Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3342 E. , 2024/5820 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3342 Karar No : 2024/5820 DAVACI : ... Catering ve Gıda Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 10/02/2016 tarihli ve 2016/4 sayılı, "Asgari Ücret Desteği" konulu Genelgesinin "2016 Yılı İçin Sigorta Primine Esas Kazancın Eksik Bildirilmiş veya Hiç Bildirilmemiş Olması" başlıklı 2.3.3. m
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3342 E. , 2024/5820 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3342 Karar No : 2024/5820 DAVACI : ... Catering ve Gıda Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 10/02/2016 tarihli ve 2016/4 sayılı, "Asgari Ücret Desteği" konulu Genelgesinin "2016 Yılı İçin Sigorta Primine Esas Kazancın Eksik Bildirilmiş veya Hiç Bildirilmemiş Olması" başlıklı 2.3.3. maddesinde geçen "eksik bildirildiğinin" ve "veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılması halinde" ibarelerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 5510 sayılı Kanun'un Geçici 68. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre "eksik bildirildiğinin" ve "veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlarından alınan yazılardan anlaşılması” halinin teşvik iptalini gerektirmediği, dava konusu düzenleme ile işverenin 5510 sayılı Kanun'un Geçici 68. maddesinin 3. fıkrasından doğan haklarının kanuna aykırı şekilde sınırlandırıldığı, davalı Kurumun, dava konusu Genelgesi ile teşvik iptalini gerektiren hallere kanunda bulunmayan yenilerini eklediği, bunun da yasama yetkisinin devredilemezliği ile normlar hiyerarşisi ilkesini ihlal ettiği, sonuç olarak Kanunda olmayan hüküm getiren dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI :Usule ilişkin olarak, dava açma süresinin resen tetkili ile süresinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre aşımından reddi gerektiği, Esasa ilişkin olarak, 5510 sayılı Kanun'un geçici 68. maddesinin 3. fıkrasında sayılan prim teşvikinden yararlanılamayacak hallerin varlığının ancak denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararı ya da kamu kurum ve kuruluşlarından anılan belgelerden tespit edilebildiği, bu haliyle Kanun hükmünü uygulamaktan ibaret olan Genelgenin hukuka ve üst normlara aykırılık taşımadığı ileri sürülerek yersiz açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu, bu nedenle de davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ :Dava; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 10/02/2016 tarihli, 2016/4 sayılı Genelgesinin 2.3.3. maddesinde geçen "eksik bildirildiğinin" ve "veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılması halinde" ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa 6661 sayılı Kanunun 17. maddesiyle eklenen Geçici 68. maddenin 3. fıkrasında: “İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz.” kuralına yer verilmiş; atıf yapılan fıkrada ise: “2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır.” kuralı bulunmaktadır. Yasal düzenlemeye dayanılarak ve uygulamayı göstermek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca çıkarılan Asgari Ücret Konulu 2016-4 sayılı Genelge’nin 2.3.3. maddesinde: 2016 Yılı İçin Sigorta Primine Esas Kazancın Eksik Bildirilmiş veya Hiç Bildirilmemiş Olması haline ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre; “2016 yılı sigorta primine esas kazancın eksik bildirildiğinin veya hiç bildirilmediğinin denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlarından alınan yazılardan anlaşılması halinde, 2016 Ocak ila 2016 Aralık ayları için destekten yararlanamayacağı gibi yararlanılmış olması halinde, yararlanılan tutarlar gecikme zammı ile birlikte geri alınacaktır.” Uyuşmazlığa konu olayda, davacı Şirketin davalı idare ... Sosyal Güvenlik Merkezi sicilinde işlem gören