TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR ÇEVİK BİR BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2021/31595 ) Karar Tarihi: 19/7/2023 Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan :Kadir ÖZKAYA Üyeler :Engin YILDIRIM M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Hüseyin Ozan ADIYAMAN Başvurucu : Çevik BİR Vekili : Av. Ümit KARA I.BAŞVURUNUN KONUSU 1.Başvuru; suç oluşturmayan bir eylemden dolayı cezalandırılma nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, yarg
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR ÇEVİK BİR BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2021/31595 ) Karar Tarihi: 19/7/2023 Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan :Kadir ÖZKAYA Üyeler :Engin YILDIRIM M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Hüseyin Ozan ADIYAMAN Başvurucu : Çevik BİR Vekili : Av. Ümit KARA I.BAŞVURUNUN KONUSU 1.Başvuru; suç oluşturmayan bir eylemden dolayı cezalandırılma nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, yargılamanın Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde görülmesi gerekirken ağır ceza mahkemesince görülüp sonuçlandırılması nedeniyle kanuni hâkim güvencesinin, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. II.BAŞVURU SÜRECİ 2.Başvuru 3/8/2021 tarihinde yapılmıştır. 3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. 4.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. III.OLAY VE OLGULAR 5.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: A. Başvuruya Konu Olaylara İlişkin Arka Plan Bilgisi 6.Başvuruya konu olayların arka planına ilişkin bilgiler için Cevat Temel Özkaynak ([GK], B. No: 2021/32082, 26/1/2023, 6-27) başvurusuna ilişkin karara bakılabilir. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 B.Somut Başvuruya İlişkin Olaylar 7.Başvurucu 1995 ile 1998 yılları arasında orgeneral rütbesi ile Genelkurmay 2. başkanı olarak görev yapmış ve 1999 yılında 1. Ordu komutanı iken emekli olmuştur. 8.Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve kamuoyunda 28 Şubat süreci olarak adlandırılan dönemin mağduru olduğunu bildiren şikâyetçilerce verilen dilekçelere dayanılarak aralarında başvurucunun da bulunduğu bazı şüpheliler hakkında 2011 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. 9.Başsavcılık 2/5/2013 tarihli iddianame ile başvurucu ve diğer bazı şüphelilerin 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 147. maddesinde öngörülen Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye ve bunları teşvik etmeye iştirak etme suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. 10.İddianamenin "Hukuki Nitelendirme " başlıklı bölümünde, suça konu eylemlerin içeriğinde cebir ve şiddet unsurunun bir arada bulunduğu kabul edilmiştir. İddianamede bu hususta yapılan açıklamanın ilgili kısmı şöyledir: "Hükûmeti takip ve devirmek için kurulan Batı Çalışma Grubunu kuran, yöneten ve görev alan şüphelilerin çoğunun Türk Silahlı Kuvvetlerindeki silahlı kişiler olması, hükûmet üyeleri aleyhinde biraz evvel belirtildiği gibi cebir, şiddet ve tehdit içerikli beyanlarda bulunmaları, ülkenin başkenti olan Ankara'nın en işlek caddelerinde yurt savunmasında kullanmaları gereken zırhlı araç ve tankları hükûmete karşı yürütmeleri, hükûmet istifa ettikten sonra da şüphelilerin vermiş olduğu brifinglerde, Batı Çalışma Grubunun sivil demokratik güçler, partiler, TBMM ve diğer kuruluşları harekete geçirdiklerini ve 18 Haziran 1997'de Refahyol Hükûmetinin istifa etmek zorunda kaldığını, bu çalışmanın bir 'operasyon' olarak icra edildiğini ifade etmeleri karşısında 'cebir ve şiddet' unsurunun gerçekleştiği ve böylece suçun oluştuğu ... [iddia edilmiştir.] " 11.İddianamenin sonuç kısmında, 28 Şubat sürecinde meşru hükûmete sorulmadan Batı Çalışma Grubu (BÇG) adlı bir grubun oluşturulduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kurulan bu grubun yasal bir dayanağının olmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte BÇG üyelerinin iştirak hâlinde hareket ettikleri ve Hükûmetin sonlandırılması için cebir, şiddet ve tehdit içeren eylem ve söylemlerde bulundukları tespit edilmiştir. İddianamede BÇG bünyesinde görev alanların iştirak hâlindeki eylem ve söylemleri sebebiyle Başbakan Necmettin Erbakan'ın istifa etmek zorunda kaldığı ve Refahyol Hükûmetinin sona erdiği kabul edilmiştir. Anılan dönemde Genelkurmay 2. Başkanı olarak görev yapan başvurucunun BÇG ile ilişkisi ise şöyle açıklanmıştır: "Batı Çalışma Grubu kurulduğu dönemde Genelkurmay Il.Başkanı olarak görev yaptığı, 10 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Kurulması konulu Çevik BİR imzalı belgenin EK-A sında bulunan [Ç.D. ] imzalı Batı Çalışma Grubu şemasında Batı Çalışma Grubunun başında bulunduğu, Şüpheli [Ç.D.] 28.05.2012 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde özetle; Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 ... Başbakanlığın yayınlamış olduğu 14 Mart tarihli talimattan sonra Genelkurmayın toplantı salonunda J Başkanları, Daire Başkanları, Genelsekreter, 2. Başkan, Adli Müşavir, Harekât Başkanı olarak kendisinin de katıldığı, belge oluşturulmadan önce bir toplantı yapıldığını, bakanlıklarda oluşturulan çalışmaların benzeri paralelinde bir çalışma yapılmasına karar verildiğini, bunun üzerine bu belgenin Genelsekreter tarafından hazırlandığını, Bu toplantılara katılanların, görevlerinin gerekleri olarak BÇG'de çıkan emirlere katkılarda bulunduklarını belirttiği, 04 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu oluşturulmasına dair yazıyı gereği için Gnkur 'J' Bşk.larına ... gönderdiği, 10 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubunun kurulduğuna dair yazı ve ekinde Batı Çalışma Grubu Teşkilat Yapısını şemasını gereği için (A-3 Planı, 1,8 hariç (Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı,) B Planı (10,11 hariç) (Genelkurmay Personel Başkanlığına (J-1), Genelkurmay İstihbarat Başkanlığına (J-2), Genelkurmay Harekât Başkanlığına (J-3), Genelkurmay Lojistik Başkanlığına (J-4), Genelkurmay Plan ve Prensipler Başkanlığına (J-5), Genelkurmay Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığına (J-6), Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığına (J-7)) Genelkurmay Genel Sekreterliğine, Genelkurmay Adli Müşavirliğine) gönderdiği, 29 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemini ve eklerini hazırlatarak gereği için (A1 planı - 1 hariç Kara Kuvvetleri Komutanlığına, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına, Hava Kuvvetleri Komutanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına, Harp Akademileri Komutanlığına, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığına), Harp Ak.K.lığına, Gnkur.İsth.Bşk.lığına gönderdiği, 6 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Batı Harekât Konseptini hazırlatarak gereği için K.K.K.lığına, Dz.K.K.lığına, Hv.K.K-lığına, J.Gn.K.lığına, Harp Akademileri K.lığına, B Planı -3,7,10 hariç (Genelkurmay Personel Başkanlığına, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığına, Genelkurmay Lojistik Başkanlığına, Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler Başkanlığına, Genelkurmay Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığına, Genelkurmay Genel Sekreterliğine, Genelkurmay Adli Müşavirliğine), Bilgi için Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine gönderdiği, 27 Mayıs 1997 tarihinde 19 sayfadan oluşan Batı Çalışma Grubu eylem planını hazırlatarak gereği için K.K.K.lığına, Dz.K.K lığına, Hv.K.K.lığına, J.Gn.K.lığına B Planı- 3, 7, 10 hariç- (Genelkurmay Personel Başkanlığına J-1, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığına J-2, Genelkurmay Lojistik Başkanlığına J-4, Genelkurmay Plan ve Prensipler Başkanlığına J-5, Genelkurmay Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığına J-6, Genelkurmay Genel Sekreterliğine, Genelkurmay Adli Müşavirliğine), bilgi için Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine aşağıda belirtilen üst yazı ile gönderdiği, (...) Genelkurmay Genel Sekreterliği'nin 1997 tarihçesinde belirtildiği üzere 02.07.1997 Çarşamba günü Genelkurmay Genel Sekreterliği koordinatörlüğünde İNÖNÜ Salonunda Genelkurmay J Başkanları, Karargâhta görevli General/Amiraller, Genelkurmay Adli Müşaviri, Genelkurmay Genel Sekreter Vekili ve Batı Çalışma Grubunun katılımı ile yapılan özel takdime Genelkurmay II.Başkanı olarak katıldığı, Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Refahyol Hükümetini takip ve düşürmek için faaliyet göstermek üzere Batı Çalışma Grubu oluşturulmasına ilişkin Genelkurmay Başkanlığında Genelkurmay II.Başkanı Çevik BİR'in başkanlığında 07 Nisan 1997 tarihinde yapılan ve 'Hükümete muhtıra verilmesi. Sıkıyönetim ilan edilmesi. Hükümetin değişimi, hükümetin devamını önleyecek tedbirler, gelecek hükümetin oluşumu. Kriz yönetimi oluşturulması. Eylem planı yapılması. Yargı ve kamu yöneticilerine destek/tehdit. Üniversite, sendika ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapılması, cesaret verilmesi. Basın ve medyaya hakimiyet sağlanması, yanlarına alınması. Batı Çalışma Grubunun kurulması. İki kez yapılan yaş toplantıları ile personelin atılmasının yeterli olmadığı. Halkın yanlarına değil önlerine alınması, taarruzi psikolojik harekât icra edilmesi. Polise havuç ve sopanın gösterilmesi. Bilgi toplayan, eyleme dönüştüren psikolojik harekât yapan bir grup oluşturulması' ve buna benzer konuların - gündeme geldiği toplantıya katıldığı, (...) - İRTİCA BRİFİNGİ (Genelkurmay Başkanlığından talep üzerine gönderilen) Genelkurmay Başkanlığı'nın 30 Mayıs 1997 tarihli 3 sayfadan oluşan mesaj formunda ... 'İrtica faaliyetler' konusunda personeli bilgilendirmek maksadıyla aşağıda belirtilen tarihlerde irtica brifingi verileceği, brifingin sinevizyon cihazı üzerinden takdim edileceğini, takdim süresinin bir saat olduğu, (...) Gensek.V.Kur.Kd.Alb. [H.D.nin ] parafının ve El yazısı ile brifingin daha çok personel tarafından izlenmesinin temini için Gnkur.Bşk. lığınca video kasete alınıp dağıtımının yapılacağı notunun bulunduğu, Koordinasyon Dairesi ve Şahıs bölümünde Gnkur.İsth.Bşk. Korgeneral [Ç.S.nin ] adının bulunduğu bölümün 'Y' konularak yerine [F.T.] tarafından imzalandığı, müsaade eden isim ve imzası bölümünde Çevik BİR'in adının ve imzasının bulunduğu, Şüphelinin ikametinde yapılan aramada elde edilen 1'den 42'ye kadar numaralandırılan CD'lerden 38 numaralı CD'nin yapılan incelenmesine dair 11.02.2013 tarihli 4 sayfadan oluşan araştırma tutanağında da belirtildiği üzere; 38 no.lu CD içerisinde Osmanlı Takdimi isimli CD açıldığında Osmanlı - Sağ, Osmanlı - Sol isimli power point dosyaları ile Takdimmetin isimli word dosyasında 31 sayfadan oluşan takdimde, İrticai unsurların hedefleri başlıklı konuların olduğu 21. Sayfada bulunan bu başlık altında geçen 26. Sayfada 'Simge haline gelmiş türbanı eşinin kafasına takmış dolaştıran subay, astsubay kim olursa olsun ağzından tek bir kelime çıkmasa dahi propaganda yapmış sayılır ve bu orduda barınamaz. Cumhuriyetin temel ilkelerini savunan Silahlı Kuvvetler bu anlayışta olamaz. Laiklik aklı hakim kılmaktadır.' ibarelerinin bulunduğu, Şüphelinin ikametinde yapılan aramada elde edilen 26 numaralı CD içerisinde yapılan inceleme ve araştırmada CD'de özetle; 'Bu film Cumhuriyet değerleri konusunda duyarlı, sivil toplum kuruluşlarınca kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır' ile başlayan Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin ERBAKAN'ın görüntü ve konuşmalarından alıntıların olduğu, [F.G.nin] çeşitli illerdeki vaaz ve sohbetlerinden alıntılar olduğu, bazı miting görüntülerinin olduğu, [Ş.Y.ye] ait görüntü ve sözlerin yer aldığı, çeşitli toplumsal olaylarda çekilmiş görüntülerin yer aldığı, [M.G.ye] ait görüntü ve sözlerinden alıntılar, [A.M.Ü.ye] ait görüntü ve sözlerinden alıntıların yer aldığının tespit edildiği belirtilerek, sanık Çevik BİR'in 15/04/2012 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesine yer verilmiştir. " Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 12. Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianame ile başvurucunun cezalandırılması istemiyle Ankara (TMK 10. madde ile görevli) 13. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Yargılamanın 23/9/2013 tarihli 16. celsesinde başvurucu, müdafilerinin de hazır bulunmasıyla savunmasını yapmış ve suçlamayı kabul etmemiştir. Başvurucu savunmasında özetle BÇG'nin 28/2/1997 tarihinde gerçekleştirilen MGK toplantısında alınan 406 sayılı kararın icrası kapsamında kurulduğunu ve kuruluşuna ve çalışmalarına dair evrakın MGK Genel Sekreterliği ile paylaşıldığını, anılan kararda MGK Genel Sekreterliğinin muayyen aralıklarla Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nı bilgilendirmek maksadıyla görevlendirilmesi nedeniyle BÇG çalışmaları hakkında Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığının bilgilendirildiği kabulüyle hareket edildiğini ifade etmiştir. Buna göre BÇG'nin kuruluş ve çalışmalarının Anayasa ve yasalara uygun olduğunu, ayrıca BÇG'nin MGK kararları kapsamında hazırlanan 14/3/1997 tarihli Başbakanlık Direktifi'nin (Direktif) ve 8/3/1997 tarihli İçişleri Bakanı Meral Akşener imzalı 070674 sayılı Anayasa ve Yasaların Uygulanmasına Uyulacak Usul ve Esaslar Konulu Genelge'nin (Genelge) verdiği görev ve yetki kapsamında kurulduğunu ve çalışmalar yürüttüğünü savunmuştur. Bu kapsamda irticanın bir rejim sorunu olarak algılanmasının tehdit olarak gündeme getirilmesinin ve nihayet bir tehdit boyutunda adının konmasının Türk Silahlı Kuvvetlerinin değil devletin bir kararı olduğunu, BÇG'nin tüm çalışmalarının devletin gözü önünde, bilgisi dâhilinde, açık biçimde ve koordineli olarak yürütüldüğünü iddia etmiştir. Başvurucu bunun dışında Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı Tansu Çiller'e devretmek saikiyle istifa ettiğini açıkladığını, bu kapsamda Hükûmetin ıskat edildiğinin söylenemeyeceğini, BÇG bünyesinde gerçekleştirilen faaliyetlerin cebir ya da şiddet içeriğinin bulunmadığını beyan etmiştir. 13.Başvurucu müdafileri; ilgili savunmalara ek olarak özetle yargılama kapsamında delil olarak kabul edilen belgelerin hiçbirinin BÇG tarafından yazılmadığını, buna göre BÇG tarafından icraya konulabilecek bir evrak oluşturulmadığını, yargılama kapsamında delil olarak kabul edilen evrakın sahte olarak üretildiğini ifade etmiştir. BÇG'nin hiyerarşik yapı dışında değil tam aksine Genelkurmay başkanının emri ile hiyerarşik yapı içinde kurulduğunu, BÇG'nin 10/4/1997 tarihinde kurulmasından önce de kriz masası grubu altında faaliyete geçtiği varsayımının dayanaksız olduğunu savunmuştur. Bununla birlikte 4/2/1997 tarihinde tankların Sincan'dan bir tatbikatın icrası kapsamında geçtiklerinin belgelerle sabit olduğunu beyan etmiştir. Müdafiler ayrıca davanın açılabilmesi için öncelikle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173. maddesinin (6) numaralı fıkrası gereğince İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinden bir karar alınması gerekirken iddianame kabul edildikten sonra sanki usule ilişkin bir eksiklikmiş gibi dava açıldıktan sonra bu kararın alınmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, BÇG'nin hiçbir faaliyetinin içinde cebrin ve özellikle şiddetin bulunmaması nedeniyle iddianameye konu suçun unsurları itibarıyla oluşmadığını iddia etmiştir. 14.21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi ile görevli mahkemelerin kapatılması üzerine 10/3/2014 tarihinde dava dosyasının Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) devrine karar verilmiştir. 15.Mahkeme 13/4/2018 tarihli kararı ile başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 16.Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde delil olarak kabul edilen 5 No.lu CD, 1997 yılının Aralık ayındaki Yüksek Askerî Şûrada ordudan ihraç edilen T.T. tarafından 20/12/2011 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmiştir. CD'nin 19/12/2011 tarihinde A.Y. isimli gönderici tarafından Çorlu Devlet Hastanesinde doktor olarak çalışan T.T.ye gönderildiği belirlenmiştir. Anılan CD hakkında iki ayrı bilirkişi raporu ve bir uzman mütalaası düzenlenmiştir. 17.Soruşturma evresinde üç bilirkişi tarafından düzenlenen 13/2/2012 tarihli raporda, CD'nin tek seferde yazıldığının ve ilk yazmadan sonra ekleme ve çıkarma yapılmadığının görüldüğü ifade edilmiştir. Anılan rapor kapsamında yapılan değerlendirmede, CD içerisinde yer alan resim dosyalarından 764 adet JPEG dosyasının 2007, 1 adet JPEG dosyasının 2002 ve 135 adet BMP dosyasının ise 1998 yılında oluşturulduğu belirtilmiştir. Raporda ayrıca ofis dosyalarının 1997 ile 2000 yılları arasında oluşturuldukları ve kaydedildikleri açıklanmıştır. 18. Duruşma devresinde başvurucunun müdafii tarafından aldırılan 3/5/2015 tarihli uzman mütalaasının sonuç kısmında özetle CD'nin hukuka aykırı şekilde elde edildiği, çok sayıda belgenin CD'nin kayıt tarihinden on gün kadar önce sayfa sayfa taranarak dijital ortama aktarıldığı, bilinmeyen bir yerden kargo ile gelmesi ve dosyalardan birinin tasnif işleminin hemen ardından basında yayınlanması gibi sebeplerin CD muhtevasındaki evrakın güvenilirliğini şüpheye düşürdüğü değerlendirilmiştir. Bununla birlikte raporda incelenen dosyalarda, tarih ve saat doğru kabul edildiğinde teknik olarak açıklanamayacak bir değişikliğe ve herhangi bir manipülasyona rastlanmadığı da belirtilmiştir. Anılan mütalaanın sonuç kısmındaki değerlendirmeler şöyledir: "Delil CD'sinin ilk aşamada CMK 134 ve diğer yönetmelik ve uluslar arası standartlara aykırı olarak,'hukuki delil niteliği oluşturacak ve mahkemelerce kabul edilebilir şekilde' elde edilmediği, olay yeri incelemesi yapılıp, CD'nin bulunduğu ortamdaki diğer dijital deliller incelenip delil bütünlüğünü sağlayacak şekilde tutanak altına alınmadan, CD'den çıkan dosyalardaki üstveri bilgilerinin tek başlarına güvenilir olamayacağı, Dosyaların oluşturulduğu bilgisayar tarihleri doğru kabul edildiğinde, içeriklerinde 'Gizli' ve 'Özel' ibareleri bulunan ve Genelkurmay'ın çeşitli birimlerine ait olduğu anlaşılan çok sayıda Askeri içerikli dosya 1996 ve 2000 yılları arasında, isimleri Askeri şube ve şüpheliler ile ilgili çok sayıda bilgisayar ve kullanıcı tarafından açılıp üzerinde çalışıldıktan sonra kayıt edildiği, Eylül ve Ekim 2000 tarihlerinde dosyaların gruplandırma ve tasnif işlemine tabi tutulduğu ve bu işlemin 15 Ekim 2000 tarihine kadar devam ettiği, 21 Ekim 2000 tarihinde ANDIÇ adlı dosyanın basında yayınlandığı, CD'nin kayıt tarihi olan 25 Mayıs 2007 tarihinden hemen önce, 14,15,16 ve 24 Mayıs 2007 tarihlerinde çok sayıda belgenin sayfa sayfa taranarak dijital ortama aktarıldığı ve 1996-2002 yılları arasında kayıt edilen diğer dokümanlarla birlikte CD'ye kayıt edildiği, CD'de bulunan dosyalara ait tüm tarih bilgilerinin kayıt edildikleri bilgisayardan alındığı ve bilgisayar adli imajları olmadan dosya tarihlere kesin olarak itibar edilemeyeceği, Delil CD'sinin bilinmeyen bir yerden kargo ile gelmesi, dosyalardan birinin tasnif işleminin hemen ardından basında yayınlanması, 'a','xx' ve 'x' gibi bilinmeyen kullanıcı ve Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 bilgisayar adları ile kayıt edilen dosyaların varlığı ve son dosya işlemi ile CD'nin kaydı arasında geçen yaklaşık 5 yıllık sürenin CD'deki dosyaların güvenilirliğine dair son derece şüphe oluşturduğu, İncelenen 1210 dosyada, tarih ve saat bilgileri doğru kabul edildiğinde, teknik olarak açıklanamayacak bir değişikliğe ve herhangi bir manipülasyona rastlanmadığı ... [değerlendirilmiştir.] " 19. Mahkeme tarafından Orta Doğu Teknik Üniversitesinde görevli üç uzmana düzenlettirilen 1/4/2016 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle ofis programları kullanılarak oluşturulan dosyaların ilk hâlini koruyup korumadığını söylemenin mümkün olmadığı, sayısal ortamdaki dosyaların oluşturulma ve değiştirilme tarih ve saat bilgilerinin tek başlarına mutlak doğru olarak kabul edilemeyeceği, bu kapsamda CD muhtevasında bulunan dosyaların kim tarafından ve ne zaman oluşturulmuş veya değiştirilmiş olduğunun söylenemeyeceği belirtilmiştir. Raporda ayrıca basılı ya da yazılı orijinalleri bulunanlar dışında CD muhtevasındaki diğer evrakın bütünlüklerinin şüpheli olduğu, sonradan değiştirilmediğinin doğrulanmasının mümkün olmadığı, adli bilişim tekniği açısından 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesine uygun olarak elde edilmediği ve adli bilişim açısından güvenilir olmadığından delil niteliğinin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Anılan raporun sonuç kısmındaki değerlendirmeler şöyledir: "1. İncelenen CD de çok sayıda JPG sıkıştırılmış görüntü dosyası, Microsoft Office Word dosyası, Sıkıştırılmamış BMP görüntü dosyası, Microsoft Office PowerPoint dosyası ve Microsoft Office Excel dosyası bulunmaktadır. 2. Word gibi Ofis programları ile yaratılmış olan dijital dosyalar, bilgisayar kullanıcıları tarafından istenildiği zaman değiştirilebilirler. Böylesi bir dosya içeriğinin ilk halini koruyup korumadığı veya sonradan değiştirilip değiştirilmediği (yalnızca ilgili dosya incelenerek) kesin olarak söylenemez. 3. Bir belgenin taranıp bilgisayara görüntü formatında sayısal olarak kayıt edilmesinden sonra, ilgili görüntü dosyasının üzerinde değişiklik yapılmamış olduğunu (orijinal belge ile karşılaştırmadan) kanıtlamak mümkün değildir. 4. Dijital belgelerin kimin tarafından oluşturulduğunu veya değiştirildiğini kesin olarak tespit etmek mümkün değildir. Office programlarının dosyalara eklediği 'yazar', 'son kaydeden' gibi üst veri alanlarının ve işletim sisteminin dosyalar üzerinde tuttuğu 'kullanıcı' üst veri bilgisinin kolayca ve iz bırakmadan değiştirilebilmesinden dolayı, dijital bir belgenin kim tarafından oluşturulduğunun veya değiştirildiğinin kesin tespiti yapılamaz. 5. Benzer şekilde, sayısal ortamdaki dosyaların oluşturma ve değiştirme tarih-saat bilgileri, tek başlarına mutlak doğru bilgi olarak kabul edilemezler. 6. Bu nedenlerle, CD5 te bulunan dosyaların kim tarafından ve ne zaman oluşturulmuş veya değiştirilmiş olduğunu, yalnızca CD5 in dijital içeriğini inceleyerek kesin olarak söylemek mümkün değildir. 7. CD5 te bulunan iki dosyanın yaratılma tarihlerinin, ilgili Word sürümleri piyasaya sürülmeden önce olduğu anlaşılmaktadır. Bir dosya yazıldığı program henüz piyasada yokken yazılmış olamayacağından, bu dosyaların çeşitli yöntemler ile değişikliğe uğramış ve bütünlüklerinin bozulmuş olduğu sabittir. Basılı veya yazılı orijinalleri bulunanlar hariç olmak üzere, CD5 te bulunan diğer dosyaların bütünlükleri de şüpheli durumdadır. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 8. Dijital verilere ilişkin delillerin kaynağından elde edilmesi sırasında imajı ve HASH değeri alınarak, sonrasındaki süreçte bütünlüğünün bozulmamış olduğu garanti altına alınmalıdır. İnceleme konusu CD5 in ve içerdiği dosyaların kaynağı, kim tarafından oluşturulduğu veya değiştirilip değiştirilmediği bilinemediği gibi; ilk elde edilme aşamasında imajı ve HASH değeri alınmadığından ve birer kopyası taraflara verilmediğinden, sonradan değiştirilmediğinin doğrulanması da mümkün değildir. 9. Sonuç olarak; CD5 in adli bilişim tekniği açısından CMK134 e uygun olarak elde edilmemiş olduğu; genel bütünlüğünün şüpheli, içindeki iki dokümanın bütünlüklerinin bozulmuş olduğunun ise sabit olduğu; bu nedenlerle de, adli bilişim açısından güvenilir olmadığından delil niteliğinin bulunmadığı değerlendirilmektedir. " 20.Mahkeme; anılan bilirkişi raporlarına ve bu kapsamda 5 No.lu CD'nin delil niteliğine dair yaptığı değerlendirmelerde 5 No.lu CD'nin üçüncü bir kişi tarafından gönderilmesine bağlı olarak hukuka aykırı şekilde elde edildiğinin söylenemeyeceğini ifade etmiştir. Ayrıca anılan CD'nin tek seferde yazılması ve ilk yazmadan sonra ekleme çıkarma yapılmaması sebebiyle adli makamlara ulaştıktan sonra üzerinde değişiklik yapılmadığının sabit olduğunu belirtmiştir. Mahkeme; 5 No.lu CD içinde bulunan ve imza bloğunda adı veya imzası olanlar tarafından doğrulanan, birden fazla müşteki tarafından ibraz edilen, yine resmî kurumlar olan Genelkurmay Başkanlığı ve MGK Genel Sekreterliği gibi kamu kurumlarından gönderilen ve sanıkların da bizzat ibraz ettikleri belgelerle doğruluğu teyit edilmiş olan dosyaların delil olarak kabul edildiğini açıklamıştır. Mahkemenin bu husustaki değerlendirmelerinin ilgili kısmı şöyledir: "CD5 olarak adlandırılan CD ile ilgili olarak; a- Soruşturma aşamasında Ankara C.Başavcılığı tarafından re sen bilirkişi olarak tayin edilen TÜBİTAK ta görevli 2 Bilgisayar Mühendisi ve 1 Elektronik Mühendisi olmak üzere üçlü bilirkişinin [Ü.T.,Y.K.] ve [C.Y.nin ] ibraz ettikleri 13.02.2012 tarihli 4 sayfalık bilirkişi raporu ve eklerinde; b- Sanıklar Çevik Bir, [V.A. ] ve [C.H.P. ] Müdafii [Av. Ü.K. ] tarafından 28.05.2015 tarihli Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi 2014/144 numaralı davaya ait Ceza Usul Muhakemesi Kanunu Madde 67. ile düzenlenmeye tabi tutulmuş ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 293 ile de özel hukuk uyuşmazlıklarında delil sistemi içerisinde yer alan uygulamalar çerçevesinde yapılan inceleme sonucu yazılan 03 Mayıs 2015 tarihli [T.B.] imzalı uzman mütalaası ve eklerinde; c- Mahkemimiz tarafından ODTÜ de görevli Prof.Dr. [A.Ç. ], Uzman Dr. [Ö.K. ] ve Öğretim Görevlisi Dr. [C.