İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2018 yılında kurulan beş ortaklı bir limited şirket olduğunu, işbu şirketin dört ortağının İsrail vatandaşı olduklarını ve orada yaşadıklarını, amaçlarının Türkiye'de yatırım yapmak olduğunu, taşınmazlar satın aldıklarını, devam eden süreçte İsrail…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1602 KARAR NO : 2026/17 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/06/2023 NUMARASI : 2021/711 E. - 2023/477 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2018 yılında kurulan beş ortaklı bir limited şirket olduğunu, işbu şirketin dört ortağının İsrail vatandaşı olduklarını ve orada yaşadıklarını, amaçlarının Türkiye'de yatırım yapmak olduğunu, taşınmazlar satın aldıklarını, devam eden süreçte İsrail vatandaşı olan ortakların yurtdışına döndüklerini, müvekkili şirketin ortağı olan ... Ltd. Şti.'nin 2010 yılı itibariyle ortakları arasında vermiş oldukları karar ile şirketin ticari faaliyetlerine son verdiklerini, davalı ... Şirketi'nin ortağı ...'ün buna rağmen muvazaalı olarak yetkilisi bulunduğu ... şirketinin adına diğer davalı ...'nın alacaklı bulunduğu 320.000,00USD bedelli senet keşide ettiğini, işbu senedin muvazaalı olduğunu, gerçekte böyle bir borç-alacak ilişkisi bulunmadığını, davalı ...'nın borçlu gözüktüğü işbu senedin, diğer davalı ... tarafından İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edildiğini, ...'ne İcra İflas Kanunu'nun 89/1 vd. maddelerince haciz ihbarnamesi gönderilmek suretiyle dosya borcundan sorumlu konuma düşürüldüğünü, adına kayıtlı olan taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığını, müvekkili şirketin ortaklarının bu satışı yurtdışında olmaları hasebiyle çok geç öğrendiklerini ve itiraz sürelerini kaçırdıklarını, davalılar arasında gerçek bir borç-alacak ilişkisi bulunmayıp müvekkili şirketi dosya borcundan sorumlu tutmak amacıyla gerçekte olmayan bir ilişki yaratıldığını, davalı tarafın borcun kapanmadığından bahisle İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe devam etmekte olduklarını ve halen müvekkili adına olan taşınmazları icra eliyle satmaya çalıştıklarını, davacının davalılara borçlu olmadığını, takibe yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini istediğini beyanla, takipler sonucunda müvekkilinin icraen satılan taşınmazının bedeli olan ve dosyaya ödenen 2.155,000,00TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan istirdadına, dava konusu olan icra takip dosyasında takibe devam edilen bakiye yönünden müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitine, müvekkili yönünden dava konusu takibin iptaline, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve karşı avukatlık ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ün şirkete 2004 yılında 10 yıllığına müdür olarak temsile yetkili kılındığını, davayı açan ve devam ettiren avukatın azledildiğini, bu davayı takibe yetkili olmadığını, dava açan ...şirketinin imza sirküleri ve ana sözleşmesi incelendiğinde yönetimin görev süresi ve yetkisine ilişkin sorunların görüleceğini, sözde davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğini ve davanın konusuz olduğunu, davanın ticari dava olduğunu, ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, ayrıca İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu, ticari davanın açılmasından önce ara buluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğunu bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, dava dilekçesinin kanuna uygun hazırlanmadığını, talep sonucunun açıklanmadığını ve harçların tamamlanmadığını, davanın nispi harca tabi olduğunu, harcın yatırılmamasının dosyasının işlemden kaldırılmasını gerektirdiğini, 2012 yılında düzenlenmiş olduğu belirtilen ve icra takip işlemlerinin 2019 yılına kadar yapılmış olan bir senedin şu anda muvazaalı olduğu iddiasını ileri sürmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... şirketinin defter belge ve kayıtları sunmalarının, şirketi temsil etmeleri için huzurdaki dava konusuna ilişkin bilgi içeren ihtarnamenin gerek şirketin muhasebesine gerekse şirket yöneticisi ve ortağına gönderildiğini, defter ve kayıtların İbrahim ... tarafından tutulduğunu ve kendisine davanın ihbar edilmesi gerektiğini, ... şirketinin 2010 yılından sonra yaptığı ödemelere ilişkin belgelerin, davacı iddialarının afaki olduğunu gösterdiğini, menfi tespit davasında ispat yükünün davacıya düştüğünü beyanla, görev ve yetki itirazları nedeniyle davanın usulden reddine, ayrıca davanın usul ekonomisi gereği duruşma yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğunu ve başvurulmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı ... şirketine ait sicil evrakları incelendiğinde yönetimin görev süresinin ve yetkisinin sona erdiğinin görüleceğini, davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, dava harcının yatırılmadığını ve talep sonucunun açıklanmadığını bu sebeple dava dilekçesinin usule uygun olmadığını, taraflar ile müvekkili arasında herhangi bir akrabalık ilişkisi olmadığı gibi muvazaa iddiasına dayanak yapılabileceği hiçbir yakınlık ilişkisi de olmadığını, muvazaayı iddia edenin ispat ile mükellef olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin borç verdiği dönemde ekonomik durumunun iyi olduğuna ilişkin banka kayıtları ve bilgiler ile o dönemde davalı ... şirketinin ekonomik durumunun kötü olduğu ve borca ihtiyaç duyduğuna ilişkin icra dosyaları ve diğer gerekli araştırmalarla durumun anlaşılacağını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı açan ve devam ettiren avukatın azledildiğini, davayı takibe yetkili olmadığını, dava açan ...şirketinin imza sirküleri ve ana sözleşmesi incelendiğinde yönetimin görev süresi ve yetkisine ilişkin sorunların görüleceğini, sözde davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğini ve davanın konusuz olduğunu, davanın ticari dava olduğunu, ticari davanın açılmasından önce ara buluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin kanuna uygun hazırlanmadığını, talep sonucunun açıklanmadığını ve harçların tamamlanmadığını, davanın nispi harca tabi olduğunu, harcın yatırılmamasının dosyasının işlemden kaldırılmasını gerektirdiğini, 2012 yılında düzenlenmiş olduğu belirtilen ve icra takip işlemlerinin 2019 yılına kadar yapılmış olan bir senedin şu anda muvazaalı olduğu iddiasını ileri sürmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... şirketinin defter, belge ve kayıtları sunmalarının şirketi temsil etmeleri için huzurdaki dava konusuna ilişkin bilgi içeren ihtarnamenin gerek şirketin muhasebesine gerekse şirket yöneticisi ve ortağına gönderildiğini, defter ve kayıtların İbrahim ... tarafından tutulduğunu ve kendisine davanın ihbar edilmesi gerektiğini, ... şirketinin 2010 yılından sonra yaptığı ödemelere ilişkin belgelerin davacı iddialarının afaki olduğunu açıkça gösterdiğini, menfi tespit davasında ispat yükünün davacıya düştüğünü, ... şirketinin borçları nedeniyle davalı ...'den borç alınıp icra borçlarının ödendiğini, kredi borçlarının kapatıldığını, alınan borçlar ödenmediği için icra dosya alacaklarının temlik edildiğini, ... ile diğer davalının yazlık komşusu olduğunu ve oradan tanıştıklarını, şirket defterlerinin diğer ortak İbrahim ...'da olduğunu, davanın ona