işyerinde çalışan işçinin iş akdinin 08/11/2016 tarihinde feshedilmesi üzerine, işçi tarafından davacı şirket aleyhine... İş Mahkemesinde açılan dava sonucu verilen ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen... tarihli, E:..., K:... sayılı karar ile iş akdinin feshinin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle işçi olan davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ubgt ücreti alacak talepleri kabul edilirken ücret alacağı, hafta tatili ücret alacağı, prim alacağı, yıllık izin ücret alacağı, ayrımcılık tazminatı alacağı taleplerinin reddedildiği, bu karar üzerine davacı şirket tarafından verilen 2016/11 dönemine ait Ek Aylık Prim Hizmet Bildirgesi üzerine Asgari Ücret Desteği konulu 2016-4 sayılı Genelgenin 2.3.3. maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi üzerine Genelgenin uygulama işlemine esas oluşturduğu belirtilen ibarelerinin iptali istemiyle görülen dava açılmıştır. Dava dilekçesinde; 5510 sayılı Kanunun geçici 68. maddesinin 3. fıkrasından doğan hakların sınırlandırıldığı, davalı idarenin Genelgesi ile teşvik iptalini gerektiren hallere kanunda bulunmayan yenilerini eklediği, kanunda öngörülmeyen hususların genelge ile düzenlendiği, normlar hiyerarşine aykırı olduğu gibi yasama yetkisinin kullanılması niteliğinde düzenleme yapıldığı ileri sürülürken davalı idare tarafından ise dava konusu Genelgenin mevzuat uygun şekilde düzenlendiği savunulmaktadır. 5510 sayılı Kanuna eklenen madde; 2016 yılına ilişkin olarak fıkrada sayılan beyannamelerin yasal süresi içerisinde verilmesi ve sigorta primlerinin ödenmesi, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumların görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde tespitlerde olmaması ve Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması koşullarının sağlanması halinde işverenlerin 2016 yılı için asgari ücret desteğinden yararlandırılması öngörülmektedir. 2016-4 sayılı Asgari Ücret Desteği konulu Genelgenin 2.3.3. maddesinde, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin prime esas kazancın hiç bildirilmediği ve dolayısıyla tam ve doğru olarak bildirmeme kapsamındaki eksik bildirme durumunun asgari ücret desteğinden yararlandırılma koşulu olarak gösterilmesi yasal düzenlemeyi aşan, üst norma aykırı bir kural niteliği taşımadığından davanın bu yönden reddi gerekmektedir. Uyuşmazlığı doğuran olaydaki işveren ile işçi arasında haklı ve geçerli bir nedene dayalı fesihten kaynaklanan davada yapılan yargılama sonucu ulaşılan sonucun niteliğini de göz önünde tutulduğunda, “mahkeme kararları neticesinde” şeklinde ifadesini bulan durum ancak, kanundaki ifadesiyle; maddede öngörülen beyannamelerin yasal süresi içerisinde vermemesi, sigorta primlerinin yasal süresinde ödememesi, görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişilerin sigortalı olarak bildirmemesi veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı hallerin içerikleri itibariyle mahkeme kararlarına bu yönlerden yansıdığının ortaya çıkmasıyla kabul edilebilir nitelik taşıyacaktır. Taraflar arasında ortaya çıkan hukuki bir ihtilafın yargılama sonucunda işveren aleyhine sonuçlanması, tek başına mahkeme kararları gereği sigorta primine esas kazancın eksik ya da hiç bildirilmediği şeklinde değerlendirilerek uygulama yapılması sonucunu doğurmayacağı gibi orantılık ilkesine de uygun olmayacaktır. Aksine bir yaklaşım her hukuki muamele ve ardından yapılabilecek yargılama sonucunda yaptırım ile karşılaşma, teşvikten yararlanamama gibi sonuçların ortaya çıkmasına yol açabilecek olup, adil yargılanma ilkesiyle çelişecektir. Bu yönlerden kanundaki sınırlar içerisinde ayrıntı içermeyen Genelgedeki bu ibarede hukuka uyarlık görülmemiştir. Görülen dava kapsamında; uygulama işlemi bulunmadan düzenleyici işlemin “ya da kamu kurum ve