10. Hukuk Dairesi 2024/406 E. , 2024/1784 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/32 E., 2023/293 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 01.09.2020 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar veri…
**10. Hukuk Dairesi 2024/406 E. , 2024/1784 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/32 E., 2023/293 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 01.09.2020 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, davacının 02.02.1999 tarihinde ikamet tezkeresi olmadan pasaport ile isteğe bağlı Bağ-Kur kaydını yaptırdığını, 31.03.2014 tarihine kadar primlerini düzenli olarak ödediğini ve yaşlılık aylığı bağlanması için 20.08.2020 tarihinde Kuruma başvuru yaptığını, Kurum tarafından ikamet tarihlerine göre hizmet sürelerinin yeniden düzenlendiği ve şartları yerine getirmediğinden davacının tahsis talebinin reddedildiğini, bunun üzerine Kuruma itiraz edildiğini ancak Kurumun itirazlarını reddettiğini, Kurumun tahsil edilen primlerden uzun süre yararlandıktan ve yıllarca kendisini sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra kendi hatasını farkedip sigortalılık süresini indirmesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını, Kurum işleminin iptali ile davacıya 01.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 01.09.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, 1479 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde Türkiye’de ikamet eden yabancı uyrukluların talepleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabileceklerinin düzenlendiğini, burada ikamet şartının yer alması nedeniyle müvekkili Kurumun, İl Göç İdaresi Müdürlüğünden davacının Türkiye’de ikamet izni verilen sürelerini istediğini, her ne kadar davacının 02.02.1999 tarihinden 31.03.2014 tarihine kadar primlerini düzenli olarak ödemiş ise de İl Göç İdaresi Müdürlüğünün bildirdiği ikamet tarihlerine göre sigortalılık sürelerinin yeniden belirlendiğini, tahsis talep tarihinde 5400 gün şartını yerine getirmediğinden talebinin reddedildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli, 2021718 Esas, 2021/124 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.09.2020 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline, davacıya ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesindeki 3 aylık yasal süre dikkate alınarak 01.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli, 2021/1314 Esas, 2022/747 Karar sayılı kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 22.09.2022 tarihli ve 2022/8367 E. 2022/11095 K. sayılı ilamında; Kurum kayıtlarının incelenmesinde, davacının 02.02.1999 tarihinde sigortalılığının başlatıldığı, davacının primlerini düzenli ödediği, ancak İl Göç İdaresi yazısına göre prim sürelerinin düşürüldüğü, Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılık giriş bildirgesinde ... Mahallesi Osmangazi/Bursa adresinin muhtarlık tarafından onaylandığı, ancak davacının hangi süreler arasında ... Mahallesi'nde ikamet ettiğinin belirtilmediği, bunun davacının uyuşmazlık konusu dönemde Kanun'da aranan ikamet şartını sağladığına karine oluşturmayacağı dikkate alınarak, davacının uyuşmazlık konusu dönemde ikamet şartının devam edip etmediğinin su, elektrik ve telefon abonelikleri, kira sözleşmeleri vs. deliller ile ispat edilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı vekilince sunulan evlilik tutanağı, tapu kayıtları ve diploma örnekleri uyarınca davacının eşinin 1999 yılında ülke sınırları içerisinde taşınmaz edindiği, davacının çocuklarının uyuşmazlık konusu dönemde ülke sınırları içerisinde eğitim gördükleri, tanık ...'in anlatımlarıyla sabit olduğu üzere davacının 2000 yılından itibaren ülkemizde ikamet ettiğine şahitlik ettiği nazara alınarak yasada aranan ikamet koşulunun davacı yanca karşılandığı, 02.02.1999 ile 02.01.2005 tarihleri arasında aralıksız olarak isteğe bağlı sigorta kapsamında prim ödediği anlaşılan 20.03.1962 doğumlu davacının yaşlılık aylığı talep tarihi olan 20.08.2020 tarihi itibariyle 58 yaş ve 5400 gün prim ödeme koşulunu da yerine getirdiği değerlendirilmekle davanın kabulüne, davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.09.2020 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline, davacıya ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesindeki 3 aylık yasal süre dikkate alınarak 01.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya 01.09.2020 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 79, geçici 10 uncu, 5510 sayılı Kanun'un 50 nci maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.