günlü, E:2021/16359, K:2021/2895 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda verilen temyize konu kararla; soruşturma raporu ve ekinde yer alan bilgi ve belgeler göz önüne alındığında, davacı ile ilgili olan inceleme numaraları verilen şahısların dinlemesini yapmak üzere düzenlenen iletişime müdahale talep formunda talep/onay eden olarak davacının imzası olduğunun açıkça görüldüğü, iletişim talep formunda gerek telefon numarası gerekse IMEI numarası üzerinden kişilerin kimliklerinin açıkça bilindiği halde kimi zaman kod veya sahte isim, kimi zaman ise suç isnat edilerek kişilerin kendi isimlerinin kullanıldığı, bu yöntemle dinlenecek kişilerin kimliği, konumu, mesleği ve görev unvanının dinleme iznini veren hakimden gizlenmiş olduğu, bu dinleme işlemlerinin de iletişiminin dinlenmesini gerektirecek bilgi ve emareler olmaksızın, dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun Ek 7. maddesinde öngörülen amaçlarla bağdaşmayacak şekilde gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle yapıldığı anlaşıldığından, davacının üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilinin sübuta erdiği ve bu eylemin de meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği anlaşılmakla, dava konusu işlemde yer alan ibarenin gerçek durumla örtüştüğü ve dolayısıyla hukuka aykırı olmadığı sonucuna varıldığı; öte yandan, davacının eylemlerinin 26/07/2010 tarihinden 29/04/2011 tarihine kadar devam ettiği, en son eylem tarihi olan 29/04/2011 tarihinden itibaren yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca iki yıl içinde disiplin işlemi tesis edilmesi gerekirken, dava konusu işlemin 16/10/2014 tarihinde tesis edildiği, bu durumun dava konusu işlemde de belirtilmek suretiyle davacı hakkında idarenin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması nedeniyle dosyanın bu bölümlerinin işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmüş olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davanın tek bir işleme dayalı olarak açıldığı, aksi durumun usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceği, 7 ayrı dava açılması durumunda zamanda adil yargılanma hakkının da ihlali sonucunun doğacağı, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, bu haliyle cezanın tamamen ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, tebliğ süresine uyulmadığı, yetki gasbının söz konusu olduğu, kişilere göre farklı bir uygulamanın söz konusu olduğu, bir alt ceza uygulanmadığı, verilen cezaların hatalı olduğu, dinlemelerin yargı kararına dayandığı, disiplin işlemi olmaması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararının özlük dosyasından tamamen silinmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFLARIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Emniyet amiri olarak görev yapan davacı, ... Emniyet Müdürlüğü ... Şube Müdürlüğü emrinde görev yapmakta iken; M. K., A. Ş. Ç. (iki kez), H. N., N. D., İ. T., H. Ç. isimli şahısların dinlenmesine yönelik mahkeme kararlarının, iletişimin dinlenmesini gerektirecek yeterli bilgiler/emareler olmaksızın, eksik ve gerçek dışı bilgiler ileri sürülerek aldırılmasından sorumlu olduğundan bahisle eylemine uyan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca yedi (7) kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince idarenin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması nedeniyle dosyanın bu bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün (26/06/2015 günlü, 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle bu Tüzüğün adı “Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.) 8/12 maddesinde yer alan "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin, 6. fıkrasının (h) bendinde, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezaların, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemleri de bulunmaktadır. Bu nedenle disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi: 02/07/2020, Başvuru Numarası: 2016/14253 olan "Barış Baş" dosyasında verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 57. paragrafında; "Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30, Galip Şahin, § 48)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir. Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır. Belirtilen hususlar doğrultusunda davaya konu işlemin değerlendirilmesi: 1 nolu olay: M.K.'nin 26/01/2011- 26/04/2011 tarihleri arasında (… nolu GSM hattı) üzerinden yapılan haberleşmenin dinlenmesi işleminde; Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas M.K. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan davacının üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği, anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:... K:... sayılı kararıyla davacı ve bir kısım sanık yönünden verilen kararların onandığı, bir kısım sanık yönünden ise kararın bozulduğu; söz konusu karar sonucunda, davacı yönünden verilen ceza mahkemesi kararının kesinleştiği görülmektedir. M.K.'ye yönelik eylem yönünden, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. 