da ihbarı gerektiğini, Ticaret Mahkemesi Görevli ve İstanbul Anadolu mahkemeleri yetkili olduğunu beyanla, davanın usul ekonomisi gereği duruşma yapılmaksızın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalıların savunmalarında, ... şirketinin davacı şirketten alacaklı olduğuna dair bir söylem olmadığı görülmektedir. Yani esasında, davacının ... şirketine borçlu olmadığını bildikleri anlaşılmaktadır. Davalılar ..., elden 320.000,00 USD borç verecek kadar samimi yazlık komşusu oldukları kabul edildiğine göre, şirketlerin durumu ve iki şirket arasında bir borç ilişkisi olmadığını da bilecek durumdadırlar. Dolayısıyla, haciz ihbarnameleri ile şeklen borç altına sokulan davacının aslında borçlu olmadığı davalıların malumu görülmektedir. Yani, davalıların uydurma bir senetle davacının taşınmazını sattırdığı, davacı şirketin pasif ve adresinin boş olduğunu fırsat bildiği, haciz ihbarnameleri ile taşınmazın haczettirilip satıldığı görülmektedir. Davalı ..., davalı ... şirketinin %50 ortağı ve yetkilisidir. Diğer ortak ise ...'dur. ... ise davacının 6/15 oranında ortağıdır. Bu nedenle davalı ... davacının da yetkililerinden biri olarak seçilmiştir. Durum böyle olunca, davacının iddiasının sübuta erdiği mahkememizce kabul edilmiştir. Bu nedenlerle davacının menfi tespit ve istirdat talebi mahkememizce haklı görülmüştür. Davalılar arasındaki takibe konu senedin gerçek bir borç senedi olmadığı, davacının ... şirketine ve dolayısıyla davalı ...'ya borçlu olmadığı sabit olduğuna göre, b iki davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... ise, davalı şirket ve davacı şirketin yetkililerinden olup, takibe konu senedin lehdarı, keşidecisi, cirantası veya avalisti olmadığına göre, bu davanın davalı ...'e yöneltilmesini gerektiren bir durum da bulunmamaktadır. Davayı konu senet veya uyuşmazlıkta taraf olmayan kişiye husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından, davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ..." karar verilmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı ... ... Ltd Şti'nin 2009- 2010 yıllarından itibaren ticari açıdan sorunlar yaşamaya başladığını ve bir çok icra takibiyle muhatap olduğunu, bunlardan bir kısmının İzmir 6. İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyaları olduğunu, bu icra takiplerinden çıkabilmek için yine ... Ltd Şti ortağı ve müdürü İbrahim ...'un tanışıklığı ve yakınlığı olan ve daha önce de İbrahim ... ile arazi satış alışverişi olmuş olan yazlık komşusu ...'dan, şirket adına ortaklarının borç para istediğini, bu borç ödemesinin daha sonra yapılamadığını, ayrıca firmanın çalıştığının İzmir 1 İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyaları ve 2014 yıllarında yapılan temlik alımları ile de görüldüğünü, ... Ltd Şti. 2012 yıllarında da ... Bankası ve ... gibi bankaların yaptıkları icra takiplerine karşı yaptığı ödemelerin, alınan bu borç para sayesinde yapılabildiğini, firmanın o tarih itibarıyla muhatap olduğu icra takipleri diğer birçok borç ödemesi bazen dosya üzerinden bazense elden ödeme olarak yapıldığını, icra takipleriyle muhatap olan bir firmanın ödeme alma ve ödeme yapma imkanının her zaman banka kanalıyla olmayacağını, -Huzurdaki davanın ticari dava olduğunu ve açılmasından önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğunu, dava şartı eksikliği sonradan tamamlanamaz bir eksiklik olduğunu, -Görev, yetki ve nispi harca ilişkin itirazlarının aşamalarda tekrarlandığını, görev ve nispi harca ilişkin itirazlarının değerlendirildiğini ancak davacının talep sonucunu açıklamaması neticesi alınan nispi harçta eksik olduğunu, -Davalı ve