kuruluşlarından alınan yazılardan anlaşılması halinde” ibareleri yönünden incelemeye konu edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Asgari Ücret Desteği konulu Genelgenin 2.3.3. maddesinin “veya mahkeme kararları neticesinde“ ibaresinin iptali, iptali istenilen diğer kısımlar yönünden ise davanın reddi gerektiği düşülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: Davacı şirkete ait işyerinde, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında 24/03/2015 tarihinde çalışmaya başlayan H. H. A. isimli sigortalı tarafından, iş akdinin 08/11/2016 tarihinde feshedilmesi sonrasında, haksız fesih iddiasıyla davacı şirket aleyhine bir kısım işçi alacaklarının tazmini istemiyle açılan davada,... İş Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı işçinin iş sözleşmesinin 08/11/2016 tarihinde feshinin haklı veya geçerli bir sebebe dayanmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı istemleri yönünden davanın kabulüne, fazla çalışma ücreti ve genel tatil günleri çalışma alacağı istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne, ücret alacağı, hafta tatil ücreti alacağı, prim alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ile ayrımcılık tazminatı istemleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, tarafların istinaf başvurularının ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine anılan karar 11/12/2019 tarihi itibarıyla kesinleşmiştir. Kesinleşen yargı kararı gereği davacı şirket tarafından davalı Kuruma... tarih ... sayılı dilekçe ekinde karara konu işçiye ait 2016/11 dönemine ilişkin ek aylık prim ve hizmet belgesi verilmiş, bunun üzerine ... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünün ... tarihli ve E... sayılı işlemiyle, dava konusu Genelgenin 2.3.3. maddesine atıf yapılarak 5510 sayılı Kanun’un geçici 68. maddesi uyarınca davacı şirketin 2016 yılında yararlanmış olduğu asgari ücret prim teşvikleri toplamı olan 73.146,78 TL’nin tahsil tarihine kadar gecikme zammı ve gecikme cezasıyla birlikte ödenmesi gerektiği davacı şirkete bildirilmiş; Kurum tarafından iadesi istenilen 73.146,78 TL prim toplamı ile 52.346,85 TL gecikme zammı ve cezası toplamı olmak üzere neticeten 125.493,63 TL, davacı şirket tarafından davalı Kurumun banka hesabına 27/02/2020 tarihinde ihtirazı kayıtla ödenmiştir. Aynı zamanda, davacı tarafından anılan uygulama işleminin iptali ve ödenen miktarın iadesi için ... ... İş Mahkemesinin E:... sayılı dosyası ile dava açılmış olup davanın derdest bulunduğu UYAP kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bakılan davanın ise, işbu işlemin yasal dayanağı olan dava konusu 2016/4 sayılı Genelgenin 2.3.3. maddesinde yer alan "eksik bildirildiğinin" ve "veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılması halinde" ibarelerinin iptali istemiyle açıldığı görülmektedir. Her ne kadar uygulama işlemi üzerine açılan işbu davanın, süre ve menfaat hususları dikkate alınarak, uygulama işlemine dayanak alınan kısımla, yani "eksik bildirildiğinin" ve "veya mahkeme kararları neticesinde ... anlaşılması halinde" ibareleriyle sınırlı olarak incelenmesi gerekmekte ise de; esasında mahkemelerin de bir kamu kurumu olduğu dikkate alınarak "ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan" ibaresinin iptali istemi yönünden de davanın esasının incelenmesi uygun görülmüştür. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Dava açma süresi'' başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu, bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başladığı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta; davalı idarece tesis edilen ve 2016/1-12 dönemi için yararlanılan işveren prim desteğinin gecikme cezası ve zammı ile birlikte iadesi gerektiğine ilişkin bulunan ... tarih ve E... sayılı işlemin 25/02/2020 tarihinde davacıya tebliği üzerine, davacı tarafından 27/02/2020 tarihli ihtirazi kayıt dilekçesi ile birlikte ödeme yapılarak 06/03/2020 tarihinde kayda giren dava dilekçesiyle bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, süresinde açılan davaya karşı davalı Sosyal Güvenlik Kurumunca ileri sürülen süre itirazı yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında Kanun'un; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; ... 