5. Hukuk Dairesi 2023/11080 E. , 2024/6396 K. MAHKEMESİ:...Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1935 Esas, 2022/2415 Karar DAVA TARİHİ: 20.02.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :...Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/229 Esas, 2022/85 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tahsili istemine iliş…
**5. Hukuk Dairesi 2023/11080 E. , 2024/6396 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:...Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1935 Esas, 2022/2415 Karar DAVA TARİHİ: 20.02.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :...Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/229 Esas, 2022/85 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu... ili, ..., ... Mahallesi 11088 ada 7 (eski 1232) parsel sayılı taşınmazı 1998 yılı ve sonrası üzerindeki bina ile birlikte tapuda hisseli olarak edindiğini, bu taşınmazı edinirken tapu kütüğünde hiçbir tapulamaya itiraz, dava ya da tedbir şerhinin mevcut olmadığını, müvekkillerinin de tapu kayıtlarına ... ilkesi çerçevesinde dava konusu taşınmazın o andaki maliklerine bedellerini ödemek suretiyle hisse edindiğini; ancak aradan yıllar geçtikten sonra dahil edildikleri Pendik Kadastro Mahkemesinin 2010/1 Esas, 2011/44 Karar sayılı davasında verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 29.01.2015 tarihinde kesinleşmesi ile tapudaki hisselerini kaybettiklerini, müvekkillerine hiçbir bedel ödenmeksizin tapularının iptal edilmesi nedeniyle müvekkillerin zarara uğradığını, bu zararlardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Hazinenin sorumlu olduğunu belirterek taşınmaz bedelinden paylarına düşen bedelin tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarih itibarıyla işleyecek yasal en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; güncel tapu kaydının tetkikinde dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olmayıp tamamının satış suretiyle hisseli olarak şahıslar adına tescilli bulunduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresinin de geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Maliye Hazinesinden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak açılan tazminat davası olduğunu, meydana gelen zarar ile bu zarara tapu sicil müdür ve memurunun sebep olduğu yolunda bir illiyet bağlantısının kurulamayacağını, illiyet rabıtasının kesilmiş olması nedeniyle Devlet sorumluluğunun doğmayacağının açık olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddi gerekirken kısmen kabulünün usul ve kanuna aykırı olduğunu, Devletin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için tapu sicilinin tutulmasına ilişkin bir fiil olması gerektiğini, fiilin hukuka aykırı olması gerektiği, hukuka aykırı fiil sonucu zararın doğması gerektiği ve bu zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağı olmalıyken illiyet bağının kesildiğini, Tapu Müdürlüğünce yapılan işlem ve uygulamalarda hukuka aykırılık bulunmadığını, bu nedenle hiçbir hak kaybına sebep olunmadığını, davacı tarafın uğramış olduğu zararı belgelemediğini, taşınmazın Hazine adına kayıtlı olmayıp tamamının satış suretiyle hisseli olarak şahıslar adına tescilli olduğunu, tapu sicilinin hukuka aykırı şekilde tutulmasının mevcut olmadığını, davacının bir zararının bulunmadığını, olsa bile bu durumun tapu sicilinin hukuka aykırı tutulmasından doğmadığını, davacı tarafın ileri sürdüğü hususlarda müvekkili idarenin hiçbir kusuru bulunmadığı gibi hukuki sorumluluğunun da olmadığını, zaman aşımı süresinin geçtiğini, Mahkemece gerekli araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurmuş olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava taşınmazın 1958 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydına dayalı olarak Şevket oğlu Ayhan Eret adına tespit edildiği, dava konusu taşınmazın da bulunduğu birden fazla parsel hakkında tapu kaydına dayalı olarak Hatice Güngör tarafından Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/348 Esasında kayıtlı davanın açıldığı, davanın bilahare Kartal Gezici Arazi Kadastro Hakimliğine devredildiği, uzun süren yargılama süreci sonucunda kapatılan Pendik Kadastro Mahkemesinin 16.03.2011 tarihli ve 2010/1 Esas, 2011/44 Karar sayılı kararı ile dava konusu 1232 parselin de içinde bulunduğu bir kısım taşınmazlar hakkında davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Hatice Güngör mirasçıları adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay aşamasından geçerek 29.01.2015 tarihinde kesinleştiği, 69/553 hissesinin davacı ... Cıva tarafından 20.10.2003 tarihinde satın alma yoluyla iktisap edildiği, hissenin satın alındığı tarihte taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olduğuna dair herhangi bir kısıtlayıcı şerhin bulunmadığının belirlenmesine ve iyiniyetli olan davacılara ait hissenin Kadastro Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca oluşan zarardan Devletin sorumluluğunun bulunduğunun kabulü ile değerlendirme tarihi itibarıyla vasfı arsa olarak belirlenen taşınmazın değerinin resmî veriler ışığında emsal satış yöntemiyle tespit edilmesine göre Mahkemece verilen karar usul ve kanuna uygun anlaşıldığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz itirazında bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6942 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4- 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacı taraf dayanağı kök tapu kaydı 9190 m² iken Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.03.1956 tarihli ve 1956/49 Esas, 1856/57 Karar sayılı kararı ile kök tapu kaydı maliki Ali Vehbi Ekmekcioğlu tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucu yüzölçümünün 43.460 m² olarak düzeltildiği, eldeki dosya davacılarının 11.11.1998, 15.06.1999, 30.06.1999, 17.04.2000, 06.11.2001, 10.11.2003, 18.05.2004, 02.11.2007 tarihlerinde yapılan satışlar sonucu kayden malik olduğu, yaklaşık 9 dönümlük tapu kaydının 43 dönüme çıktığı, yüzölçümü artışının hasımsız açılan dava sonucu ve sahih esasa dayalı olmadığı anlaşılmakla, Kadastro Mahkemesinin 2010/1 Esas sayılı dosyasında müdahil (dahili davalı) olan iş bu davanın davacılarının, tapu kaydının ait olduğu taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olduğunu bilerek ve hasıl olacak sonucu kabul ederek kayden taşınmazı satın aldıklarının kabulü ile taşınmazın davacı Hatice Güngör mirasçıları adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 29.01.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 20.02.2019 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 4. Sahih esasa dayanmadan yüzölçümü arttırılan ve Kadastro Mahkemesince hukuki değer ifade etmediği gerekçesi ile itibar edilmeyen tapu kaydı, davacılara ayni hak vermediğinden bu tapu kaydının iptali nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat da istenemeyeceğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Y.L