Başvuru, insani ikamet izni verilmemesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, insani ikamet izni verilmemesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Özbekistan vatandaşı olup 22/6/2015 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı E.A. ile evlenmiştir. Bu evlilikten 27/6/2015 doğum tarihli bir çocuğu olmuştur. Başvurucu hakkında ilk olarak 19/3/2015 ve 19/9/2015 tarihleri arasında kısa dönem ikamet izni, 9/11/2015 ve 9/11/2017 tarihleri arasında ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyla evlenmesi nedeniyle aile ikamet izni düzenlenmiştir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce (Genel Müdürlük) 15/2/2017 tarihinde başvurucu hakkında, ülkeye giriş için İçişleri Bakanlığının iznini gerektiren Ç-141 kodlu tahdit konmuştur. Başvurucu, anılan tahdit kaydından dolayı aile ikamet izninin yenilenmemesi nedeniyle 7/11/2018 tarihinde, Trabzon Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünden (Göç İdaresi) insani ikamet izni verilmesi talebinde bulunmuştur. Göç İdaresince 20/2/2019 tarihinde, başvurucunun talebinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca insani ikamet izni talebinin değerlendirilebilmesi için gerekli olan İçişleri Bakanlığı onayının başvurucu hakkındaki aktif tahdit kaydına istinaden verilmediği belirtilmiştir. Başvurucu, anılan idari işleme karşı Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) 1/3/2019 tarihli dilekçesiyle iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde Türk vatandaşıyla evliliğinden bir çocuğu olduğunu, aile ikamet izni süresince Türkiye'de sorunsuz şekilde ikamet ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu, eşinin yurtdışı seyahatlerine eşlik ettiğini, 2017 yılında yaptıkları bir seyahat dönüşünde hakkındaki tahdit kaydından haberdar olduğunu belirtmiştir. Başvurucu tahdit kaydı nedeniyle aile ikamet izninin yenilenmediğini, bu nedenle vize ihlali yapmış sayılmaması için kendisine insani ikamet izninin verilmesi gerektiğini, idarenin ret kararının hukuka aykırı olduğunu ve aile hayatını doğrudan etkilediğini ileri sürmüştür. Davalı idare cevap dilekçesinde; başvurucunun insani ikamet izni alabilmesi için 6458 sayılı Kanun'un maddesinde yer alan şartları taşımadığı ancak Türk vatandaşıyla evli ve bu evliliğinden bir çocuğunun olduğu gözetilerek aile bütünlülüğünün bozulmaması için hakkında sınır dışı kararı verilmediğini belirtmiştir. İdare Mahkemesince 7/3/2019 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Trabzon İdare Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemece 18/9/2019 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; insani ikamet izninin 6458 sayılı Kanun kapsamında yer alan ikamet izni çeşitlerinden biri olduğu, kanunda belirtilen hâllerde diğer ikamet izinleri için gerekli şartlar aranmadan İçişleri Bakanlığının onayı alınmak kaydıyla valiliklerce verilebileceği, somut olayda başvurucu için ilgili onayın sağlanamaması nedeniyle idarenin kararında isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte başvurucu hakkındaki tahdit koduna istinaden onay verilmediği, başvurucunun tahdit kodunun kaldırılması için idareye yaptığı başvurular olsa da bu hususta açtığı bir dava bulunmadığına işaret edilmiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 26/1/2020 tarihinde tebliğ edildikten sonra başvurucu, 20/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6458 sayılı Kanun’un "İkamet izni çeşitleri" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) İkamet izni çeşitleri şunlardır:a)Kısa dönem ikamet iznib)Aile ikamet iznic)Öğrenci ikamet izniç) Uzun dönem ikamet iznid) İnsani ikamet iznie) İnsan ticareti mağduru ikamet izni " 6458 sayılı Kanun’un "İnsani ikamet izni" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) Aşağıda belirtilen hâllerde, diğer ikamet izinlerinin verilmesindeki şartlar aranmadan, Bakanlığın onayı alınmak ve en fazla birer yıllık sürelerle olmak kaydıyla, valiliklerce insani ikamet izni verilebilir ve bu izinler uzatılabilir:a. Çocuğun yüksek yararı söz konusu olduğundab. Haklarında sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı alındığı hâlde, yabancıların Türkiye’den çıkışları yaptırılamadığında ya da Türkiye’den ayrılmaları makul veya mümkün görülmediğindec. 