TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/04/2024 NUMARASI : 2022/35 Esas, 2024/282 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 28/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1297 KARAR NO : 2025/1371 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/04/2024 NUMARASI : 2022/35 Esas, 2024/282 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 28/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davacının Hatay/Dörtyol ilçesinde hazır giyim mağazası işletmekte olduğunu, okul kıyafetlerinin temini hususunda ... Endüstri Meslek Lisesi ile anlaşma yaptığını, bu anlaşmaya binaen söz konusu okul kıyafetlerinin belirtilen şartlarda hem kumaşlarının sağlanması hem de dikimi konusunda davalı ile sözleşme yaparak gönderilen numuneye uygun olacak şekilde dava konusu ürünleri davalı şirkete sipariş ettiğini, sözleşme bedeli olan 31.400,00 TL'yi davalı şirkete bir kısmını çekle bir kısmını ise nakit olarak ödediğini, davalı firmanın yapılan sözleşmeye aykırı hareket ederek, özensizce hazırlanmış ve numuneye uygun olmayan ürünler gönderdiğini, gönderilen ürünlerde kalıp ve dikiş hatalarının, model değişikliğine sebep olan hataların bulunduğunu, ayrıca sözleşmede 350 adet gönderileceği belirtilmesine rağmen 252 adet takım gönderildiğini, ürünlerin tam fatura edildiğini, davacıya gelen ürünleri anlaşma yaptığı ... Endüstri Meslek Lisesine sunduğunu, ancak Okul Aile Birliğinin ayıplı olduğundan bahisle ürünleri iade ettiğini, Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/4 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu ile ürünlerin dikişlerinin şahit numuneye göre farklı ve özensiz olduğu, kalıp ölçülerinin olması gereken beden numaralarından farklı olduğu, genel görüntü itibariyle isimliklerin farklı farklı yerlerde bulunduğu, incelenen ürünlerin şekil itibari ile birbirinden farklı olduğunun tespit edildiğini belirterek, sözleşmenin feshi ile davalıya yapılan ödemenin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL'sinin faizi ile tahsiline ve ürünlerin davalıya iadesine karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili davasını 16.07.2018 tarihinde ıslah ederek dava değerini 31.400,00 TL'ye çıkartmıştır. Davalı vekili, davacı tarafça Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/4 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bilirkişi incelemesine tabi tutulan ürünlerin davalı şirkete ait olup olmadığının bilinmediğini, davacı tarafın, ürünlerin tesliminden bir ay gibi bir süre geçtikten sonra, ürünlerde hatalar var diyerek tespit talep ettiğini, talep tarihinin 13/03/2015 olduğunu, ürünlerde gizli ayıbın olmadığını, muayene ve derhal ihbar edilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, ürün bedellerinin nakit ve çek olarak ödendiğini, eğer ürünlerde gerçekten ayıp var ise derhal iade edilip değiştirilmesinin talep edilmesi gerektiğini, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmediğini, müvekkilinin numune ürün göndermediğini, bilirkişi incelemesinde şahit numune olarak kabul edilen ürünü ve torbadan çıkan farklı farklı ürünlerin kime ait olduğunu bilmediklerini, kaç adet ürün incelendiğine ve tespit isteyenin zararının ne kadar olduğuna dair bilirkişi raporunda açıklama olmadığını, bu nedenle tespite ve rapora itiraz ettiklerini, iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesi için her şeyden önce ayıbın önemli bir ayıp olması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından teslim edilen ürünlerin teslim tarihi üzerinden aylar geçtikten sonra ve ayıplı ürün teslimi yönünden muayene ve ihbar külfetine uyulmadan, eksik ürün gönderildiği bildirilmeden tek taraflı olarak ve müvekkilinin gönderdiği ürünler olup olmadığı dahi belli olmayan ürünler üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak dava açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve uyumlu nitelikteki Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan tespit sonucunda alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında, üretilen giysilerin birbirleri ile dahi uyum içerisinde olmadığı, dolayısıyla ayıplı olduğu, ayıbın niteliği büyük olmakla birlikte açık ayıp niteliğinde bulunduğu, TBK'nın 474.maddesi uyarınca eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, ancak her ne kadar malların teslim tarihi fatura ve sevk irsaliyesi sunulmadığından tespit edilememiş ise de davacı tarafça yaptırılan tespit sırasında alınan bilirkişi raporunun 