davacı taraf birleşmesi olduğunun taraflarca belirtildiğini ancak bu durumun reddedildiğini, ... Ltd Şti esas sözleşmesi ve imza sirküleri göre; İlk hissedarlar genel kuruluna kadar münferit imza ile şirketi temsil etmeye yetkili Müdürlerin, şirket kaşesinin altına atılacak Münferit imzaları ile şirketi temsil etmeye yetkili olduğunu, müdürlerin iki kişi olduğunu, bu kişilerin; ... ve ... olduğunu, şirketin kurucı ortaklarının; ... Ltd Şti ve ..., ...olduğunu, ... Ltd Şti ( ... Ltd olarak anılacaktır) esas sözleşmesi ve imza sirküleri göre; Müdürlerin iki kişi olup, ... ve İbrahim ..., şirketi 2004 yılında 10 yıllığına müdür olarak temsile yetkili kılındığını, Davacı ... şirketinin, davalı ...'ün müdürü olduğu şirket olduğunu, yine diğer davalı ... Ltd Şti'nin, davacı şirketin ortağı olduğunu, Davacı şirketin, müdürünün bilgisi dışında, genel kurul toplamadan, kendiliğinden, yetki durumu sorgulanmakta hatta en iyi ihtimalle bile sınırlı yetkili konumdayken bu dava açılmış olduğunu, yine ... Ltd Şti'nin diğer müdürü ve ortağı olan İbrahim ...'un verdiği yetkilerden sonra azil edilen avukatlarda diğer davalıların dilekçelerinde belirtildiğini, yetki konusunda da itiraz ettiklerini, -Davanın konusuz olduğunu, şirket müdürlerinden birinin diğer şirket müdürüne, genel kurul toplamadan, şirket tarafından karar almadan, yetkisiz şekilde verdiği vekaletname ile dava açılmış olduğunu, davalı tarafların dilekçelerinde belirtildiğini, davalı ve davacının, diğer tarafların kendi aralarında yaptıkları işlemlerden mağdur olan yine müvekkili olduğunu, -Davalı ... şirketinin dilekçesinde de belirtilen; "Davacı şirketin müdürlerinin yetkisi 2008 yılındaki imza sirkülerine göre ilk hissedarlar genel kuruluna kadar verilmiştir. Hissedarlar Genel Kurulu ise ana sözleşme gereği her sene yapılmak zorundadır. Bu durumda davacı şirketin mevcut yöneticilerinin organlarını oluşturmak için yönetimi acil toplantıya çağırmak dışında yasal görev tavanı dışında herhangi bir işlem yapamayacağı görülmektedir. Dolayısıyla açılan davada, avukata verilen vekaletnamenin sıhhati konusunda şüphe vardır." bu hususlarda da istinaf talepleri olduğunu, -İspat külfeti davacı tarafta olmasına rağmen mahkemece müvekkilinden kambiyo senedine bağlı icra takibi yaptığı yıllar önceki alacağının ispatı beklendiğini, herhangi bir muvaaza iddiasına dair davacı tarafça hiç bir delil sunulmadığını, Davacının hem ... ilişkiyi, hem de ... ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerektiğini, eğer muvazaa dayanağı şirket malını vermek ise zaten ... Ltd Şti'nin ekonomik krizde olduğunu, muvazaa icra takibi yapmaksa bu takip hukukunun verdiği bir yetki olduğunu, eğer iddia taraflar arasındaki işlemlerin batıl olduğu ise İİK gereği iptale tabi işlemlerden davacının bahsetmediğini, davacının iddiası aslında gizli bir sözleşme olduğu, 89/1 -89/89/3 sonucu yapılan satış işleminin batıl olduğu ise hangi yazılı delile dayandığının ispatı gerektiğini,-Menfi tespit davası kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği ispat yükünün borçlu tarafa geçtiğini, bedelsizlik iddiasının şahsi bir defi olup, müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, -Müvekkilin iyi niyetli olduğu karineyken ayrıca taraflarla herhangi bir akrabalık ya da benzer ilişkisi yokken müvekkilinin iyi niyetli olmadığının da ispatlanmadığını, -Kambiyo senedine bağlı borç senetten mücerret bir borç olduğunu, bu durumda itirazlarına rağmen irdelenmediğini, davada alacağın varlığı borçlu tarafından da davacı şirketin temsilcisi ... tarafından da ikrar edildiğini, başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de, bu