1. Hukuk Dairesi 2010/796 E. , 2010/2030 K. "" MAHKEMESİ : SUSURLUK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, miras bırakanları K. Ö.'ın 19 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali-tescil veya tenkis isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, bedeli karşılığı taşınmazı satın aldığını bildirip…
**1. Hukuk Dairesi 2010/796 E. , 2010/2030 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SUSURLUK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, miras bırakanları K. Ö.'ın 19 parsel sayılı taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali-tescil veya tenkis isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, bedeli karşılığı taşınmazı satın aldığını bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliki işlemin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, tenkis koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ....... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil veya tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 19 parsel sayılı taşınmazın tarafların miras bırakanı K. Ö. tarafından 22. 11. 2004 tarihli akit ile davalı oğlu B.a satış suretiyle devredildiği, davacılarında, temliki işlemin kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l–4–1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.