Başvuru, terör eylemi kapsamında gerçekleşen patlamada birinci başvurucunun eşi, ikinci başvurucunun babasının ölmesi nedeniyle idare hukukunun genel hükümleri kapsamında manevi zararların tazmini için yapılan başvurunun ve akabinde açılan davanın reddedilmesi; 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında maddi zararlarının tazmini için yapılan başvuru kabul edilmekle birlikte tazminat miktarının az olmasından dolayı açılan
Başvuru, terör eylemi kapsamında gerçekleşen patlamada birinci başvurucunun eşi, ikinci başvurucunun babasının ölmesi nedeniyle idare hukukunun genel hükümleri kapsamında manevi zararların tazmini için yapılan başvurunun ve akabinde açılan davanın reddedilmesi; 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında maddi zararlarının tazmini için yapılan başvuru kabul edilmekle birlikte tazminat miktarının az olmasından dolayı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 19/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 19/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 27/8/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı herhangi bir beyan ibraz etmemişlerdir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi Yakuplu beldesi Güzelyurt Mahallesi Bey-Kop. Bölge E-5 kara yolu civarında Tatilya üst geçidi altında çöp konteynırına bırakılan bombanın 18/11/2005 tarihinde patlaması nedeniyle birinci başvurucunun eşi, ikinci başvurucunun babası olan S.nin öldüğünü beyan etmişlerdir. Başvurucular 23/11/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle İstanbul Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır. Komisyon 25/11/2005 tarihli kararında S.nin mirasçılarına tazminat bedeli, tedavi ve cenaze gideri olmak üzere toplam 000 TL ödenmesine karar vermiştir. Başvurucular 21/12/2005 tarihinde, miras bırakanın ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararların giderilmesi talepli bir dilekçe ile İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunmuşlardır. Komisyon kararı (bkz. § 9) akabinde 5233 sayılı Kanun’un maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte gönderilen sulhname örneği 29/12/2005 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 5/1/2006 tarihinde, miras bırakanın ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararların giderilmesi talepli bir dilekçe ile İstanbul Valiliğine başvuruda bulunmuşlardır. İstanbul Valiliğine yapmış oldukları başvuru (bkz. § 13) hakkında Komisyon tarafından verilen 20/1/2006 tarihli kararda başvurucuların Komisyona müracaat ettikleri, Komisyonun 000 TL tazminat ödenmesine hükmettiği, sulhname tasarısının başvuruculara tebliğ edilmek üzere postaya verildiği, dolayısıyla öngörülen bu miktar dışında maddi tazminat ödenmesi imkânının bulunmadığı, 5233 sayılı Kanun’un manevi tazminat ödenmesi yönündeki talepleri kapsamadığı belirtilmiştir. Başvurucuların İçişleri Bakanlığına yapmış oldukları başvuru (bkz. § 11) hakkında Komisyon tarafından verilen 31/1/2006 tarihli karar ile yukarıdaki paragrafta belirtilen gerekçelerle başvurucuların talepleri reddedilmiştir. Sulhname tasarısı ve davet yazısına Kanun’da belirtilen süre içinde başvurucular tarafından olumlu yanıt verilmemesi üzerine 15/3/2006 tarihinde Komisyon tarafından uyuşmazlık tutanağı düzenlenmiştir. Başvurucular tarafından 14/2/2006 tarihinde, maddi ve manevi tazminat istemli tam yargı davası açılmıştır. İstanbul İdare Mahkemesinin 30/3/2010 tarihli ve E.2006/590, K.2010/493 sayılı kararı ile gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 560 TL miktarındaki maddi tazminatın idareye başvurulduğu tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte başvuruculara ödenmesine; davanın kısmen reddine hükmedilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:“...Bu durumda, meydana gelen ölüm olayının 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu, ancak, tazmin edilecek maddi zararın komisyon kararı tarihi (2006) itibariyle 560,00 YTL (7000 gösterge rakamıx2005 yılı yarısına ait memur maaş katsayısı yani 0,0416x 50 ) olduğu görüldüğünden, 5233 sayılı yasa kapsamında karşılanabilecek zarar miktarının 560,-TL olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır.Ayrıca, 5233 sayılı Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla düzenlenmiş olup, manevi zararlar bu Kanun kapsamında olmadığından, davacının manevi zararının tazmini isteminin kabulüne olanak bulunmamaktadır...” Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 18/1/2012 tarihli ve E.2011/9458, K.2012/135 sayılı ilamı ilegerekçesi ile kararın maddi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının bozulmasına, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının ve manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına hükmedilmiştir.İlgili gerekçe şöyledir:“...Dava konusu olayın, bir terör eylemi olduğu açıktır. Nitekim bu hususta taraflar arasında da herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu olayın 5233 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra meydana geldiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının söz konusu olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve 560 TL maddi tazminatın davacılara ödenmesi gerektiği yolundaki kısmında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, 5233 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan maddesi uyarınca, tedavi ve cenaze giderlerinin de tazminine karar verilmesi gerekmekte olup; mahkemece bu kısma yönelik olarak da tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Nitekim İstanbul Valiliği Zarar Tespit Komisyonu tarafından, tedavi ve cenaze giderlerinin davacılara ödenmesine karar verilmiştir...” Başvurucuların karar düzeltme istemi aynı Dairenin 28/2/2013 tarihli ve E.2012/10144, K.2013/1646 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Ret kararı başvuruculara 23/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 13/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İstanbul İdare Mahkemesinin 29/11/2013 tarihli ve E.2013/1175, K.2013/2080 sayılı kararı ile kısmen bozma ilamına uyularak 560 TL tazminat miktarına ilaveten tedavi ve cenaze giderlerinin de tazmin edilmesi gereği dikkate alınmış; başvuruculara toplam 000 TL tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.” 5233 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Bu Kanun, sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.” 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: ... b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.” 5233 sayılı Kanun’un, 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; ... e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, Nakdî ödeme yapılır. … Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.” 5233 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.” 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir“ İdari dava türleri şunlardır: ...b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, ...” 2577 sayılı Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.” Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir: “5233 sayılı Yasa, idarenin terör olaylarına dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle giderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen nitelikte bir yasadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 18888/02 nolu başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının paragrafında, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunla ilgili olarak “Tazminat Kanun’unda yalnız maddi zararlar için tazminat talep etme olanağının bulunduğu doğru olsa da Kanun’un maddesinin idari mahkemelerde manevi zarar için tazminat talep etme olanağı verdiği görülmektedir.” ifadesine yer verilmiştir. Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydana gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması gerekmektedir.” Danıştay Onbeşinci Dairesinin 11/12/2014 tarihli ve E.2011/9361, K.2014/9507 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“... terör eylemeleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucunda salt toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının sosyal risk ilkesi gereğince sulhen karşılanması amacıyla çıkarılan 5233 sayılı Kanun kapsamında bulunan maddi zararların sulhen karşılanması için 2577 sayılı Kanun’un maddesinden ayrı, özel bir usul öngörmektedir... Ayrıca, 5233 sayılı Kanun’un Geçici maddesiyle Kanun’un uygulamasını geriye yürüterek, 19/7/1987 - 27/7/2004 tarihleri arasında meydana gelen olaylar nedeniyle zarara uğrayanların, Kanun’ un yürürlüğe girmesinden itibaren 1 yıl içinde ilgili mercilere başvurması halinde, bu zararlarının tazmin olacağını getirmekte, böylece 2577 sayılı Kanun’un maddesinde öngörülen sürelerde dava açma hakkını kullanamayan kişilerin zararlarının da sulhen karşılanmasını amaçlamaktadır...”