Ş.den ] oluşan üçlü bilirkişi kurulundan 01.04.2016 tarihli 48 sayfalık bilirkişi raporu ve eklerinde; CD5'in 25/05/2007 tarihinde saat 14:54'e oluşturulduğu, CD5'in TEK SEFERDE YAZILDIĞI, İLK YAZMADAN SONRA EKLEME ÇIKARMA YAPILMADIĞI ve yazma işleminin Nero Buming Rom CD yazma uygulamasının 7.8.5.0 sürümü kullanılarak yapıldığı tespit edilmiş olmakla; bu CD yer alan bilgi ve belgelerde üç raporun birbirini teyit etmesi nedeniyle 25.05.2007 tarihinden sonra DEĞİŞİKLİK YAPILMADIĞI MAHKEMEMİZCE KABUL EDİLMİŞTİR. Böylelikle; dijital delillerin ele geçirilmesinden sonra kolluk veya adli makamlar elinde değiştirilmiş olduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığı açıkça anlaşılmıştır. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 (...) Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 21.04.2016 tarih 2015/4672 esas ve 2016/2330 sayılı kararında Hakim kararında, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yapılabilmesine dair CMK.nın 134. maddesi uyarınca açık bir ibare bulunmadığı halde, sanıkların ev veya iş yerlerinde ve dernek, siyasi parti, basın kuruluşları gibi tüzel kişilerin hizmet binalarında yapılan aramalarda hard disk, bilgisayar kasası, CD ve DVD gibi dijital medyalara, arama mahallinde imaj alınmadan, ilgilisine bir kopyası verilmeden ve yasaya uygun gerekçesi de tutanağa yazılmadan el konulması ve bu şekilde elde edilen delillerin sanıklar bakımından hükme esas alınması suretiyle CMK.nun 134 ve 217. maddelerine muhalefet edilmesini bozma gerekçe yaptığı ancak bu hususun sanıklara ait bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerindeki aramaya ilişkin olup delil serbestisi kapsamında taraflarca ibraz edilen dijitaller ile ilgili CMK'nın 134. maddesinin uygulanması mümkün olmadığı, zira CD5'in taraf olan müşteki [T.T.] tarafından ibraz edildiği, sanıklara ait bilgisayarlandan elde edilmeyip, teslim edildiği tarihte kimin sanık olduğu da belli olmadığından CD imajının sanıklara verilmesi gerektiği yönündeki savunmalara itibar edilmemiştir. İmaj alma delillerin alındığı aşamadaki sıhhatinin korunması amacına yönelik olup, üç ayrı bilirkişi raporunda da CD5'in 25.05.2007 tarihinde saat 14:54'e oluşturulduğu, CD5'in TEK SEFERDE YAZILDIĞI, İLK YAZMADAN SONRA EKLEME ÇIKARMA YAPILMADIĞI kesin olarak tespit edildiği dolayısıyla sanıklardan elde edilmeyen ve ilk elde edilme aşamasında imajı ve HASH değeri alınmadığından sonradan değiştirilmediğinin doğrulanmasının mümkün olmadığı yönündeki savunmalara itibar edilmemiştir. İncelenen 1210 dosyada, tarih ve saat bilgileri doğru kabul edildiğinde, teknik olarak açıklanamayacak bir değişikliğe ve herhangi bir manipülasyona rastlanmadığı hususunun uzman mütalaası [ile] belirtildiği anlaşılmıştır. CD5'in ilk elde edilme anında imaji ve hash değeri alınmış ve taraflara verilmiş olsaydı dahi, bu husus cd'nin teslim tarihinden sonra cd deki belgelerin sonradan değişikliğe uğramasının önlenmesine yönelik olduğu, CD oluşturulmadan önce bu bilgi ve belgelerin değişikliğe uğramadığının garanti edilemeyeceği gerçeğinden hareketle bu CD bir sanığın bilgisayarından elde edilmiş [ve] imajı alınmış olsaydı bile teknolojinin geldiği aşama nazara alındığında belgelerin doğruluğunun teyidi gerekeceği, sırf sanığın bilgisayarından çıkmış olmasının tek başına delil olma niteliği taşımayacağı, bu belgelerin yan deliller ile teyidi gerekeceği, yan deliller ile desteklenmediği sürece tek başına hükme esas alınamayacağından, CD5'in sanıklardan elde edilmediği, tarafların ibraz ettikleri delil niteliğinde bulunduğu, her delilin sonunda belirtildiği üzere bu CD5'te yer alan bazı belgelerin davanının diğer müştekilerince de ibraz edilen CD lerde de bulunduğu ve CMK'nın 134. Maddesi gereğince taraflarca delil serbestisi kapsamında ibraz edilen CD'nin imajının alınmasının gerekmediği anlaşılmış ve kabul edilmiştir. CD5'ten elde edilen belgelerin doğruluğunun mahkememizce teyidi gerekmektedir. Bu delillerin doğruluğu, belge asılları süreleri dolduğu için imha edilmeleri sebebiyle kurumlarınca teyit edilemediği ancak imha tutanakları gönderilerek konu, tarih, gizlilik derecesi, sayı ve ara numaraları ile aynı belgeler olduğunun tespit edildiği, zira olmayan belgenin imhasının mümkün olmadığı, CD5'ten elde edilen belgeleri düzenleyen Genelkurmayda çalışan belgeyi düzenlemeye görevli ve yetkili kişilerin belgeyi kendilerinin düzenlediği yönündeki hukuken geçerli beyanları, imza bloğunda adı veya imzası olanlar tarafından doğrulanan belgeler, birden fazla müşteki tarafından ibraz edilen belgeler, yine resmi kurumlar olan Genelkurmay Başkanlığından, MGK Sekreterliğinden, Yüksek Öğretim Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Kurumunudan, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonundan gönderilen belgeler, Cd de yer alan sanıkların da bizzat ibraz ettikleri belgeler doğruluğu teyit edilmiş olup her delil yönünden bu husus delin sonuna yazılmış ve hükme esas alınmıştır. " 21. Mahkeme; 5 No.lu CD'den elde edilen "Batı Çalışma Grubu ", "Çalışma Grubu Oluşturulması ", "Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi ", "Batı Harekat Konsepti " ve "Batı Eylem Planı " konulu belgeleri başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmüne esas almıştır. 22. Mahkeme; "Batı Çalışma Grubu " başlıklı belgenin doğruluğunun başvurucu, sanıklar Ç.D., İ.K., Y.T., K.D. ve tanık Ö.Ö.nün beyanları ile tespit edildiğini kabul etmiştir. Ayrıca anılan belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulandığına da vurgu yapmıştır. Mahkemenin anılan belge hakkındaki değerlendirmeleri şöyledir: "10 NİSAN 1997 TARİHLİ 'BATI ÇALIŞMA GRUBU' KONULU BELGE 03 Nisan 2012 Tarih ve Admüş:9140-303-12/M.O.A.90032805 sayılı yazısı ekinde 10 Nisan 1997 Tarihli Batı Çalışma Grubunun Kurulduğuna Dair Belge ve Ekindeki Batı Çalışma Grubu Şemasını Başsavcılığa göndermiştir. (Belge aslı emanetin 2012/82 sırasında kayda alınmış ...) T.C. Genelkurmay Başkanlığı Ankara antetli Genelkurmay Başkanı namına Genelkurmay II.Başkanı Orgeneral Çevik Bir imzalı 10 Nisan 1997 tarihli HRK:7200-77-97/ İGHD.(PL-2) sayılı Batı Çalışma Grubu konulu belgenin Hava Kuvvetleri Komutanlığına hitaben yazıldığı, (Genelkurmay antetli CD den elde edilen (cd5/Arşiv/Batı Çalışma Grubu isimli klasörde bulunan) ... Belgenin 'KİŞİYE ÖZEL-GİZLİ-121134-120717-000078' kaşeli olduğu, 2 sayfadan oluştuğu, Ek A sında Batı Çalışma Grubu teşkilat yapısının bulunduğu, Belge içeriğinin; '1.Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısına, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne yönelen bölücü terör tehdidi Türk Silahlı Kuvvetlerinin başarı ile sürdürdüğü iç Güvenlik Harekatı sonucu baskı altına alınmış, buna karşılık devletin laik ve demokratik yapısını hedef alan irticai faaliyetler ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamış ve terörle mücadelede olduğu gibi bu tehdit de Türk Silahlı Kuvvetlerinin birinci öncelikli vazifesi haline gelmiştir. 2.İrticai faaliyetlerin daha fazla gelişmesini önlemek ve ulaştığı bu seviyeden daha ait seviyelere çekerek cumhuriyetin temel nitelikleri olan Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olma özelliklerini ilelebet muhafaza etmek maksadıyla, köklü tedbirler alınmasına ihtiyaç duyulmuştur. 3.Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliklerini koruma ve kollama yükümlülüğünün bilincinde olarak, siyasi çatışma ve polemiklerin üstünde kalmak suretiyle yüce Türk Milletinin büyük çoğunluğunun beklentileri ve duyarlılığı paralelinde, bütün ağırlığını irticanın daha fazla mesafe katetmesini önlemede kullanacaktır. 4.Bu amaçla, Genelkurmay İç Güvenlik Harekat Dairesi bünyesinde 'Batı Çalışma Grubu' adıyla ayrı bir birim oluşturulacaktır. Bu birim bir bütün halinde İç Güvenlik Harekat Merkezindeki bölgede faaliyet gösterecektir. İç Güvenlik Harekat Dairesi Harekat Şubesi ve İKK ve Güvenlik Dairesi İç İstihbarat Şubesi Genelkurmay İdari Destek Harekat Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Merkezine taşınacak ve faaliyetini burada sürdürecektir. Çalışma grubu öncelikle irtica ile mücadele konseptini ve bu konsepte bağlı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri içinde teşkilatlanmayı ve ülke çapında demokratik kitle örgütleri ile iletişim ve kamuoyunun bilinçlendirilmesi esaslarını belirleyecektir. Bilahare bu birim belirlenecek yetki talimatı çerçevesinde Genelkurmay İç Güvenlik Harekat Merkezinin bir bölümü olarak faaliyet gösterecektir. Benzer bir teşkilatlanma Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde ihtiyaç duyulan düzeyde gerçekleştirilecektir. 5.Batı Çalışma Grubunun yürüteceği çalışmalarda aşağıda belirtilen hususlar esas alınacaktır. a. Yaşanan sorunun özünde, İrticanın devletin bir kısım unsurlarının desteği veya göz yumması ile mesafe katetmesi bulunmaktadır. Sorun bir yanıyla bir siyasi iktidar meselesidir. Bu nedenle soruna halkın sahip çıkması, geniş bir cephe oluşturulması gerekmektedir. Bu hususu gerçekleştirmede Türk Silahlı Kuvvetleri gereğinden fazla öne çıkmadan, günlük siyasi mücadelenin içerisinde görünmeden, Atatürkçü güçlere gereken desteği vermelidir. b.Türk Silahlı Kuvvetleri kendi iç yapısını sağlam tutmak zorundadır. Türk Silahlı Kuvvetlen bünyesinde irtica unsurlarına yaşam hakkı tanınmamalıdır. c.İrtica faaliyetlerinin ülke çapında resminin güncel tutulması, bütün bağlantılarının ortaya çıkması için güvenilir bir istihbarat ağı teşkil edilmeli ve bir rapor sistemi oluşturulmalıdır. d.Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke ve ulusal birliğimizin hem teminatı hemde sembolüdür. Bu tarihi misyona zarar vermeden bütün demokratik kitle kuruluşları ile sağlıklı bir iletişim kurulmalı ve idame ettirilmelidir. Bu suretle, halkımızın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili ve yetkili siyasi kademelerin uygun ve yasal platformlarda bilgilendirilmesi sağlanarak, siyasi islama geçit verilmeyecektir. (...) Batı çalışma grubu faaliyetlerinin 54. Hükümetin yayınladığı 14 Mart 1997 tarihli direktif ve 28 Mart 1997 tarihli genelge gereğince yapıldığı savunulmuş ise de sivil idarenin temsilcilerinin ve kurumlarına gereği için veya bilgi için belgelerin gönderilmediği anlaşılmakla, yapılan çalışmaların hükümetten gizli yürütüldüğü ve bilgi verilmediği anlaşılmıştır. Sanık Çevik Bir 15.04.2012 tarihli Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde; ... belgenin doğru olduğunu, kendisinin hazırladığını, bu emir doğrultusunda Kara, Hava, Deniz ve Jandarma Komutanlıklarında Şube bazında Batı Çalışma Grubu oluşturulduğunu, bunların faaliyetlerini, çalışmalarını ve tüm bilgilerini Genelkurmayda merkezi bulunan Batı Çalışma Grubuna gönderdiklerini, analiz ve değerlendirmelerin burada yapıldığını belirtmiştir. [Ç.D.] 28/05/2012 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde; belge ile ilgili olarak özetle; Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'in Genelkurmay Başkanı ile görüştükten sonra kendilerini toplayarak 'Bakanlıklar gibi bir çalışma yapalım' demesi üzerine 4 Nisan 1997 tarihli Çevik Bir imzalı yazılar gereği 10 Nisan 1997 tarihli belgeyi kendisinin hazırladığını, J Başkanları ile koordine edip görüş alarak Çevik Bir'e sunduğunu, silsile gereği Genelkurmay Başkanına arz edildiğini, belgenin Ek-A sında bulunan BÇG şemasını da hazırlayıp imzaladığını, Batı Çalışma Grubu Başkanı olduğunu belirtmiştir. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 [İ.K.] 14.04.2012 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde özetle; 10 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Çevik Bir imzalı belgeyi kendi emrinde çalışan proje subayları olan [Ü.A., R.B., Z.B. ve F.A.dan ] birisinin hazırladığını, [Ü.A.nın ] kıdemli olması sebebiyle kendisine vekalette ettiğini, onun hazırlamış olabileceğini, paraflayarak yukarı silsile ile komutanlarına arz edildiğini, yazının ekinde bulunan Batı Çalışma Grubu şemasının ve krokisinin de doğru olduğunu belirtmiştir. Şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan [Ö.Ö. ] 14.02.2012 tarihinde müdafii eşliğinde Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde özetle; BÇG de sivil memur olarak görevlendirildiğini ve çalıştığını, talimat üzerine 10 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu oluşturulmasına dair belgeyi kendisinin yazdığını belirtmiştir. Sanık [K.D. ] mahkemedeki savunmasında; 10 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu kurulmasına dair belgede koordinatör olarak göründüğünü ve bu belge doğru olduğun beyan etmiştir. Sanık [Y.T.] mahkemedeki savunmasında; Genelkurmaydan 10 Nisan tarihli Hava Kuvvetleri Komutanlığına giden bir evrak bulup gönderildiğini, o evrakında dağıtım hanesine bakınca diğer J Başkanlıklarının olduğunu görüldüğünü beyan etmiştir. ...bu belgenin sanıklar Çevik Bir, [Ç.D. , İ.K., Y.T., K.D.] ve tanık [Ö.Ö.nün ] beyanları ile doğruluğu tespit edilmiş, dijital ortamda da yer alan bu belge, belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulanmış, bu belgenin gerçek olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. " 23. Mahkeme, "Çalışma Grubu Oluşturulması" başlıklı belgenin doğruluğunun sanıklar Ç.D., E.