14. Hukuk Dairesi 2013/14008 E. , 2014/1119 K. "" MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/04/2013 NUMARASI : 2011/144-2013/160 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.05.2011-18.07.2011 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil olmadığı takdirde tazminat, birleştirilen davada elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 11.04.2013 günl…
**14. Hukuk Dairesi 2013/14008 E. , 2014/1119 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/04/2013 NUMARASI : 2011/144-2013/160 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.05.2011-18.07.2011 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil olmadığı takdirde tazminat, birleştirilen davada elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 11.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_ K A R A R \_ Dava, TMK'nın 724. maddesine dayalı tapu iptali tescil, olmadığı takdirde tazminat, birleştirilen dava, elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Mahkemece, mülkiyeti davalıya ait olan 124 parsel sayılı taşınmazın geçerli herhangi bir hukuki sebep olmaksızın davacı tarafından kullanıldığı, ancak davacının paydaşı olduğu 123 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 124 parsel sayılı taşınmazın yan yana ve yaklaşık aynı büyüklükte olduğu, davacının yaşadığı ortam, kültür düzeyi ve dava konusu taşınmaz üzerine yapmış olduğu harcamalar da göz önünde bulundurulduğunda iyi niyetli olduğu gerekçesiyle temliken tescil isteminin kabulüne, birleştirilen davada dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmü, davalı M. C. vekili temyiz etmiştir. TMK'nın 684 ve 718. maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK'nın 722, 723 ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcut ise malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. TMK'nın 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiası ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK'nın 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır;