Başvuru, yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ile soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ile soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 28/8/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, avukat olup Gaziantep Şehitkamil Belediye Meclisi üyeliği görevinde bulunmuştur. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Gaziantep'te PKK/KCK terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içinde faaliyet gösteren kişilerin tespitine yönelik 4/3/2019 tarihinde 2019/17202 sayılı bir soruşturma başlatmıştır. Soruşturma evrakı ve UYAP üzerinden yapılan incelemede soruşturma sürecinde başvurucu dâhil olmak üzere şüpheliler hakkında teknik izleme ile telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenilmesi ve kayda alınması tedbirlerinin uygulandığı, Başsavcılığın farklı kurumlara müzekkere yazarak bilgi ve belge topladığı, şüphelilere ait işyeri ve konutlarda aramalar yapıldığı görülmüştür. Başvurucu anılan soruşturma kapsamında 14/7/2020 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında PKK/KCK'nın Gaziantep il yapılanması hakkında genel olarak bilgi verildikten sonra başvurucunun "PKK/KCK terör örgütüne müzahir şahıslar ile ...KCK/TM yapılanması Hukuk/Yargı Sistemi içerisinde şahıslara hukuki yardım sağladığı, PKK/KCK Terör örgütünün KCK yapılanması, Demokratik Kurumlar Koordinasyonu DTK (Demokratik Toplum Kongresi) ile Demokratik Toplum Koordinasyonu ‘Toplumsal Alan Koordinasyonu’ Gaziantep Hukuk/Yargı Sistemi ve Cezaevi Yapılanması Dış Koordinasyon içerisinde eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu" gerekçesiyle tutuklanması talep edilmiştir. Başvurucunun Hâkimlik tarafından 16/7/2020 tarihinde yapılan sorgusunda verdiği ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Ben bu güne kadar yasal olmayan hiçbir toplantıya katılmadım, hdp ve chp tarafından yapılan toplantılara katılmışımdır, ancak dtk tarafından yapılan toplantılara katıldığım iddialarını kabul etmiyorum, hdp il binasına gittiğim doğrudur, ancak illegal bir toplantıya katılmadım, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasını ve kayyum atanmasını eleştirmek için toplandığım doğrudur, ancak emniyet tarafından yapılan uyarılar dikkate alınarak basın açıklaması yapılmadan dağıldık, ancak izin verilse basın açıklaması yapabilirdim, 14/11/2019 tarihli operasyon sonrasında hükümete muhalif olmamız nedeniyle gözaltına alınıp alınmadığımız hususunda [H.B.] ile yapılan görüşme içeriği doğrudur, her ne kadar yapılan arama işleminde benim de ismimim geçtiği dökümanlar bulunmuş ise de bu döküman içeriklerini kabul etmiyorum, kaldı ki kabul etsek bile önce de beyan ettiğim gibi hdp'nin hukuk ve seçim işlerinde görevli olmam nedeniyle ele geçirilen belgelerde seçim işleri - hukuk işlerinden sorumlu olduğum yönündeki içerikler illegal bir içerik değildir, yine 'Soner arkadaşım ziyareti hakkında bilgi verildi' şeklindeki belge içeriğini hatırlamıyorum, ancak bu kişi [S.] isimli kişi olabilir, gözaltına alınmışsa bu hususta bilgi verilmiş olabilir, kendisi hdp il yöneticisidir, emniyet Bitlis'e kadar takip etmiş, ben Bitlis'e müvekkilin bir işi nedeniyle gittim, adliyede işimizi gördüm, sonrasında yemek yiyerek Gaziantep'e geri döndüm, ben bu güne kadar kimseden talimat almadım, kimseye talimat vermedim, bütün kararlarımı hür irademle aldım, müvekkilim olmayan kimseyle görüşmedim, ayrıca evimde ve ofisimde yapılan detaylı aramalarda hakkımda suç nedeniyle delil olabilecek hiçbir dökümana ya da belgeye el konulmamıştır, böyle bir delil bulunmamıştır, atılı suçlamaları kabul etmiyorum..." Hâkimlik anılan tarihte, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin Gaziantep KCK yapılanmasına ilişkin 26/05/2019 tarihli toplantıya katıldığı yönünde tespit edilen delil içerikleri, yine şüphelinin DTK delege seçimi konusunda DTK eş başkanlarının katılımı ile yapılan toplantıya katıldığı, PKK/KCK terör örgütü ele başına uygulanan sözde tecridi bahane ederek cezaevlerinde PKK/KCK terör örgütü mensuplarınca başlatılan açlık grevi eylemlerinin son bulması amacıyla yapılan toplantılara katıldığı yönündeki tespitler ile elde edilen tape kayıtları, fiziki takip tutanakları, arama ve el koyma tutanakları içeriği ile birlikte toplanan diğer delillerin niteliği dikkate alındığında şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı,atılı suçun CMK Maddede yazılı katalog suçlardan olduğu, şüpheli üzerine atılı suç için öngörülen ceza miktarının alt ve üst haddi ve öngörülen ceza ve güvenlik tedbiri nazara alındığında tutuklamanın haksızlığa yol açmayacak mahiyette ölçülülük ilkesine aykırı olmayacağı, tutuklama ile hedeflenen amaca adli kontrol kararı ile ulaşmanın mümkün olmaması ve tüm dosya kapsamına göre şüphelinin CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]" Başvurucu 16/7/2020 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğince 17/7/2020 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucunun tahliye talebi de Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/8/2020 tarihli kararıyla reddedilmiş, bu karara yapılan itiraz ise Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğince 23/8/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 23/8/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun soruşturma dosyası hakkında verilen kısıtlama kararına karşı itirazı Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/8/2020 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucunun ret kararına itirazı ise Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğince 24/8/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/8/2020 tarihli kararının ilgili bölümü şöyledir:"...Her ne kadar şüpheli müdafi tarafından sunulan dilekçeyle kısıtlama kararının kaldırılması talep edilmiş ise de; Gaziantep Sulh Ceza Hakimliğinin 5/3/2019 tarih ve 2019/1017 iş sayılı kısıtlama kararının usul ve yönetmeliklere uygun, gerektirici ve yasal sebepler itibariyle yerinde ve uygun olduğu anlaşıldığından bu aşamada talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." Başvurucu 28/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başsavcılık, başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında 2019/17202 sayılı soruşturma dosyasındaki işlemlerinin tamamlandığı gerekçesiyle 13/10/2020 tarihinde tefrik kararı vermiş ve bu kişiler hakkındaki soruşturma Başsavcılığın 2020/73336 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. PKK/KCK terör örgütüyle iltisaklı olduğu gerekçesiyle 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve aralarında başvurucunun da bulunduğu Özgürlükçü Hukukçular Derneğinin kurucu ve üyelerine yönelik olarak Başsavcılık tarafından 15/12/2016 tarihinde başlatılan 2016/86264 sayılı soruşturmada da başvurucu yönünden 13/10/2020 tarihinde tefrik kararı verilmiş, 2020/73471 sayısına kaydedilen dosya 14/10/2020 tarihinde hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle başvurucu hakkındaki iddianamenin dayanağı olan 2020/73336 sayılı soruşturma dosyasıyla birleştirilmiştir. Başsavcılık 16/10/2020 tarihli iddianame ile başvurucu ve diğer yirmi dokuz şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede başvurucunun PKK/KCK'nın Gaziantep hukuk yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ve bu yönde faaliyette bulunduğu iddia edilmiştir. İddianamede suçlamalara esas alınan temel olgular özetle şöyledir:i. Başvurucunun 26/5/2019 tarihinde PKK/KCK'nın Gaziantep yapılanması tarafından gerçekleştirilen toplantıya katıldığı ileri sürülerek bu durumu gösteren telefon görüşme ve teknik takip kayıtlarına yer verilmiştir. Başsavcılık, Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından kullanılan binada yapılan aramada toplantıya dair tutanakların ele geçirildiğini, -on beş sayfadan oluşan ve iddianameye konulan- tutanaklarda Gaziantep'te bulunan KCK yapılanması ile yapılanmada gidilecek değişikliklere ilişkin tartışmaların yapıldığının görüldüğünü belirtmiştir.ii. Başvurucunun PKK/KCK'nın Gaziantep yapılanmasında örgüte para toplamakla görevlendirildiği belirtilen ve buna yönelik telefon görüşme kayıtlarına yer verilen A.İ. adlı kişi ile 11/6/2019 tarihinde bir işletmede bir araya geldiği ifade edilerek bu görüşmenin örgüt faaliyeti kapsamında yapıldığı ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun 11/7/2019 tarihinde Gaziantep merkezinde bulunan bir apartman dairesinde aralarında KCK Kadın Alan Yapılanması -TJA- üyesi olduğu belirtilen G.E.nin de bulunduğu bir kısım kişiyle toplantı yaptığının teknik takiple tespit edildiği söylenerek bu toplantının örgüt toplantısı niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.iv. PKK/KCK terör örgütünün Gaziantep yapılanması içinde faaliyet yürüten kişilere yönelik olarak yapıldığı ifade edilen bir başka soruşturma kapsamında F. adlı kişiden ele geçirilen dijital materyalde 24/2/2019 tarihli bir video görüntüsünün bulunduğu ve bu kayıtta aralarında başvurucunun da yer aldığı bir kısım kişiye A.G. adlı kişinin konuşma yaptığı belirtilmiştir. Başsavcılık, görüntünün çekildiği tarihte A.G.nin KCK Kadın Alan Yapılanması -TJA- üyesi olarak faaliyette bulunduğunu, 2020 yılında söz konusu yapılanmanın "sözcüsü" olarak görevlendirildiğini ve "Kadro" olarak isimlendirilen üst düzey bir örgüt elemanı olduğunu ileri sürerek A.G. hakkında örgütle iltisaklı yayın organlarında çıkan haberler ile Z.A. adlı kişinin tanık beyanına yer vermiştir. Buna göre Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından PKK/KCK terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturmada şüpheli olan Z.A., A.G. hakkında "(163) nolu fotoğraftaki şahsı Ayşe olarak bilirim. 2015 yılında Kuzey Irak Hıneri alanına geldi. Orada üst düzey silahlı ve ideolojik eğitim gördü. Eğitim akabinde tekrar Türkiye'ye döndü. Şahsı Nusaybin duvar eylemlerinde kendini duvara zincirleyenlerden biri olarak duydum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 2/11/2020 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2020/240 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme, 6/1/2021 tarihli ilk duruşma sonunda yurt dışına çıkış yasağı ve belirli günlerde imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme, hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesiyle başvurucu hakkındaki davanın aynı Mahkemede derdest olan ve E.2020/136 sayılı dosyada yürütülen dava ile birleştirilmesine karar vermiştir. Bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama ilk derece mahkemesinde derdesttir. A. Ulusal Hukuk 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi” kenar başlıklı maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir: “(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316), Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).... (3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.” (4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Soruşturmanın gizliliği” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.” 5271 sayılı Kanun’un "Kanun yollarına başvurma hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." 5271 sayılı Kanun'un “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası ve (3) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:"(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. (3) (c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir." 5271 sayılı Kanun'un “Karar” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. (2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. (3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir. (4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. " Yargıtay Ceza Dairesinin 21/5/2016 tarihli ve E.2015/3513 sayılı kararıyla onanarak kesinleşen Mardin Ağır Ceza Mahkemesinin 17/9/2014 tarihli ve E.2014/93 sayılı kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Ülkemiz, bölücü terör örgütünün amaç edindiği bu hedef kapsamında bahsedilen bölgenin kuzeyinde kaldığı için Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerimizden örgüte müzahir kesimlerce 'Kuzey Kürdistan' olarak bahsedilmektedir. Örgüte yakın kaynaklarca Rojava olarak tabir edilen ve bahsi geçen