2. Hukuk Dairesi 2012/8222 E. , 2012/27653 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kadının sadakatsiz davranışlarına karşılık, davacı koca da eşini bıçakla yaralamış ise …
**2. Hukuk Dairesi 2012/8222 E. , 2012/27653 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kadının sadakatsiz davranışlarına karşılık, davacı koca da eşini bıçakla yaralamış ise de davacı kocanın bu eylemi haksız tahrik altında gerçekleştirdiğinin ve böylece davalı kadının daha ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.11.2012 (Salı) KARŞI OY YAZISI Yaşama hakkı, beden bütünlüğünün korunmasını bekleme; kişinin en başta gelen haklarından olup; aynı zamanda anayasal nitelikte bir insan hakkıdır. Kişinin kusuru ne olursa olsun, bir haksız tahrik durumu olsa bile, diğer tarafın bu haklara saldırmaması gerekir. Yaşam ve beden bütünlüğüne saldırının telafisi yoktur. Bu bakımdan; davalı kadının bir eş olarak sadakat yükümlülüğü kapsamındaki güven sarsıcı davranış içine girmesi; kocasının ona karşı yaşama hakkına müdahalede bulunarak yaralamasını gerektirmez. Açıklanan nedenlerle; kocanın en azından eşiyle eşit kusurlu kabul edilmesi gerekir. Eşit kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası verilmesine yasal bir engel yoktur (TMK md. 175). Durum böyleyken; mahkemece davalı kadının daha ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesi de gerekçe gösterilip; yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi; kanımca isabetsizdir. Hükmün diğer bölümlerinin değerli çoğunluk gibi onanması görüşünde olmakla birlikte; kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası talebinin reddine ilişkin bölümlerinin bozulması gerektiğini düşünüyorum.