Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/2806 E. , 2024/4021 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/2806 Karar No:2024/4021 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Ticari ve Mali Yatırımlar Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket tarafında
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/2806 E. , 2024/4021 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/2806 Karar No:2024/4021 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Ticari ve Mali Yatırımlar Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından 2014-2016 yılları arasında altı ayrı fiille II-15.1 sayılı Tebliğ'in Özel Durumlar Tebliği’nin 5. ve 23. maddesinin 7. fıkrasına aykırı davranıldığından bahisle 78.147,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının ilgili kısmının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ...9 tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinde soruşturma zamanaşımı sürelerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinin 4. fıkrasında ise, zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında, suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırının göz önünde bulundurulacağının düzenlendiği; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen üst sınırın 100.000,00-TL'den fazla olması nedeniyle 5 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, bu nedenle soruşturma zamanaşımı süresinin dolmadığı, mükerrer bir idarî para cezası uygulanmadığı; Mevzuat ile içsel bilgilerde veya bu bilgilere ilişkin daha önce kamuya açıklanan hususlarda değişiklikler ortaya çıktığında veya öğrenildiğinde özel durum açıklamasının yapılması ve daha önce özel durum açıklaması yoluyla kamuya duyurulan ve henüz sonuçlanmamış bir hususta herhangi bir gelişme olmasa bile, bu durumun konuya ilişkin son özel durum açıklama tarihinden itibaren altmışar günlük sürelerle gerekçeleri ile birlikte kamuya açıklanmasının zorunlu kılındığı, davacı şirketin bağlı ortaklığına ait tesisin ana elektrik dağıtım hattına bağlanması ile yatırımları ve kamulaştırma işlemlerine ilişkin açıklamaların altmışar günlük süreler aşılarak yapıldığı, ... Faktoring A.Ş. ile Yatırım Finansal Kiralama A.Ş.'ye olan borçların yeniden tespitine ilişkin gelişmelerin altmış günlük süre aşılarak kamuya duyurulduğu, 27/01/2014 tarihli özel durum açıklamasında, 08/12/2013 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararlardan üçünün iptali talebiyle açılan davanın ön inceleme duruşmasının 12/03/2014 tarihinde görüleceğinin belirtilmiş olmasına rağmen, bu tarihten sonra ön inceleme duruşmasındaki gelişmelere ilişkin açıklamanın güncellenmediği, bu duruşmanın ön inceleme duruşması olmasının davacının özel durum açıklamasını güncelleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, 10/03/2014 tarihli özel durum açıklamasında, ... ilinde bulunan iplik fabrikası ve müştemilatının kiracısının kira kontratını feshetme talebiyle davacıya başvurduğu ve kira kontratının feshedilebileceği belirtilmiş olmasına rağmen, hiçbir gelişme olmasa dâhi açıklamanın altmışar günlük sürelerle güncellenmesi gerekirken bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, 12/03/2014 tarihli özel durum açıklamasında, davacının bağlı ortaklığının ... ve ... illerinde yapılması planlanan konut ve otel projelerine dâhil edilip edilmemesinin değerlendirildiği ve değerlendirmeler tamamlanınca konu hakkında açıklama yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, ilerleyen dönemde konu hakkındaki gelişmelerle açıklamanın güncellenmediği, bu hususta davacı tarafından içsel bilgilerin açıklanmasının ertelenmesi hususunda yönetim kurulunca 06/07/2015 tarihinde karar alındığı belirtilmiş ise de, erteleme kararına kadar geçen yaklaşık 16 ay boyunca herhangi bir gelişme olmasa dâhi açıklamanın altmışar günlük sürelerle güncellenmesi gerekirken bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, 27/03/2014 tarihli özel durum açıklamasında, sermaye azaltımı için çalışmalara başlanıldığı ifade edilmesine rağmen, ilerleyen dönemde konu hakkındaki gelişmelerin aynı genel kurul toplantısında karara bağlanması nedeniyle bu genel kurul kararına karşı açılan dava süreciyle tüm gelişmelerin kamuya duyurulduğu iddia edilmekte ise de, sermaye azaltımına ilişkin gelişmelere dair açıklamanın güncellenmediği, dava sürecine ilişkin özel durum açıklamalarının da sermaye azaltımına ilişkin özel durum açıklamasını güncelleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiği, idarî para cezasının zamanaşımına uğradığı, özel durum açıklamalarının düzenli bir şekilde yapıldığı, yatırımcıların menfaatinin zarar görmediği, kusuru bulunmadığı, takdir hakkının keyfî şekilde kullanıldığı, ölçülülük ilkesinin ihlâl edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile dava konusu idarî işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı şirketin 2014-2016 yılları arasındaki özel durum açıklamalarının davalı idare tarafından denetlenmesi üzerine ... tarih ve...sayılı Rapor düzenlenmiş, anılan Rapor uyarınca davacının, 2014-2016 yılları arasında altı ayrı fiille II-15.1 sayılı Tebliğ'in 5. ve 23. maddesinin 7. fıkrasına aykırı davranıldığından bahisle ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla davacı hakkında 78.147,00-TL idarî para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan Kurul kararının ilgili kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 15. maddesinde, "(1) Sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgi, olay ve gelişmeler, ihraççılarca veya ilgili taraflarca kamuya açıklanır. (2) Birinci fıkrada belirtilen bilgi, olay ve gelişmelerin kamuya açıklanması, ilgili ihraççıya bildirimi, istisnai hâllerde açıklamanın ertelenmesi veya açıklama yapılmamasına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir."; işlem tarihindeki haliyle 103. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz." kurallarına yer verilmiştir. Özel Durumlar Tebliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) İçsel bilgiler ve bu bilgilere ilişkin daha önce kamuya açıklanan hususlardaki değişiklikler ortaya çıktığında veya öğrenildiğinde ihraççılar tarafından açıklama yapılır."; işlem tarihindeki haliyle 23. maddesinin 7. fıkrasında, "Önceden yapılmış olan özel durum açıklamalarında meydana gelen gelişmeler ve değişiklikler sürekli olarak güncellenerek kamuya duyurulur. Daha önce özel durum açıklaması yoluyla kamuya duyurulan ve henüz sonuçlanmamış bir hususta herhangi bir gelişme olmaz ise, bu durum konuya ilişkin son özel durum açıklama tarihinden itibaren altmışar günlük sürelerle, gerekçeleri ile birlikte kamuya açıklanır." kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Aktarılan mevzuatın irdelenmesinden, yatırımcıların kararlarını etkileyecek nitelikteki olay ve gelişmelerin kamuya duyurulması gerektiği, yapılacak duyurulara ilişkin usul ve esasların davalı idare tarafından belirleneceği, 23/01/2014 tarih ve 28891 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği uyarınca kamuya açıklanan hususlarda değişiklik meydana gelmesi halinde buna ilişkin güncellemenin yapılması gerektiği, ancak daha önce kamuya duyurulmuş ve henüz sonuçlanmamış bir hususun bulunması hâlinde herhangi bir değişiklik meydana gelmese dahi altmışar günlük aralıklarla bir gelişmenin meydana gelmediğinin gerekçesiyle birlikte kamuya açıklanması gerektiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, 17/11/2018 tarih ve 30598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Durumlar Tebliği (II-15.1)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (II-15.1.c)'in ikinci maddesiyle anılan Tebliğ'in 23. maddesinin yedinci fıkrasında değişiklik yapılarak daha önce kamuya duyurulmuş ve henüz sonuçlanmamış bir hususta, herhangi bir değişiklik meydana gelmese dâhi altmışar günlük aralıklarla bir gelişmenin meydana gelmediğinin gerekçesiyle birlikte kamuya açıklanması yükümlülüğünün kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, kamuya duyurulan hususta bir gelişme olması hâlinde bu hususun gecikmeksizin duyurulması yükümlülüğü devam etmektedir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Anayasa'nın 38. maddesinde, "kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." ifadeleriyle güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir. (Anayasa Mahkemesi, E:2019/1, K:2019/14, K.T.:14/03/2019, § 14) Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin sonuçlarından biri de geriye yürüme yasağıdır. Geriye yürüme yasağı, gerçekleştirilen fiil için işlendiği zamanki kanunun uygulanmasını, daha sonra yürürlüğe giren kanunun geçmişte meydana gelmiş bir olaya uygulanamayacağını ifade etmektedir. Bu çerçevede, işlendiği zamana göre kabahat sayılmayan fiil, daha sonra yürürlüğe giren kanunla kabahat sayılsa bile geriye yürüme yasağı nedeniyle idari yaptırım uygulanamayacaktır. Bununla birlikte, geriye yürüme yasağı faili korumak amacıyla kabul edildiğinden lehe olan durumlarda bu yasak uygulanmayacaktır. Dolayısıyla failin hukuki durumunda lehine olabilecek bir durum geçmişe yürüyecektir. (Berrin Akbulut, Kabahatler Hukuku, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022) Bu kapsamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "zaman bakımından uygulama" başlıklı yedinci maddesi, 765 sayılı Kanun'un ikinci maddesine benzer şekilde düzenlenmiş olup, her iki maddede de, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, "failin lehine olan kanunun geçmişe etkili olması", "geçmişe etkili uygulama" veya "geçmişe yürürlük" ilkesine de yer verilmiştir. Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve failin lehine hükümler içeren kanun yargılama aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda, mevzuatta karşılığı idari para cezası olan bir fiilin, fiil tarihinden sonra kabahat olmaktan çıkarılması halinde, failin lehine olan bu durumunun hem idare hem de mahkemeler tarafından göz önüne alınması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Kurul kararıyla davacı şirkete, altı farklı fiille II-15.1 sayılı Tebliğ'in 5. maddesi ile 23. maddesinin yedinci fıkrasını ihlal ettiğinden bahisle dava konusu idari para cezasının verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı hakkında idari para cezası verilmesine neden olan yükümlülüğün ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazede'de yayımlanan tebliğ değişikliği ile ortadan kaldırıldığı ve davacı lehine bir durum oluştuğu dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 16/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.