T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1556 Esas KARAR NO: 2026/229 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2022 NUMARASI: 2019/437 Esas, 2022/444 Karar DAVA: İFLAS MASASINA KAYIT KABUL KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafınd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1556 Esas KARAR NO: 2026/229 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/06/2022 NUMARASI: 2019/437 Esas, 2022/444 Karar DAVA: İFLAS MASASINA KAYIT KABUL KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... E.(Eski İstanbul ....... İcra Müdürlüğü'nün... E) sayılı dosyası ile dosya borçlusu ... A.Şirketi hakkında 5.921.900,00 USD miktarlı 1 adet çek nedeni ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiğini, bunun üzerine, müflis olmadan evvel ......... A.Ş:'ye İİK 89/1.2. Ve 3. Maddelerine göre haciz ihbarnameleri gönderildiğini, 3. Kişi tarafından haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediğini, süresi içinde menfi tespit davası açılmadığını, İcra Müdürlüğü'nün .......07.2009 tarihli kararı ile aynı madde uyarınca dosya borcunun müflis şirketin zimmetinde sayılmasının kesinleştiğini, müflis ile ilgili olarak iflastan önce TOKİ ve diğer banka ve kuruluşlardaki alacaklarına hacizler uygulandığını, iflasa kayıt ve kabulü talep edilen alacağın kanundan doğan ve İcra İflas Kanunu 89.Maddesin den doğan alacakları olduğunu, icra müdürlüğünden alınan güncel kapa hesabına göre 17.111.078,57 TL alacağın müflis şirketin iflas masasına kayıt yaptırıldığını ancak iflas idaresi tarafından alacağın tamamının reddine karar verildiğini, takip borçlusu ile müflis şirket arasında organik ve ticari ilişkinin açık olduğunu belirterek davanın kabulü ile iflas idare memurlarının 05/06/2015 tarihli kararının kaldırılarak, 17.111.078,57-TL alacaklarının faiziyle birlikte iflas masasına kaydına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iflas masasına kabul ve kayıt davasının iflas idaresi memurlarına karşı ikame edildiğini, bu dava türünde davalı olarak iflas idaresinin gösterilmesi gerektiğini, iflas idare memurlarının davalı olarak gösterilmesinin usulen hatalı olduğunu, davacı şirketin müflis şirketle hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, müflis şirketin ticari defterler incelendiğinde de görüleceği üzere, davacı şirkete ait herhangi bir ticari alacak kaydının yer almadığını, davacının müflis şirketin iflas tarihinden önce yolladığı haciz ihbarnamelerine dayalı olarak iflas masasına kabul ve kayıt talebinde bulunması hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davacının, asıl takip borçlusu şirketin taşeronu olup, alacağına dayalı takip ve dava haklarını ...A.Ş. şirketine karşı yöneltmesi gerektiğini, takip borçlusu ile müflis şirket arasında organik ve ticari ilişkinin bulunduğuna ilişkin ifadelerin hukuken herhangi bir değeri bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10/12/2015 tarih ve 2015/749 Esas, 2015/996 Karar sayılı kararı ile; Mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir. Verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2019 tarih ve 2016/5165 Esas, 2019/2135 Karar sayılı ilamı ile; "İK.nın 235. maddesinde açık düzenleme gereği eldeki davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gözetilerek, işin esasına girilip inceleme yapılması gerekli iken, hatalı ve yanılgılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.Bozma ilamından sonra Mahkemece; davacının, İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün ... E. (Eski İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün... E.) sayılı dosyası ile dosya borçlusu ...A.Ş. hakkında 5.921,900-USD miktarlı 1 adet çek nedeni ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, bunun üzerine, müflis olmadan evvel .......... A.Ş.'ye İİK. Mad. 89/1.2. ve 3. maddelerine göre haciz ihbarnameleri gönderildiği, tüm haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, haciz ihbarnamelerine herhangi bir itirazda bulunulmadığı İcra Müdürlüğü'nün 28/07/2009 tarihli kararı ile aynı madde uyarınca dosya borcunun müflis şirketin zimmetinde sayılmasının kesinleştiği ve müflis ile ilgili olarak (iflastan önce)TOKİ ve diğer banka ve kuruluşlardaki alacaklarına hacizler uygulandığı, yine davalı aleyhinde 12/02/2012 tarihinde iflas davası açıldığı, İstanbul 44. ATM'nin 2013/131 Esas sayılı dosyası üzerinden 11/07/2013 tarihinde şirketin iflasına karar verildiği, iflasın 28/10/2013 tarihinde kesinleştiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacının İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ... E. (Eski İstanbul ....... İcra Müdürlüğü'nün... E.) sayılı dosyasında 11/07/2013 iflas tarihi itibariyle fer'ileriyle birlikte toplam 17.111.078,57-TL alacaklı olduğu, alacağın İİK'nun 89. maddesi kapsamında davalı müflis şirket nezdinde de bulunduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkeme kararındaki kabul kararına bir itirazlarının bulunmadığını, ancak Mahkemenin kabul gerekçesini sadece İİK madde 89/1-2-3 haciz ihbarnamelerine bağlamakla eksik kaldığını, huzurdaki davada Mahkemece sabit görülen haklarının dayanağı olarak ayrıca yargılama sürecinde taraflarınca kanıtlanan davalı müflisle takip borçlusu arasındaki organik ilişkiye ilişkin hukuki olguların da dikkate alınması ve bu yönlerden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulünü gerektiren bir diğer gerekçe olarak ayrıca, davalı ile takip borçlusu arasında bir organik ilişki olduğu, tüzelkişilik perdesinin kalkması gerektiği, takip konusu çekin ve alacağın dayanağının stadyum inşaatında kullanılan inşaat demirleri olduğunun gözardı edilmemesi gerektiğini, bu hususun da gerekçeye eklenmesi gerektiğini, davalı müflis şirketin de bizzat kendi dilekçelerinde borçlu ile aralarındaki organik bağı kabul ettiğini ve Toki'den olan alacağının kaynağının da müvekkilinden aldığı müvekkiline ait demirlerin bedelleri, imalat, ihzarat bedellerinden oluştuğunu ikrar ettiğini, davalı ile takip borçlusu arasında organik bağ olduğunun ayrıca ıslah ile birlikte de ileri sürüldüğünü belirterek ileri davanın kabulü kararının gerekçesine ilave yapılmak suretiyle kabul kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemenin, davacının alacaklı olduğuna ilişkin dayanak gösterdiği haciz ihbarnamesinin iflas kararıyla birlikte düştüğünü, İİK 193 maddesi çerçevesinde müvekkili şirket hakkında iflas kararının kesinleşmesiyle aleyhine yapılan takipler düştüğünden haciz ihbarnamelerine konu olan alacağın müvekkili şirketin iflas masasına kaydının mümkün olmadığını, bu açık olguya rağmen ilk derece Mahkemesince dava konusu alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi borcunun bulunmadığını, davacı şirketin müflis şirket ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre de davacı ile aralarında herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığının sabit olduğunu, davacının asıl takip borçlusu şirketin taşeronu olduğunu, bu nedenle alacağına dayalı takip ve haklarını ............. A.Şirketine karşı yöneltmesi gerektiğini, müvekkili şirketin dava dışı .......... A.Şirketine karşı da herhangi bir borcunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda bahsedilen borç tutarının dava dışı şirket lehine düzenlenen döviz bonolarıyla ödendiğini, bu hususun müvekkili müflis şirkete ait defter ve kayıtlarıyla sabit olduğunu, durum bu olmasına rağmen bilirkişi heyetinin sadece dava dışı ........... A.Şirketine ait defter kayıtlarına dayanarak müvekkili müflisten alacaklı olduğunu beyan etmeleri ve devamında da Mahkemece bu olguya dayanılarak kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz ( kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İstanbul ....... İflas Müdürlüğünün ........Esas sayılı dosyası üzerinden verilen .../09/2015 tarihli cevabı yazıda,İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasından 11.07.2013 tarihinde iflasına karar verilen müflis...... Anonim Şirketi'nin tasfiye işlemlerinin iflas idare memurları tarafından yürütüldüğü, iflasın kesinleştiği, davacının 17.111.078,57 TL miktarlı alacak kaydı yaptırdığı, kayıt yaptırdığı sırada tebliğ için gerekli masrafı 30,00 TL olarak dosyaya ödediği, iflas idare memurları tarafından alacağın tamamının reddedildiği, red kararının 13.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı tarafından masraf yatırıldığı bildirilmiştir. Davanın,16.07.2015 tarihinde yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, davacının iflas tarihi itibari ile davalı şirketten alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmıştır.Mahkemece uyuşmazlık konusunda bilirkişi raporu alınmıştır. 14.01.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;davacı ... ile Davalı Müflis... Anonim Şirketi arasında doğrudan bir borç-alacak ilişkisinin mevcut olmadığı, incelenen ticari defter kayıtlarından Müflis... Anonim Şirketi'nin Dava Dışı (Müflis)...... ... ... A.