Ö. ve başvurucunun beyanları ile tespit edildiğini ve anılan belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulandığını kabul etmiştir. Ayrıca belgenin 29/6/2011 tarihinde imha edildiğinin sabit olduğuna ve olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olamayacağına vurgu yapmıştır. Mahkemenin anılan belge hakkındaki değerlendirmeleri şöyledir: "04 NİSAN 1997 TARİHLİ 'ÇALIŞMA GRUBU OLUŞTURULMASI' KONULU BELGE Genelkurmay Başkanlığı antetli CD den elde edilen (CD5/Arşiv/Çalışma grubu oluşturulması) T.C. Genelkurmay Başkanlığı Ankara antetli Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral Çevik Bir imzalı 4 Nisan 1997 tarihli GENSEK: 3050-155-97/İCRA SB. Sayılı Çalışma Grubu Oluşturulması konulu belgenin Genelkurmay Personel Başkanlığına hitaben yazıldığı Belgenin 'KİŞİYE ÖZEL-İVEDİ' kaşeli olduğu ve belgenin; '1-1991 yılından itibaren iç güvenliğe birinci öncelik verilmiş,terör olayları marjinal hale getirilmiştir. 2-Günümüzde irticanın, oluşturduğu tehdit açısından iç güvenliğin önüne geçtiği ülkemizin bir numaralı sorunu haline gelmiştir. 3-Bundan sonraki çalışmalarda iç güvenliğe verilen öncelik gibi İRTİCA'ya da benzeri öncelik verilecektir. Bu konuya ilişkin olarak herkes kendi sorumluluk sahasında gerekli tedbiri alacak, astlarını ve çevresindekileri bilgilendirecek, alınması gerekli tedbirler hakkında sürekli düşünerek teklifler üretecektir. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 4-Genelkurmay karargahında; hazırlanan broşürde belirlenen faaliyetlere karşı önlem alınması konusunda çalışma başlatılacak ve bu maksatla Gnkur.Hrk.Bşk.lığı koordinatörlüğünde bir çalışma grubu oluşturulacaktır. 5-Çalışma grubu diğer başkanlıklardan 'J' Başkanlıklarının uygun göreceği personelin katılımı ile hergün toplanacak ve günlük çalışma sonuçları Salı ve Cuma günleri Genelkurmay II.nci Başkanı na arz edilecektir. Çalışma yer ve saati Gnkur.Hrk.Bşk.lığınca belirlenecektir.' içerikli olduğu anlaşılmıştır. (...) Genelkurmay Başkanlığının 27 Ağustos 2012 tarih ve AD.MÜŞ.9140-303-12/ M.O.A. sayılı yazısı ile 04 Nisan 1997 tarihli GENSEK: 3050-155-97/İCRA SB. Sayılı belge asıllarının bulunmadığı, Gnkur.MEBS Bşk.lığına gönderilen nüshasının 29 Haziran 2011 tarihinde imha edildiği bildirilmiştir. Sanık Çevik Bir 15.04.2012 tarihinde C.Savcılığında müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; 4 Nisan 1997 tarihli Çalışma Grubu Oluşturulması konulu belge ile ilgili olarak, Gensek İcra Subayı tarafından hazırlandığını ve kendisi tarafından imzalandığını beyan etmiştir. Sanık [E.Ö.] 20.04.2012 tarihinde C. Savcılığında müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; 04 Nisan 1997 tarihli Çalışma Grubu oluşturulması konulu belgenin hazırlanması konusunda Çevik Bir'in kendisini çağırarak bir grup kurulması emrini vermesi üzerine 04 Nisan 1997 tarihli emri hazırlayarak kendisine imzalattığını, belge içeriğinin doğru olduğunu beyan etmiştir. Sanık [Ç.D.] 28.05.2012 tarihinde C. Savcılığında müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde belge ile ilgili olarak özetle; J başkanları, daire başkanları, genelsekreter, 2. Başkan ve harekat başkanı olarak kendisinin de katıldığı bir toplantı yapıldığını, bir çalışma yapılmasına karar verildiğini, bunun üzerine 04 Nisan 1997 tarihli belgenin genelsekreter tarafından hazırlandığını ve yayınlandığını belirtmiştir. 04 Nisan 1997 Tarihli 'Çalışma Grubu Oluşturulması' Konulu Belge'nin; Adli Emanetin 2012/3 sırasında kayıtlı üzerinde 2011/206 sor. Asıl cd yazılı, GENELKURMAY KARARGAHI yazısı, Genelkurmay Başkanlığı logosu ve Genelkurmay Başkanlığı Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığı logosu bulunan, SERİ NO: A..3278 yazılı, GİZLİLİK DERECESİ, DAİRE/ŞUBE: ve KONU: yazıları bulunan ve A5J21I2222525 seri numaralı 5 nolu CD olarak adlandırılacak CDden (CD5/Arşiv/Çalışma grubu oluşturulması) klasöründen elde edildiği, Genelkurmay Başkanlığının 27 Ağustos 2012 tarih ve AD.MÜŞ.9140-303-12/M.O.A. sayılı yazısı ile 04 Nisan 1997 tarihli GENSEK: 3050-155-97/İCRA SB. Sayılı bu belge asıllarının bulunmadığı, Gnkur.MEBS Bşk.lığına gönderilen nüshasının 29 Haziran 2011 tarihinde imha edildiğinin bildirildiği, ayrıca bu belgenin sanıklar Çevik Bir, [Ç.D.] ve [E.Ö.nün ] beyanları ile doğruluğu tespit edilmiş dijital ortamda yer alan bu belge, belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulanmış ve ayrıca Gnkur.MEBS Bşk.lığına gönderilen GENSEK: 3050-155-97/ İCRA SB. Sayılı nüshasının 29 Haziran 2011 tarihinde imha edildiği, olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olmadığı anlaşılmakla bu belgenin gerçek olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. " 24. Mahkeme "Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi" konulu belgenin doğruluğunun başvurucu, sanıklar Ç.D., İ.K. ve tanık Ö.Ö.nün beyanları ile tespit edildiğini ve anılan belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 doğrulandığını kabul etmiştir. Ayrıca belgenin farklı kamu kurumlarınca 29/5/2009, 26/3/2010 ve 29/6/2011 tarihlerinde imha edildiğinin sabit olduğuna ve olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olamayacağına vurgu yapmıştır. Mahkemenin anılan belge hakkındaki değerlendirmeleri şöyledir: "29 NİSAN 1997 TARİHLİ 'BATI ÇALIŞMA GRUBU RAPOR SİSTEMİ' KONULU BELGE (...) (Sanık [Ç.D.] Savcılık ifadesinde ilgi (c) de belirtilen belgeyi bizzat ibraz etmiş olup; Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral [Ç.D.] imzalı, 16 Nisan 1997 tarihli Laiklik Aleyhtarı Faaliyetler konulu belgede özetle; Garnizon Komutanlıklarınca öncelikle Cuma ve Bayram namazları olmak üzere verilen tüm hutbe ve vaazların personel görevlendirmek suretiyle takibinin ve tespit edilen hususların yer ve zaman belirtilerek rapor edilmesinin, görevlendirilecek personelin seçimi ve görevin icrasının bizzat takip ve kontrol edilmesi Genelkurmay Başkanı emriyle, dağıtım gereği olarak kuvvet komutanlıklarına gönderildiği, bilgi için MGK Genel Sekreterliğine ve Gnkur.İsth.Bşk.lığına gönderildiği tespit edilmiştir) 9 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi konulu belge içeriğinin; (...) 4.Batı Çalışma Grubu rapor sistemine dahil edilecek komutanlıklar konunun hassasiyeti, emniyet ve gizlilik ihtiyaçları dikkate alınarak Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığınca belirlenecektir. 5. Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığınca Türkiye nin irticai taktik resminin ortaya çıkartılabilmesi maksadıyla; a) İl bazında varsa değişik mezheplerin, tarikatların yeri ve miktarı, b) İl bazında irticaya müzahir dernek, tarikat, dergah, tekke, zaviye, türbeler, kuran kursları, imam hatip okulları, öğrenci yurtlarının miktarı, c) Bunların üyelerinin sayıları ve faaliyetlerinin tespit edilmesi, d) İl bazında faaliyet gösteren irticaya müzahir örgütler hakkında bütün bilgiler, e)İl bazında 03 Aralık 1934 tarih ve 2596 sayılı 'Bazı Kisvelerin Giyilemeye [c]eğine Dair' kanuna aykırı giyinenlerin yaygın olduğu mahaller ve sayılarının bir defaya mahsus olmak 15 Mayıs 1997 tarihine kadar Genel Kurmay Başkanlığı na gönderilecektir. Bu bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler miada bağlı kalmaksızın bildirilecektir f)Ayrıca ilgi (c) esaslarına uygun olarak camilerde vaazların Garnizon Komutanlıklarınca takip edilmesi suretiyle, laiklik aleyhtarı ve suç teşkil edilen hususların tespit edilmesi ve yasal işlem yapılması için derhal Genelkurmay Başkanlığına bildirilmesi sağlanacaktır. 6. Genelkurmay İstihbarat Başkanlığınca ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile istihbarat teşkilleri gibi çeşitli kanallardan elde edilen bilgilerin gecikmeksizin Batı Çalışma Grubuna aktarılması sağlanacaktır. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 (...) Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi Konulu belge ve ekleri MİT Müsteşarlığı tarafından gönderilen belgeler arasında yer almaktadır. İstanbul CMK 250. maddesiyle görevli Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğince Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramalarda elde edilen 11 nolu CD içerisinde bulunduğu belirtilen 29 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi konulu Çevik Bir imzalı Genelkurmay tarafından Jandarma Genel Komutanlığına, Genelkurmay Başkanlığı emriyle gönderilen 2 sayfadan oluşan belge ve EK A sı Batı Çalışma Grubu Günlük Durum Raporu (BATGÜNDURAP) başlıklı [İ.K.] imzalı 2 sayfadan oluşan belge ile EK B si Batı Çalışma Grubu Olay Bildirim Raporu (BATOLBİLRAP) başlıklı [İ.K.] imzalı 1 sayfadan oluşan belge, belgenin EK-B Lahika-1 de 1 sayfadan oluşan Batı Çalışma Grubu Olay Bildirim Raporu (BATOLBİLRAP) (boş hali), EK-B Lahika-2 Genelkurmay emniyetli fax ve telefon numaraları başlıklı fax ve telefon numaralarının bulunduğu 1 sayfadan oluşan belge bulunduğu tespit edilmiştir. Katılan [B.O.nın ] ibraz ettiği belgeler arasında ve [H.A.nın ] ikametinde yapılan aramada elde edilen 8 ile numaralandırılan Cd den elde edilen belgeler arasında 29 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu rapor sistemi konulu belgenin ve eklerinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Genelkurmay Başkanı emriyle gönderildiği ve belgenin üzerinde Deniz Kuvvetleri Komutanı [G.E.nin ] parafının bulunduğu tespit edilmiştir. (...) Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi Konulu belge ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığından gönderilen Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanlığına ait 180 sayfadan oluşan imha edilen arşiv malzeme envanterinin 1. sayfasında 4. sırasında gizli, tarih ve sayısının (29.04.1997, Gnkur.Bşk.lığı.HRK: 3429-15-97/İGHD.Pl.Ş.(3), konusunun (Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi) ve sayfa adedinin (7) belirtildiği belge ile uyuştuğu ve Jandarmada bulunan bir nüshasının imha edildiği belirtilmiştir. Genel Kurmay Başkanlığı'nın 20/09/2012 tarihli üst yazısıyla gönderilen arşiv malzeme envanterinin incelenmesinde; 4. sırada gizli, 29.04.1997 Gnlkur.Bşk.lığı.HRK 3429-15-97/İGHD.(PLŞ-3) numaralı, sayfa adedi(7), imha yılı 2009 olan 'Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi' konulu evrakın yer aldığı anlaşılmıştır. Sanık Çevik Bir 15.04.2012 tarihli Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde özetle; 29 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi konulu belge ile ilgili olarak, belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu, o dönemde İGHD Plan Şube müdürü [İ.K.] ve Plan Proje subayları tarafından hazırlandığını, belgenin eklerinin de [İ.K.] tarafından imzalandığını belirtmiştir. Sanık [Ç.D.] 28.05.2012 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde belge ile ilgili olarak özetle; belgenin doğru olduğunu, BÇG faaliyeti kapsamında bu rapor sisteminin uygulandığını, belge doğrultusunda Kuvvet Komutanlıklarından ve ordulardan istenilen raporların düzenlenerek Genelkurmayda kurulan Batı Çalışma Grubuna 24 saati kapsayacak şekilde gönderildiğini belirtmiştir. Sanık [İ.K.] 14.04.2012 tarihli Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde özetle; 29 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi konulu belge ve eklerini kendi emrinde olan proje subayları olan [Ü.A., R.B., Z.B. ve F.A.dan ] birisinin hazırladığını, Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 ekindeki yazılarda kendisinin imzasının mevcut olduğunu, ekleri Batı Çalışma Grubu Günlük Durum Raporu BATGÜNDURAP ve Batı Çalışma Grubu Olay Bildirim Raporu BATOLBİLRAP ı İGHD Şube Müdürü olarak imzaladığını, yazıyı ise sıra ile amirlerine proje subayının götürerek imza ettirdiğini, [K.D. ] ve [Ç.D.ye] paraf ettirildiğini, [Ç.D.nin de] J-2 ve J-5 in parafını aldığını, Çevik Bir'in evrakı imzalayarak dağıtım yaptığını, Genelkurmay Başkanına bilgi verdiğini belirtmiştir. Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla müdafii eşliğinde ifadesi alınan tanık [Ö.Ö. ] 14.02.2012 tarihli beyanında özetle; BÇG de sivil memur olarak görevlendirildiğini ve çalıştığını, talimat üzerine belgeyi kendisinin hazırladığını belirtmiştir. (...) 29 Nisan 1997 Tarihli Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi konulu belgenin; Adli Emanetin 2012/3 sırasında kayıtlı üzerinde 2011/206 sor. Asıl cd yazılı, GENELKURMAY KARARGAHI yazısı, Genelkurmay Başkanlığı logosu ve Genelkurmay Başkanlığı Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığı logosu bulunan, SERİ NO: A..3278 yazılı, GİZLİLİK DERECESİ, DAİRE/ŞUBE: ve KONU: yazıları bulunan ve A5J21I2222525 seri numaralı 5 nolu CD olarak adlandırılacak CD den (CD5/Arşiv/Batı Çalışma Grubu Rapor Sistemi) klasöründe de bulunduğu, belge asıllarının bulunmadığı, Gnkur.MEBS Bşk.lığına gönderilen nüshasının 29 Haziran 2011 tarihinde imha edildiğinin bildirildiği, J.Gn.K.lığına gönderilmiş nüshasının 29 Mayıs 2009 tarihinde imha edildiğine, Hv.K.K.lığına gönderilmiş nüshasının 26 Mart 2010 tarihinde imha edildiğine dair kayıtların gönderildiği, belgenin Gnkur.