2 ve 3 nolu olay: A.Ş.Ç.'nin 03/11/2010-09/06/2011 tarihleri arasında (… nolu GSM hattı) üzerinden yapılan haberleşmenin 4 kez 3 aylık süreyle dinlenmesi işleminde ve A.Ş.Ç. adına kayıtlıymış gibi 26/07/2010- 09/06/2011 tarihleri arasında ... nolu GSM hattı üzerinden yapılan haberleşmenin dinlenmesi işleminde; Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işlemlere esas A.Ş.Ç isimli şahsın iki farklı telefon numarası ile dinlenmesi ile ilgili olarak … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan davacının üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği, anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla davacı ve bir kısım sanık yönünden verilen kararların onandığı, bir kısım sanık yönünden ise kararın bozulduğu; söz konusu karar sonucunda, davacı yönünden verilen ceza mahkemesi kararının kesinleştiği görülmektedir. A.Ş.Ç'ye yönelik iki eylem yönünden, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. 4 nolu olay: H.N.'nin 28/03/2011-28.06.2011 tarihleri arasında (… nolu GSM hattı) üzerinden yapılan haberleşmenin dinlenmesi işleminde; Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas H.N. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan; H.N.'nin şikayetçi olmadığı, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının düşürülmesine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle, resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği; anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla davacı ve bir kısım sanık yönünden verilen kararların onandığı, bir kısım sanık yönünden ise kararın bozulduğu; söz konusu karar sonucunda, davacı yönünden verilen ceza mahkemesi kararının kesinleştiği görülmektedir. H.N.'ye yönelik eylem yönünden, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. 5 nolu olay: N.D.'nin 09/03/2011-09/06/2011 tarihleri arasında (… nolu GSM hattı) üzerinden yapılan haberleşmenin dinlenmesi işleminde; Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas N.D. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan davacının üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği, anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla davacı ve bir kısım sanık yönünden verilen kararların onandığı, bir kısım sanık yönünden ise kararın bozulduğu; söz konusu karar sonucunda, davacı yönünden verilen ceza mahkemesi kararının kesinleştiği görülmektedir. N.D'ye yönelik eylem yönünden, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları göz önüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. 6 nolu olay: İ.T.'nin 29/04/2011-09/06/2011 tarihleri arasında (… nolu GSM hattı) üzerinden yapılan haberleşmenin dinlenmesi işleminde; Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas İ.T. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan; İ.T.'nin şikayetçi olmadığını beyan ettiği, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının düşürülmesine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği, anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla davacı ve bir kısım sanık yönünden verilen kararların onandığı, bir kısım sanık yönünden ise kararın bozulduğu; söz konusu karar sonucunda, davacı yönünden verilen ceza mahkemesi kararının kesinleştiği görülmektedir. İ.T.'ye yönelik eylem yönünden, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. 7 nolu olay: H.Ç'nin 01/04/2011-01/07/2011 tarihleri arasında (… nolu GSM hattı) üzerinden yapılan haberleşmenin dinlenmesi işleminde; Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas H.Ç. isimli şahsın dinlenmesi ile ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan; H.Ç.'nin şikayetçi olmadığını beyan ettiği, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının düşürülmesine; özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarının davacı tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği, anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine de … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla davacı ve bir kısım sanık yönünden verilen kararların onandığı, bir kısım sanık yönünden ise kararın bozulduğu; söz konusu karar sonucunda, davacı yönünden verilen ceza mahkemesi kararının kesinleştiği görülmektedir. H.Ç'ye yönelik eylem yönünden, davacıya isnat edilen fiillerin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararları gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, her ne kadar Mahkemece, M.S.'nin dinlenmesi olayı ile ilgili irdeleme yapılmış ise de, anılan olayla ilgili dava konusu işlemle davacı hakkında ceza tayinine mahal olmadığı kararı verildiği anlaşılmaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.