husus ... alacağın da muayyen olmasını gerektirmeyeceğini; ... alacağın doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrayacağını, bu itibarla taraflar arasında ... ilişkinin varlığına rağmen, ... alacağı doğmadığını ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebileceğini -Dosyaya sunulan bilirkişi raporunun müvekkili ile ilgili olmadığını, diğer davalıların dilekçelerinde de borçlu şirketin defterlerin sunulmasına ilişkin ihtarnameler yollandığı belirtilmiş ve dosyaya sunulmuş olduğunu, huzurdaki dosyada bile davalı ... Şirketine tebligat yapılmakta zorlanıldığı 35 göre yapıldığının görüldüğünü, bu davalı şirketin aynı zamanda davacı şirketin ortağı olduğunu, şirketin zor durumda olduğu borçları olduğu belirtilerek müvekkilinden borç alındığını, bilirkişi incelemesinde ise herhangi bir fatura bildirimi olmadığından bahsedildiğini, kimse zaten herhangi bir faturaya tabii iş yapıldığından söz etmediğini, -Davacı tarafın aynı zamanda davalı ... şirketinin ortağı olduğu için 2010 yıllarından başlayarak ... şirketinin borçlarını, senedin 2012 yılından düzenlenmesinden sonra 2019 yılına kadar takip işlemleri yapıldığını, bir borcun muvazaasını hiç bir delil sunmadan iddia ettiğini ve mahkemece istinafa konu kararla kabul edildiğini, Mahkeme kararında belirtildiğinin aksine ve dosyada davalılarca sunulmuş dilekçelerde de belirtildiği üzere "... Ltd Şti 2010 yıllarından itibaren ticari açıdan sorunlar yaşamaya başlamış ve bir çok icra takibiyle muhatap olmuştur. Bunlardan bir kısmı. İzmir 6. İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyalarıdır. Bu icra takiplerinden çıkabilmek için yine ... Ltd Şti ortağı ve müdürü İbrahim ...'un tanışıklığı ve yakınlığı olan ve daha önce de İbrahim ... ile arazi satış alışverişi olmuş olan yazlık komşusu ...'dan, şirket adına ortakları borç para istemiştir. Bu borç ödemesi daha sonra yapılamamıştır. " ... şirketi yazdığı dilekçeyle borç aldığını ikrar ettiğini, yine kararda belirtildiği gibi uydurma bir senet olmadığını, böyle bir durumda ispat edilmediğini, imza inkarı yapılmadığını, ... şirketinin müvekkilinden aldığı parayla hangi borçlarını ödediği de yine davalıların dilekçelerinde tek tek belirtiltiğini, iddiaları ispat için müzekkere yazılması talep edildiğini ancak davalıların dayandıkları bu delillerde toplanmadığını, savunma hakkı yok sayıldığını-Davacının muvazaa iddiasının müvekkili tarafından ... şirketine 89/1 gönderilmeden borçlu davacı şirkete başvurulduğu olduğunu, ancak müvekkili tarafından öncelikle ... şirketine karşı araç ve gayrimenkul araştırması yapıldığını ve nihayetinde ... şirketinin de ortağı olan daha sonra 89/1 gönderildiğini, ayrıca müvekkil ile yazlık komşusu olan ki davalı ... değil asıl ... şirketinin diğer ortağı ...olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;-İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame etmiş oldukları ilk davanın 2019/83E. ve 2020/278K. no'lu ilamla "görevsizlik" kararı verilerek Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini verilen süre ile arabuluculuk başvuru şartının hukuka uygun olarak yerine getirildiğini, nispi harcın tam ve eksiksiz olarak yatırıldığını, TTK uyarınca kurulun şirketlerin ayrı tüzel kişiliğe haiz olduklarını, şirketlerin organları, şirketlerin ayrı tüzel kişiliklerini ortadan kaldıran ve/veya etkileyen bir husus olmayıp, davalının bu yöndeki iddia ve itirazları kabul edilebilir niteliği olmadığını, dava nedeninin; takibe konu kambiyo senedinin muvazaalı olduğu ve böyle bir borcun hiç doğmadığı olduğunu, ... yetkilisi olan ...'