(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1051 E. , 2009/1943 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.04.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1051 E. , 2009/1943 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.04.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, 103 parsel numaralı taşınmazın kendisine murisi ... tarafından tahsis edilerek adına tescil edildiğini ve bu tescile güvenerek ev yaptığını fakat davalının açtığı elatmanın önlenmesi davası sonucu yaptığı binaların davalıya ait 80 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olduğunu öğrendiğinden iyiniyetli olduğunu, binanın taşınmazın zemin değerinden daha yüksek olduğunu belirterek Türk Medeni Kanunu’nun 724 maddesi gereğince bina için gerekli kısmının adına tesciline, tescil mümkün olmazsa evlerin değerinin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir Davalı, taşınmazların çaplı olması nedeniyle iyiniyetin oluşmayacağını bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, tescili istenilen taşınmaz kısmının ifrazının mümkün olmadığı nedeni ile istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanununun 684. ve 718.maddeleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Konunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 724. maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.