3) Sosyal sigortalar: Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını, 4) Kısa vadeli sigorta kolları: İş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını, 5) Uzun vadeli sigorta kolları: Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarını, 6) Sigortalı: Kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi, ... ifade eder." kuralına; "Sigortalı sayılanlar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, ... sigortalı sayılırlar." hükmüne; 14/01/2016 tarih ve 6661 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile eklenen Geçici 68. maddesinde, "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce; a) 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır. ... (3) İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır. ... (9) 2016 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemlerine ilişkin yasal süresi dışında Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya Maliye Bakanlığına verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümleri uygulanmaz. (10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme istinaden yürürlüğe konulan ve bu hükmün uygulamasını gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 10/02/2016 tarihli ve 2016/4 sayılı, "Asgari Ücret Desteği" konulu Genelgesinin "2016 Yılı İçin Sigorta Primine Esas Kazancın Eksik Bildirilmiş veya Hiç Bildirilmemiş Olması" başlıklı dava konusu 2.3.3. maddesinde ise, "2016 yılı için sigorta primine esas kazancın eksik bildirildiğinin veya hiç bildirilmediğinin denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılması halinde, 2016 Ocak ila 2016 Aralık ayları için destekten yararlanamayacağı gibi yararlanılmış olması halinde, yararlandırılan tutarlar gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınacaktır." düzenlemesi yer almıştır. Dava Konusu Düzenlemelerin İncelenmesi: 5510 sayılı Kanun'un geçici 68. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının 2016 yılı Ocak ila Aralık dönemi için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edileceği ve bu tutarın Hazinece karşılanacağı; 3. fıkrasında, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı; 9. fıkrasında da, 2016 yılı Ocak ila Aralık dönemlerine ilişkin yasal süresi dışında Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya Maliye Bakanlığına verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır. Aktarılan hükümlerle kanun koyucunun, yalnızca, Kuruma ceza dahil hiçbir borcu olmayan, işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştırdığı sigortalılarının prim belgelerini ve primlerini tam ve zamanında sunup ödeyen, özetle bu konuya yönelik sosyal güvenlik mevzuatı hükümlerine harfiyen uyan işverenlerin sigorta prim teşviğinden yararlandırılmasını amaçladığı sonucuna varılmaktadır. Anılan Kanun hükmüne dayanılarak hazırlanan Genelgenin dava konusu 2.2.3. maddesinde de, 2016 yılı için sigorta primine esas kazancın eksik bildirildiğinin veya hiç bildirilmediğinin denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılması halinde, işverenin 2016 Ocak ila 2016 Aralık dönemi için destekten yararlanamayacağı gibi yararlanılmış olması durumunda da yararlandırılan tutarların gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınacağı öngörülmüştür. Buna göre, dava konusu kuralın, prim desteğinden yararlanılamayacak haller ile primin gecikme zammı ve cezasıyla iadesi gereken hallere yönelik