05/05/2015 tarihli olmasına rağmen, eldeki davanın yaklaşık bir yıl sonra açıldığı, davacı tarafça dava tarihine kadar davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunun ispat edilmediği, bu hali ile davacının TBK'nın 477/2.madde ve fıkrası dikkate alındığında gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ettiği ve ürünleri ayıplı hali ile kabul etmiş sayılması gerektiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili mahkeme kararı istinaf etmiştir. Dairemiz tarafından yapılan 2019/807 Esas ve 2021/2395 karar sayılı ilamı ile, ".... Davacı tarafından telefon ve whatsapp kayıtları ile ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığı ileri sürülmesine rağmen, bu kayıtlara ilişkin dosyaya delil sunulmamıştır. Davacı taraf Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/4 değişik iş dosyası üzerinden tespit talebinde bulunmuş, bilirkişi tarafından 13.03.2015 tarihinde rapor düzenlenmiştir. Eser sözleşmesine konu takımların sayısı ve bilirkişi tarafından tespit edilen ayıpların açık ayıp oluşu, son teslim tarihi ile tesbit tarihi arasındaki süre göz önüne alındığında, iş sahibi tarafından ayıp ihbarının TBK'nın 474/1.maddesinde belirtilen uygun süre içerisinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. İş sahibi süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığından TBK'nın 477/2.maddesi gereğince eseri ayıplı haliyle kabul etmiş sayılmalıdır. Mahkemece bu yönde yapılan değerlendirme yerinde olmuştur. Öte yandan, davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin sözleşme gereğince 350 takım ürün teslim etmesi gerekirken, 252 takım ürün teslim ettiğini, ileri sürmektedir. Eser sözleşmesinde işin yapılıp teslim edildiğini ispat yükü yüklenicidedir. Yüklenici, sözleşme gereği üstlendiği işin tamamını bitirip iş sahibine teslim ettiğini yasal delillerle ispatlamak zorundadır. Ancak, mahkemece, yüklenici tarafından iş sahibine kaç takım ürün teslim edildiği yönünde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu durumda, yükleniciden teslime ilişkin delilleri sorulmak suretiyle teslim hususu araştırılıp, yüklenicinin iş sahibine kaç takım ürün teslim ettiği belirlenip, daha fazla ürün teslim edildiğinin ispatlanması halinde belirlenecek miktar üzerinden, aksi halde iş sahibi tarafından kabul edilen 252 adet üzerinden gerekli hesaplamalar yaptırılarak, davacı iş sahibinin bir alacağı bulunup bulunmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı sonrasında yargılama yapılmıştır. Mahkeme, davalı yüklenicinin sözleşme gereğince 350 takım ürün teslim etmesi gerekirken, 252 takım ürün teslim ettiğini ileri sürdüğü, eser sözleşmesinde işin yapılıp teslim edildiğinin ispat yükünün davalı olan yüklenici üzerinde olduğu, yüklenici olan davalı şirketin sözleşme gereği üstlendiği işi tamamen bitirip iş sahibine teslim ettiğini yasal delillerle ispatlamak zorunda olduğu, mahkememizce yüklenici olan davalıya iş sahibine kaç takım ürün teslim ettiğine dair delillerini sunması için kaldırma ilamı doğrultusunda süre verildiği, bunun üzerine davalı olan yüklenici tarafından teslime ilişkin fatura ve kargo fişinin dosyaya sunulduğu, dosyaya sunulan yeni evraklar da incelenmek suretiyle kaldırma ilamı doğrultusunda alınan 02/05/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alındığı, bu doğrultuda teknik bilirkişinin eldeki tek veri olan kargo fişi üzerinde bulunan ağırlık miktarı üzerinden hesaplama yaptığı, somut olaydaki tespit ve piyasadaki yaklaşık tekstil ürünleri ağırlıkları değerlendirildiğinde kargo ile gönderimi yapılan 390 kg. ürün ağırlığının tarafların aralarında anlaştığı 350 adet seti karşılamadığı, davacının 252 takım tesliminin gerçekleştiği iddiası ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda davalı tarafından davacıya kargo yoluyla 252 takımın teslim edildiği benimsenmekle davacının 8.256,00-TL ürünlerden, 404,00-TL ise cari hesaptan kaynaklanmak üzere toplam 8.660,00-TL fazla ödemenin ortaya çıkmış olacağı, hesap edilen bu fazla ödemenin 30/04/2015 tarihli çek ödemesi ile ortaya çıktığı anlaşılmakla sebepsiz zenginleşme hükümlerine uygun olarak bu tarihten itibaren 3095 Sayılı Kanun 2/2 hükmüne göre artan ve azalan oranlarda avans faizi uygulanmak sureti ile açılan davanın kısmen kabulüne kabulü ile, 8.660,00 TL davalıdan tahsiline karar vermiştir. Davacı vekili istinafında, bilirkişi raporu ile davalı yüklenici tarafından 252 ürün teslim edildiği ispat edildiğini, davalının teslim ettiği ürünler özensizce hazırlandığını, numuneye uygun olmayan ürünler gönderildiğini, ürünlerde kalıp ve dikiş hatalı bulunduğunu, kumaş örneğinin modeli ile gönderilen ürünlerin kumaşının farklı çıktığını, davacı tarafından yapılan ödemeler davalı ticari defterlerinde bulunduğu, ticari defteler kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiği, ürünlerdeki ayıplar nedeniyle Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/4 değişik iş dosyasında tespit yapıldığını, yapılan tespit ayıp ihbarı olarak kabulü gerektiği, mahkemece ayıplı ürünler yönünden davanın reddine karar vermesi hatalı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, taraflar arasındaki anlaşma gereğince ürünler 16.02.2015 tarihinde ... kargo isimli kargo şirketinin ... sayılı faturası ile adrese teslim olarak gönderildiğini, fatura incelendiğinde 6 koli ve 390 kg ağırlığında olduğu, gönderilen ürünler 350 adet Mont, 350 adet Pantalon ve 350 adet Tişört ağırlığının 390 kilo olduğu anlaşıldığı, bilirkişi tarafından yanlış hesaplama yapıldığını, davacı 252 adet ürün geldiği yönelik şahit ile tutanak düzenlenmiş ancak şahit olarak ismi geçen ...'in tutanakta imzası bulunmadığını, bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerin her bir numuneyi tartmadan, tamamen tahmine dayalı olarak rapor tanzim ettiğini, ürünler teslim edildiğinden, mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar vermiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında 350 takım mont, pantalon, tişörtten oluşan okul forması imali konusunda anlaşmaya varıldığı çekişmesizdir. Davacı iş sahibi 350 yerine 252 takım gönderildiğini ve takımların ayıplı olduğunu ileri sürerek eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamındaki delillerden yüklenici tarafından ürünlerin 14.02.2015 tarihinde sevk edilip en son 20.02.2015 tarihinde teslimatın yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından telefon ve whatsapp kayıtları ile ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığı ileri sürülmesine rağmen, bu kayıtlara ilişkin dosyaya delil sunulmamıştır. Davacı taraf Dörtyol Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/4 değişik iş dosyası üzerinden tespit talebinde bulunmuş, bilirkişi tarafından 13.03.2015 tarihinde rapor düzenlenmiştir. Eser sözleşmesine konu takımların sayısı ve bilirkişi tarafından tespit edilen ayıpların açık ayıp oluşu, son teslim tarihi ile tesbit tarihi arasındaki süre göz önüne alındığında, iş sahibi tarafından ayıp ihbarının TBK'nın 474/1.maddesinde belirtilen uygun süre içerisinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. İş sahibi süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığından TBK'nın 477/2.maddesi gereğince eseri ayıplı haliyle kabul etmiş sayılmalıdır. Mahkemece bu yönde yapılan değerlendirme yerinde olmuştur. Davalı yüklenicinin sözleşme gereğince 350 takım ürün teslim etmesi gerekirken, 252 takım ürün teslim ettiği ileri sürülmüş, dairemiz tarafından yapılan kaldırma kararı doğrultusunda davalı yükleniciden teslime ilişkin belgeler sunulması istenilmiştir. Davalı yüklenici tarafından ürünlerin ... Kargo şirketi üzerinden gönderildiğini ve gönderime ilişkin fatura ibraz edilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Eser sözleşmesi gereğince davalı yüklenici edimi yerine getirdiğini ve ürünleri teslim ettiğini ispat etmesi gerekmektedir. Dava dosyasına sunulan ... Kargo faturası sadece bir kısım ürünlerin kargo ile davacı iş sahibine teslim edildiğini ispat ettiği ancak adet itibariyle teslim edilen ürün miktarını ispat etmeye yeterli değildir. Davalı tacir olup, edimleri fatura ve düzenlenecek sevk irsaliyesi ile teslim etmesi gerekmektedir. Ancak davalı tarafından taraflar arasındaki eser sözleşmesi itibariyle kaç adet ürün teslim edildiği hususu ispat edilememiştir. Tüm dosya kapsamı itibariyle, davalı 252 parça ürün dışında eser sözleşmesi kapsamında ürünleri teslim ettiğini ispat edememiştir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda 8.660,00 TL fazla ödeme bedelin tahsiline yönelik kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2024 tarih ve 2022/35 Esas, 2024/282 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 591,56 TL'nin mahsubu ile bakiye 23,84 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 591,56 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 163,96 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.