ün, şirket için aldığı ve şirket verdiği ödemeleri ticari kayıtlara geçirmesi gerektiği gibi anılan miktar itibarıyla ödemelerin banka üzerinden yapılması zorunluluğu da bulunduğunu ancak 320.000.-USD'nin davalı ...'ya verildiğine ilişkin bir hiçbir somut delil olmadığını, Davalılar ... yetkilisi ... ile ...; Gelibolu Kaymakamlığı - İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 13.05.2022 tarihli müzekkere cevabıyla da tespit edildiği üzere; Gelibolu/Çanakkale - ... Köyü No:... adresli yerde komşu olduklarını, kambiyo senedinin de tarafları olması nedeniyle; dava konusu işlemin gerçek olmadığına, böyle bir borcun olmadığına ilişkin bilgilerinin varlığı izahtan vareste olduğunu, Davalı ... şirketinin müvekkili davacıdan alacaklı olduğuna ilişkin iddia da ileri sürülmediğini, bu kapsamda; davacı müvekkili şirketin de davalı ... Şirketi'ne borçlu olmadığına ilişkin bilgileri olduğunu, müvekkili davacı şirketin; ortaklarının yurtdışında olmalarından yararlanmak suretiyle İİK'nın 89/1 vd. maddeleri uyarınca şeklen borç altına sokulduğu davalıların bilgisinde olduğunu, borcun var olmadığı, böyle bir borcun hiç doğmadığı tarafımızca iddia olunduğu için ispat yükü davalılarda olmakla birlikte, taraflarınca dava konusu senedin gerçek bir borç senedi olmadığı ispatlandığını, davalının istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, süresinde itiraz edilmeyen haciz ihbarnameleri nedeniyle, borçlu kabul edilen davacıya ait iken İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında haczedilip satılan Aydın İli Kuşadası İlçesi ... Köyü Köyaltı Mevkii nde bulunan ... Ada 1 Parsel sayılı taşınmazın bedelinin faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.Davaya dayanak İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının aslı bulunamadığı ve örneklerinin celbedildiği, Davacıya gönderilen haciz ihbarnamelerinin davacının ticaret sicilde kayıtlı adresine yapıldığı, davalı ... şirketi ile aynı adres olduğu, Davacı şirketin 2000 yılında kurulduğu, ... dışındaki ortakların yabancı olduğu, yetkililerin ... ve ... isimli kişi olduğu, münferiden yetkili oldukları anlaşılmıştır.Davaya konu senedin, 29/06/2012 düzenleme, 30/06/2014 vadeli, 320.000,00USD bedelli, keşideci ..., lehtar ... olduğu, takibin 17/05/2017 tarihinde yapıldığı, davalı asıl borçlu ... şirketine tebligat kanunu 35. Maddesine göre tebliğ edildiği, borç ödenmemesi üzerine davacıya 1. Haciz ihbarnamesinin 19/09/2017 tarihinde, 2. İhbarnamenin 07/11/2017 tarihinde ve tebligat kanunu 35. Maddesine göre tebliğ edildiği, 3. İhbarnamenin 23/11/2017 tarihinde gönderildiği görülmüştür.Haciz ihbarnamelerine davacının itiraz etmemesi üzerine, davacı adına kayıtlı olan taşınmazın haczedilerek ihale ile 2.155.000,00TL'ye 19/07/2018 tarihinde satıldığı anlaşılmıştır.Görevsizlik kararı ile dosya mahkemeye geldikten sonra, davacıya arabuluculuk başvurusu için süre tanındığı, yapılan başvuru sonunda tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.Mahkemece kolluk marifetiyle davalılar arasındaki yakınlık ve ilişki araştırılmış, yazlık komşusu oldukları bildirilmiştir.Davanın, İİK'nın 89/3. Maddesine tabi olmadığı, 89/5. Maddeye göre açılmış olduğu ve nisbi harca tabi olduğu anlaşılmış, eksik harç sorunu giderilmiştir.Mahkemece, davaya ... olan senedin verilmesine ilişkin belgeler ve ticari kayıtlar ile banka kayıtlarının celbi için taraflara süre verilmiş ve bankalara müzekkereler yazılmış, bildirilen belgeler toplanmıştır.Davalıların savunmasından, paranın davalı ... tarafından davalı ...'e elden verildiği ve bunun ... şirketinin borçları için icra dosyalarına ve bankalara ödendiği savunulduğu, yapılan ödeme