İsth.Bşk.lığına gönderildiğinin bildirildiği ayrıca bu belgenin sanıklar Çevik Bir, [Ç.D., İ.K.] ve tanık [Ö.Ö.nün ] beyanları ile doğruluğu tespit edilmiş dijital ortamda da yer alan bu belge, belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulanmış ve ayrıca Gnkur.MEBS Bşk.lığına gönderilen HRK:3429-15-97/İGHD.Pl.Ş (3) sayılı nüshasının 29 Haziran 2011 tarihinde, J.Gn.K.lığına gönderilmiş nüshasının 29 Mayıs 2009 tarihinde, Hv.K.K.lığına gönderilmiş nüshasının 26 Mart 2010 tarihinde imha edildiği, olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olmadığı anlaşılmakla bu belge ve eklerinin gerçek olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. " 25. Mahkeme; "Batı Harekat Konsepti " başlıklı belgenin doğruluğunun başvurucu, sanık İ.K., ve tanık Ö.Ö.nün beyanları ile tespit edildiğini ve imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulandığını kabul etmiştir. Ayrıca anılan belgenin Jandarma Genel Komutanlığına gönderilen nüshasının 29/5/2009, Hava Kuvvetleri Komutanlığına gönderilen nüshasının ise 26/3/2010 tarihinde imha edildiğinin sabit olduğuna ve olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olamayacağına vurgu yapılmıştır. Mahkemenin anılan belge hakkındaki değerlendirmeleri şöyledir: "Genelkurmay Başkanlığı Ankara antetli Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral Çevik Bir imzalı 06 Mayıs 1997 tarihli HRK. : 3429-26-97/İGHD.Pl.Ş(2) sayılı Batı Harekat Konsepti konulu belgenin Genelkurmay Personel Başkanlığına hitaben yazılanı 12 sayfadan oluşan GİZLİ ve KİŞİYE ÖZEL kaşeli olduğu ve belgenin; 1. DURUM: a. İrticai faaliyetleri halihazır durumu: (1) Türkiye Cumhuriyeti halihazırda kuruluşundan bugüne kadarki en büyük irticai tehdit ile karşı karşıya bulunmaktadır. Milli görüşçüler, Radikal islamcılar ve Tarikatler gibi bütün irticai grupların müşterek amacı; şeriata dayalı İran benzeri bir 'İslam Cumhuriyeti' kurmaktır. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 (2) Bu gruplar hedeflerine ulaşmak yönünde büyük bir kararlılıkla ve inançla ilerlemekte, toplum içinde ekonomik, sosyal, siyasi, eylemsel ve psikolojik etkinlik sağlayarak önemli mesafeler katettikleri gözlenmektedir. (...) 2. MÜCADELE ESASLARI a.Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısına, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne yönelen terör tehditi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin başarı ile sürdürdüğü iç güvenlik harekatı sonucu büyük çapta etkisiz hale getirilmiş ve terörist gruplar baskı altına alınmış, buna karşılık devletin laik ve demokratik yapısını hedef alan irticai faaliyetler ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamış ve terörle mücadelede olduğu gibi bu tehdide de Türk Silahlı Kuvvetlerinin birinci önceliği vererek bilinçli ve kararlı bir mücadele başlatma ve ısrarla sürdürme zarureti doğmuştur. b. İrtica faaliyetlerinin daha fazla gelişmesini önlemek ve ulaştığı bu seviyeden daha alt seviyelere çekerek Cumhuriyetin temel nitelikleri olan Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olma özelliklerini ilelebet muhafaza etmek maksadıyla, köklü tedbirler alınmasına ihtiyaç duyulmuştur. (...) 3. SONUÇ : a. 1946 yılından itibaren çok partili demokrasiye geçiş ile birlikte din yeniden siyasete alet edilmeye başlanmış ve bugünün çağdaş Türkiye'sinde ihmal edilmeyecek bir konuma gelmiştir. b. İrticai kesim gayesine ulaşabilmek için birçok alanda planlı ve sistemli faaliyet içindedir. 50 yıllık bir süreç içersinde planlı olarak ideoloji haline getirilmeye çalışılan 'dini esaslara dayalı devlet anlayışı' nın ancak kısa, orta ve uzun vadeli çözüm tarzları içeren devlet politikaları ile önlenebileceği tartışılmaz bir gerçektir. (...) AMAÇ SUÇ BAKIMINDAN İCRAİ NİTELİKTE BULUNAN BELGEDE ÖZETLE; (...) k.Basın yayın organları, Bilim adamları, üniversite öğretim üyeleri, Din adamları, Halk arasında itibar sağlamış değerli şahsiyetlerin; Yönlendirileceği, Yüreklendirileceği, Samimi ilişkiler içerisinde bulunulacağı ve Onlardan yararlanma yollarının araştırılacağı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Anayasa ve kanunlarla kendisine verilen TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KORUMA VE KOLLAMA GÖREVİNİ yapacağı' belirtilmekte olup CEBİR VE ŞİDDET KULLANMA İRADESİNİ DE İÇERİN belirtilen ifadelerden sanıklar ve Batı Çalışma Grubu tarafından açıkça hükümete karşı klasik bir darbenin hedeflediği ve bu kapsamda anayasa ve yasadan kaynaklanmayan görev ve yetki kullanılarak hükümeti devirmek için nelerin yapılacağı belirlenmiştir. (...) Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Konsept belgesi ve TSK nın hiçbir dokumanında 'irticai görüşe sahip olma' veya 'irticai eğilimli personel' ifadelerinin tanımlanmadığı, bu tespitlerin nasıl yapılacağına ilişkin kriterler getirilmediği, söz konusu ifadelerin sanıklar ve Batı Çalışma Grubunca hedeflenen askeri müdahaleye karşı çıkacak TSK personelinin TSK dan ihraç edilmesi ve emekliye sevk edilmesi için oluşturulmuş, yasal olmayan ancak kanunsuz emirlerle yasal görünüme büründürülmeye çalışılmış bir ön kabul olduğu hususunun değerlendirildiği, yine ihraçların brifing ve diğer belgelerde somut ve hukuki bir veri olmamasına rağmen siyasal islamı gerçekleştirmek için kadrolaşan kişilerin temizlenmesi amacı ve bu amaç için orada görev aldıkları kabulü ile amaç suç doğrultusunda yoğun olarak yapıldığı anlaşılmıştır. Genelkurmay Başkanlığının 27 Ağustos 2012 tarih ve AD.MÜŞ.9140-303-12/ M.O.A. sayılı yazısı ile Çevik Bir imzalı 06 Mayıs 1997 tarihli HRK.: 3429-26-97/İGHD.Pl.Ş(2) Sayılı Batı Harekat Konsepti konulu belge asıllarının bulunmadığı, J.Gn.K.lığına gönderilen nüshasının 29 Mayıs 2009 tarihinde, Hv.K.K.lığına gönderilen nüshasının 26 Mart 2010 tarihinde imha edildiği bildirilmiştir. Batı Çalışma Grubu Batı Harekat Konsepti ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığından soruşturma dosyasına gönderilen Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanlığına ait 180 sayfadan oluşan imha edilen arşiv malzeme envanterinin 8. sayfasında 81 .sırasında gizli, tarih ve sayısının (06.05.1997, Gnkur.Bşk.lığı.HRK: 3429-26-97/ İGHD.Pl.Ş.(2), konusunun (Batı Harekat Konsepti) uyuştuğu ve Jandarmada bulunan bir nüshasının imha edildiği belirtilmiştir. Sanık Çevik Bir 15.04.2012 tarihli Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde; 06 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Batı Harekat Konsepti konulu belge ile ilgili olarak, belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu, söz konusu belgeleri Genelkurmay Başkanlığı İGHD Plan Şube Müdürlüğünde çalışan plan proje subaylarının hazırladığını ve şube müdürünün koordine ettiğini, emir komuta zinciri doğrultusunda kendisine geldiğini, belgenin doğru olduğunu, belirtmiştir. Sanık [Ç.D. ] 28.05.2012 tarihinde C.Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde belge ile ilgili olarak özetle; Belgenin doğru olduğunu, belgenin kendisi tarafından koordine edildiğini belirtmiştir. Sanık [İ.K.] 14.04.2012 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadesinde özetle; 06 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Batı Harekat Konsepti konulu belgenin kendi emrinde bulunan proje subayı olan [Ü.A. ] tarafından hazırlanarak kendisine geldiğini, kendisinin İGHD Başkanı [K.D.'ye] arz ettiğini, daha sonra Harekat Başkanı [Ç.D.ye ] arz edildiğini, [Ç.D.nin de] koordine parafı yaparak J-2 İstihbarat Başkanı, J-5 Plan Prensipler Başkanına arzedip değişikliklerini alıp Çevik Bir e sunulduğunu, Çevik Bir in Genelkurmay Başkanına bilgi sunumu yaptıktan sonra evrakın dağıtımının gereğinin yapıldığını belirtmiştir. Şüpheli sıfatıyla müdafii eşliğinde ifadesi alınan [Ö.Ö. ] özetle; BÇG de sivil memur olarak görevlendirildiğini ve çalıştığını, talimat üzerine belgeyi kendisinin hazırladığını belirtmiştir. (...) Ayrıca bu belgenin sanıklar Çevik Bir, [İ.K.] ve tanık [Ö.Ö.nün ] beyanları ile doğruluğu tespit edilmiş dijital ortamda da yer alan bu belge, belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulanmış, imha edildiği Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 bildirilen bu belgenin olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olmadığı anlaşılmakla bu belgenin gerçek olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. Bu belge dışındaki Batı Harekat Konsepti isimli ve sanıklar tarafından sahte olduğu iddia edilen belgelere itibar edilmemiş, bu belge hükme esas alınmıştır. " 26.Mahkeme; "Batı Eylem Planı " başlıklı belgenin doğruluğunun başvurucu, sanıklar İ.K., E.Ö. ve tanık Ö.Ö.nün beyanları ile tespit edildiğini ve imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulandığını kabul etmiştir. Ayrıca anılan belgenin Jandarma Genel Komutanlığına ve Hava Kuvvetleri Komutanlığına gönderilen nüshasının imha edildiğinin sabit olduğuna ve olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olamayacağına vurgu yapılmıştır. Mahkemenin anılan belge hakkındaki değerlendirmeleri şöyledir: "Batı Eylem Planı konulu 27 Mayıs 1997 tarihli HRK: 3429-64-97/İGHD.PL.Ş(2) sayılı, Çevik BİR İMZALI belge içeriğinin EK-A'sı olan 'BATI ÇALIŞMA GRUBU EYLEM PLANI' başlıklı belgenin gizli kaşeli, gizli ibareli, Genelkurmay İGHD.Pl.Ş.Md. Kur.Kd.Alb. [İ.K.] tarafından imzalı ve tablo şeklinde hazırlandığı ve belge, konu/ faaliyet; alınacak tedbirler/eylemler; icra makamı ve icra zamanı başlıklarından oluşmaktadır. BELGE İÇERİĞİ; 1 nolu konu/faaaliyet kısmında; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan laiklik ilkesine sahip çıkılması, 1 nolu alınacak tedbirler/eylemler kısmının 'a' bendinde; Laiklik aleyhtarı yayın yapan radyo, televizyon ve yazılı basın neşriyatını, (1) Takip etmek ve izlemek, (2) Yayınların kanunlara uygun olup olmadığını tespit etmek, (3) Varsa yasalara aykırı hareket edenler hakkında ilgili mülki makamlarla koordine ederek tahkikat başlatmak, (...) 1 nolu alınacak tedbirler/eylemler kısmının 'c' bendinde: Cumhuriyetin temel nitelikleri olan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olma özelliklerini muhafaza ve devam ettirmek maksadıyla, (1) Siyasi Partiler (2) Üniversiteler, (3) Sendikalar, (4) Demokratik kitle örgütleri, (5) Kadın ve gençlik teşekkülleri (6) Medya vasıtasıyla kamuoyunun olumlu yönlendirilmesini sağlamak ve her düzeyde yapılacak bilimsel toplantılar (panel, sempozyum, açık oturum, konferans v.b), gösteri ve mitinglerle halkın tepkisini sağlamak, (...) Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Hava Kuvvetleri Komutanlığı AD MÜŞ.: 46008895-9140-100950-16/Dis.Sb. Ve Ceza Huk.İşl.Ş. ve 14 Temmuz 2016 tarihli yazı ile 6 Mayıs 1997 tarihli batı harekat konsepti ve 27 mayıs 1997 tarihli batı eylem planı nüshalarının MY 75 1-A kurallarına uygun olarak arşivlenip arşivlenmediği hususunun ilgili belgelerin MY 75 1-(A) Silahlı Kuvvetler Karargah Hizmetleri Yönergesi ve MY 751-(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Karargah Hizmetleri Yönergesi kapsamında muhafazasından sonra arşiv çalışmaları kapsamında MY 75 1-(A) uygun olarak imha edildiği anlaşılmış olup,imha tutanağının EK-A da gönderildiği, Evrakın Sıra No, Çıkaran Makam,Evrak Tarihi,Desimal Numarası, Konusu, Açıklama bölümlerinden oluşan belge içeriğinin, 12. sırasında GNKUR. - 27 MAYIS 1997 - Hrk.:3429-64-97/İGHD.PL.Ş.(2) - BATI EYLEM PLANI - Genkr.Bşk.lığının 'Batı Eylem Planı ' ile ilgili yazısı. Eylem Planında alınacak tedbirler ile bu tedbirleri icra edecek Komutanlıklar belirtilmiştir. açıklamalı ve 21. sırasında GNKUR. - 6 MAYIS 1997 - Hrk.:3429-26-97/İGHD.PL.Ş.(2) - BATI HAREKAT KONSEPTİ - Genkr.Bşk.lığının irticai trende ivme kazandıran bazı firma isimlerini belirttiği yazı olan arşivlik malzemenin 26.03.2010 tarihinde imha edildiği ve onaylandığı bildirilmiştir. Batı Eylem Planı ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığından soruşturma dosyamıza gönderilen Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanlığına ait 180 sayfadan oluşan imha edilen arşiv malzeme envanterinin 9. sayfasında 86. Sırasında gizli, tarih ve sayısının (27.05.1997,Gnkur.Bşk.lığı.HRK:3429-64-97/İGHD.Pl.Ş.