Başvuru, mesleki sicil notlarının gizli ve kişiye özel bir yazıyla başvurucuya bildirilmesine karar verilmesine karşın bu belgelerin kurumdaki diğer çalışanlarca görülmesine imkân verecek şekilde işleme alınması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mesleki sicil notlarının "gizli" ve "kişiye özel" bir yazıyla başvurucuya bildirilmesine karar verilmesine karşın bu belgelerin kurumdaki diğer çalışanlarca görülmesine imkân verecek şekilde işleme alınması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Sağlık Dairesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapmaktadır. Başvurucu 1/8/2012 tarihinde MSB'ye başvurarak 2003 yılından 2010 yılına kadar olan döneme ait hakkında düzenlenmiş bulunan sicil raporlarının tarafına bildirilmesini talep etmiştir. MSB, hâlen görevde olan personelin sicil bilgilerinin açıklanamayacağı gerekçesiyle 8/8/2012 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu, bu işleme karşı 23/8/2012 tarihinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (Kurul) itirazda bulunmuştur. Kurul 1/11/2012 tarihinde itirazı kabul ederek başvurucunun sicil raporlarının "gizli" ve "kişiye özel" yazı ile başvurucunun erişimine sunulmasına karar vermiştir. Kurul, çağdaş kamu yönetiminin yerleşik ülke uygulamalarında kamu görevlileri için düzenlenen sicil raporu benzeri dosyaların üçüncü kişilere karşı gizli tutulduğunu ancak dosyanın ilgilisine karşı ise açık olduğunun görüldüğünü belirtmiştir. Kurul 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun maddesine atıfta bulunmuş ve bu Kanun hükümlerine göre kurum ve kuruluşların kendi personeli hakkındaki bilgi ve belgeleri üçüncü kişilere karşı gizli tutması gerektiğini ancak bu bilgi ve belgelerin başvurucunun çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte olmaları durumunda kişiye açık olması gerektiğini vurgulamıştır. Kurula göre, talebe konu sicil notlarının başvurucunun çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek bir nitelik taşıdığı kuşkusuzdur. MSB Personel Dairesi Başkanlığının 21/11/2012 tarihli yazısı ile Kurul kararının gereği doğrultusunda başvurucuya yazı yoluyla cevap verilmesi hususu Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına bildirilmiştir. Bu yazıya sadece "gizli" kaşesi vurulmuş ve gizlilik derecesi numarası verilmiştir. Bu belge, MSB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığında görevli İdari Şube Müdürü tarafından 23/11/2012 tarihinde açılarak havalesi yapılmak üzere daire başkanına sunulmuştur. Evrak başvurucuya teslim edilmek üzere Plan ve Yönetim Şube Müdürüne teslim edilmiştir. Başvurucunun da amiri olan bu kişi tarafından başvurucuya ait sicil raporlarının bulunduğu söz konusu yazı kapalı zarf içinde olmadan başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, gizli kalması gereken bilgilerinin yetkisiz kişilerce görülmek suretiyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 18/1/2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) manevi tazminat davası açmıştır. Başvurucu, bu davada MSB aleyhine 000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur. AYİM Başsavcılığının 21/5/2013 tarihli görüş yazısında, başvurucunun talebine konu sicil notlarının "gizli" gizlilik derecesiyle ancak "kişiye özel" tasnifi yapılmaksızın postaya verildiği belirtilmiştir. Görüş yazısında, bu yüzden evrakın ulaştığı her aşamada evrak memurlarınca açılarak kaydının yapılıp numara verilmesi suretiyle ilgili birime ulaştırıldığı tespitine yer verilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun "kişiye özel" sicil bilgilerinin içinde yer aldığı zarfın sadece başvurucu tarafından açılacak şekilde tebligata çıkarılması gerektiği hâlde bunun yapılmayarak evrakın başkalarınca öğrenilmesine yol açıldığını vurgulamıştır. Başsavcılığa göre bu işlem nedeniyle kişisel hakları ihlal edildiğinden başvurucunun manevi tazminat talebi kabul edilmelidir. AYİM İkinci Dairesi (Daire) 15/1/2014 tarihinde oyçokluğuyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun bilgi edinme talebi üzerine sicil notlarının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Karargâh Hizmetleri Yönergesi'nin üçüncü bölümündeki düzenlemelere uygun olarak verildiği belirtilmiştir. Daireye göre