12. Ceza Dairesi 2020/11702 E. , 2024/7099 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/79 E. 2015/323 K. SUÇLAR : Taksirle öldürme, Görevi kötüye kullanma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet- Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Katılanlar vekilinin sanık ...'nun taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz istemi yönünden; vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunan katılanlar vekili tarafından süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, 19.09.2024 tarihl…
**12. Ceza Dairesi 2020/11702 E. , 2024/7099 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/79 E. 2015/323 K. SUÇLAR : Taksirle öldürme, Görevi kötüye kullanma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet- Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Katılanlar vekilinin sanık ...'nun taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz istemi yönünden; vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunan katılanlar vekili tarafından süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, 19.09.2024 tarihli dilekçe ile sanık ...'nun mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik şikayetlerinden ve temyiz isteminden feragat ettiklerini bildirdikleri anlaşılmıştır. Katılanlar vekilinin sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükmüne, sanık ... müdafinin mahkûmiyetine ilişkin hükme, o yer Cumhuriyet savcısının ise sanık ... hakkında verilen düşme hükmüne yönelik temyiz istemleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin sanık ... müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafinin süresi geçtikten sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 73.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete açıkça aykırı olduğuna, diğer tarafta 02.11.1985 tarih ve 18916 Mükerrer Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Planlı Alanlar Yönetmeliğinin 57. Maddesinde ruhsat talebi için istenen evraklar içerisinde zemin etüdü istenmediğine, bu şartın, 1999 yılında meydana gelen Gölcük Depreminden sonra gündeme gelmiş ve 02.09.1999 tarih ve 23804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tip İmar Yönetmeliğinin 34.maddesi ile mevzuata girmiş olduğuna, bu kapsamda 31.01.2000 tarih ve 2023 sayılı Genelge ile de zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplarının uzman inşaat mühendislerine hesaplatılması hükme bağlandığına, müvekkilinin bu konularda uzman olmadığına, ... Apartmanının projesi çizilirken bina doğu tarafında Alkanat Caddesine sıfır konumda yerleştirilmiş ve binanın arka tarafı yani batısında 185 m2 boş arsa bırakılmış olduğuna, tapu alanının toplamı 410 metrekare olup bunun 225 m2 binanın oturumu için kullanıldığına, binanın 1987 yılında bitirilmiş olup bu aşamadan sonra müvekkilinin işinin bitmiş olduğuna, bundan sonra binanın arka tarafında kalan boş arsaya mülk sahiplerine ek yapı yapılmış olduğuna, daha sonra müvekkil tarafça yapılan binanın zemin katındaki küçük dükkanların bütün duvarları kaldırılmış ve kulüp olarak kullanılmaya başlanmış olduğuna, bu şekilde zayıf kat oluşturulmuş ve dolayısıyla ilave yük getirilmiş ve statik durumunun bozulmuş olduğuna, bu hususlar kararda göz ardı edilmiş olduğuna, ölenlerden ..., ..., , ... ile ...'ın Bakay Aparmanında vefat etmemiş olduğuna, bu konuda mahkemece yeterli araştırma yapılmadan bu kişilerin ölümünden müvekkilin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine, sanıklara hapis cezası vetilmesi gerekirken, takdiri indirim uygulanması ve para cezası verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir. C. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; "...Söz konusu dava dosyasında sanık ...'ın üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunun vasfının değişerek adı geçen sanığın üzerine atılı suçun görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağından bahisle hakkında 765 sayılı yasanın 228/1, TCK 102/4, 104/2 maddeleri gereğince CMK'nın 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmiştir. Bu karar usul ve yasaya uygun değildir zira; gerek soruşturma aşamasında gerek kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; deprem sonucu yıkılan ... Apartmanı ile ilgili olarak Belediye görevlisi olan sanığın binanın standartlara uygun bir şekilde imar edilmesinde müesser oldukları, bu nedenle kusur oranında sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle Mahkemenin meydana gelen ölüm olayı ile adı geçen sanığın yapmış olduğu işlemler arasında nedensellik bağının bulunmadığı görüşüne iştirak etmek mümkün değildir. Suçun vasfı da değişmemiştir. Belediye görevlisi olan sanığın üzerine düşen dikkat ve özen yükümlüğünü yerine getirmeyerek meydana gelen ölümler nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 22/5 maddeleri gereğince kusuru oranında 5237 sayılı TCK'nın 85/2 maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği değerlendirilmiştir.2-Mahkemenin kabulü halinde de sanık ... hakkında mahkumiyet, diğer sanık ... hakkında ise CMK 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmesine karşın söz konusu kararda yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemenin kabulü halinde 5271 sayılı yasanın 325/1 maddesi gereğince sanık ...'