T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2089 - 2025/2384 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2089 KARAR NO : 2025/2384 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 NUMARASI : 2021/318 E. - 2022/251 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2089 - 2025/2384 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2089 KARAR NO : 2025/2384 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 NUMARASI : 2021/318 E. - 2022/251 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 tarih ve 2021/318 E. - 2022/251 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2019/89112 sayılı ve "..." ibareli marka buşvurusuna, müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek itiraz ettiklerini, itirazın diğer davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2021-M-5088 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvurunun müvekkilinin markalarının kapsamıyla aynı sınıflarda tescil ettirilmek istendiğini, müvekkili şiketin markalarının tanınmış olması nedeniyle başvurunun tescilinin SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların oluşmasına ve haksız rekabete sebebiyet vereceğini, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak itiraza mesnet gösterilen ve aynı/benzer emtiaları kapsayan davacı markası incelendiğinde; taraf markalarının benzer emtiaları kapsadığı görülmekte ise de dava konusu markanın sahip olduğu bütünsel algının, davacı markalarından yeterince ve somut olarak farklılaştığı, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler açısından tespit edilen ilgili tüketici grubu düşünüldüğünde, bu tüketicinin, dava konusu markadaki birden fazla unsurdan yalnızca bir bölümünü oluşturan "..." ibaresinden kaynaklı olarak taraf markaları arasında yanılgıya düşeceğinin kabulünün mümkün olmadığı, ... ibaresinin özgün, farazi, yaratılmış bir sözcük olmadığı gibi ayırt edici vasfı güçlü bir ibare de olmayışı gözetildiğinde böylesi bir ortak unsurun iltibasa neden olabilecek bir benzerliğe tek başına değil ancak bütüne hakim sair unsurlarla birlikte sebep olabileceği, halbuki uyuşmazlık konusu markaların farklı görsel ve sözcük unsurları ihtiva ettikleri, kaldı ki böyle bir ibarenin kimsenin tekeline bırakılmasının veya bu ibarenin güçlü ayırt ediciliği bulunan bir sözcük olarak kabul edilmesinin de yerinde olmayacağı, davacı yanın "..." markasının 35. sınıftaki mağazacılık hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı yönündeki tespitin de tek başına davacı lehine bir sonuç doğurmayacağı, zira elde edilen bu ayırt ediciliğin ''...+...” ibaresinin tüm unsurları ile bir bütün olarak mevcut olduğu, hal böyleyken dava konusu marka ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırma tesis edecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı, dosyadaki delillerden davacının kötüniyetli olduğuna ilişkin bir emareye rastlanılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğunu, emsal yargı kararları bulunduğunu, her iki taraf markasının esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğunu, emtia ayniyetinin de gerçekleştiğini, markanın bir bütün olarak algılanacağı şeklindeki değerlendirmenin yerine olmadığını, ortalama düzeydeki tüketicide en azından markaların aynı ve/veya kardeş ve/veya bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatinin oluşacağını, müvekkilinin "..." markasının tanınmış olduğunun tespit edildiğini, başvurunun tescil talebinin SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini, tanınmış markaların benzerinin başvuruya konu edilmesinin kötüniyetli olarak kabul edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, ".../..." kelimesi Türkçe'de "..., ..." anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliği oldukça düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulünün gerektiği, aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucunun doğacağı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet ".../..." asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda yer alan "-..." ve "..." ibarelerinin başvurunun davacının itiraza mesnet markalarından farklılaşmasını sağladığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2023 tarih ve 2021/7210 E.-2023/1877 sayılı kararında "..." ibaresinin, 07.02.2023 tarih ve 2021/5747 E.-2023/650 K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 30.11.2022 tarih ve 2021/4304 E.-2022/8493 K. sayılı kararında "..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, öte yandan taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, kötüniyet iddialarının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.