1. Ceza Dairesi 2013/2120 E. , 2013/5542 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saikiyle öldürme, töre saikiyle kızkardeşini öldürme, 6136 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM : 1-TCK.nun 82/1-k, 62/1, 53/1 maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası - ...'a yönelik eylem nedeniyle- 2-TCK.nun 82/1-d-k, 62/1, 53/1 maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası - ...'a yönelik eylem nedeniyle- 3-6136 sayılı Kanunun 13/1, TCK.nun 62/1, 51/1-2, 54, CMK.nun 231 maddeleri uyarınca 10 ay hapis,…
**1. Ceza Dairesi 2013/2120 E. , 2013/5542 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Töre saikiyle öldürme, töre saikiyle kızkardeşini öldürme, 6136 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM : 1-TCK.nun 82/1-k, 62/1, 53/1 maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası - ...'a yönelik eylem nedeniyle- 2-TCK.nun 82/1-d-k, 62/1, 53/1 maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası - ...'a yönelik eylem nedeniyle- 3-6136 sayılı Kanunun 13/1, TCK.nun 62/1, 51/1-2, 54, CMK.nun 231 maddeleri uyarınca 10 ay hapis, 500 TL adli para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Temyiz dilekçesinin içeriğine göre temyiz incelemesi, sanık hakkında "töre saikiyle kasten öldürme" suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. 2-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'ın maktuller ... ve ...'e karşı eylemlerinin sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, Oluşa ve dosya kapsamına göre; Sanığın ...'in ağabeyi olduğu, ...'in ... ile evlenmek istediğini ailesine açıkladığı, ailelerin biraraya gelerek çocuklarının evlenme isteklerini konuştukları, ...'in ailesinin dinlerinin farklı olduğunu dile getirerek kendi dini ritüelleri doğrultusunda düğün merasimi yapılması gerekliliğini öne sürdüğü, ailelerin anlaşamaması üzerine ... ve ...'nın kaçarak gizlice resmi nikah yapmak suretiyle evlendikleri, kısa bir süre sonra evlerine döndükleri, sanığın olayları konuşmak için ... ve ... ile buluşmak istemesi üzerine olay günü akşam yemeğinde buluştukları, yemek sonrası ...'nın kullanımında olan arabada, ...'in ön yolcu koltuğunda, sanığın arka koltukta oturarak konuşmaya devam ettikleri, bu sırada sanığın tabanca ile ... ve ...'yı başlarından vurarak öldürdüğü olayda, Her ne kadar sanık hakkında "töre saikiyle öldürme" suçundan hüküm kurulmuş ise de; Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde "töre" kelimesinin; "bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, adet, bir topluluktaki ahlaki davranış biçimleri, adap" olarak tanımlandığı, ayrıca "saik" kelimesinin, "sebep, güdü, kasta öngelen ve onu hazırlayan düşünce", "öldürmenin töre saikiyle gerçekleştirilmesinin" ise "öldürmeye yönelik kastın, töre anlayışının etkisi altında şekillenmesi" anlamlarına geldiği, genelde iyi davranış biçimlerini ifade etmek için kullanılan "töre" kavramının zaman zaman "kötü" davranış biçimlerini ifade etmek için de kullanılabildiği, bu anlamda, Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinin konusunu oluşturan "töre"nin, "belli bir davranışı gerçekleştirenin veya belli bir yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesini gerektiren", "kötü bir töre"yi ifade ettiği, bir davranışın töreden kaynaklandığını söyleyebilmek için, bu davranışın "bir toplulukta genel olarak benimsenmiş, yerleşmiş yaşam biçimlerinden veya değer yargılarından kaynaklanmasının" gerekli olduğu, yasal düzenlemede geçen "saik" kelimesinin, öldürme fiilinin fail tarafından "başka her türlü etkiden uzak olarak sırf toplumda benimsenmiş olan genel bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranılmış olmasını cezalandırmayı görev addedip onun etkisiyle" işlenmesini, başka bir deyişle, "öldürme kastının, kötü törenin etkisiyle oluşması lüzumunu" ifade ettiği, bu durumdaki failin "öldürme eylemini" gerçekleştirirse toplum tarafından "saygınlık" ile ödüllendirileceğini, gerçekleştirmediği takdirde ise "kınanacağını" düşünmesi ve bu eylemi saygınlık kazanmak ya da kınanmamak için işlemesi gerektiği, dolayısıyla "töre saikiyle öldürme"den bahsedilebilmesi için, öncelikle mağdurun "toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın "ölümle" cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin" şart olduğu, burada "toplumdan" kastedilenin "tüm ülke" olabileceği gibi "köy, mahalle, geniş aile gibi" küçük bir topluluk da olabileceği, "töre saikiyle öldürme" suçunun oluşması açısından bunlar arasında fark bulunmadığı, "töre" kavramıyla sık sık karıştırılan "namus" kavramının ise "bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet, doğruluk, dürüstlük" olarak tanımlandığı, bu anlamda, töre ile namusun benzer ancak farklı kavramlar oldukları, törenin belli koşullarda namusu da içine alan üst bir kavram olarak ortaya çıkabileceği durumlar var ise de, diğer koşulların bulunmadığı hallerde, sırf kişilerin subjektif namus anlayışından, kıskançlıktan, cinsel arzu ve isteklere karşılık alamamaktan, kınanmaktan, hoşlanmamaktan, tasvip etmemekten, söz geçirememekten kaynaklanan öldürme fiillerinin "töre saikiyle öldürme" olarak nitelendirilemeyeceği, aynı şekilde, toplumun tasvip etmediği veya kınadığı davranışları işleyenlerin ya da yaşam biçimini tercih edenlerin öldürülmesi" biçiminde gerçekleştirilen her fiilin de toplumdaki öldürme beklentisi açıkça ortaya konulmadan", sırf bu nedenle "töre saikiyle öldürme" olarak değerlendirilemeyeceği, buna göre, "töre cinayeti ile namus cinayetinin" aynı kavramlar olduğunun söylenemeyeceği, zira, suçta ve cezada kanunilik prensibi ile ceza hukukundaki kıyas yasağının, "töre saikiyle öldürme" suçunun uygulanma alanını bu şekilde genişletmeye izin vermeyeceği, Bu açıklamalar ışığında, somut olayda; Sanığın, kızkardeşi ... ile ...'nın kaçmalarına ve kendi istediği biçimde evlenme töreni yapmamalarına kızarak; onların öldürülmesi yönünde toplumsal bir beklenti veya baskı bulunmamasına rağmen, sırf kendi subjektif değer yargılarıyla karar vermek suretiyle onları öldürdüğü olayda, töre saikiyle insan öldürme suçunun unsurlarının oluşmadığı halde, sanık hakkında haksız tahrik bulunmaksızın ...'yı kasten öldürme suçundan TCK.nun 81, ...'i kasten öldürme suçundan ise 82/1-d maddeleri gereğince hüküm kurulması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek, her iki maktule karşı eylemi nedeniyle yazılı şekilde "töre saikiyle öldürme suçundan TCK.nun 82/1-k ve 82/1-d-k madde/fıkra ve bentleri uyarınca hüküm kurulmuş olması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin duruşmalı incelemedeki temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, resen de temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 07/10/2013 gününde oybirliği ile karar verildi. 07/10/2013 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... 'nın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafiileri avukatlar ... ile ...'ın yokluklarında 10/10/2013 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.