Ş'ne borçlu olduğu gerçek tutarın 56.150.434,97-TL olduğu belirtilmiştir. 14.06.2022 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda kök rapordaki tespite ek olarak özetle; davacının, dava dışı üçüncü kişi durumunda bulunan .............Anonim Şirketi'nin, Müflis... Anonim Şirketin'den olan alacağını haczettirdiği, huzurdaki davada iflas idaresinden İstanbul ....... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına istinaden, mezkur alacak haczi dayanak gösterilerek sıra cetveline kaydı talep edilen 17.111.078,57-TL tutarın, Davalı Müflis... Anonim Şirketinden talep edilen tutar olduğu, davacının; davalı şirketten 19.03.2015 tarihi itibariyle talep edebileceği alacak tutarının 17.111.078,57-TL asıl alacak ve 2.599.008,76-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.710.087,33-TL olduğu ve davacının taleple bağlılık ilkesi gereği 17.111.078,57-TL tutarındaki talebi ile bağlı olduğu belirtilmiştir. 1-Davalının istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde;Somut davada; davacı, dava dışı ...A.Ş’ne satışını yaptığı demirler gereğince dava dışı şirketten 5.921.900,00 USD bedelli çek aldığından bahisle dava dışı şirket aleyhinde 09/03/2009 tarihinde İstanbul ..... İcra Md. ... E sayılı (Eski İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı) dosyası üzerinden kambiyo takibi başlatmış ve takip kesinleşmiştir. Davacı tarafından icra takip dosyasında dava dışı şirketin müflis şirketten olan alacağı ile ilgili olarak müflis şirkete haciz ihbarnameleri gönderilmiş, icra dosyasından 3. Şahıs davalı... A.Ş’ne gönderilen 89/1 Haciz İhbarnamesinin davalıya 28/05/2009 tarihinde... imzasına, 89/2 Haciz İhbarnamesinin ..../06/2009 tarihinde... imzasına, 89/3 Haciz İhbarnamesinin .../07/2009 tarihinde ...imzasına tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Davalı müflis şirket tarafından haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ edildiği iddiası ile şikayet yoluna başvurduğu ve İstanbul...İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/.... E., 2012/.... K. sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine kararın 31/10/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davalı aleyhinde 12.02.2012 tarihinde takipli iflas davası açıldığı, İstanbul ... ATM'nin 2013/....... Esas sayılı dosyası üzerinden ....07.2013 tarihinde iflasına karar verildiği, iflasın ...10.2013 tarihinde kesinleştiği, davacının İstanbul ... İcra Md. ... E sayılı takip dosyasında, 11.07.2013 iflas tarihi itibariyle kapak hesabına göre 17.111.078,57 TL bakiye borç miktarı ile takip/iflas arası faiz toplamı 2.599.008,76 TL olmak üzere toplam 19.710.087,33 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı tarafından dava dışı borçlu şirket aleyhine girişilen icra dosyasında davalı müflis şirkete 1. 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin davalı şirkete tebliğ edilmiş, davalı şirketçe bu haciz ihbarnameler ine itiraz edilmediği gibi 15 günlük hak düşürücü sürede menfi tespit davası da açılmadığından takip borçlusunun 3. kişi nezdindeki alacağı kesinleşmiştir. Bu nedenle bu borcun artık 3. kişi tarafından takip alacaklısına ödenmesi gerekir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde davacının alacaklı olduğuna ilişkin dayanak gösterdiği haciz ihbarnamesinin iflas kararıyla birlikte düştüğünü, İİK 193 maddesi çerçevesinde müvekkili şirket hakkında iflas kararının kesinleşmesiyle aleyhine yapılan takipler düştüğünden haciz ihbarnamelerine konu olan alacağın müvekkili şirketin iflas masasına kaydının mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de, haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyen borçlunun iflası halinde, aleyhinde yapılan takiplerin düşmesi farklı bir hukuki müessese olup iflasına karar verilmeden önce İcra İflas Kanunun 89.maddesi gereğince haciz ihbarnamelerine itiraz etmemesinin hukuki sonuçları birbirinden farklıdır. Haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi halinde, ihbarnameyi gönderen lehine kazanılmış hak doğmaktadır. Bu hak; iflasına karar verilen, haciz ihbarnamesini alan bu şirketin, borcunu ancak davacıya ödemekle borcundan kurtulabilir ve davacı bu miktardaki alacağını her zaman iflasına karar verilen davalıdan talep edebilir. Davalının iflası halinde bu sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Kaldı ki davacının, haciz ihbarnamesine kesinleşen miktar kadarını masaya yazdırmasında ve dava açmasında hukuki yararı da bulunmaktadır. Diğer taraftan takip borçlusunun ....03.2015 tarihinde iflasına karar verilmiş ise de, sonradan takip borçlusunun iflas etmesinin ve takiplerin düşmesinin 3. kişinin borcunu söndürmeyeceği anlaşıldığından haciz ihbarnamesinde kesinleşen davacı alacağının iflas eden 3. kişinin iflas masasına kaydının yapılması yönündeki ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı müflis idaresine farklı bir şirket tarafından açılan benzer nitelikteki bir davada ilk derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine Dairemizin 2018/... E., 2021/... K. Sayılı ....12.2021 tarihli kararı ile alacağın İİK'nun 89. maddesi kapsamında davalı müflis şirket nezdinde de gerçekleştiği, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ret kararının isabetli olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6 Hukuk Dairesi'nin 2022/500 E-2023/637 K sayılı 20.02.2023 sayılı kararında;"... Davacı şirket alacağının İİK'nın 89. maddesi kapsamında davalı müflis şirket nezdinde gerçekleştiği dikkate alınarak temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir..." denilmiştir. Yine, farklı bir şirket tarafından davalı iflas idaresi aleyhine açılan benzer nitelikteki bir başka davada da ilk derece Mahkemesince açılan davada davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2023/... Esas, 2023/... Karar sayılı ....01.2023 tarihli kararı ile davalı müflis şirket hakkında iflasın açılması ile haciz ihbarnamesi ile ilgili feri takipte duracağından ve iflasın kesinleşmesi ile bu takip düşeceğinden, İİK'nın 89. maddesi kapsamından takip hukuku yönünden kesinleşmiş olsa bile alacağın müflis şirket iflas masasına kaydı mümkün olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy çokluğu ile reddine karar verilmiş kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin 2023/1357 E-2024/893 K sayılı 17.04.2024 tarihli kararında;"... Davacı alacaklının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün 2012/... E ve 2009/.... E sayılı dosyaları ile dava dışı...... A.Ş. hakkında 07.07.2009 ve 09.06.2009 tarihlerinde takip başlattığı, bu takipler çerçevesinde takip borçlusu .... A.Ş.'nin alacaklı olduğu davalı ... A.Ş. ‘ye İİK'nın 89'uncu maddesi kapsamında her iki icra dosyasından 1. haciz ihbarnamesi gönderildiği, bu haciz ihbarnamelerinin 15.09.2009 ve 25.06.2009 tarihlerinde tebliğ edildiği, sonrasında 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı şirketçe bu haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediği gibi 15 günlük hak düşürücü sürede menfi tespit davası açılmadığından takip borçlusunun 3. kişi nezdindeki alacağının kesinleştiği, bu borcun artık 3. kişi tarafından takip alacaklısına ödenmesi gerektiği, takip borçlusunun ....03.2015 tarihinde iflasına karar verilmiş ise de, sonradan takip borçlusunun iflas etmesinin ve takiplerin düşmesinin 3. kişinin borcunu söndürmeyeceği anlaşıldığından haciz ihbarnamesinde kesinleşen davacı alacağının iflas eden 3. kişinin iflas masasına kaydının yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Belirtilen nedenlerle, İİK 89. Maddesi kapsamında 3. Kişiye gönderilen haciz ihbarnameleri kesinleştikten sonra, 3. Kişinin iflas etmesinin ve takiplerin düşmesinin 3. kişinin borcunu söndürmeyeceği anlaşıldığından haciz ihbarnamesinde kesinleşen davacı alacağının iflas eden 3. kişinin iflas masasına kaydının yapılması gerektiği yönündeki ilk derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı iflas idaresinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacının istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde;Davacı vekili istinaf dilekçesinde davalı ile takip borçlusu arasında organik ilişki olduğu, tüzelkişilik perdesinin kalkması gerektiği, takip konusu çekin ve alacağın dayanağının stadyum inşaatında kullanılan inşaat demirleri olduğunu bu husunun davanın kabulüne dair karara gerekçe olarak eklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davacı vekili dava dilekçesinde, dava dışı borçlu şirket aleyhine başlatılan icra takibinde davalı müflis şirkete İİK 89. Madesi uyarınca 1.2 ve 3. Haciz ihbarnameleri gönderildiği, davalı tarafından haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediği gibi menfi tespit davası da açılmadığını, davalı tarafından haciz ihbarnamelerinin tebliğ işleminin usulüne uygun yapılmadığından bahisle haciz ihbarnamelerinin ve devamı işlemlerin iptali istemiyle İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde yaptığı şikayetin reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, takip borçlusu ile müflis şirket adasındaki organik ve ticari ilişkinin açık olduğunu belirterek alacağın davalı iflas masasına kayıt ve kabulünü talep etmiştir.Davacı, davasını kısmen ıslah ederek, dava sebebini(yani davasını dayanağı olarak göstermiş olduğu vakıaları) genişletebilir.