(2), konusunun (Batı Eylem Planı) uyuştuğu ve Jandarmada bulunan bir nüshasının imha edildiği belirtilmiştir. Sanık Çevik Bir 15.04.2012 tarihli Cumhuriyet Savcılığında müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde; 27 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Batı Eylem Planı konulu Çevik Bir imzalı üst yazı ve Ek-A sında bulunan 19 sayfadan oluşan [İ.K.] imzalı Batı Çalışma Grubu Eylem Planı belgesiyle ilgili olarak, Batı Eylem Planının kuvvet komutanlıklarına ve ilgili yerlere gönderme üst yazısını kendisinin imzaladığını, yazının Ek-A sında bulunan Batı Çalışma Grubu Eylem Planını İGHD Plan Şube Müdürü [İ.K.nin ] imzaladığını, belgenin emir komuta silsilesi doğrultusunda işlem gördüğünü belirtmiştir. Sanık [E.Ö.] 20.04.2012 tarihinde cumhuriyet savcılığında müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; 27 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Batı Eylem Planı konulu belgenin Harekât Başkanı tarafından hazırlanıp Çevik Bir tarafından imzalandığını beyan etmiştir. Sanık [E.Ö.] mahkemedeki savunmasında; 27 Mayıs 1997 tarihli batı eylem konulu belgenin harekat başkanlığınca hazırlanmış 2. Başkan tarafından imzalanarak yayınlanan bir genelkurmay emridir. Dağıtım planına uygun olarak gereği için genel sekreterliğe de gönderilmiştir şeklinde beyanda bulunmuştur. Şüpheli [İ.K.] 14.04.2012 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; 27 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Batı Eylem Planı konulu Çevik Bir imzalı yazının EK-A sında bulunan 19 sayfadan oluşan İGHD.Pl.Ş.Md. [İ.K.] imzalı Batı Çalışma Grupu Batı Eylem Planındaki imzanın kendisine ait olduğunu, doğru olduğunu, bu belgenin o tarihte plan subayı olan [Ü.A. ] tarafından hazırlandığını, İGHD Başkanı [K.D.ye ] yolladığını, [K.D.nin ] de düzeltmesini yapıp paraf ettiğini, ondan sonra Harekat Başkanı [Ç.D.ye ] çıktığını, onun da parafını atıp düzeltmeleri yaptığını, kendisine eş ilgili birimlerde olan İstihbarat Başkanı (J-2) nin Stratejik Plan Daire Başkanı (J-5) kanunlara ve yasaya uygun mu diye yan koordine imzası attıklarını, tahminince adli müşavirlik parafının da alınmış olabileceğini, daha sonra Çevik BİR e plan subayının evrakı çıkarıp imzalattığını, Çevik Bir in de Genelkurmay Başkanlığına evrakı bilgi olarak sunduğunu belirtmiştir. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Sanık [İ.K.] mahkemedeki savunmasında özetle; Emanetin 2012/75 sırada kayıtlı Batı Çalışma Grubu Eylem Planı başlıklı 19 sayfalık bir yazı var, imzada da [İ.K.] Kurmay Kıdemli Albay şeklinde imzalanmış, bunun üzerinde kırmızı gizli ibaresi var, 120917 numaralı kaşe basılmış, bazı yerlerinde de siyah kurşun kalem ile küçük notlar var, imza senin mi değil mi, belge ile ilgili ne diyorsunuz şeklindeki soruya biraz evvel gösterdiğiniz eylem planı benim gerçek imzam değil fotokopi imzam, zaten belgenin de içeriğinin hatırlamıyorum, bu eylem planı bizim yazdığımız eylem planı mı değil mi onu hatırlamıyorum şeklinde [beyanda bulunmuştur. ] (...) Sanık [Ç.D. ] mahkemedeki beyanında; Genel kurmay başkanlığının doğruluğunu tasdik ettiği bir eylem planı olmadığını, personel başkanlığında bulunan bir fotokopiyi veya adli müşavirlikte bulunan bir fotokopiyi göndermesi var bizde de var fakat genel kurmayın kayıtlarında yok, genel kurmayın hatta üzerinde çok durduğumuz imha kayıtları dahi olmadığını belirtmiştir. (...) Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla müdafii eşliğinde ifadesi alınan tanık [Ö.Ö. ] 14.02.2012 tarihli beyanında özetle; BÇG de sivil memur olarak görevlendirildiğini ve çalıştığını, talimat üzerine 27 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu Batı Eylem Planı konulu belgeyi sivil memur katip olması gereği Batı Çalışma Grubu ile belgeyi hazırladığını, belgenin doğru olduğunu, içeriği ile ilgili bilgisi olmadığını beyan etmiştir. (...) İstanbul CMK'nın 250 Madde ile Görevli ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği 20.12.2011 tarihinde Müşteki [T.T.nin ] İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek 28 Şubat süreci ile ilgili bir klasör belge ve iki adet CD/DVD teslim etmesi üzerine bu belgeleri 21.12.2011 tarihinde Ankara Başsavcı Vekilliğimize göndermesi ve bu CD lerden Genelkurmay Başkanlığı antetli CD nin çıktısı olarak elde edilen Batı Çalışma Grubu Batı Çalışma Eylem Planının Genelkurmay Personel Başkanlığına gönderilen nüshası olduğu ve yukarıda belirtilen Genelkurmay Başkanlığının talep üzerine soruşturma dosyasına göndermiş olduğu Batı Çalışma Grubu Eylem Planı ile birebir aynı olduğu tesbit edilmiştir. (...) Hava Kuvvetleri Komutanlığı AD MÜŞ.: 46008895-9140-100950-16/Dis.Sb. Ve Ceza Huk.İşl.Ş. ve 14 Temmuz 2016 tarihli yazı ile 6 Mayıs 1997 tarihli batı harekat konsepti ve 27 mayıs 1997 tarihli batı eylem planı nüshalarının MY 75 1-A kurallarına uygun olarak arşivlenip arşivlenmediği hususunun ilgili belgelerin MY 75 1-(A) Silahlı Kuvvetler Karargah Hizmetleri Yönergesi ve MY 751-(B) Türk Silahlı Kuvvetleri Karargah Hizmetleri Yönergesi kapsamında muhafazasından sonra arşiv çalışmaları kapsamında MY 75 1-(A) uygun olarak imha edildiği anlaşılmış olup,imha tutanağının EK-A da gönderildiği, 12. sırasında GNKUR. - 27 MAYIS 1997 - Hrk.:3429-64-97/İGHD.PL.Ş.(2) - BATI EYLEM PLANI - Genkr.Bşk.lığının 'Batı Eylem Planı ' ile ilgili yazısı arşivlik malzemenin 26.03.2010 tarihinde imha edildiği, Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Batı Eylem Planı ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığından soruşturma dosyamıza gönderilen Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanlığına ait 180 sayfadan oluşan imha edilen arşiv malzeme envanterinin 9. sayfasında 86. Sırasında gizli, tarih ve sayısının (27.05.1997,Gnkur.Bşk.lığı.HRK:3429-64-97/İGHD.Pl.Ş.(2), konusunun (Batı Eylem Planı) uyuştuğu ve Jandarmada bulunan bir nüshasının imha edildiği, Belge sanıklar Çevik Bir, [İ.K., E.Ö.] ve tanık [Ö.Ö.nün ] beyanları ile doğruluğu tespit edilmiş, dijital ortamda yer alan bu belge, belgenin imza bloğunda imzası bulunan ve belgeyi hazırlayan kişiler tarafından doğrulanmış, Hava Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığına gönderilen suretlerinin imha edildiği, olmayan ve kayda girmeyen belgenin imhasının mümkün olmadığı diğer yan deliller ile doğruluğu tespit edilen bu belgenin gerçek olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. (...)" 27.Mahkeme gerekçeli kararında "Davanın Kumpas Olduğuna İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi " başlığı altında, soruşturmada görev alan Cumhuriyet savcıları ve Genelkurmay adli müşaviri ve yine adli müşavirlik makamında görev alan bir kısım kamu görevlileri hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği nedeniyle dava açılmasının ilgililerin çalıştıkları dönemde yapmış oldukları işlemlerin tamamının geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacağını ve dava dosyasına gönderilen bilgi ve belgelerin sırf bunu gönderen kişiler hakkında adı geçen örgüte üye olmak suçundan dava açılmış olması nedeniyle hukuken geçersiz sayılamayacağını belirtmiştir. Bu husustaki değerlendirmelerin ilgili kısmı şöyledir: "Sanıklar ve bir kısım sanıklar müdafiilerinin savunmalarında belirttiği iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının, soruşturmada görev alan ve kovuşturma sırasında duruşma savcısı olarak görev yapan Cumhuriyet savcısının, Genelkurmay Adli Müşaviri'nin ve yine adli müşavirlik makamında görev alan bir kısım kamu görevlileri hakkında FETÖ Terör Örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma yapılması ve tutuklanmaları nedeniyle bu kişilerce yapılan soruşturma işlemlerinin ve soruşturma ve kovuşturma işlemlerine esas olan ve imzalarının bulunduğu belgeleri nedeniyle bunların delil olarak kabul edilemeyeceği ve yaptıkları işlemlerin hukuken geçerli olmadığı yönündeki savunmaları ile ilgili olarak öncelikle; Dava konusu dosyanın iddianamesini düzenleyen Cumhuriyet savcısının, soruşturma aşamasında kısmen görev alan ve kovuşturma aşamasında duruşmalara katılan Cumhuriyet savcısının, soruşturmanın başlangıcı aşamasından Genelkurmay Adli Müşaviri olarak görev yapan [M.K. ] ve yine adli müşavirlikte görev yapan birtakım görevlilerin hakkında FETÖ Terör Örgütü üyeliği suçlamasıyla dava açıldığı dava dosyasına gönderilen ve bu kişiler hakkında açılan iddianameler ile maddi bir vakadır. Haklarında FETÖ Terör Örgütü üyeliğinden kamu davası açılan bu kişilerin soruşturmada görev aldıkları, soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanıkların lehine ve aleyhine olan belgeleri imzaladıkları ve aynı zamanda bu kişilerin sanıkların lehine olan ve gerekçeleri her bir sanık için değerlendirmesinin ayrıca yapıldığı bölümde belirtilen ve haklarında beraat kararı verilen sanıkların lehine olan belgeleri de düzenledikleri gibi bir kısım sanıkların kovuşturma aşamasında tahliyelerine karar veren heyetin içerisinde de aynı suçlamayla hakkında soruşturma yürütülüp dava açılan hakimlerin de bulunduğu, dolayısıyla sanıklar ve müdafiilerince iddia edilen bu hususla ilgili olarak haklarında FETÖ terör örgütü üyeliğiyle ilgili dava açılan kişilerin sanıkların lehine ve aleyhine düzenlenen belgelerde imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Yukarıda bahsi geçen kişilerin FETÖ terör örgütü üyeliği ile ilgili haklarında davalar bulunduğu maddi bir gerçektir. Haklarında dava açılan bu kişilerin kamu görevinde bulundukları sırada görevleri kapsamında ve görev sınırları içerisinde dava dosyasına çalıştıkları kurumlarından gönderdikleri belgelerden sanıklar aleyhine ve lehine belgeler bulunmaktadır. Dava dosyasına gönderilen bilgi ve belgeler sırf bunu gönderen kişiler hakkında FETÖ üyeliğinden dava açılmış olması nedeniyle hukuki geçersizlik sonucunu doğurmaz, bu konuda mahkememizce öncelikle haklarında FETÖ terör örgütü üyeliği nedeniyle dava açılan kişilerin çalıştıkları dönemde yapmış oldukları işlemlerin tamamının geçersiz olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuyla ilgili yukarıda ayrıntısı verilen Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin içtihadında da belirtildiği üzere soruşturma ve kovuşturma aşamasında görev alan ve belgelerde ismi bulunan bu kişiler hakkında dava dosyasındaki imzalarının bulunduğu belgeleri örgüt faaliyeti kapsamında düzenlendiğine dair haklarında FETÖ terör örgütü üyeliğinden açılan iddianamelerin incelenmesinde bir iddia olmadığı, yani bu konuda açılan bir davanın olmadığı, bu durumun tek başına hüküm tarihi itibarıyla Yargıtay içtihatı da gözönüne alınarak adı geçen kişilerin yaptıkları tüm işlemlerin geçersizliği sonucunun çıkarılamayacağı anlaşılmış ve mahkememizce Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin bu içtihadı doğrultusunda değerlendirme yapılmış ve sanık ve müdafiilerinin iddianamenin geçersiz olduğu, yok sayılması gerektiği, bu kişilerin düzenlediği belgelerin yok hükmünde olduğu yönündeki savunmalarına itibar edilmemiştir. " 28.Mahkeme gerekçeli kararın "21 Haziran 1997 Tarihinde TBMM Basın Bürosu'da 54. Hükümetin İstifasından Sonra Necmettin Erbakan'ın Tansu Çiller ve Muhsin Yazıcıoğlu ile Birlikte Yaptıkları Ortak Basın Toplantısı " başlığı altında, Başbakan Erbakan'ın DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'e devretmek saikiyle hareket ettiğini açıklayarak başbakanlıktan istifa etmesini suçun tamamlanmasına etkisinin bulunmadığını kabul etmiştir. Bu husustaki değerlendirmelerin ilgili kısmı şöyledir: "Sayın basın mensupları, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Gösterdiğiniz ilgiye teşekkürlerimi arz ediyorum. Huzurlarınıza DYP Gn.Bşk. Dışişleri Bakanımız Sayın Tansu ÇİLLER Hanımefendi, BBP Gn.Bşk. Sayın Muhsin YAZICIOĞLU ile beraber geldik, kendileri adına da sizlere saygılarımızı sunarak sözlerime başlıyorum (...) Bir kısım sanıklar ve müdafiileri tarafından 21 haziran 1997 tarihli basın toplantısının yeni delil olduğu ve 54. Hükümetin istifa etmesinin protokol gereği yapıldığı yönündeki savunmaları; Somut olayda 54. Cumhuriyet hükümetinin normal demokratik usuller dışında sanıkların cebir ve şiddet içeren eylemleri ile hükümeti irtica, irticai eylemler yapan ve siyasal islam olarak kabul edip tehdit olarak değerlendirerek icra ettikleri eylemler ile zararlı netice olan hükümetin ortadan kaldırılması, ıskat ve menetme sonucunu doğuran başbakanın istifa ettirildiği, matematiksel olarak o tarihte mecliste bulunan diğer partilerin milletvekili sayısı itibariyle hükümet kurma ihtimallerinin olmadığı, mecliste çoğunluğu sağlayan ve daha önce güvenoyu almış DYP ve RP'nin hükümette yer almaksızın ve sadece yasama organında yer almalarının partilerin varoluş amaçlarına aykırı olduğu, bu nedenle istifa dilekçesinde kullanılan istifa kelimesi anlamının normal anlamının dışında değerlendirilmesi gerektiği, istifanın tehdit, maddi ve manevi zorlama cebir ve şiddet içeren ve bunun kullanıldığının ve kullanılacağının açıkça ifade eden hareketler ve eylem sonucu Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 meydana geldiği anlaşılmış, suçun eksik veya tam teşebbüs aşamasında kalmayıp, illiyet bağı bulunup ve zararlı neticenin meydana gelmesi nedeniyle tamamlandığı mahkememizce kabul edilmiştir. 