başvurucunun sicil notlarına ilişkin evrakın İdari Şube Müdürü tarafından açılarak Daire Başkanı'na arz edilerek başvurucuya teslim edilmek üzere Plan ve Yönetim Şube Müdürü'ne teslim edilmesi yönergeye uygundur. Daire, gizli ibareli evrakın Yönerge gereği görmesi gereken kişiler dışında başka bir kimse tarafından görülmediğini vurgulamıştır. Daire bu gerekçeyle başvurucunun manevi olarak bir zarara uğramadığını kabul etmiştir. Kararda yer alan karşıoy yazısında ise davalı idarece bu sicillerin gizli ve kişiye özel tasnifi yapılmaksızın postaya verildiği ve evrakın ulaştığı her aşamada evrak memurlarınca açılıp kaydının yapılarak ilgili birime ulaştırıldığı belirtilmiştir. Bu yazıda, başvurucunun kişiye özel sicil bilgilerinin içinde yer aldığı zarfın sadece başvurucu tarafından açılacak şekilde tebligata çıkarılması gerektiği hâlde iletilen makamlarca açılarak kaydının yapıldığı vurgulanmıştır. Karşıoy yazısına göre sadece davacı tarafından görülmesi gereken evraka başvurucu dışındaki kişilerce vâkıf olunduğundan başvurucunun kişilik hakları ihlal edilmiştir. Başvurucu, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Karar düzeltme talebi üzerine AYİM Başsavcılığının 8/5/2014 tarihli görüş yazısında, Kurul kararı uyarınca gizli ve kişiye özel bir yazı ile başvurucuya tebliğ edilmesi gereken evraka başvurucu dışındaki kişilerin de vâkıf olduğu belirtilmiştir. Görüş yazısında, bu durumun evraka "kişiye özel" kaşesi vurulmamasından kaynaklandığı ifade edilmiştir. AYİM Başsavcılığı, karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 18/6/2014 tarihli kararı ile oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Bununla birlikte Daire; başvurucunun açtığı davayı yine reddetmiş, başvuru ile ilam harçları yönünden itirazı kabul ederek bu hususlarda yeniden karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, talep edilen sicil notlarının başvurucuya verilmesi işleminin Yönerge'ye uygun olarak yapıldığı belirtilmiştir. Daireye göre; başvurucunun evrakı, Yönerge gereği görmesi gerekenler dışında hiç kimse tarafından görülmemiştir. Daire, bu gerekçeyle başvurucunun herhangi bir zarara uğramadığını belirterek manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonucuna varmıştır. Nihai karar, başvurucuya 1/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 29/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4982 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” 4982 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kurum ve kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasını verirler.” 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, ... ifade eder. " 6698 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.(2) Kişisel veriler;a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında,b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında,belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir..." 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Türk Silâhlı Kuvvetlerinde görevli diğer asker ve sivil kişiler kendi özel kanunlarına tabidirler. ” 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un maddesi ile kaldırılan , ve maddeleri şöyledir: “Sicil dosyasıMadde 110 – Her Devlet memurunun bir sicil dosyası bulunur, Sicil amirleri tarafından düzenlenecek sicil raporları ile varsa müfettişler tarafından verilen denetleme raporları ve memurların mal beyannameleri sicil dosyalarına konulur.Özlük ve sicil dosyasının önemiMadde 111 – Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyaları başlıca dayanaktır.Sicil raporlarında belirtilecek hususlarMadde 113 – Sicil amirleri, belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit ederler.” 4/1/1980 tarihli ve 16859 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Sivil Memurlara Sicil Raporu Vermeye Yetkili Amirler Yönetmeliği'nin maddesi şöyledir: “Silahlı Kuvvetlerde görevli memurların sicil dosyaları, bağlı oldukları kuruluşun Personel Daire Başkanlığı Sivil Memurlar Şube Müdürlüklerinde (Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığında) muhafaza edilir. Sicil Dosyalarını saklamakla görevli memurlara ait sicil dosyaları bunların amirleri tarafından korunur.” Bu Yönetmelik'in maddesi şöyledir: “Sivil Memurların ehliyetlerinin tesbitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekli edilme veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyaları başlıca dayanaktır.” Anılan Yönetmelik 15/7/2011 tarihli ve 27995 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Sivil Memurlara Sicil Raporu Vermeye Yetkili Amirler Yönetmeliğinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır. 15/4/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2 Seri No.lu Kamu Personeli Genel Tebliği'nin (B) bendinin (1) numaralı alt bendi şöyledir: "6111 sayılı Kanunla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki sicile ilişkin düzenlemeler yürürlükten kaldırıldığından 2011 yılından başlamak üzere Devlet memurları için sicil raporu doldurulmayacaktır. Geçmiş yıllara ait sicil raporlarının, 1/1/2011 tarihinden başlamak üzere beşinci yılın sonuna kadar muhafaza edilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Kanun dışındaki kanunlarda yer alan sicil ve değerlendirmeye ilişkin hükümlerde bir değişiklik yapılmadığından bu hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir. Diğer kanunların sicil konusunda 657 sayılı Kanuna atıf yapan hükümlerinin uygulama imkanı kalmadığından bu hükümler uyarınca işlem yapılmaması gerekmektedir...." Bu Tebliğ'in (D) bendinin (9) numaralı alt bendi şöyledir:"Özlük dosyalarının tutulması ve muhafazasında özel hayatın gizliliği ilkesine riayet edilir. Özlük dosyası içeriği hakkında soruşturma ve kovuşturmaya yetkili merciler dışındakilere açıklama yapılamaz, bilgi verilemez. Ayrıca kişinin rızası olmaksızın özlük dosyasındaki bilgiler ve kayıtlar esas alınarak kişi hakkında yayında bulunulamaz." 2/2/2015 tarihli ve 29255 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:"'KİŞİYE ÖZEL' ibaresi taşıyan zarf veya belgeler açılmadan ilgiliye teslim edilmek üzere alınır. 'KİŞİYE ÖZEL' ibaresi taşıyan belge üzerinde yalnızca ilgili kişi tasarruf hakkına sahiptir ve ilgilinin talebi olmadan kayda alınamaz." Danıştay İkinci Dairesinin 15/2/2013 tarihli ve E.2008/3328, K.2013/791 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "... 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun uyuşmazlık tarihi itibariyle yürürlükte olan hükümleri uyarınca her yıl düzenlenen sicil raporları; Devlet memurlarının o yıl içerisinde genel durum ve davranışları bakımından olumlu ve olumsuz niteliklerini, kusur ve eksikliklerini, liyakat durumunu gösteren ve sicil amirlerince not esasına göre düzenlenen belgeler olup, sicil raporlarında bulunan sorular gözönüne alındığında, Devlet memurunun o yıl içerisinde disipline riayeti, sorumluluk duygusu, verimlilik ve çalışkanlığı, görevine bağlılığı, iş heyecanı, mesleki bilgisi, tarafsızlığı, iş arkadaşlarına, amirlerine ve iş sahiplerine karşı tutumu gibi konulara ilişkin olduğu görülmektedir. Buna göre, sicil raporlarının düzenlenmesi ve olumsuz sicil alanlara getirilen müeyyidelerle sağlanmak istenen amacın, üretimi teşvik priminde güdülen amaç gibi, kamu personelinin daha etkin ve verimli çalışmasını sağlayarak kamu hizmetinin en verimli şekilde yerine getirilmesi olduğu anlaşıl[maktadır]..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişisel verilerin korunmasının Sözleşme’nin maddesi kapsamında güvence altına alınan özel hayat ve aile hayatına saygı hakkını bir kişinin kullanması konusunda büyük öneme sahip olduğunu belirtmektedir (S ve Marper/Birleşik Krallık [BD], B. No: 30562/04-30566/04, 4/12/2008, § 103). Leander/İsveç (B. No: 9248/81, 26/3/1987) kararında, başvurucunun bazı mesleki ve sendikal faaliyetlerinin gizli kayıtlarının tutulmasının özel hayatına ilişkin olduğu, bunun yanında söz konusu bilgilerin saklanması ve ifşa edilmesinin özel hayata saygı hakkına bir müdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir (Leander/İsveç, § 48). Sõro/Estonya (B. No: 22588/08, 3/9/2015) kararında gizli serviste şoför olarak çalışmış olan başvurucunun mesleki bilgilerinin gazetede yayımlanmasının özel hayata müdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir (Sõro/Estonya, § 56). Bu başvuruda AİHM, müdahalenin gözetilen amaçla orantısız olduğu gerekçesiyle Sözleşme’nin maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Sõro/Estonya, §§ 56-64).