(Prof.Dr.Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, sayfa 603)Davacı vekili 07/11/2029 tarihli kısmen ıslah talepli dilekçesinde, dava dışı borçlu ile müflis şirket arasında organik bağ olduğunu, her iki şirketin mal varlığının birbirine karıştığını, ihalelerin birbirine devredildiğini, yetkililerinin aynı olduğunu, aslında iktisadi anlamda tek bir şirket olduğunu, her iki şirket arasındaki tüzelkişilik perdesinin kaldırılarak alacağın tamamının iflas masasına kaydına karar verilmesini talep etmiş, yani davacı, dava dilekçesinde dayandığı İİK 89/3 maddesi uyarınca kanundan kaynaklı olarak davalı müflisten alacaklı olduğu yönündeki iddiasını, dava dışı şirket ile davalı müflis arasında organik bağ bulunduğundan bahisle tüzelkişilik perdesinin kaldırılması gerektiğini belirterek iddiasını genişletmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Sorumluluk sebeplerinin çokluğu başlığı adı altında sebeplerin yarışması başlıklı 60. Maddesinde" Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hakim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir." düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun İkinci Ayırımında Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları başlıklı A. Borcun ifa edilmemesi başlığı altında düzenlenen II.Sorumluluğun ve giderim borcunun kapsamı başlıklı 114. Maddesinin 2. Fıkrasında "Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır." denilmiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, davacı, kısmi ıslah dilekçesi ile iddiasını genişleterek davalı müflisin sorumluluğunu başka bir sebebe daha dayandırmıştır. Mahkemece, İİK'nun 89. maddesi kapsamında alacağın davalı müflis şirket nezdinde de gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, dava dışı borçlu ile davalı müflis şirket arasında organik bağ bulunduğundan bahisle tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak alacağın davalı iflas masasına kaydı yönündeki talebinin Mahkeme gerekçesine eklenmediğinden bahisle kararı istinaf etmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, davacı dava dilekçesinde, davalı müflisten olan alacağının kanundan kaynaklı bir alacak olduğunu iddia etmiş, yargılama aşamasında da kısmi ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde dayandığı vakıasını farklı bir vakıa ileri sürerek genişletmiştir. Görüleceği üzere davacının davalı müflis şirketten olan davaya konu alacağı haksız fiilden ve sözleşmeden kaynaklanmamaktadır. Ancak davacı iş bu davada davalının sorumluluğunu birden fazla sebebe dayandırdığından, 6098 sayılı Kanunun 60. maddesinde düzenlenen sebeplerin (Hakların) Yarışması ilkesinin somut olay bakımından uygulanmasında yasal bir engel görülmemiştir. Zira 6100 sayılı HMK'nun 30. Maddesi gereğince de, Hakimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu dikkate alındığında, Hakimin diğer dayanılan vakıaya göre en kolay ispat imkanı veren hukuki dayanağa göre karar vermesi gerektiği açıktır.Somut olayda, 6098 sayılı Kanunun 60. maddesinde düzenlenen sebeplerin (Hakların) Yarışması ilkesi gereğince değerlendirme yapılması gerekirse, Mahkemece davacıya diğer dayanılan vakıaya göre daha kolay ispat imkanı veren ve şekli yönden yapılan inceleme ile İİK'nun 89. maddesi kapsamında alacaklı olduğu gerekçesi ile yetinilerek davacının davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bununla birlikte, ilk derece Mahkemesince, davacının davası kabul edilerek haciz ihbarnamesinde kesinleşen davacı alacağının iflas eden 3. kişinin iflas masasına kaydının yapılmasına karar verildiğinden, ayrıca bu karara karşı davalı iflas idaresinin istinaf başvurusu da yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizce yerinde görülmediğinden, artık davacının dayandığı diğer iddialarının(organik bağ iddiasıyla tüzelkişilik perdesinin aralanması) somut olay bakımından tartışılmadığı yönündeki istinaf nedeninde hukuki yararının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden, davacı vekili ve davalı iflas idaresi vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/sas, 2022/arar sayılı ve 30/06/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/02/2026