Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... bünyesinde 1995 yılında kantar görevlisi ve itfaiye telefon görevlisi olarak çalışmaya başladığını, 01.04.2014 tarihinden itibaren İzmir Büyükşehir Belediye İtfaiye Müdürlüğüne bağlı olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının aynı zamanda Belediye-İş Sendikasına üye olup sendikalı bir işçi olduğunu, Kiraz Belediyesi ile Belediye-İş Sendikasının uzun yıllardır Belediyede çalışan işçiler için toplu iş sözleşmesi imzaladıklarını, son sözleşme
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... bünyesinde 1995 yılında kantar görevlisi ve itfaiye telefon görevlisi olarak çalışmaya başladığını, 01.04.2014 tarihinden itibaren İzmir Büyükşehir Belediye İtfaiye Müdürlüğüne bağlı olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının aynı zamanda Belediye-İş Sendikasına üye olup sendikalı bir işçi olduğunu, Kiraz Belediyesi ile Belediye-İş Sendikasının uzun yıllardır Belediyede çalışan işçiler için toplu iş sözleşmesi imzaladıklarını, son sözleşmenin 15.03.2014 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve 1 yıl süreli olduğunu; davacının, davalı ... Belediyesi ile tüm ilişiğinin kesildiğini ve İzmir Büyükşehir Belediyesine nakledildiğini, bu sebeple davalı ... Belediyesinin davacının çalıştığı dönemde 4857 sayılı İş Kanunu'ndan (4857 sayılı Kanun) ve toplu iş sözleşmesinden doğan tüm alacaklarını ödeme zorunluluğunun olduğunu ileri sürerek ikramiye, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti, sosyal yardım, çocuk yardımı, aile yardımı, yakacak yardımı, giyim ve koruyucu eşya yardımı, gıda yardımı ve bayram harçlığı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6360 sayılı Kanun kapsamında davalı ... Belediyesine devredilen davacının alacaklarından, devreden Kiraz Belediyesinin sorumluluğu ile vekâlet ücretine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.