belgelerinin getirtilmesi istenmiş ise de, bu işlemlerde davalı ... tarafından ödeme yapıldığına dair işlem kaydı bulunmadığı anlaşılmış ve sonuca etkili olmayan ödeme belgelerinin getirtilmesi talebi mahkemece kabul edilmemiştir.Davacı ve davalı ... şirketinin vergi kayıtları celbedilmiştir.Toplanması gereken ve esasa etkili belgeler toplanmış bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştırMahkemece, görevlendirilen mali müşavir bilirkişi kök ve ek raporlarında özetle ; "davalı ...' nın parayı borç verecek ekonomik gücünün olduğuna dair güçlü kanaatin oluşmadığını, icra dosyalarını veya davalı şirketin borçlu bulunduğu bankalara 320.000,00 USD yi karşılacak bir ödeme miktarının olup olmadığı noktasında dosya kapsamından yapılan ödemelere ilişkin belge bulunmadığı, davalılar ... ve ... arasında borç verme ilişkisinin tespit edilemediği, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerini sunmadığı, gelen vergi beyannamelerine göre iki şirket arasında borç alacak ilişkisi olmadığı " bildirmiştir.Raporlar yeterli görülmüş ve itirazlar red edilmiştir.Görevsizlik kararı sonrası arabuluculuk tutanağı sunulduğu, görevsizlik kararı nedeniyle arabuluculuk dava şartının bu dosyada tamamlanabilir olduğunun kabulü ile yapılan yargılamada usulsüzlük bulunmadığı, harçların yatırıldığı, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmediği, davacı ve davalının ayrı tüzel ve gerçek kişiliklerinin bulunduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığı, davaların ayrı ayrı açılabileceği, davalılara yönelik, ispat vasıtaların her davalı yönünden ayrı olduğu bu konudaki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, Davalılar arasındaki borç ilişkisinin muvazaalı olduğu ileri sürülmüş olup, muvazaa iddiasına ilişkin olarak, davacı davalılar arasındaki işlemin bizzat tarafı olmadığından muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabileceği, buna göre somut olay ve davacı delillerine bakıldığında, ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde, defter ve kayıtlarda bulunmayan senetlerin muvazaa iddiasını kanıtlanamayacağı, bu nedenle incelenmesinin de muvazaa iddiası için gerekli olmadığı, tanık isimlerinin bildirilmediği, tanıkların görgüye dayalı tanık olması gerektiği ancak dava dilekçesi ve sunulan beyan dilekçeleri incelendiğinde davalılar arasındaki muvazaa iddiasına yönelik tanık da bulunmadığının görüldüğü, Davalı ve takip alacaklısı olan ...'nın davayı konu senette görülen 320.000,00USD bedeli davalı ... şirketine veya yetkilisi ...'e verdiğine dair bir belge sunulmadığı, banka hareketlerinde veya ...'nın borç ödemelerinde böyle bir kayıt bulunmadığı, ... tarafından ...'e elden ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, ... yetkilisi olan ...'ün, şirket için aldığı ve şirket verdiği ödemeleri ticari kayıtlara geçirmesi gerektiği, Davalı ...'ün, davalı ... şirketinin %50 ortağı ve yetkilisi olduğu, diğer ortağın ise ... olduğu, ... ise davacıınn 6/15 oranında ortağı olduğu, taraflara arasında geçerli bir alacak borç ilişkisinin tespit edilememiş olması nedeniyle, yüksek meblağı senet yönünden davacının borçlu tutulmasının mümkün olmadığı, muvazaa iddiasının aksinine ilişkin delillerin sunulmadığı, muvazaa iddiasının kanıtlandığı, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2023 tarih ve 2021/711 E., 2023/477 K. sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 147.208,05 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 36.802,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 110.406,04 TL harcın davalı ... ... tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026