ın kendisinin sebep olduğu yargılama giderleri düşüldükten sonra geri kalan tüm yargılama giderlerinin mahkum olan tek sanık ...'na yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle dosya kapsamındaki yargılama giderlerinin toplanarak sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir..." gerekçelerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 1902 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Memurlar Lokali ve Babi Bilardo isimli işyerlerinin de içinde bulunduğu ... apartmanın yıkılması ve çökmesi sonucu 39 kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, sanık ...'nun yıkılan binanın fenni mesulü olduğu, sanık ...'ın ruhsat tarihi olan 19.10.1986 tarihinde görevli fen işleri memuru olduğu ve hakkında soruşturma izni alındığı, yapı sahibi ve aynı zamanda müteahhidi olan ...’ın deprem nedeniyle öldüğü olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Haziran 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 15.10.1986 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi, 19.10.1986 tarihli yapı ruhsatı ve 04.03.1987 tarihli yapı kullanma istek dilekçesi, dosya kapsamında elde edilen yazışmalar ve tapu senetlerinden binanın 1986-1987 yıllarında yapıldığının belirlendiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, 1 zemin ve 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, ... Apartmanına ait yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi dilekçesinin olduğu, yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı, 19.10.1986 tarihli Yapı Ruhsatına göre bina toplam 3 kattan oluştuğu, mimari projeden binanın zemin ve 2 normal olmak üzere toplam 3 kattan oluştuğu ve yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari proje ile uyumlu olduğu, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, ön inceleme raporu rölevesi ile proje verilerine göre zemin kat kolon sayısı, boyutları, V donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı irilikte agregalar olduğu, binaya ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 10.93N/mm2 olarak elde edilmiş olduğu, ayrıca, karot dayanımları arasındaki değişim aralığı 8.12-14.40N/mm2 olduğu, bu da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, elde edilen bu değerin, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'dan daha düşük olduğunun tespit edildiği, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda tekil temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde yüzünün yetersiz olduğu, yine sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde yüzünün yetersiz olduğunun belirlendiği, bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, sonuç olarak söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 30.07.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; "...Soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklere bilirkişi kurulumuzca itibar edildiği, dava konusu binanın yapı ruhsatı ve yapı oturma izni almış resmi nitelik kazanmış bir yapı olduğu, resmi olarak 1986 yılında inşaatına başlanıp deprem tarihinde 1987 yılında tamamlandığı, ...'nun yıkılan binanın fenni mesulü olarak binayı tamamlayıp, yapı oturma izni kağıdını aldığı, ancak bu belgenin statik deprem güvenliği açısından fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirdiğini gösteren bir delil olmadığı, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sonuç olarak somut olayda sanığın taksirinin bulunduğu, sanıklardan ...'ın (vefat) söz konusu binanın sahip ve müteahhidi olarak yapımdan sorumlu oldukları halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle ve belediyeye bilgi vermeyip gerekli işlemleri ve dökümanları sunmadan (kaçak olarak) zemin katta genişletme yaparak ve üste de bir kat ekleyerek, binanın yıkılmasına neden olan fazladan imalat ve hatalardan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, ancak yıkılan binanın sanık ve sanığın aile efradı tarafından kullanılmakta olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sanığın imalatında gerekli dikkat ve özeni göstermediği binanın yıkılabileceğini öngörmediği sonucuna varılması gerektiği, dolayısıyla bina sahibi olan sanığın binanın yıkılmasından dolayı bilinçsiz taksirinin varlığından bahsetmek gerektiği, imar mevzuatına göre belediyelerin ilgili tarihte inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin 1580 sayılı Belediye Kanunu 15 madde 79 bendinde 'imar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında; Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak' olarak belirtilmekte, ancak gerek dosya içeriği, gerekse KTÜ raporundan anlaşılacağı üzere somut olayda ... apartmanı için statik hesap raporu ve tesisat projesi olmadığı halde yapı ruhsatı verilmesini sağlayan belediye görevlilerinin (... veya ..., ...., ..., ... ve ... (İsimler Erciş Belediyesi tarafından netleştirilmeli) görevi kötüye kullandıkları, aynı zamanda statik hesap ve raporu olmadan ruhsat vermek suretiyle binanın standartlara uygun bir şekilde imal edilmemesinde müessir oldukları bu nedenle meydana gelen ölümler taksirli bakımından sorumluluklarının bulunduğu..." şeklinde görüş bildirilmesi üzerine, Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 73.