dayanağı Kanun hükmünün tekrarı ve açıklaması mahiyetinde olduğu; her ne kadar 5510 sayılı Kanun'un geçici 68. maddesinde, işverenin çalıştırdığı sigortalının prim belgeleri ile primlerini tam ve/veya zamanında sunup ödemediğinin (eksik ve/veya geç sunup ödediğinin) tespit edilmesi halinde prim desteğinden yararlandırılamayacağı belirtilmekle yetinilmiş, ödenen teşviklerin gecikme zammı ve cezasıyla tahsil edileceğine yönelik açık bir hükme yer verilmemiş ise de, aynı Kanun'un 88. maddesinde, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç olmak üzere diğer maddelerinin uygulanacağının ve Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacaklarının amme alacağı niteliğinde ve imtiyazlı alacak statüsünde olduğunun açıkça hükme bağlandığı, ayrıca işverenin sigortalıya ilişkin prim belgeleri ile primlerini tam ve zamanında sunup ödemediğinin, dolayısıyla destekten yararlanma hakkına baştan itibaren sahip olmadığının ya da bu hakkı sonradan kaybettiğinin tespiti halinde haksız ve yersiz ödenen tutarın işverenden tahsilinin işin ve hizmetin doğal gereği olduğu, esasen kanun koyucunun kapsama dahil etmediği bir işverene sehven (açık hata, hile, yalan beyan sonucu vb.) yapılan ödemenin geriye tahsil edilmeyeceğini öngörmesinin teşvik sisteminin mantığına ve kamu yararı amacına da uygun düşmeyeceği dikkate alındığında, dava konusu kuralın dayanağı Kanun hükümleri ile kanun koyucunun amacını da gözeterek kamu zararının önlenmesine yönelik bulunduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan davacı tarafından, 5510 sayılı Kanun'un geçici 68. maddesinin 3. fıkrasında "eksik bildirildiğinin" ibaresine yer verilmediği iddia edilmiş ise de; işverenin fiilen çalıştırdığı "sigortalıya ait prim belgelerini yasal süresi içinde vermeme" veya "sigortalıyı bildirmeme" şeklindeki fiillerinin "eksik bildirme" kapsamında yer aldığı ve anılan hükümde açıkça zikredilerek kapsam dışında tutulduğu görüldüğünden bu iddiaya itibar edilmemiştir. Yine davacı tarafından, "mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılması halinde" ibaresinin de Kanun hükmüne aykırı olarak düzenleyici işlemle teşvik kapsamının daraltılması anlamına geldiği ileri sürülmüştür. Bununla birlikte, yukarıda da aktarıldığı üzere, kanun koyucunun amacı, her nasıl ve ne zaman (teşvik ödemesi öncesi ya da sonrası) tespit edilirse edilsin, teşvik uygulamasından, yalnızca konuya ilişkin sosyal güvenlik mevzuatı hükümlerine harfiyen uyan işverenlerin yararlandırılmasını sağlamaktır. Söz konusu tespitin, bağlayıcı bulunan yargı kararları ya da kendi görev alanlarına yönelik işlemler vesilesiyle bilgileri dahiline giren olayların ilgili kamu kurumlarının somut ve hukuki verilere dayalı resmi bildirimlerine dayanabileceği ise izahtan varestedir. Ayrıca, yargı kararları ile kamu kurumlarının yazılarında yer alan bilgilerin gerçeğe ve/veya hukuka aykırı olduğu iddiasıyla her somut olay bakımından yargı yoluna başvurulabileceği de açıktır. Bu itibarla, söz konusu açıklayıcı kuralları içeren Genelge maddesinde bu yönden de hukuka ve dayanağı Kanun'a aykırılık görülmemiştir. Diğer taraftan; dayanak Kanun'da, sigorta primlerinin eksiksiz ve yasal süresinde verilerek Kurum zararının önlenmesi amacıyla eksik prim bildirdiği tespit edilen işverenlerin, yalnızca eksik ya da geç bildirim/ödeme yapılan döneme yönelik değil, Kanun maddesinin kapsadığı bütün döneme (2016 yılının tamamına) yönelik olarak hiçbir prim desteği ödemesinden yararlandırılmayacağı yolunda hüküm sevk edildiği anlaşıldığından, ayrıca işverenin yalan veya hilesi ya da Kurumun açık hatası sonucu yapılan destek ödemelerinin kazanılmış hak teşkil etmeyeceği açık olduğundan, dava konusu kuralda bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 04/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.