54. Hükümetin başbakanın istifa dilekçesi ile birlikte Tansu Çiller başkanlığında kurulacak hükümete güvenoyu verecek milletvekillerinin imzalarını taşıyan belgeyi eklemesinin yeni durum karşısında milletin oylarını alıp yönetime talip olan partilerin siyasi tutumları niteliğinde olup suçun tamamlanmasına etkisinin bulunmadığı kabul edilmiştir. 55. Hükümeti kurma görevinin Cumhurbaşkanı Demirel tarafından Tansu Çillere verilip verilmemesinin 54. Cumhuriyet hükümetinin istifa ettirildiği gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu basın toplantısının yeni delil niteliğinde bulunmadığı, istifanın protokol gereği yapıldığı iddiasının deliller ve değerlendirilmesi bölümündeki deliller ile hukuken geçerli beyanlar nazara alındığında itibar edilmesi mümkün olmadığı anlaşılmış ve bu iddia savunma kapsamında değerlendirilerek itibar edilmemiştir. " 29.Mahkeme gerekçeli kararında 10/6/1997 ve 11/6/1997 tarihlerinde gerçekleştirilen brifingleri ve bu brifinglerin basın ve yayın organlarına yansımalarını değerlendirmiştir. Anılan tarihlerde yayınlanan gazete haberleri ve içeriklerini de inceleyen Mahkeme, haberlerde paylaşılan brifingin içeriğinin MGK Genel Sekreterliğinden Cumhurbaşkanlığına ve Cumhurbaşkanlığı arşivinden TBMM'ye, oradan da soruşturma dosyasına gönderilen irticai faaliyetler başlıklı belge ile birebir örtüştüğünü belirlemiştir. Mahkemenin bu husustaki değerlendirmeleri şöyledir: "10-11 HAZİRAN 1997 TARİHLİ BRİFİNGLER VE 06.12.2012 TARİHLİ ARAŞTIRMA TUTANAĞI; ...Sabah Gazetesi'nin 12 Haziran 1997 tarihli (sayı 4016) sayısında 'Muhtıra Gibi Brifing' manşetiyle, ...C[um]huriyet Gazetesinin 12 Haziran 1997 tarihli sayısında 'Gerekirse Silahlı Koruruz' manşetiyle verilen haberlerde, 11 Haziran 1997 günü Genelkurmay Başkanlığında basın mensuplarına verilen brifingle ilgili haberlere ve brifingin tam metnine yer verildiği tespit edilmiştir. Sabah gazetesinin 18. sayfasının üst kısmında 'İrticaya karşı özel teşkilat' başlığıyla verilen haberde, Genelkurmay'ın irticayı yakından izlemek için 'Batı Harekat Konsepti' oluşturduğu, delillere rağmen huzurun bozulmaması için içeriğinin açıklanmadığı belirtilmiştir. Genelkurmay Başkanlığının verdiği brifinge basın mensupları, öğretim üyeleri, iş adamları ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı, brifinge AP, Reuters, DPA ve UPI gibi yabancı basının temsilci ve muhabirlerinin de bulunduğu 200 basın mensubunun davet edildiği anlaşılmıştır. Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral [E.Ö.], Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral [E.Ş.], İstihbarat Daire Başkanı Tuğamiral [R.S.] ve Başbakanlık Askeri Danışmanı İç Güvenlik Daire Başkanı Tuğgeneral [K.D.nin ] de hazır bulunduğu sunumun başlangıcını Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral [Ç.S.nin ] yaptığı, sonrasında ise Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral [F.T.nin ] devam ettiği tespit edilmiştir. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 'İşte brifingin tam metni' ve 'Laik Cumhuriyet tehdit ediliyor' başlıklarıyla yayınlanan haberlerde Genelkurmay Başkanlığında verilen brifingin tam metninin yayınlandığı ve Genelkurmay İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral [F.T.nin] yaptığı konuşmanın yer aldığı görülmüştür. 20/12/2011 günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK'nun 250 ile görevli ) müracaat eden [T.T.] isimli şahsın ibraz ettiği belgeler ve dijital veriler, 2011/206 sayı ile yürütülen soruşturmaya esas olmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250 ile görevli ) gönderilmiş ve dijital verilerin dökümü alınarak klasörlenmiştir. Gazetede Brifingler ile ilgili yer verilen hususlarla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250 SMY) müracaat eden [T.T.] isimli şahsın ibraz ettiği belgeler ve dijital verilerin karşılaştırmasında; 28. Klasörün içerisinde yer alan Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı 'İrticai Faaliyetler' başlıklı 192 sayfadan (383 slayt) oluşan sunumla gazetede yer alan brifingin tam metninin birebir örtüştüğü tespit edilmiş, ayrıntılı analizi aşağıda gösterilmiştir. 12 Haziran 1997 günü Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde ayrıntılı olarak yayınlanan brifingin tam metniyle, [T.T.nin ] savcılığa verdiği CD'de bulunan brifingler arasındaki benzerlikler göz önüne alındığında, Genelkurmay Başkanlığında 11 Haziran 1997 günü basın mensuplarına verilen brifingin 28. Klasör (Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı 'İrticai Faaliyetler' konulu) içerisinde bulunan Powerpoint sunumun metin haline getirilmiş içeriğinde; (...) Genelkurmay karargahında 10 Haziran 1997 tarihinde Yargı mensuplarına 11 Haziran 1997 tarihinde Basın mensupları, öğretim üyeleri, işadamları, sivil toplum örgütleri, YÖK Başkanı [K.G.] başkanlığındaki YÖK Üst kurulu ve 61 üniversite rektörüne irticai faaliyetler konulu brifingler verildiği, Brifingin öğleden sonraki oturumuna ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Birleşik Kadın Platformu üyelerinin katıldığı, Brifinglerde Genelkurmay Genel Sekreteri [E.Ö.] , Adli Müşavir [M.E.Ş.] , İstihbarat Daire Başkanı [İ.R.S.] , İGHD Başkanı [K.D.nin] hazır bulunduğu, Brifingin Genelkurmay İstihbarat Başkanı [Ç.S.nin] sunusu ile başladığı, [Ç.S.nin] sunumundan sonra Genelkurmay İstihbara Karşı Koyma ve Güvenlik Dairesi Başkanı [F.T.nin] irticai faaliyetlerle ilgili brifingi verdiği, İrticai faaliyetler ile ilgili brifingin o dönemde gazetelerin vermiş olduğu brifing metni ile MGK Genel Sekreterliğinden gönderilen ve Cumhurbaşkanlığı arşivinden TBMM ye ordan da soruşturma dosyasına gönderilen irticai faaliyetler başlıklı belge ile birebir örtüştüğü tespit edilmiştir. " 30. Mahkeme gerekçeli kararın "04 Şubat 1997 Tarihinde Sincan'da Tankların Yürütülmesi " ve "04 Şubat 1997 Tankların Sincan'da Yürütülmesi ile İlgili Basın Yayın Organlarında Çıkan Haberler ve Manşetler " başlıklı bölümlerinde Sincan'dan geçen Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığına ait tankların planlı bir tatbikat ve eğitim için hareket etmediğini kabul etmiştir. Bu hususta yer verilen değerlendirmenin ilgili kısmı şöyledir: "Genelkurmay Başkanlığı ADMÜŞ: 9160-1085-12 H.E Ankara gizli antetli 08 Kasım 012 tarihli Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığına ait üç sayfadan oluşan günlük faaliyetlerin kaydedildiği Barış Ceridesinin gönderildiği ve belge içeriğinde; Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 03 Şubat 1997 tarihinde 1 numaralı olarak 00.1 de ceridenin açıldığı, 2 numaralı olarak 09.00 da 'kayda değer bir olay olmadığı', 2400'da 'ceride kapandı' notunun azıldığı, kapamanın hizası ilgili tarafından imzalanarak günlük faaliyetlerin bittiği bildirilmiş ve daha sonra 09.00 ve 24.00 saatlerindeki yazıların üzeri çizilerek yeniden 2 umara verilip saat 19:45 te Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı ([D.A. ]-Ölü) 20:00'de EDOK. K.lığının şifahi emirleri ile Kırmızı Tb. Akıncılar GSP bölgesine 04 Şubat 1997 de saat 07:30 da tatbikat için hareket etmesi emri verildiği ve ceridenin kapatıldığı, 04 Şubat 1997 de saat 07:30 da Gösteri Tatbikat Taburu Etimesgut - Sincan - Yenikent - Akıncılar istikametinde 18 tank, 4 ZMA (Zırhlı Muhabere Aracı), 10 ZPT (Zırhlı Personel Taşıyıcı), 5 tekerlekli araç, 8 Sb. 11 Astsb. 92 erbaş ve er (toplam 111) ile GSP uygulaması tatbikatına çıkıldığı, ayrıca Merkez Komutanlığından 1 subay, 4 astsubay, 22 erbaş ve er (toplam 27) - J birlikleri 3. Komando timinden 5 subay, 6 astsubay, 60 erbaş ve er (toplam 71) toplam 209 personelin katıldığı ayrıca bu personeli taşıyan ve eskortluk eden araçların bulunduğu belirtildiği,saat 13.30 da Tümen komutanı ([E.C.]) izindeyken dönerek göreve başladığı, saat 14.00 te tümen komutanının Kırmızı Tb. Akıncılar GSP bölgesinde denetleme yaptığı,saat 15.30 da Kırmızı Tb. Akıncılardan kışlaya dönüşe başladığı ve 04 Şubat 1997 tarihinde saat 17:00 de kışlaya dönüldüğü belirtilmiştir. Sanık [İ.İ.] 06.03.2013 tarihinde C.Savcılığında müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; 1994 yılı Ağustos-2007 yılı Ağustos tarihleri arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı bağlı EDOK ta görev yaptığını, Ankara Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığının da EDOK Komutanı olarak kendisine bağlı olduğunu, 3 Şubat 1997 günü Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı [D.A.nın ] kendisini telefonla arayarak 'K.K.Komutanı [H.K.nin ] katarakt ameliyatı olduğunu, evinde yattığını, Zırhlı Birliklerden 80 tank ve 80 zırhlı personel taşıyıcı araçla Sincan dan Akıncılara doğru bir yürüyüş yapmasını ve aynı gün geri dönmesini' emretmesi üzerine bu emri Zırhlı Birlikler Eğitim ve Tümen Komutanlığına ilettiğini, Zırhlı Birlikler Komutanının tatilde olduğunu, kendisini de (EDOK Komutanı) bir üst birlik komutanı olarak haberdar ettiğini belirttiğini, kendisinin de telefonda 'Zırhlı Birliklere gece vakti emir verip sabah yürüyüş yaptırmak felaket olur, tankların dışarı çıkması zor olur, kazalar olabilir, önümüzdeki Perşembe günü zırhlı birliklerin muhabere tatbikatı var, o tatbikat esnasında biz bu tankları K.K.Komutanının dediği yerde yürütelim' dediğini, [D.A.nın ] 'Kara Kuvvetleri Komutanına ileteyim' diyerek telefonu kapattığını, [D.A.nın ] sonra tekrar kendisini arayarak telefonda 'K.K.Komutanı tankların yürüyüş yapması ve aynı gün geri dönüş yapması konusunda ısrarcı' demesi üzerine kendisinin de '80 tank 80 zırhlı personel taşıyıcının çok olduğunu, bunun 40 civarına indirelim' dediğini, daha sonra [D.A.nın ] telefonla kendisine 'Komutanla görüştüğünü, emrin kesin olduğunu' söyleyerek 'ben de gereği için sana emrediyorum' dediğini... (...) Ankara [n]ın ilçesi Sincan ın işlek caddelerinde tankların ve zırhlı araçların 4 Şubat 1997 tarihinde yürütülmesinin Genel Kurmay ikinci başkanı Çevik Bir'in bilgisi dahilinde Kara Kuvvetleri komutanı [H.K.nin] emri ile ani bir karar ile yaptırıldığı, tankların ve zırhlı araçların yürütülmesinin önceden planlanan bir tatbikat ve eğitim yürüyüşü olmadığı ve buna ilişkin delil belge bulunmadığı, planlı olması halinde bunun belgelerinin bulunması gerektiği, 7 Şubatta yapılacak planlı yürüyüşün öne alınması da olmadığı, 3 Şubat 1997 gecesi acilen sanık [H.K.] tarafından verilen bir emir üzerine tanklar Sincan ın en işlek caddesinde yürütülmüş basın yayın organlarına da haber verilerek manşetten verilen Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 haberlerde tankların ve zırhlı araçların yürütülmesinin hükümete karşı cebir ve şiddet içeren bir fiil olarak askeri müdahele hazırlığı olarak değerlendirilmesinde toplum tarafından hükümete karşı bir eylem olarak algılandığı başbakan, başbakan yardımcısı, bakanlar ve birçok milletvekilinin tankların ve zırhı araçların yürütülmesi olayını askeri müdahalenin habercisi olarak nitelendirdiği ve yorumlandığı anlaşılmıştır. Ankara [n]ın ilçesi Sincan ın işlek caddelerinde tankların ve zırhlı araçların 4 Şubat 1997 tarihinde yürütülmesi fiil meşru 54. Cumhuriyet hükümetine karşı cebir ve şiddet kullanma iradesini içeren ve bireylerin iradeleri zorlanmak suretiyle ifsat eden bir hareket olarak amaç suç olan Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren men etmek zararlı neticeyi gerçekleştirmeye elverişli bir eylem olarak kabul edilmiştir. " 31. Mahkeme, gerekçeli kararın "İcra Hareketlerinin Başlangıcı " başlığı altında ise 4/2/1997 tarihinde Ankara'nın Sincan ilçesinde Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığına ait tankların ilçe merkezinde yürütülmesi ile icra hareketlerinin başladığını kabul etmiştir. Bu hususta yer verilen değerlendirmelerin ilgili kısmı şöyledir: "Kara Kuvvetleri Komutanı sanık [H.K.nin] emri ile 4 Şubat 1997 tarihinde Ankara İli Sincan ilçesinde Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığına ait tankların ani kararla önceden planlanan uygulamalı eğitimin öne alınması niteliğinde olmayan ve bir eğitim tatbikatı niteliğinde bulunmayan planlı olarak yürütülmemesinde ve bunun; 5 Şubat 1997 tarihli Sabah Gazetesinde 'TANKLAR SİNCAN DA' 'TANKLAR SİNCAN DAN GEÇTİ' 'TANK SESİ İLE UYANDIK' manşeti, 5 Şubat 1997 tarihli Hürriyet Gazetesinde 'TANK SESLERİ' 'OLAY İLÇE SİNCAN DA HEYECANLI SABAH', 'SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE TANKLARI GÖREN SİNCANLILAR DARBE OLDUĞUNU SANARAK BÜYÜK ŞAŞKINLIK YAŞADILAR' manşeti, 5 Şubat 1997 tarihli Posta Gazetesinde 'YÜREĞİMİZ AĞZIMIZDA', 'TÜRKİYE SARSILIYOR' 'ORDU İLK KEZ AÇIKÇA GÖZDAĞI VERDİ' 'ORDU GEÇERKEN SİNCAN A UĞRADI' manşetleri, 5 Şubat 1997 tarihli Radikal Gazetesinde, 'SİVİL DARBE BASKISI', 'ORDU, CUMHURBAŞKANI, MUHALEFET VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI HÜKÜMETİN MECLİS İÇİNDE DÜŞÜRMEK VE YENİ HÜKÜMET KURMAK İÇİN DEVREDE, TANKLAR SİNCAN DA, BAŞKAN FİRARDA', 'SİNCAN DA GÖVDE GÖSTERİSİ' manşeti, 5 Şubat 1997 tarihli Yeniyüzyıl Gazetesinde 'SİNCAN DA TANKLI UYARI' 'PANİĞE KAPILAN SİNCANLILAR GAZETE VE TELEVİZYONLARI ARAYARAK TANKLAR GELDİ NE OLUYOR, DARBEMİ YAPILDI DİYE SORDULAR', 'SİNCAN TANK SESİYLE UYANDI' manşetleri, 5 Şubat 1997 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde 'ORDUDAN DÖRT UYARI' 'SİNCAN DA TANKLI PROTESTO', 'HÜKÜMETİ DÜŞÜRME ÇAĞRISI' manşeti, 5 Şubat 1997 tarihli Milliyet Gazetesinde, 'SİNCAN MANEVRASI İKTİDARI SARSTI' 'REFAHYOL DAĞILIYORMU TARTIŞMASI BAŞLADI' 'SİLAHLI KUVVETLER SİNCAN DA' 'SİNCAN DAN ORDU GEÇTİ' manşeti, Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 5 Şubat 1997 tarihli Akşam Gazetesinde, 'TANKLAR RESMİ GEÇİT YAPTI', 'TANKLAR CADDEDE', 'SİNCAN DA TATBİKAT' 'SİNCAN DA TANK SESLERİ' başlığı ile verildiği askeri müdahele hazırlığı olarak değerlendirildiği, toplum tarafından hükümete karşı bir eylem olarak algılandığı başbakan, başbakan yardımcısı, bakanlar ve birçok milletvekilinin tankların ve zırhı araçların yürütülmesi olayını askeri müdahalenin habercisi olarak nitelendirdiği ve 54. Cumhuriyet Hukümetinin ortadan kaldırılmasına yönelik tehlike doğurmaya elverişli cebir ve şiddet içeren bir fiil olarak cebre yönelik iradenin varlığının ortaya konulduğu, bunun bir icra hareketi olduğu ve icra hareketinin 4 Şubat 1997 tarihinde başladığı mahkememizce kabul edilmiştir. Bu tarihten önce 23-24 Ocak 1997 tarihinde Gölcük'te yapılan 1997 tarihli Genel Kurmay Genel Sekreterliği tarihçesinde belirtilen Gölcük Donanma Komutanlığında resmi olarak yapılan Harp Oyunu seminerinin arasındaki periyotta herkesin hem fikir olduğu, ülkedeki laiklik ihlali konusunda herkesin kendi müşahadelerini söylediği, katılanların fikir ve görüşlerinin alındığı, katılanların hepsinin aynı teşhis üzerinde birleştikleri, 28 Şubat kararlarının merkezinin Gölcük te yapılan seminer ve toplantı olduğu, 28 Şubat ın bir reaksiyon olduğu, bu reaksiyonun da muhatabının hükümet olduğu yönündeki sanık [E.Ö.] ve Gölcük Donanma komutanı tanık [S.D.nin] beyanları ile bu toplantının hazırlık hareketi olup mülga 765 sayılı TCK.nın 171/2. maddesi ve 5237 sayılı TCK.nın 316. maddesinde tanımlanan gizli ittifak /suç için anlaşma suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. " 32.Mahkeme; gerekçeli kararın "Teşebbüs " ve "Suçun Tamamlanması " başlıklı bölümlerinde yaptığı değerlendirmelerde 765 sayılı mülga Kanun'un 147. maddesinde işlenen suçun tamamlanabilmesi için gerekli olan zararlı neticenin Hükûmetin istifası ile ortaya çıktığını ifade etmiştir. Ayrıca sanıklar müdafilerinin 5237 sayılı Kanun'un 312. maddesinin (1) numaralı fıkrasında eylemin tamamlanmış hâlinin suç olarak düzenlenmediğine ve kanunilik ve tipiklik ilkesi gereği yargılamaya konu eylemin cezalandırılamayacağına ilişkin savunmalarına da itibar etmemiştir. Bu husustaki değerlendirmeler şöyledir: "Eylemin tamamlanması ve maddi neticenin meydana gelmesi de olanaklıdır. Kanun koyucu 5237 sayılı TCK.nın 312/1. maddesinde cezalandırma bakımından teşebbüs halini tamamlanmış olarak kabul etmiş ise de, fiilin tamamlanması durumunda zarar suçu söz konusu olmaktadır. Ancak suçun tamamlanması durumunda cezalandırma olanağının kalmayacağı düşüncesiyle suçun bu yönü üzerinde durulmamaktadır. [(...)] Azı suç olanın çoğunun suç olmayacağını ileri sürmek eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu nedenle 765 sayılı TCK.nın 147. maddeye göre 'maddi veya manevi cebir' kullanarak, 5237 sayılı TCK 312/1. madde hükmüne göre ise 'cebir ve şiddet' kullanarak demokratik olmayan yöntemlerle Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs/Türkiye Cumhureyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren men etmek suçu tamamlanmış olacaktır. Askeri darbenin maddi cebir içerdiği tartışmasız bir gerçektir. Bu itibarla darbe sonrası suçun tamamlanması yani zarar suçuna dönüşmesinde de eylem suç olma vasfını korur. Anayasal düzenin öngördüğü demokratik teamüller dışında sistemin değiştirilip yeni bir düzen kurulması halinde, darbe yapanların, kendilerini hukuki yönden de takip edilmez kılmaya çalıştıkları bir vakıa olduğu gibi devlet kudretini kullanarak iktidarı ele geçirenleri yargılayamamak fiili bir durum oluştursa da eylemi suç olmaktan çıkarmayacaktır. Yargılama önündeki hukuki ve fiili engellerin kalkması halinde pekala yargılanmaları mümkündür. (Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 21.06.2016 tarih 2015/5829 esas ve 2016/4175 karar) Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 Bir kısım sanıklar müdafiinin 5237 sayılı TCK.nın 312/1. maddesinde tamamlanmış suçun, suç olarak düzenlenmediğini ve kanunilik ve tipiklik ilkesi gereği ceza verilemeyeceğini savunmuş iseler de 54. Cumhuriyet hükümetinin 18 Haziran 1997 tarihinde istifa ettirilmesi ile suçun tamamlandığı, soyut tehlike suçunun zarar suçuna dönüştüğü ve zararlı neticenin meydana geldiği ve sanıklar hakkında da kamu davası açılmış olması nedeniyle cezalandırma olanağı bulunduğu anlaşılmakla 312/1. maddesinin tamamlanmış suçun cezalandırmadığı savunmasına itibar edilmemiştir. (...) Somut olayda 54. Cumhuriyet hükümetinin normal demokratik usuller dışında sanıkların cebir ve şiddet içeren eylemleri ile hükümeti irtica, irticai eylemler yapan ve siyasal islam olarak kabul edip tehdit olarak değerlendirerek icra ettikleri hareketler ile zararlı netice olan hükümetin ortadan kaldırılması, ıskat ve menetme sonucunu doğuran başbakanın istifa ettirildiği, matematiksel olarak o tarihte mecliste bulunan diğer partilerin milletvekili sayısı itibariyle hükümet kurma ihtimallerinin olmadığı, mecliste çoğunluğu sağlayan ve daha önce güvenoyu almış DYP ve RP'nin hükümette yer almaksızın ve sadece yasama organında yer almalarının partilerin varoluş amaçlarına aykırı olduğu, bu nedenle istifa dilekçesinde kullanılan istifa kelimesi anlamının normal anlamının dışında değerlendirilmesi gerektiği, istifanın tehdit, maddi ve manevi zorlama cebir ve şiddet içeren ve bunun kullanıldığının ve kullanılacağının açıkça ifade eden hareketler ve eylem sonucu meydana geldiği anlaşılmış, suçun eksik veya tam teşebbüs aşamasında kalmayıp, illiyet bağı bulunup ve zararlı neticenin meydana gelmesi nedeniyle tamamlandığı mahkememizce kabul edilmiştir. 54. Hükümetin başbakanın istifa dilekçesi ile birlikte Tansu ÇİLLER başkanlığında kurulacak hükümete güvenoyu verecek milletvekillerinin imzalarını taşıyan belgeyi eklemesinin yeni durum karşısında milletin oylarını alıp yönetime talip olan partilerin siyasi tutumları niteliğinde olup suçun tamamlanmasına etkisinin bulunmadığı kabul edilmiştir. " 33.Mahkeme; gerekçeli kararın "İştirak " başlığı altında icra hareketlerinin bir bütün olarak değerlendirildiğini ve sanıkların ayrı ayrı eylemleri ile birlikte yöneldikleri Hükûmeti sona erdirme amacını gerçekleştirmeye çalıştıklarını belirtmiştir. Bu husustaki değerlendirmenin ilgili kısmı şöyledir: "...somut davamızda sanıklara yüklenen suçun niteliği ve işleniş şekli itibariyle; amaç suçu birlikte işlemeye yönelmiş icra hareketlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi zorunludur. Pek çok sanık bizzat işledikleri araç eylemlerle hep birlikte yöneldikleri amaç suçu gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Gerçekleşen ittifakın amacına uygun, aynı zamanda sanıkların görev ve konumlarıyla uyumlu bir iş bölümü; suçun niteliği ve işleniş şekli bakımından bir gerekliliktir. Bu nedenle amaç suç bakımından suçun işlenişine 765 sayılı TCK.nın 65/3 ve 5237 sayılı TCK.nın 39. maddelerinde düzenlenen iştirak hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Yüklenen amaç suçun işlenmesi bağlamında gerçekleştirilecek eylemlerin ayrı bir suç oluşturması halinde bu suçlara iştirak mümkündür. Ancak bu tür bir iştirakin mümkün olduğu araç suçlar, 765 sayılı TCK bakımından amaç suç içerisinde fikri içtimaya uğrayacağından ayrıca cezalandırılmayacaktır. Bu nedenlerden dolayı, amaç suçun icrasına yönelik faaliyetlerin içerisinde oldukları tespit edilen sanıklar arasında amaç suça gösterilen biçimde iştirak bakımından bir ayırıma gidilmeyip mahkememizce Yargıtay içtihatlarıda nazara alınarak 765 sayılı TCK.nın 64. maddesi gereğince asli fail olarak sorumlu tutulmuşlardır. Nitekim konu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.02.1992 tarih, 1991/364 esas ve 1992/23 sayılı ve 22.12.2009 tarih, 2009/93-308 sayılı kararlarında 765 sayılı TCK.nın 125. Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 maddesi bakımından tartışılmış ve aynı Kanunun 65/3. maddesinde düzenlenen iştirak hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. " 34.Mahkeme; gerekçeli kararın "Hükûmete Karşı Suçun Hukuki Değerlendirilmesi " başlığı altında 765 sayılı mülga Kanun'un 147. maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 312. maddesinin (1) numaralı fıkrasının aynı şekilde siyasal iktidarı temsil eden Bakanlar Kurulunun varlık, görev ve fonksiyonlarını korumak amacıyla düzenlendiğini belirtmiştir. Bu hususta şu değerlendirmeye yer verilmiştir: "765 sayılı TCK.nın 147. maddesi ve 5237 sayılı TCK.nın 312/1. maddesi ile tanımlanan suç ile Devletin yürütme gücünün icra organı olan hükûmet, bir bütün olarak varlığına ve fonksiyonlarına yönelen saldırılardan korunmak istenilmektedir. Gerçekten hükûmet, Devletin siyasal iktidarının yürütme organı olup, onun ele geçirilip yok edilmesi veya çalışmasının önlenmesi durumunda, Devletin varlık ve güvenliği ile Anayasal düzen büyük bir zarar görecektir. Bu önemi dolayısıyla, hükûmete yönelik eylemlerin ayrıca suç olarak düzenlenmesine gerek duyulmuştur. Suç, cebir ve şiddetle işlenebilen bağlı hareketli suç olarak öngörülmüştür. " 35.Mahkeme, "Cebir ve Şiddet Unsuruna İlişkin Değerlendirme " başlığı altında ise sanıkların eylemlerinde cebir ve şiddet unsurlarının bir arada bulunduğunu ifade etmiştir. Bu husustaki değerlendirmelerin ilgili kısmı şöyledir: "Dosya kapsamından, sanıkların Türk Silahlı Kuvvetlerinde mevcut olan ve başka bir birimde bulunmayan zorlayıcı, korkutucu, cebri gücü tankların yürütülmesi ile kullandıkları görülmektedir. Sanıklar Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik yapısı, görev ve yetki sınırları içerisinde kaldıkları sürece, anayasal ve yasal çerçevede kendilerine tevdi edilen iç güvenlik görevleri doğrultusunda meşru bir cebri kullanabilecek olan kimselerdir. Ancak, sanıklar Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik yapısında ve mensubu olmakla sahip oldukları silahlı güce ve kaynağını Anayasadan ve yasalardan almayan hukuka aykırı bir yetkiye dayanmak suretiyle meydana getirdikleri Batı Çalışma Grubu oluşumu ile fikir ve eylem birliği içinde hareket eden sanıklar ve haklarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Suçlar Bürosunun 2011/154446 soruşturma sırasında haklarında soruşturma devam eden diğer failler ile birlikte istifa etmek zorunda bırakılmak suretiyle icra organını cebren ıskata veya vazifeden men etme zararlı sonucunu meydana getirmişlerdir. Esasen yurt savunması ile görevli olan, sahip olduğu teşkilat, teçhizat ve personeliyle uluslararası alanda bile caydırıcı bir gücü bulunan, Devlet düzeni dışındaki suç örgütlerinden gelecek saldırılara karşı iç güvenlik kapsamında emniyet ve asayişi sağlamakla görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup sanıkların kullanabilecekleri cebre karşı, icra organının mukavemet edebilme imkân ve kabiliyeti bulunmamaktadır. Zira emniyet kuvvetlerini de etkisiz hale getirip sonuçta Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik imkânlarını kullanan sanıkların, amaç suçla öngörülen neticeyi elde etmek yolunda hiçbir maddi engelle karşılaşmayacakları açıktır. Bu kapsamda; sanıklara yüklenen eylemin kanıtlanan şekliyle 765 sayılı TCK nın 147. ve 5237 sayılı TCK nın 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturduğu neticesine varılmış, eylemlerinin neticeyi oluşturmaya elverişli olmadığı ve cebir/şiddet içermediğine ve hükûmetin kendisinin rızası ile istifa ettiğine ilişkin olarak ileri sürülen savunmalara itibar edilmemiştir. " 36.Mahkeme; gerekçeli kararın "14 Mart 1997 Tarihli Başbakanlık Direktifi " başlıklı bölümünde yaptığı değerlendirmelerde Direktif'in MGK Genel Sekreterliğine bilgi Başvuru Numarası : 2021/31595 Karar Tarihi : 19/7/2023 için gönderildiğini, Direktif ile Dışişleri Bakanlığı ve başbakan yardımcısı, devlet bakanlıkları ve bakanlıklar dışında hiç kimseye görev verilmediğini belirlemiştir. Mahkemenin bu husustaki değerlendirmeleri şöyledir: "Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından 14 Mart 1997 tarihinde konu kısmı boş