devlet kurma planına ilişkin coğrafyanın batısında kalan Suriye ülkesindeki topraklardan da 'Batı Kürdistan' olarak bahsedildiği bilindiğinden, bölücü terör örgütünün PKK/KCK adı altında ülkemizde yürüttüğü kanlı faaliyetlerini Suriye Ülkesi topraklarında da YPG olarak yürüttüğü anlaşılmaktadır. Örgüt mensuplarının ülkemiz topraklarında PKK/KCK mensubu olarak faaliyet yürütürken, aynı kişilerin sınırın diğer tarafında Suriye topraklarında aynı amaç uğruna yürüttüğü faaliyetler YPG adı altında görülmektedir. Tüm bu hususlar dahilinde YPG ve YPJ adlı yapılanmaların bölücü terör örgütü PKK/KCK ile birbirine fikri ve organik bağlarla örülü bulundukları, aynı yapının ve ideolojinin ürünü durumunda oldukları anlaşılmaktadır. Buna göre; Suriye'de faaliyet gösteren PYD, YPG, YPJ gibi örgütlerin PKK'nın Suriye ülkesinde faaliyet gösteren türdeşleri oldukları, KCK başlığı altında 4 ülkede faaliyet gösteren 4 alt örgütlenmeden biri olduğu, bu örgütlerin aynı amaca hizmet ettikleri, faaliyet amaçlarının ve yöntemlerinin birebir aynı olduğu, hatta PKK'lıların PYD'lilere eğitim vermeleri gibi birbirlerinin içine geçmelerin de yaşanabildiği, özetle terör örgütünün kollarından biri olarak terör amacıyla hareket eden ve üyelerinin de terör örgütü üyesi olarak vasıflandırılan adı geçen örgütler içerisinde bulundukları anlaşılmaktadır." Yargıtay Ceza Dairesinin 28/12/2011 tarihli ve E.2011/10371 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...PKK/KONGRA-GEL terör örgütünü bir devlet sistemi gibi yapılandırmayı hedefleyip birimlerini ve üyelerini sistematik bir yapıya kavuşturmaya amaçlayan, örgütün yasama meclisi KONGRA-GEL tarafından kabul edilip sistemin anayasası olarak nitelendirilen KCK (Koma Civaken Kürdistan) sözleşmesinde, KCK ile PKK'nın ideolojik, ahlaki, felsefi ve örgütsel bağlantısının açıkça vurgulandığı ve KCK yapılanması bakımından PKK'nın amaç ve stratejisinin benimsendiği, silahlı terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanmaları olup Dairemizce de terör örgütü oldukları kabul edilen YDG (Yurtsever Demokratik Gençlik) ve YDGM (Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi) yi de içinde barındıran bir üst yapılanma olarak öngörülen KCK'nın, PKK ile organik bağlantısı, açıklanan amaç ve stratejisi, hiyerarşik yapısı, üye sayısı, sahip olduğu silahlı ve zorlayıcı gücü itibariyle Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden cebren ayırmaya yönelik amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli silahlı terör örgütü niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmıştır." Yargıtay Ceza Dairesinin 30/3/2017 tarihli ve E.2017/158 sayılı kararıyla kısmen onanarak kesinleşen Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 14/6/2016 tarihli ve E.2015/279 sayılı kararın ilgili kısmı şöyledir:"...sanıkların PKK/KCK terör örgütü adına kırsal alanda silahlı olarak faaliyet yürüten örgüt mensupları ile irtibatlı olarak, şehir merkezlerinde ÖS/YDG-H (Öz Savunma/Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) içerisinde faaliyet yürüten ve terör örgütü tarafından KADRO olarak nitelendirilen örgüt mensuplarından oldukları, bahse konu KADRO ile kast edilenin örgütün hiyerarşik yapılanması içerisine dahil kişiler olduğu ve bu kişilerin kendilerini ve hayatlarını tamamen örgütsel eylem ve faaliyetlere göre şekillendirdiklerinin anlaşıldığı..." Diğer ilgili ulusal hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 64-89; Ayhan Bilgen [GK], 2017/5974, 21/12/2017, §§ 48-B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle tutukluluğa etkili itiraz edilemediği şikâyetini incelediği İşçi ve diğerleri/Türkiye (B. No: 67483/12, 20/10/2020) kararında 5271 sayılı Kanun’un maddesinde öngörülen itiraz kanun yolunun anılan şikâyet açısından etkili bir kanun yolu niteliğinde olmadığına ilişkin bir durumun tespit edilemediğini belirterek başvurucuların müdahale konusu karara karşı itiraz kanun yoluna gitmedikleri gerekçesiyle kabul edilemezlik sonucuna ulaşmıştır (İşçi ve diğerleri/Türkiye, §§ 51-54).