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Katılanlar vekilinin sanık ...'nun taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunan katılanlar vekili tarafından süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, 19.09.2024 tarihli dilekçe ile sanık ...'nun mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik şikayetlerinden ve temyiz isteminden feragat ettiklerini bildirdikleri anlaşılmakla; katılanlar vekilinin sanık ...'nun mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz istemi yönünden dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B-Katılanlar vekilinin sanık ... hakkında verilen düşme hükmüne, sanık ... müdafinin mahkûmiyetine ilişkin hükme, o yer Cumhuriyet savcısının ise sanık ... hakkında verilen düşme hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 1.Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükmüne yönelik, katılanlar vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmeliğe tabi olduğu, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, ön inceleme raporu rölevesi ile proje verilerine göre zemin kat kolon sayısı, boyutları, V donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı irilikte agregalar olduğu, binaya ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 10.93N/mm2 olarak elde edilmiş olduğu, ayrıca, karot dayanımları arasındaki değişim aralığı 8.12-14.40N/mm2 olduğu, bu da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, elde edilen bu değerin, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'dan daha düşük olduğunun tespit edildiği, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda tekil temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde yüzünün yetersiz olduğu, yine sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde yüzünün yetersiz olduğunun belirlendiği ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı, Ruhsat tarihi olan 19.10.1986 tarihinde görevli ve yapı ruhsatında imzası bulunan fen işleri memurunun sanık ... olduğu, binanın sahibi ve müteahhidi tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporları olmadan yapı ruhsatı verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. Maddesindeki, “ Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmü ile aynı Kanunun 29. ve 30.maddelerindeki; "Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır..." hükümlerine aykırı davrandığı; yapı kullanma izni bulunan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve statik hesap raporları olmadan binaya ruhsat verilmesi sonucu binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanık ...'ın objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmasına rağmen, İmar Kanununa, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandığı, üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili olduğu, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanığın eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanık ... hakkında düşme kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılanlar vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 2-Sanık ...'nun taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; a-Depremde yıkılan ve 2.derecede deprem bölgesinde bulunan ... apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; binada kullanılan betonun 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğindeki B160 sınıf beton için öngördüğü minimum dayanım kriterlerini sağlamadığı, ön inceleme raporu rölevesi ile proje verilerine göre zemin kat kolon sayısı, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı irilikte agregalar olduğu, bina taşıyıcı elemanların donatı detaylandırılmasında yetersizlikler olduğu, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; buna göre sanık ...'nun yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezasında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, b-5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nun çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, c-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin mahkûmiyetine karar verilen her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık ... müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanık ...'nun kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde karar verildi.