5. Hukuk Dairesi 2022/15450 E. , 2023/5445 K. "" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz…
**5. Hukuk Dairesi 2022/15450 E. , 2023/5445 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 445 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının tapu kaydının kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, kişinin mülkiyet hakkından yoksun bırakılması ve bu bağlamda tazminata hükmedilebilmesi için geçerli bir mülkiyet belgesinin bulunması şart olduğunu, davacının ise taşınmazı 23.03.2012 tarihinde 3. kişiye sattığını, Anayasa'nın 43 üncü maddesi kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu belirlediğini, 6321 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5 inci maddesi de Anayasa'ya paralel bir düzenleme ile kıyıların herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık alanlar olduğunu açıklandığını, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesine göre Hazinenin özel mülkiyeti veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin yönetimine ilişkin hizmetleri yürütme görevi Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel müdürlüğü'ne verildiğini, bu nedenle davacı taraf mülkiyet hakkı ve tapuda Devlet'in sorumluluğundan söz etmiş olsalar da yasal düzenlemeler gözetildiğinde davacını tazminat hakkı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2015/471 Esas, 2016/385 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç