12. Ceza Dairesi 2016/5216 E. , 2017/7631 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suçlar : Özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret Hükümler : Beraat Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıklar ... ve ...'ın, hakaret suçundan sanıklar ..., ... ve ...'ın beraatlerine ilişkin hükümler, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan ka…
**12. Ceza Dairesi 2016/5216 E. , 2017/7631 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suçlar : Özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret Hükümler : Beraat Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanıklar ... ve ...'ın, hakaret suçundan sanıklar ..., ... ve ...'ın beraatlerine ilişkin hükümler, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanıklar ... ve ...'a isnat edilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK'nın dokuzuncu bölümündeki özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan olup, özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, salt gazetecilik mesleğini icra etmek, kişilerin özel hayatlarına koşulsuz ve sınırsız şekilde müdahalede bulunma hakkı vermez. Bilinmesinde kamu yararı olan bir bilgiye ulaşmak saikiyle hareket edilmesi ya da tesadüfen böyle bir bilginin öğrenilmiş olması halinde dahi bu sonuç değişmez. Aynı şekilde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, politikacılar, bürokratlar, diplomatlar, bilim adamları, sanatçılar, sporcular, gazeteciler gibi içinde bulundukları konum, mesleki faaliyetleri veya görevleri nedeniyle kamuoyu tarafından tanınan kişilerin, özel hayatlarının dokunulmaz ve gizli alanlarının, toplumda yer alan diğer kişilere oranla, daha sınırlı olması, bu kişilerin özel hayatlarına, ağır, ölçüsüz ve haksız müdahalede bulunulabileceği anlamına gelmez. Aksinin kabulü, kişilerin özel hayatlarını, Anayasal ve yasal korumadan yoksun bırakır. Basın ve yayın organları; bilgi edinme, bilgiyi yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını kullanırken ve habere ulaşmada, kamu yararını gözetmek zorunda oldukları gibi, haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olup olmadığını özenle irdelemek, haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanmayıp, ölçülülük ilkesine de uygun davranmak mecburiyetindedirler. Sanıklar ..., ... ve ...'a isnat edilen hakaret suçu, TCK'nın sekizinci bölümündeki şerefe karşı suçlardan olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; sanık ...'ın imtiyaz sahibi ve sanık ...'in sorumlu yazı işleri müdürü olduğu ... gazetesinin 22.07.2013 tarihli nüshasının ilk sayfasındaki “...'ta Skandal!” başlıklı haberde; “İhbar ... Geldi” ara başlığı altında, “...Ambulans ile Altınoluk Jandarma Karakoluna getirilen ...'ün, ...'ın ...'taki dağ evinde bazı şahıslarında birlikte oldukları iddialar arasında yer aldı.”, “... Maceraları Bitmiyor” ara başlığı altında, “Altınolukta ...'ın yaşadığı iskan izni bile olmayan, ağabeyi üzerine görülen dağ evi ve çıplak kadınlar olayı ilk defa yaşanan bir olay değil. Birkaç sene önce de, bu dağ evinde bir kadının çıplak resimlerinin çekildiği adli kayıtlarda yer almaktadır. Yine aynı dağ evinde ikinci defa çıplak kadın olayı gündeme geldi.” ve “...'de Başlayan Çekimler ... mı Tamamlanıyordu..?” ara başlığı altında, “Geçtiğimiz günlerde ...'ün bazı uygunsuz resimlerinin, bir gazetecinin eline geçmesi sonrasında, gazetecinin evi ve çalıştığı işyeri aranmıştı. ... ve ... isimli şahıslar savcılığa verdikleri dilekçelerinde, fantezileri olduğunu, ilişkilerini videoya çektiklerini belirterek adli makamlara beyan etmişlerdi. Altınoluk'ta çırılçıplak halde bulunan bayanın yine aynı isim olması, Burhaniye'de başlayan çekimlerin Altınolukta mı tamamlanmaya çalışıldığı kamuoyunca merak konusu oldu.” biçiminde mağdur ...'ın özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte, aynı gazetenin 24.07.2013 tarihli nüshasının ilk sayfasındaki sanık ... tarafından hazırlanıp, diğer sanıklar tarafından da hazırlanmasına ve yayımlanmasına katkıda bulunulan “... Nasıl Yardım Etti?” başlıklı haberde; “...” ara başlığı altında, “...İmdat beni kurtarın çığlıkları ile olay yerinde çırılçıplak bulunup Jandarma tarafından yine olay yerinde üniforma giydirilen ve 4 aylık hamile olduğu iddia edilen ...'ün doktor raporuna gönderilmemesi ve kan testi yapılmaması (Burada Edremit Kaymakamını ...'ın arayıp yardım istemesi ve kaymakamın kolluk kuvvetlerine nasıl bir emir verdi ki ...'a yardımcı olduğudur)...” biçiminde mağdur ...'ın onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte ibarelere yer verilmesinden dolayı yerel düzeyde gazetecilik mesleğini icra eden mağdura yönelik olarak sanıklar ... ve ...'ın özel hayatın gizliliğini ihlal, sanıklar ..., ... ve ...'ın hakaret suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; İddiaya konu haberlerde yer alan olay ve açıklamaların gerçekliği resmi makamlardan sorulup araştırıldıktan sonra, toplanan tüm deliller birlikte nazara alınıp, söz konusu haberlerin görünür gerçeğe uygun ve güncel olup olmadığı, haberlerin yayımlanmasında kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunup bulunmadığı, haberlerde kullanılan ibarelerin haberlere konu olaylarla fikri bağlantısının olup olmadığı ve ölçülülük ilkesine uygun davranılıp davranılmadığı değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçelere dayalı olarak sanıklar hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.