55 inci madde uyarınca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınmadığındaç. 53 üncü, 72 nci ve 77 nci maddelere göre yapılan işlemlere karşı yargı yoluna başvurulduğundad. Başvuru sahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye geri gönderilmesi işlemlerinin devamı süresincee. Acil nedenlerden dolayı veya ülke menfaatlerinin korunması ile kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından Türkiye’ye girişine ve Türkiye’de kalmasına izin verilmesi gereken yabancıların, ikamet izni verilmesine engel teşkil eden durumları sebebiyle diğer ikamet izinlerinden birini alma imkânı bulunmadığındaf. Olağanüstü durumlarda "B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “ Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin bir yabancının, belli bir ülkeye giriş yapma ya da oraya yerleşme hakkını güvence altına almadığını kabul etmektedir. Sözleşme'nin ne maddesi ne de başka bir hükmü, bir devlet için, evli çiftlerin ortak ikamet seçimlerine saygı göstermek ve aile birleşmesini sağlamak adına genel bir yükümlülük oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Gül/İsviçre, B. No: 23218/94, 19/2/1996, § 38). AİHM, yerleşik bir uluslararası hukuk ilkesine göre, devletlerin, sözleşmelerden doğan taahhütlerinden vazgeçmeksizin, vatandaşlığı olmayan kişilerin ülke topraklarına girişlerini kontrol etme hakları olduğunu kabul etmektedir (Abdulaziz,Cabales ve Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80, 9473/81, 9474/81, 28/5/1985, § 67; Boujlifa /Fransa, B. No: 25404/94, 21/10/1997, § 42). Öte yandan AİHM, yalnızca vatandaşlar tarafından değil, hukuka uygun şekilde ikamet eden yabancılar tarafından kurulmuş aile birlikteliklerini de aile hayatına saygı hakkı kapsamında koruyabilmektedir. Bu tür bir korumadan yararlanılabilmesi için aile birlikteliğinin gerçek, fiili bir yakınlığa dayanması, ikamet izni ya da vatandaşlık kazanmak için gerçekleştirilmemiş olması gerekmektedir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Slivenko/Litvanya, B. No: 48321/99, 9/10/2003, § 94; Amara/Hollanda (k.k.), B. No: 6914/02, 5/10/2004). AİHM, devletlerin kamu düzeninin korunması görevini üstlenirken aldıkları Sözleşme'nin maddesinde korunan hakka müdahale teşkil eden kararların, yasal bir dayanaklarının olması, demokratik toplumda gerekli olmaları ve hedeflenen meşru amaçla orantılı olmaları gerektiğini kabul etmektedir (Dalia /Fransa, B. No: 26102/95, 19/2/1998, § 52, Mehemi/Fransa, B. No: 53470/99, 10/4/2003, § 34, Boultif/İsviçre, B. No: 54273/00, 2/8/2001, § 46, ve Slivenko/Letonya, § 113). Bununla birlikte kamusal makamların ikamet izni vermeme gibi hareketsiz kaldığı durumlarda ise aile hayatına saygı hakkı bakımından pozitif yükümlülüklerinin gündeme geleceği kabul edilmektedir (Jeunesse/Hollanda, B. No: 12738/10, 3/10/2014, § 105; Butt/Norveç, B. No: 47017/09, 4/12/2012, § 78). AİHM, kamusal makamların millî güvenlik gerekçesiyle sınır dışı etme, zorla çıkarma, ülke topraklarına girmeyi yasaklama ya da ikamet izni vermeme şeklinde tedbirler alma konusunda takdir yetkisine sahip olduğunu kabul etse de söz konusu tedbirin hukuka uygunluğunu denetlemek, olası keyfîlik ve kötüye kullanmayı engellemek için bağımsız ve tarafsız bir organ tarafından incelenmesine imkân tanınması gerektiğini ifade eder. Hakkında tedbir uygulanan kişinin bu organ önünde iddia ve görüşlerini sunabilmesi ve hakkındaki isnatları çürütebilmesi için çelişmeli yargılama imkânlarına sahip olması gerekir (Lupsa/Romanya, B. No:10337/04, 8/6/2006, § 38; Al-Nashif/Bulgaristan, B. No: 50963/99, 20/6/2002, §§ 123,124).