13. Hukuk Dairesi 2015/19494 E. , 2016/14044 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Asil.... ekili avukat ...'nın gelmesiyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları d…
**13. Hukuk Dairesi 2015/19494 E. , 2016/14044 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Asil.... ekili avukat ...'nın gelmesiyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, avukat olduklarını, davalının 1997 yılından sonra vekilliğini yapmaya başladıklarını, davalının bir çok dava ve hukusal işlerini takip ettiklerini, bunun için ... gidip tercümeler yaptırdıklarını, davalı aleyhine açılan verasetin, vasiyetnamenin, tapu iptali davalarının halen devam ettiğini, davalının 01.07.2008 tarihinde vesayet altına alındığını ve vesayet makamı tarafından kendilerinin yeniden görevlendirilmediklerini, görevlerinin sona erdiğini, bu zamana kadar kendilerine vekalet ücreti ödenmediğini, vesayet makamına yaptıkları başvuru sonucunda ancak 125.000.00.TL vekalet ücreti talep edebileceklerinin bildirildiğini bu durumu kabul etmemeleri üzerine vesayet makamı tarafından vekalet ücretlerinin tespiti için dava açılması için taleplerinin 04.09.2009 tarihli ara kararla reddedildiğini, davaya konu taşınmazların gerçek değerleri belirlenerek bu değerler üzerinden kendileri lehine %15 vekalet ücretinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek şimdilik 300.000.00.TL' nın, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile toplam 321.911.60.TL ücreti vekaletin temerrüt tarihi olan 04.09.2009 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, davacı avukatların görevlerini yaparken davalının vesayet altına alınması nedeniyle davacıların vekalet görevinin sona erdiğini, davalı ile davacı avukatlar arasında bugüne kadar ücret yönünden bir sıkıntının olmadığını çünkü ücretlerinin büyük kısmının önceden ödendiğini en son 31.01.2008 tarihinde 4.500.00.TL ödendiğini, davadan önce temerrüdün gerçekleşmediğinden daha inceden faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 160.955.80.TL vekalet ücreti alacağının dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın çözümü açısından ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda hangi tarihteki düzenlemenin uygulanacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. 5043 sayılı Yasa ile değiştirilen Avukatlık Kanununun 164/4. madde ve fıkrasına göre; “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.” Yine 5043 sayılı Kanunun 7. maddesi ile geçici 21. madde eklenmiş olup, anılan maddede; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir. Ne var ki, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ na 5043 sayılı Kanunla eklenen geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesi’ nin 7.2.2008 günlü kararı ile iptal edilmiştir. Öyle olunca, artık geçici 21.maddenin, dolayısıyla 5043 sayılı Kanun’un 164. maddesinde yapılan değişikliklerin de uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu’ nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Hukuki yardımın ne zaman başladığı konusu ise değişken olup her işlemin özelliğine göre farklılık gösterebilmektedir. Örnek vermek gerekirse, dava açılmış ise, davanın açıldığı, ya da tespitin yapıldığı tarih, müvekkil aleyhine dava açılmış ise cevap verme tarihi, ya da vekaletnamenin verilme tarihi hukuki yardımın başladığı tarih olarak esas alınmalıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ nun ücrete ilişkin 163 ve 164. maddeleri, vekil ile müvekkil arasındaki ücrete ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. 1136 sayılı Kanunun bazı hükümlerini değiştiren 4667 sayılı Kanun, 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu kanun yürürlüğe girmeden önceki uyuşmazlıklarda; sözleşme var ise, sözleşme hükümleri, yok ise ya da sözleşme geçerli değil ise, 163. maddenin son fıkrası hükümleri uygulanmaktaydı. 163. maddenin son fıkrasında ise “Yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan hallerde asgari ücret tarifesi uygulanır.” düzenlemesi bulunmaktadır. Böylelikle, sözleşmenin yapılmamış olması ya da geçersiz olması hallerinde hukuki yardımın başladığı tarihteki asgari ücret tarifesinin uygulanacağı açıktır. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamaları da bu yöndedir. Yine 4667 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 2.5.2001 tarihinden itibaren ise, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin 4. fıkrası uygulanacaktır. Madde sözleşmenin yapılmamış olması halinde “…Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde onbeşi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir…” düzenlemesini getirmiştir. Bu düzenlemeye göre 2.5.2001 tarihinden sonra hukuki yardıma başlayan avukat emeğine göre yüzde beş ile yüzde on arasındaki bir miktarı ücret olarak hak edecektir. Yine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda, 20.1.2004 tarihinde 5043 sayılı Kanunla değişiklikler yapılmış ve Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin dördüncü fıkrası değişikliğe uğramış ve “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir. Böylece 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda sözleşme bulunmaması halinde ya da sözleşmenin belirgin olmaması, tartışmalı bulunması ya da sözleşmenin geçersiz sayıldığı hallerde ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yirmisi arasındaki bir miktar avukatın emeğine göre verilmelidir. Halen de yürürlükte olan düzenleme bu şekildedir. Geçici 21. madde Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bu madde ancak 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda uygulanabilecektir. Özetlemek gerekirse değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde hukuki yardımın başladığı tarihteki yürürlükte olan kanun hükümleri uygulanarak, hukuki yardımın yapıldığı tarih 2.5.2001 tarihinden önce ise asgari ücret tarifeleri, 02.05.2001 ile 20.1.2004 tarihleri arasında hukuki yardım başlamışsa yüzde beş ile onbeş, bu tarihten sonra ise, yüzde onu ile yüzde yirmi arasındaki bir oran tatbik edilecek, değeri para ile ölçülemeyen davalarda ise avukatlık asgari ücret tarifeleri uygulanacaktır. Somut olaya gelince; Dava konusu olayda, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi mevcut olmayıp, davaya konu ... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2002/13 Tereke sayılı, .... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 1998/474 Esas ve birleşen ... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 1998/636 Esas sayılı halen devam eden verasetin iptali dava dosyası ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2007/3045 esas sayılı soruşturma dosyaları yönünden hükme esas alınan 13.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda doğru olarak maktu vekalet ücretlerinin hesaplandığı, .... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 1997/898 Esas sayılı ve halen devam eden tapu iptal ve tescil davasında davacı avukatlardan Avukat ...' in bu davaya 1998 yılında vekaletname ibraz ettiği dikkate alınarak bu tarihte geçerli olan Avukatlık asgari ücret tarifesine göre, .... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2004/427 Esas sayılı ve halen devam eden vasiyetnamenin iptali ile tapu iptal ve tescil davasında müddeabihin %10 - %20' sine göre, davalının 01.07.2008 tarihinde vesayet altına alınmasından dolayı vekaletin yasal nedenle sona erdiği, bu tarih itibariyle devam eden bu iki dava dosyasında harca esas dava değeri yani harcı yatırılan miktar dikkate alınarak belirlenecek bedellerden, yasal nedenle vekaletin sona ermesi, davaların halen devam ediyor olması, emek, hak ve nesafet ile davalının davalarda birden çok avukatla temsil edildiği gözönünde bulundurulup indirim yapılarak davacılar yararına tek vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken bu davada 22.12.2010 dava tarihi itibariyle devam eden 2 dava dosyasının değerinin bilirkişi aracılığıyla belirlenip, belirlenen bu değer üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2-Davalı tarafından 24.10.2013 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı avukatlara önceden ödeme yapıldığı yönünde yemin teklif edildiği belirtilmesine rağmen mahkemece, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden davanın esası hakkında karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. O halde mahkemece, davalının yemin teklifi ile ilgili usuli işlemler yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. 3-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle taraflar, 2.bent gereğince davalı yararına, hükmün BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, +01/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.