2. Ceza Dairesi 2023/1183 E. , 2024/12747 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260…
**2. Ceza Dairesi 2023/1183 E. , 2024/12747 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/742 Esas, 2022/846 Karar sayılı ilâmı ile sanığın mağdura yönelik aracının arızalandığı, bu nedenle tamir için aletlere ihtiyacı olduğu yalanını söyleyerek, mağdurdan kapının önünde açık alanda malzemeleri alıp gitmesi şeklindeki eylemini TCK’nın 141/1. maddesi kapsamında kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının da onama talep ettiği bu kararla ilgili olarak dairemiz üyelerinin çoğunluğu da eylemin basit nitelikte hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul ederek ilk derece mahkemesi ilâmının onanmasına karar vermiştir. Çoğunluğun suç vasfına yönelik bu kabûlüne tarafımızca katılınmamıştır. Şöyle ki; Eylemin oluş şekli mahkemece ve dairemizce aynı şekilde kabul edildiği olayda, sanık mağdurun kapısını çalarak aracının bozulduğunu söyleyerek mağdurdan yardım için çeşitli malzemeleri istemiş ve mağdurun evin içerisinde muhafazalı şekilde bina içerisinde sakladığı eşyalarını çıkarıp kapı önünde açık alanda teslim etmesini sağlamıştır. Sanık daha sonra malzemeleri alarak olay yerinden ayrılmıştır. Sanığın amacı baştan itibaren mağdurun bina içerisindeki sakladığı malzemeleri alıp gitmektir. Hukuk mağdurun iradesini yanıltan yalanı, hileyi, mizanseni ve benzeri davranışları korumamalıdır. Sanık söylediği yalanlarla mağdurun bina içerisine sakladığı eşyalarını açık alana çıkararak almak suretiyle birçok problemden kendini kurtarmıştır; mağdurun evine girmesi halinde daha ağır bir hırsızlık suçunu işlemesi, mağdurun evde bulunması ve direnmesi halinde gasp olasılığını, mağdurun fark etmesi hâlinde kovalayıp yakalaması ya da polise haber vermesi ihtimallerini bu hilesiyle ortadan kaldırmıştır. Ceza Genel Kurulunun 2012/13-194 Esas, 2012/243 Karar No.lu ilâmında da ortaya konulduğu üzere sanığın baştan itibaren hırsızlık kastı ile hareket ettiği, denemek amacıyla müştekinin satışa çıkardığı aracının anahtarını alıp bir daha geri getirmediği olayda, mağdurun rızasıyla anahtarını teslim etmesi eylemini TCK’nın 141/1. maddesi kapsamında kaldığını kabul etmemiş, bilakis eylemin mağdurun anahtarını “özgür iradesiyle teslim etmemiş olması nedeniyle” haksız anahtar elde etmek suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğunu dolayısıyla TCK’nın 142/2-d maddesinden cezalandırılması gerektiğine karar vermiştir. Olayımızda da sanığın eylemini benzer şekilde, mağdurun evinde muhafaza ettiği, saklı hâldeki eşyasını hileli vasıtalarla açık alanda teslimini sağlamak suretiyle gerçekleştirdiği sabittir. Dolayısıyla sanığın baştan itibaren muhafazalı alandan açık alana çıkararak mağdurdan daha kolay şekilde eşyasını hırsızlamak amacıyla hareket ettiği olayda hukukun sanıkların kötü niyet taşıyan bu amaçlarına hizmet etmemesi gerekir. Mağdurun hileli söz ve eylemlerle fesada uğrayan iradesinden önceki malını koruma şekline göre bu ve buna benzer diğer tüm eylemlerde sanıkların durumlarının değerlendirilmesi gerekir. Olayımızda da mağdur iradesi yanıltılmadan önce eşyasını evinde koruma altına almıştır. Bu nedenle eylem TCK’nın 142/2-h maddesine uygun suçu oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.