4. Hukuk Dairesi 2021/9693 E. , 2021/6982 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/12/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya eksiklik talebi üzerine istenilen dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü: K A R A R
**4. Hukuk Dairesi 2021/9693 E. , 2021/6982 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/12/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya eksiklik talebi üzerine istenilen dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü: K A R A R Davacı vekili; müvekkilinin trafik sigorta poliçesi ile sigortaladığı ve davalının işleteni olduğu aracın 30/09/2012 tarihinde dava dışı 190 promil alkollü sürücü yönetimindeyken karıştığı trafik kazasında, kazada malul kalan üçüncü şahsa ilk olarak 08/10/2013 tarihinde 116.415,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, daha sonra mağdurun ek maluliyet tazminat talebine istinaden ise 02/02/2015 tarihinde 50.596,00 TL ödendiğini, eldeki davada talebin ikinci olarak ödenen maluliyet tazminatının tahsilinden ibaret olduğu, sigortalı aracın alkollü kullanılması nedeniyle rücu hakları bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.596,00 TL'nin 02/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiş, yargılamada alınan bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile 50.596,00 TL'nin ödeme tarihi olan 02/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 08/06/2021 tarihli dosya eksiklik talebi ile davacı ... şirketinin dava dışı zarar görene ödediği ilk maluliyet tazminatının davalıdan rücuen tazminine ilişkin temini istenilen ... Tüketici Mahkemesinin 2018/215 esas sayılı dosyası, bu dosya kapsamındaki ceza mahkemesince verilen karar ve alınan bilirkişi raporları dosya kapsamına alınmıştır. Dava, zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın alkol nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. Karayolları Trafik Yönetmelik'inin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmelik'inin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23/10/2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 07/04/2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 02/03/2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14/12/2005 gün ve 2005/11-624-713; YHGK 10/12/2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları). Somut olayda ise; kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne şeride tecavüz etme kuralına uymadığından asli, kazaya karışan dava dışı araç sürücüsüne alkollü araç kullanmama kuralına uymadığından tali kusur verilmiştir. Soruşturma aşamasında trafik bilirkişisinden alınan 22/11/2012 tarihli kusur raporunda; davalıya sigortalı 1.90 promil alkollü araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, karşı motosiklet sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru olmadığı, ancak 3.32 promil alkollü olduğu için bilinçli taksirin meydana geldiği ifade edilmiştir. Soruşturma aşamasında karşı araç sürücüsü Gürbüz Kılıç alkol alarak motosiklet kullandığı için kusurlu olduğunu beyan etmiş, ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan 30/04/2014 tarihli kusur raporunda, sanık sürücü ...’ın %75 oranında asli kusurlu, karşı araç sürücüsü ...’ın manevra kabiliyeti yüksek olan aracıyla gerekli direksiyon tedbirini alması durumunda kazayı önleyebileceği halde bu hususa dikkat etmeyerek % 25 oranında tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Yerel mahkemece nörolog, sigortacı ve aktüer uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan alınan 21/01/2019 tarihli raporda, sürücü ...’ın olay anında 1.90 promil alkollü olması nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybederek %100 kusurlu olarak, yol durumuna alkolün etkisi ile dikkat etmeyip kazanın oluşmasına sebep olduğu ve nörolojik açıdan kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği saptanmış ise de, bu tespit olayın yukarıda özetlenen oluşumu ve dosya kapsamı ile bağdaşmamakta olup, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Kazanın salt alkolün etkisiyle oluşması ve başka etmenlerin bulunmaması gerekir. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarından açıkça görüldüğü ve yukarıda değinildiği gibi, kazanın davacı şirket sigortalısı araç sürücüsünün tek başına alkollü olmasının etkisiyle meydana gelmediği, olayda bu etmen yanında diğer araç sürücüsünün de % 25 oranında tali kusurlu davranışları ile olaya katılımının bulunduğu, dolayısıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle mahkemece; rücu şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, olayın oluş şekline, dosya içeriğine ve Yargıtayın yerleşik uygulamalarına aykırı olan yanılgılı bilirkişi raporuna göre, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının ise incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 18/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.