3. Hukuk Dairesi 2024/3295 E. , 2025/2964 K. MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1118 E., 2024/738 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/1673 E., 2020/381 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafında…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3295 E. , 2025/2964 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1118 E., 2024/738 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/1673 E., 2020/381 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin boyacı olduğunu, 09.04.2010 tarihinde 2 katlı otelin teras katını boyarken elinde bulunan sapı demirden yapılma fırçanın binanın çok yakınından geçen yüksek gerilim hattına temas etmesi nedeniyle elektrik akımına maruz kalarak yaralandığını, kaza sonrası müvekkilinin sol elini hiçbir şekilde kullanamadığını, davalı tarafın yüksek gerilim hattını hem yerleşim yerlerine çok yakın şekilde geçirdiğini hem de gerekli bakım, onarım ve denetleme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu, elektrik tellerinin geçtiği yer ile müvekkilinin akıma kapıldığı bina arasında yaklaşık 1 metrelik mesafe olduğunu, tellere teması önleyecek herhangi bir önlemin alınmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere, 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 16.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 626.891,45 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; olay tarihinden bu yana 4 yıldan fazla bir zaman geçtiğinden davanın zamanaşımına uğradığını, olayda nedensellik bağı olmadığından müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, bölgedeki trafoların tamamının müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, davaya konu trafonun kime ait olduğunun tespiti için TEİAŞ'a müzekkere yazılması gerektiğini, müvekkilinin kendilerine ait tüm trafo ve hatların bakımını yaptığını, tüm uyarı levhalarını koyduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; gerekçeli ve hüküm kurmaya daha elverişli bulunan 19.11.2019 tarihli heyet raporuna göre, dava konusu olayda davalı şirketin %70, davacının ise %30 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, 10.01.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna göre davacının elektrik akımına kapılması nedeniyle %40 oranında meslekten kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirlendiği, belirtilen kusur ve maluliyet raporları ile boya ustasının günlük ve aylık kazancına göre hesap yapılan 28.09.2020 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının sürekli ve geçici iş göremezlik zararı toplamının 626.891,45 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin talebini hesaplanan bu miktara göre 16.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile artırdığı, davalı vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunulmuşsa da, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı, davacının zararını 10.01.2019 tarihli ATK raporuyla, tazminat yükümlüsünü ise 19.11.2019 tarihli heyet raporuyla öğrendiği, davacı vekilinin ıslah dilekçesini 2 yıllık süre içerisinde ibraz ettiği, davacı için zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ve sabit olay ile ölçülü olarak manevi tazminat miktarı belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 626.891,45 TL maddi ve 12.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; olayın meydana gelmesinde davalı elektrik dağıtım şirketinin kusursuz sorumlu bulunduğu, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği uyarınca davalının enerji nakil hatlarını belirli sürelerde denetleyerek iletkenler arasındaki uzaklığı kontrol etmesi gerekirken, bakım ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle aynı zamanda munzam (ek) kusurlu olduğu, hükme esas alınan kusur raporunda davalı şirkete atfedilen kusur oranının somut olayın özelliklerine göre makul ve yerinde olarak tespit edildiği, davacı için takdir edilen manevi tazminatın da yerinde olduğu, zarar verici haksız eylemin 09.04.2010 tarihinde gerçekleştiği, davanın 25.12.2014 tarihinde ceza zamanaşımı süresi olan 8 yıl içinde açıldığı ve ıslahın Mahkemece hükme esas alınan kusur oranının belirlendiği rapor (19.11.2019 tanzim tarihli) ve davacının zararının hesaplandığı bilirkişi raporu (26.09.2020 tanzim tarihli) doğrultusunda (bedensel zararın niteliği ve kapsamının, alınan raporlar ile ara karar üzerine tespit edilmesi neticesinde sonradan öğrenildiği) süresinde yapıldığı, davalının haksız fiil tarihinden itibaren zararın tamamı için ihbar ve ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğü gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının ıslah talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının kendi eylemiyle kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu, olayda enerji tesisinde arıza olmadığı gibi herhangi bir bakım onarım eksikliğinin ve onarım eksikliği olduğuna dair müvekkiline yapılmış ihbar da olmadığını, alınan ilk raporda müvekkili şirkete herhangi bir kusur yükletilmemiş olmasına rağmen ikinci raporda yüksek oranda kusur verilmiş olmasının da raporun sağlıklı olmadığının, zorlama yorumlamaya dayalı olduğunun açık göstergesi olduğunu, Mahkemece hükmedilen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının temyiz kudretine sahip ve bu nedenle tehlikelere karşı kendini koruyacak yaşta olduğunu, dava kısmi dava olduğundan Mahkemece ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay kararları gereğince hesap bilirkişisinin uzman olması gerektiğini, bilirkişi raporununun denetime açık olmadığını, kaza nedeniyle davacının SGK'dan ödeme alıp almadığı hususunda araştırma yapılmadığını, manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, elektrik çarpması sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle istemine ilişkindir. Elektrik çarpmasına bağlı gerçekleşen yaralanma nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan eldeki davada; olayın meydana gelmesinde davalı elektrik dağıtım şirketinin tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumlu bulunduğu, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 67. maddesi uyarınca, davalının enerji nakil hatlarını belirli sürelerde denetleyerek iletkenler arasındaki uzaklığı kontrol etmesi gerekirken, bakım ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle aynı zamanda munzam (ek) kusurlu olduğu, hükme esas alınan kusur raporunda taraflara atfedilen kusur oranının somut olayın özelliklerine göre makul ve yerinde olduğu, davacının kusurunun tazminattan indirim sebebi teşkil ettiği, öte taraftan tazminat hesaplamasının da denetime açık, hukuka uygun olduğu, davacıya 09.04.2010 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin rücuya dayalı herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığı, haksız eylem failinin, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılacağı, zarar görenin, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız fiil tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahip olduğu (6098 sayılı Kanun'un 117. maddesi), davacının maluliyetine ilişkin olarak 10.01.2019 tarihli Adli Tıp Kurul Raporunun alındığı, 28.09.2020 havale tarihli maddi tazminat miktarını belirleyen hesap raporu üzerine davacının 16.10.2020 tarihinde ıslah dilekçesi verdiği, davalı tarafça ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, davacı tarafından uğradığı bedensel zararın niteliği ve kapsamının alınan raporlar ile tespit edilmesi neticesinde sonradan öğrenildiği, öğrenme tarihi ile ıslah dilekçesinin verildiği tarih arasındaki yıllık kısa zamanaşımı süresinin dolmadığı, hüküm altına alınan manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi